Özel Hukuk Hükümlerine Göre İdare Edilen Kamu Kuruluşunun Haksız Fiili – Tacir Sayılma – Görevli Mahkeme

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı

Esas No: 2010/6428, Karar No: 2011/17029, Tarih: 14.12.2011

  • Özel Hukuk Hükümlerine Göre İdare Edilen Kamu Kuruluşu
  • Tacir Sayılma
  • Haksız Fiil
  • Görevli Mahkeme

Özet:

  • Kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler tacir sayılır.
  • Tacirin haksız fiilinden kaynaklanan davaya bakma görevi adli yargıya aittir.

————O————

DAVA: Davacı vekili, davacı şirkete sigortalı bulunan H.Z.’e ait iş yerine 09.01.2009 tarihinde  patlayan pis su borusu nedeniyle  kanalizasyon  suyu dolduğunu, bu sebeple halıların zarar gördüğünü, poliçe şartlarına göre 3.570.00 TL  hasar tesbit edildiğini ve hasar miktarının 16.02.2009 tarihinde sigortalıya ödendiğini belirterek; 3.570.00 TL nin  16.02.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, olayın oluşumunda Kaski’nin kusurunun olmadığını, yer altı çarşısı içerisinde  pis suyun geri tepmesini önlemek amacıyla  motopomp odası tesis edildiğini motopomp odasının işletmesinin yer altı çarşısına verildiğini, yer altı çarşısının motopomların periyodik bakımını  yapmadığını, zararın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı iddia edilidiği için davanın  görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu tazminatı gerektiren olayın haksız fiil niteliğinde olduğu, davalı kurumun kamu hizmetinin ifasına ilişkin bulunduğu, hizmet kusuru ile bağımlı olduğu, bu sebeple tam yargı davasını oluşturduğu gerekçesiyle, davada  görevli mahkemenin  Kayseri İdare Mahkemesi olduğu, mahkemenin  görevsiz olduğu belirtilerek davanın reddine  karar  verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

KARAR: Dava, TTK nın 1301. maddesi uyarınca açılan rücuen alacak istemine ilişkindir.

TTK.nın 18. maddesinde; kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/ll nci maddesinde su, gaz, elektrik dağıtım, telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin  de ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.

2560 sayılı İstanbul Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 5. maddesinde, bu kanunun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı hükmü düzenlenmiş, ilgili yasal düzenleme gereğince davalı KASKİ Genel Müdürlüğünün 2560 sayılı yasaya tabi olduğu sonucuna varılmıştır. İSKİ Genel Müdürlüğü’nün Kuruluşu Hakkındaki 2560 sayılı Kanun’da kurumun genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülüne göre düzenleneceği açıklandığına göre, bu kuruluşun ve aynı zamanda davalının özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olduğunun kabulü  gerekir.

Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da, 2560 sayılı Kanuna tabi olan İSKİ Genel Müdürlüğü’nün “gördüğü hizmet kamu hizmeti ise de, faaliyetini özel hukuk kuralları altında yapması itibariyle TTK.nun l8/l nci maddesi anlamında tacir sayılacağını ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan (TTK.nun 3 ncü maddesi) davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiğini 2l.09.l983 gün ve Esas l980/ll – 272l Karar, l983/323 sayılı kararında benimsemiştir. Her ne kadar 12.02.1959 gün 1958-17 Esas – 1959-15 Karar sayılı idari eylemlerle ilgili bir içtihadı birleştirme kararı varsa da 23.11.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2560 sayılı yasanın hükümleri karşısında bu içtihadı birleştirme kararının davalı bakımından uygulama alanın kalmadığı sonucuna varılmalıdır. Bu kurallar, YHGK.nun 29.11.1995 gün 1995/11-647, 1043 Karar sayılı içtihadında aynen benimsenmiştir.

Bu durumda tacir olan davalı KASKİ Genel Müdürlüğü ile davacının sigortalısı arasında haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu göz önünde bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf delillerinin toplanarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kategori: Yargı Kararları

Sayfa istatistigi: 4.828 okunma - Bu Sayfayı Yazdırabilirsiniz


Yorum Yapın

İsim *

E-posta *

Site