İç Yönerge İle Yetkilendirme Yapılması ve 6552 Sayılı Torba Yasanın Türk Ticaret Kanunu’na Etkileri – Nazım Can Işıktaç

İç Yönerge İle Yetkilendirme Yapılması ve
6552 Sayılı Torba Yasanın Türk Ticaret Kanunu’na Etkileri[1]

İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun (“Yasa”), 6552 Kanun Numarası ile 10.09.2014 tarihinde yasalaşarak yürürlüğe girmiştir.

Yasa ve bu güne kadar çıkan diğer torba kanunlar yeterince müzakere edilmemeleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve dahil olduğu Kıta Avrupası hukuk sistemlerinin yasama kültürleri ile bağdaşmadığı ve aynı anda birçok yasada değişiklik yapması ve bunun hukuk uygulayıcıları tarafından mevzuatı takip etme konusunda zorluk yarattığı yönleri ile eleştirilebilir.

Yasa ile Türk Ticaret Kanunu’nun üç maddesinde değişiklik yapılmış ve kanuna bir madde eklenmiştir. Söz konusu değişiklikler ve bu değişikliklere ilişkin yorumlarımız şu şekildedir;

İç Yönerge ile Yetkilendirme Yapılması

Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlerin yönetim ve temsilinin kapsam ve sınırları ile ilgili 371.maddesine eklenen düzenleme ile[2] temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerinin ve şirket çalışanlarının sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atanabileceği düzenlenmiştir.[3]

Ticari vekil, taciri temsile yetkili olan kişiler anlamına gelmektedir. Tacir yardımcıları ise tacire faaliyetini yürütmede yardımcı olan kişilerdir. Tacir yardımcılarının, taciri temsil yetkisi olabileceği gibi böyle bir yetkilerinin olmaması da mümkündür. Bunun tespiti her bir özel durum için ayrı ayrı yapılmalıdır.

Tacir Yardımcıları, bağımlı ve bağımsız tacir yardımcıları olarak ikiye ayrılmaktadır. Bağımlı tacir yardımcıları, tacirin emir ve talimatı altında çalışan ve bağımsız bir işletmesi olmayan kişilerdir. Bu kişilere ilişkin düzenlemeler özellikle Borçlar Kanunu’nda bulunmaktadır. Bağımsız tacir yardımcıları ise acente[4], komisyoncu, taşıma işleri komisyoncusu ve tellal gibi bağımsız işletmesi olan kişilerdir. Bunlara ilişkin düzenlemeler hem Türk Ticaret Kanunu hem de Borçlar Kanunu’nda yer almaktadır.

Kanaatimize göre, Yasada “şirkete hizmet akdi ile bağlı olanlar” denilmek ile düzenleme bağımlı tacir yardımcıları ile sınırlı tutulmuştur. Yasa metninde, “İç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamaz” denilmesi de bu doğrultudadır. Bağımlı tacir yardımcılarının yanı sıra Yasada, iç yönerge ile temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerine de sınırlı temsil yetkisi verilebileceği belirtilmektedir. Bu kişiler haricindekilere bahsedilen yol ile yetkilendirme yapılamayacaktır.

Yasanın söz konusu yetkilendirme ile ilgili bir diğer unsuru, yetkilendirmenin “sınırlı” olarak yapılmasıdır. Kanaatimizce burada “sınırlı” ifadesi ile kastedilen sınırları belirtilmiş bir yetkilendirme yapılmasıdır.

Yetkilendirmenin usulü şu şekilde işleyecektir;

Öncelikle söz konusu yetki gruplarını (imza grubu, temsil grubu ya da her ne şekilde isimlendirilecekse) ve grupların yetkilerinin sınırlarını gösteren bir iç yönerge hazırlanacak, bu iç yönerge noterlikçe tasdik edilip daha sonra tescil ve ilan edilecektir.

Daha sonra bağımlı tacir yardımcıları ve/veya temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyeleri arasından belirlenen kişiler, şirketin yönetim kurulunca alınacak karar(lar) doğrultusunda iç yönergede belirtilen gruplar uyarınca yetkilendirilecektir.

Yasada belirtilen kişiler dışındakilere yetki verecek şekilde ve/veya sınırlı olma kuralına uyulmaksızın alınacak yönetim kurulu kararları kanunun emredici hükmüne aykırı olması bakımından batıl addedilebilecektir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 629.maddesine yapılan ekleme ile yukarıda anonim şirketler için kabul edilen düzenleme limited şirketler için de kabul edilmiştir.[5]

Diğer Değişiklikler

Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7.Maddesi’nde belirtilen halleri haiz şirketlerin sicilden silinmelerine ilişkin süre[6] 01.07.2015 tarihine kadar uzatılmıştır.

Bunun yanı sıra Torba Yasa ile eklenen Geçici 10. Madde[7] ile gerekli sermaye artırımını yapmayan şirketlere, sermaye artırımı için 10.12.2014 tarihine kadar süre verilmiştir.



[1] Nazım Can IŞIKTAÇ, LL.M, Işıktaç & Atabay Hukuk Bürosu’nda Avukat, İstanbul Üniversitesi Doktora Adayı

[2] Yönetim Kurulu, yukarıda belirtilen temsilciler dışında, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabilir.

Bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkileri, 367 nci maddeye göre hazırlanacak iç yönergede açıkça belirlenir.

Bu durumda iç yönergenin tescil ve ilanı zorunludur. İç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamaz. Bu fıkra uyarınca yetkilendirilen ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları da ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Bu kişilerin, şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her tür zarardan dolayı yönetim kurulu müteselsilen sorumludur.

[3] Şirket anasözleşmesinin, böyle bir yetkilendirmeye için izin veren bir ifadeyi haiz olması İTO ve TOBB duyurularında bir ön şart olarak belirtilmiştir. Bizim kanaatimiz anasözleşmede yetkilendirilmeye ilişkin bir yasak olmadıkça, şirket yönetiminin bu yönde karar alabileceği; keza yönetim kurulu üyelerinin yetkilendirilen kişiler ile birlikte teselsül halinde sorumlu olacaklarının düzenlendiğini ve bu hususun tek başına yönetim kurulu üyelerinin özenli atama yapmaya teşvik edecek bir yapı olduğu yönündedir.

[4] Acentenin bağlı mı yoksa bağımsız bir tacir yardımcısı olduğu hususu doktrinde tartışmalıdır. Ancak bizim görüşümüz yukarıda incelenen kanun maddesi kapsamında acentenin bağımsız olarak değerlendirilmesinin daha uygun olacağı yönündedir.

[5] Müdürler tarafından şirkete hizmet akdi ile bağlı olanların sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atanması hususunda 367 nci madde ile 371 inci maddenin yedinci fıkrası kıyasen limited şirketlere de uygulanır.

[6] 1/07/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.

a) 24/06/1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler.

b) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 1/07/2005 tarihine kadar münfesih olan anonim ve limited şirketler.

[7] GEÇİCİ MADDE 10- 14/02/2014 tarihine kadar Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre yapılması gereken sermaye arttırımlarını herhangi bir nedenle yapmamış olan şirketler hakkında asgari sermaye şartını bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde yapmaları halinde fesih işlemi uygulanmaz. Sermaye artırımında bulunmaması nedeniyle ticaret sicili kaydı silinenlerin de bu süre içinde sermaye artırımı için başvurmaları halinde kayıtları resen yeniden oluşturulur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir