Anonim Şirketin Vergi Ödevleri – Levent Yaralı

Tüzel kişilerin vergi yükümlüsü ya da vergi sorumlusu olmaları durumunda bunlara düşen vergi ödevlerinin kanunî temsilcileri tarafından yerine getirileceğini ifade eden Vergi Usul Kanunu (=VUK.) m. 10/1 uyarınca anonim şirket yönetim kurulu, anonim şirketin vergi ile ilgili ödevlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Yönetim kurulu, anonim şirket tüzel kişisinin fiil ehliyetini kullanmasını sağlayan organı konumundadır.

Vergi yükümlüsünün vergi ödevi(1) maddî ve şeklî hususları kapsayabilir(2). Yükümlünün en önemli vergi ödevi, vergi borcunun kanuna uygun bir biçimde ödenmesidir(3). Vergi yükümlüsünün aslî vergi ödevi vergi borcunun ödenmesi olmakla beraber, vergilendirme işlemlerine ilişkin bir takım biçimsel ve usule ilişkin ödevleri de söz konusu olabilmektedir(4).

Anonim şirkete düşen vergi ödevlerini yerine getirmekle yönetim kurulunu yükümlü ve sorumlu kılan temel düzenleme VUK. m. 10/1-2’dür. Bununla beraber bu hüküm dışında daha temel bir hüküm VUK. m. 8/2’de düzenlenmiştir. VUK. m. 8/2 hükmü, vergi sorumlusunu, ““verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi” olarak tanımlamakta ve yalnızca maddî vergi ödevine işaret eder gözükmekle birlikte, bu hüküm, VUK. m. 8/4’de yer alan  “Bu Kanunun müteakip maddelerinde geçen “mükellef tabiri vergi sorumlularına da şamildir.” hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde, vergi sorumluluğunun kapsamının salt yükümlü adına alacaklı vergi dairesine ödemede bulunmayla, diğer bir ifade ile maddî vergi ödevi ile sınırlı olmadığı ve VUK.’da yükümlüler için öngörülen şeklî vergi ödevini de içerdiği sonucuna varılmaktadır(5). Kanunî temsilciler de öğretinin çoğunluğu tarafından vergi sorumlusu olarak kabul edildiğinden, kanunî temsilcilerin ve dolayısıyla anonim şirket yönetim kurulunun ödevlerinin VUK. m. 8/2, 4 ve VUK. m. 10/1, 2 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve sonuç olarak maddî ve şeklî vergi ödevlerini içerdiği kanaatindeyiz.

Yukarıda yer verilen hususlar doğrultusunda, anonim şirket yönetim kurulunun VUK. kapsamındaki ödevlerini iki ana başlık altında incelenebilir.

a.     Maddî Vergi Ödevi
Anonim şirket yönetim kurulu, anonim şirketin vergi yükümlüsü ya da sorumlusu sıfatıyla ödemek zorunda olduğu vergi borcunu(6), kanunda öngörülen ödeme süreleri içerisinde şirket adına alacaklı vergi idaresine ödemek zorundadır(7). Söz konusu ödevin yönetim kurulu tarafından geçerli bir nedene dayanılmaksızın yerine getirilmemesinden dolayı şirketin uğrayabileceği zarardan ötürü yönetim kurulu üyeleri şirkete karşı aralarındaki hukuki ilişki çerçevesinde sorumlu olabileceklerdir. Öte yandan yönetim kurulu, şirketin ödeme gücünün bulunmasına karşın vergi borcunu alacaklı vergi idaresine süresi içinde ödemez ve bunu herhangi geçerli bir nedene de dayandıramazsa, söz konusu vergi borcunun şirketten tahsil edilememesi durumunda, yönetim kurulu üyelerinin kamu/vergi alacaklısına karşı vergisel sorumlulukları da gündeme gelebilecektir.

b.    Şeklî Vergi Ödevleri
Anonim şirketin maddî vergi ödevi yanında, şeklî vergi ödevleri de söz konusudur. Şeklî vergi ödevleri, çoğunlukla vergi borcunu doğrudan etkilemekte ve dolayısıyla “belirleyici” bir konum taşıyabilmektedirler(8). Şeklî vergi ödevleri gereği gibi yerine getirilmediği takdirde, maddî vergi ödevi açısından önemli bazı sorunlar ortaya çıkmakta ve bu durumdan da vergi idaresi, yükümlü ve sorumlular ile üçüncü kişiler zarar görebilmektedir(9).

Şeklî vergi ödevleri temel olarak VUK. m. 157 ile 257. maddeler arasında ve kanun ile düzenlenmiş, öte yandan VUK. mük. m. 257 ile de, Maliye Bakanlığı’na, mükelleflerin defter tutma, belge düzenleme ve diğer ödevleri açısından usul ve esasları tespit etme ve değişiklikler yapma gibi yetkiler verilmiştir.

Mükellefiyet türlerine ve işletme büyüklüğüne bağlı olarak şekli vergi ödevlerinin yoğunluğu değişebilmektedir(10). Şeklî vergi ödevleri, özellikle sürekli mükellefiyet gerektiren gelir, kurumlar ve harcama vergileri gibi vergilerde, vergi idaresi ile vergi mükellefi arasında sürekli bir ilişkinin ve bu ilişkiye bağlı olarak da vergileme işlemlerinin yürütülmesi gerekmesinden dolayı çok önem arzetmektedir(11).

Doktrinde şeklî vergi ödevlerinin nelerden ibaret olduğu ve hangi başlıklar altında gruplandırılabileceği hususunda ortak bir eğilim bulunmamakta olup(12) kanaatimizce şekli vergi ödevleri;

–          Bildirimde Bulunma,

–          Defter Tutma,

–          Belge Düzenine Uyma,

–          Defter ve Belgeleri Muhafaza ve İbraz,

–          Beyanname Verme,

–          Diğer Ödevler,

başlıkları altında gruplandırılabilir.


Yazar : Levent Yaralı, LL.M.

[1]       “Vergi hukuku ilişkisi, vergi ödevi ilişkisi ve vergi borcu ilişkisi olmak üzere iki türlüdür. Vergi ödevi ilişkisinin konusu bir şeyi yapmak veya yapmamak veya bir şeye katlanmaktan oluşan haklar ve görevlerdir… vergi ödevi daha geniş bir kavram olup vergi borcunu da kapsamaktadır.” (Mualla Öncel/Ahmet Kumrulu/Nami Çağan, Vergi Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara 2009, s. 71).

[2]       Vergi idaresi ile kişiler arasında, vergilendirmeden doğan vergi ilişkisi ve bu ilişkiden yükümlü ya da sorumlu nezdinde doğan ödev, yükümlülük, sorumluluklar ile ilgili olarak öğretide terim birliği bulunmamakta ve vergi borcu, vergi ödevi, vergi yükü, vergi ödevlisi, şeklî  ödev(ler), “şeklî  mükellefiyet”, maddî  ödev, vergi ödevleri gibi terimlerin farklı yazarlarca farklı kurumları anlatmak üzere kullanıldığı görülmektedir. Yazımı zda vergilerle ilgili en üst norm olan Anayasa m. 73’ün başlığı olan “vergi ödevi”ni üst-çatı kavram olarak kullanacağız. Vergi ödevinin maddî yönü ile ilgili olarak “maddî vergi ödevi” ya da “vergi borcu” terimlerini ve vergi ödevinin şeklî yönü ile ilgili olarak da “şeklî vergi ödev(ler)i” terimini kullanacağız.

[3]       Sadık KIRBAŞ, Vergi Hukuku, 18. Baskı, Siyasal Kitabevi, Ankara 2008, s. 73. Aynı yönde bkz. Yusuf KARAKOÇ, Genel Vergi Hukuku, 4.Bası, Ankara, Yetkin Yayınları, Ankara 2007, s. 343. KIZILOT/ŞENYÜZ/TAŞ/DÖNMEZ, ödevlerin önem derecesine göre bir kıstasla ayrıma tabi tutulmasına katılmamakta ve şu ifadeleri kullanmaktadırlar; “İlk bakışta maddî yükümlülüklerin daha önemli olduğu gibi yanlış bir izlenim ortaya çıksa da, şeklî yükümlülük olarak nitelendirilen ödevlerin çoğunlukla maddî  yükümlülükleri doğrudan etkilemeleri ve dolayısıyla “belirleyici” bir konum taşıyabilmeleri söz konusu olabilmektedir. Ancak, bu husus tüm şeklî yükümlülükler açısından geçerli değildir. Dolayısıyla, yasa ile verilen ödevleri önem derecesi gibi bir kıstasla ayrıma tabi tutmak doğru bir yaklaşım değildir.” (Şükrü KIZILOT/Doğan ŞENYÜZ/Metin TAŞ/Recai DÖNMEZ, Vergi Hukuku, 3. Baskı, Ankara 2008, s. 99). Kanaatimizce, vergi borcu ya da vergi yükü olarak da adlandırılan maddî vergi ödevi, kamu alacaklarının temelini teşkil ettiği ve vergi borcu ile ilgili olarak öngörülen şeklî ödevlerin ve bunlarla ilgili sorumlulukların çoğunlukla vergi borcu ile ilgili olmaları ve vergi borcunun zamanında ve düzgün bir şekilde tahsilini hedef almaları nedeniyle, ödevler arasında önem sıralaması yapılabilir ve vergi borcu en önemli vergi ödevi olarak adlandırılabilir.

[4]       Kırbaş bu ödevleri, “şeklî vergi mükellefiyeti ” olarak adlandırmaktadır. KIRBAŞ, a.g.e., s. 73.

[5]      Mustafa AKKAYA, Vergi Sorumlusunun Vergi Yargısı ve Vergi İdaresi Karşısındaki Konumu, AÜHFD., C. 46, S.1-4, Ankara 1997, s. 185. Ayrıca bkz. Binnur ÇELİK, Kamu Alacaklarının Takip ve Tahsil Hukuku, İş Bankası Kültür Yayınları No. 627, 2. Baskı, Ekim 2002, s. 40.

[6]       “Vergi ödevi ilişkisinin konusu bir şeyi yapmak veya yapmamak veya bir şeye katlanmaktan oluşan haklar ve görevlerdir. Vergi borcu ilişkisi ise mamelekle ilgili (maddî edime ilişkin) hak ve yükümleri içine alır. Vergi ödevi ve vergi borcu ilişkileri arasındaki fark, her ikisi de kamusal nitelikte olan bu ilişkilerden ilkinin genel, diğerinin özel nitelikte oluşudur.” (ÖNCEL/KUMRULU/ÇAĞAN, Vergi Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara 2009, s. 71.). Maddî vergi ödevini ifade etmek üzere kullandığımız vergi borcuna benzer bir kavram olarak “vergi yükü” kavramı da öğretide kullanılmaktadır (Nihal SABAN, Vergi Hukukunda Sorumluluk, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 1991, s. 49). “Maddî vergi mükellefiyeti umumiyetle bir para meblâğının tediyesi şeklinde tazahür eder. Buna vergi borcu da denilebilir. Yani vergi mükellefiyetinin esasını bir para meblâğının tediyesi vazifesi teşkil eder.” (Selahattin TUNCER/Salih ŞANVER, Vergi Borcu-Vergi Mesuliyeti, İktisat ve Maliye Dergisi, C. V, S. 11, Şubat 1959, s. 526).

[7]       Ödemeyi ödev değil yükümlülük olan değerlendiren bir görüş için bkz. İrfan BARLASS, Anonim ve Limited Ortaklıklarda Kanuni Temsilcilerin Vergisel Sorumluluğu, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2005, s. 47 vd..

[8]       KIZILOT/ŞENYÜZ/TAŞ/DÖNMEZ, a.g.e., s. 99.

[9]       KARAKOÇ, a.g.e., s. 343.

[10]    KIRBAŞ, a.g.e., s. 73.

[11]     Kamil MUTLUER, Vergi Genel Hukuku, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayın No:121, İstanbul 2006, s. 86.

[12]     Doktrinde farklı gruplandırmalar için bkz. ve karş. Kaneti, Vergi Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 1989, s. 177; KIRBAŞ, a.g.e., s. 74; MUTLUER, a.g.e., s. 86; Nihal SABAN, Vergi Hukuku, Beta, İstanbul 2009, s. 156; Özhan ULUATAM/Yaşar METHİBAY, Vergi Hukuku, İmaj Yayınevi, Ankara 1999, s. 183.

Bu çalışmaya yapılacak atıfların aşağıdaki şekilde yapılması önerilir;
Levent YARALI, ”Anonim Şirketin Vergi Ödevleri”, www.ticaretkanunu.net/anonim-sirketin-vergi-odevleri (Erişim Tarihi).



Yorum Yapın

İsim *

E-posta *

Site