Anonim Şirket – Kar Payının Dağıtılmaması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi         
E: 2014/14684, K:2015/1919,T: 13.02.2015

DAVA: Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/04/2014 tarih ve 2013/107-2014/379 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortakları olduklarını, davalı şirketin 06.02.2013 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan ve müvekkillerince muhalefet şerhi konulan kararların, Türk Ticaret Kanunu, şirket anasözleşmesi ve dürüstlük kurallarına aykırı olduklarını ileri sürerek, söz konusu genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iptali istenilen genel kurul kararlarının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen genel kurul kararlarının iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. 

KARAR: 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, anonim şirketlerde genel kurul kararlarının, yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, 6102 sayılı TTK’nın 446. maddesi uyarınca toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin gerekmesine, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamasına, Dairemizin yerleşmiş kararlarında, oylama öncesi peşin muhalefetin olmayacağının istikrarlı bir şekilde kabul edilmesine, davacıların iptalini istedikleri 06.02.2013 tarihli genel kurulda, yalnızca kar payının dağıtılmamasına ilişkin 8 nolu karara usulüne uygun biçimde muhalefet şerhi koymalarına, bunun dışındaki kararlar yönünden ise açıklanan biçimde bir muhalefet şerhinin bulunmamasına, bu durumda kar payının dağıtılmamasına ilişkin 8 nolu karar dışındaki kararlar yönünden davanın açıklanan nedenle reddi gerekirken esasa ilişkin nedenlerle reddi doğru olmamış ise de söz konusu maddeler yönünden sonucu itibariyle hükmün doğru görülmesine göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Davalı anonim şirketin 06.02.2013 tarihli genel kurul toplantısının 8. maddesi görüşmeleri sonucunda karın şirket bünyesinde bırakılmasına karar verilmiştir. 
Her ticaret ortaklığı gibi anonim ortaklığın da nihai amacı kar elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Bu amaç, anonim ortaklığı, çeşitli kanunlardaki kişi birliklerinden ayıran, “müşterek gaye” kıstasından ve “ortaklık” kavramından doğar. Başka bir deyişle, anonim şirket kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulur ve kâr elde etmek ve paylaştırmak nihai amacını elde etmek hedefine yönelir. Ortaklığın bütün organları bu nihai amaca uygun kararlar almak zorundadır. İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan kâr payı, vazgeçilmez bir haktır.(Poroy/Tekinalp/Çamoğlu- Ortaklıklar ve Koop. Hukuku 8. bası s. 487). Şirketin nihai amacının kar elde edip ortaklara dağıtması esas olmakla birlikte anasözleşmeye konulacak hükümler yanında kanunda gösterilen nedenler, bu genel ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır. Bu istisnaların en önemlisi ve uygulamada da sıkça görülüp dava konusu uyuşmazlığa da konu olan 6102 sayılı TTK’nın 523/2. maddesindeki düzenlemedir. Anılan düzenleme gereğince şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa anasözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçeler ayrılmasına şirket genel kurulunca karar verilebilir. İhtiyari ve kanuni yedek akçelerin ayrılmasından sonra kalan safi karın bir kısmının dağıtılmaması ve olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkün olup bu konudaki genel kurul kararının anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığı sözkonusu olmamakla birlikte, tamamının yedek akçeye ayrılması, ancak TTK’nın 523. maddesinde düzenlenen istisnai hallerde kabul edilmelidir. Anılan maddedeki istisnai halin gerçekleştiğini ispat yükü ise şirketin üzerindedir. Karın dağıtılmamasına ilişkin karar, genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile, yargılama sırasında davalının bunu açıklayarak somut deliller ile ispat etmesi gerekmektedir. Somut olayda, davalı taraf, kar payının dağıtılmaması kararının, şirketin gelişmesi ve sürekli kar payı dağıtılabilir durumda olması amacıyla alındığını, ayrıca dağıtılması gereken kar payının, davacıların hisseleri ve ekonomik durumları düşünüldüğünde anlamsız rakamlar olduğunu savunmuş olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bu hususta somut ve denetime elverişli herhangi bir açıklama yapılmamış, kanundaki hüküm tekrar edilmek suretiyle soyut değerlendirmeler yapılmıştır. O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalı şirketin kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin genel kurul kararının, yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı hususunda şirketin mali kayıtları incelenmek suretiyle denetime açık ve gerekçeli bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 13.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir