Acente – Denkleştirme Tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı
E:2015/13042, K: 2017/1342, T:07.03.2017

DAVA: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/06/2015 tarih ve 2013/306-2015/469 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ve davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi O.U. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 01.06.2001 tarihinde acentelik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği gibi yerine getirilmekte iken davalı tarafça Ankara 18. Noterliğinin 18.09.2012 tarih ve 26645 yevmiye nolu fesihname ve azilnamesi ile acentelik sözleşmesinin haksız ve usulsüz olarak feshedildiğini, haksız fesih nedeniyle gelir kaybına uğradığını ve portföy tazminatını hak ettiğini, haksız ve usulsüz fesih sebebiyle meydana gelen gelir kaybı için 2.500,00 TL, portföy tazminatı için 5.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 7.500,00-TL’nin 01.06.2001 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili; acentelik sözleşmesinin haklı sebeplerle feshedildiğini, sözleşmede feshin hangi hallerde yapılacağının kararlaştırıldığını, bu çerçevede sözleşmenin “…zararlı portföy…” sebebi ile feshedildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki feshin olağan fesih olduğu, davacının aracılık yaptığı sözleşmelerden bir kısmının davalı acentelerince yenilendiği, bu nedenle davalının yeni müşterilerle gelir elde etmeye devam ettiği, davacının bu fesih nedeniyle bu yenilemelerden gelir elde edemediği, haklı feshin olmadığı, haklı fesih olmadığı için davacı tarafın bu nedenlerle portföy tazminatının talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı ve davacı vekili temyiz etmiştir.
KARAR: 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, keşide edilen 18.09.2012 tarihli ihtarname ile davacı acenteye verilen vekaletlerden azil suretiyle derhal fesih hakkının kullanıldığı, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 25. maddesinde derhal fesih koşullarının kararlaştırıldığı ancak davalı tarafça söz konusu fesih koşullarının haklı bir nedene dayalı fesih bildirimi olduğunun kanıtlanamaması nedeniyle, işbu davada mahkemenin süreli fesihte bulunduğu ve feshin yıl sonu itibariyle gerçekleştiği, davanın açılış tarihi itibariyle hak düşürücü süre içinde açıldığına dair gerekçesi yerinde değilse de; acentelik sözleşmesinin 25. maddesine dayalı olarak keşide edilen 18.09.2012 tarihli ihtarnamenin PTT tebliğ belgesindeki barkod numarası itibariyle yapılan incelemede ihtarnamenin davacıya 28.09.2012 tarihinde tebliğ olunduğu, işbu davanın 27.09.2013 tarihi itibariyle hak düşürücü süre içinde açıldığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan portföy tazminatı alacağıdır. Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin yenilenmeyeceğine dair sözlü bildirimin yapıldığı tarihten sonra ve 18.09.2012 tarihli fesih ihbarının yapıldığı tarihe kadar geçen sürede davacı acentenin portföyündeki sigorta poliçelerini dava dışı sigorta şirketlerine yönlendirdiği mahkemenin de kabulündedir. 6102 sayılı TTK’nın 122/1-a maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sonlanmasından sonra da davalı şirket önemli menfaatler elde ediyorsa davacı acente uygun bir denkleştirme tazminatı isteyebilir. Yukarıda belirtildiği üzere davacı acentenin portföyündeki poliçelerini acentelik sözleşmesinin son bulmasından önce başka sigorta şirketlerine kaydırdığı dikkate alınarak TTK 122. maddesi uyarınca davacının denkleştirme tazminatını talep edip edemeyeceğinin tartışılmaksızın eksik incelemeyle hüküm tesisi davalı lehine bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bende açıklanan nedenlerele davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,  2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı lehine   BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 07/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kategori: Yargı Kararları

Sayfa istatistigi: 1.081 okunma - Bu Sayfayı Yazdırabilirsiniz


Yorum Yapın

İsim *

E-posta *

Site