Asliye Ticaret Mahkemelerinin Bir Kısmının Faaliyetlerinin Durdurulmasına İlişkin HSYK Kararı

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 2 Eylül 2014 tarih ve 29107 sayılı Resmi Gazete’te yayımlanan ve aşağıda yer alan kararı çerçevesinde asliye ticaret mahkemelerinin bir kısmının faaliyetleri durdurulacaktır.

…………………………………………………………

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanlığından:

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU BİRİNCİ DAİRESİ KARARI

Karar Tarihi : 26/8/2014

Karar No      : 1876

1- İş, kadro ve ihtiyaç durumu gözetilerek bir başkan ile yeteri kadar üye görevlendirilmek üzere Adana’da 1-2, Ankara’da 1-12, Ankara Batı’da 1, Antalya’da 1-3, Bakırköy’de 1-7, Bursa’da 1-2, Denizli’de 1, Eskişehir’de 1, Gaziantep’te 1, İstanbul’da 1-18, İstanbul Anadolu’da 1-7, İzmir’de 1-5, Karşıyaka’da 1, Kayseri’de 1, Kocaeli’de 1, Konya’da 1-2, Mersin’de 1-2, Samsun’da 1 ve Trabzon’da 1 inci asliye ticaret mahkemesinin faaliyetlerine devam etmesine, bu mahallerde bulunan diğer asliye ticaret mahkemelerinin faaliyetlerinin durdurulmasına,

2- Birinci bentte belirtilen asliye ticaret mahkemelerinin 15/9/2014 tarihinde faaliyete geçirilmelerine, bu mahallerde faaliyette bulunan diğer asliye ticaret mahkemelerinin 15/9/2014 tarihinde faaliyetlerinin durdurulmasına,

3- Bir başkan ile yeteri kadar üye görevlendirilmek üzere faaliyetlerine devam etmesine karar verilen asliye ticaret mahkemelerinin 15/9/2014 tarihinde faaliyete geçirilmesine

26/8/2014 tarihinde karar verilmiştir.

Ortağın Alacağının Ayni Sermaye Olarak Şirkete Konulmasında Bilirkişi Raporu Aranmayabileceğine İlişkin Genelgenin Değerlendirilmesi

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 15.07.2013 tarihli yazısı ile, alacakların anonim şirkete sermaye olarak konulabileceğine ilişkin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 127, 128, 342 ve 343. maddeleri çerçevesinde değerlendirmede bulunmuş ve ayni sermaye konulması niteliğindeki bu işlem için şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesince atanacak bilirkişilerce alacağa değer biçilmesi gerektiğini ifade etmişti.

Bakanlık, söz konusu yazıdan sonra uygulamada ortaya çıkan sorun ve tartışmaları değerlendirerek yayınladığı 27 Eylül 2013 tarihli Genelge ile, anonim şirkete sermaye olarak konulabilecek alacakları ikiye ayırarak;

1. Sermaye artırımı yapılacak anonim şirkete, pay sahibinin başka bir kişiden olan alacağı ayni sermaye olarak konulacaksa:

  • Alacağın varlığının tespitinde; şirket merkezinin bulundğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerin raporunun sicile ibrazının şart olduğunu

2. Sermaye artırımı yapılacak anonim şirkete, pay sahibinin artırım yapılacak şirketten olan alacağı ayni sermaye olarak konulacaksa: 

Alacağın varlığının tespitinde;

  • şirket merkezinin bulundğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerin raporunun sicile ibraz edilebileceği gibi,
  • yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporu ya da,
  • denetime tabi şirketlerde bu tespitlere ilişkin raporun da ibraz edilebileceğini

ifade etmiştir.

Değerlendirme:

  • Pay sahibinin şirketten olan alacağının ayni sermaye olarak yine aynı şirkete konulmasında, ayni sermayeye değer biçilmesine ilişkin TTK m. 343‘de düzenlenen mahkeme ve bilirkişi raporu prosedürünün aranmasının yerindeliği ve pratikliği tartışmaya açıktır. Bakanlık Genelge’sinde bu konuda uygulamada yaşanan sıkıntılara vurgu yapılması da,  bu konudaki tartışmayı ve sorunu ortaya koymaktadır.
  • Bununla beraber, ortağın şirketten olan alacağının ayni sermaye olarak nitelendirilmesine karşın bu alacağın TTK m. 343‘deki ayni sermayeye değer biçilmesi prosedürüne tabi olmayacağı ve YMM veya SMMM Raporu ya da Denetçi raporu ile de sermaye artırımlarının gerçekleştirilebileceğine yönelik Genelge’de yer alan görüşün yeni hukuki tartışmaları gündeme getirmesi muhtemeldir.
  • Mahkemenin atadığı bilirkişiler tarafından değer biçilmeyen alacakların, YMM veya SMMM Raporu esas alınarak ayni sermaye olarak  şirkete konulmasına ilişkin karar ve uygulamaların, bu konuda istisnai bir düzenlemenin TTK‘da yer almaması gerekçesiyle geçersizliğinin mahkemelerde ileri sürülmesi de ihtimal dahilindedir.
Levent Yaralı – 27.09.2013

TTK Madde 5

2. Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler[1]

MADDE 5 (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine [2] bakmakla görevlidir.

(2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.

(3)  Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.[3]

(4) Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder.[4]
………………………………..
[1] Madde başlığı 6335 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile değiştirilmiştir. Madde başlığının ilk hali ‘‘2. Ticarî davaların görüleceği mahkemeler’’ şeklindeydi.

 [2] Maddenin birinci fıkrasında yer alan “davalara” ibaresi, 6335 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile “davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine” şeklinde değiştirilmiştir.

[3]  3 üncü fıkranın tamamı 6335 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile değiştirilmiştir. 3 üncü fıkranın ilk hali şöyleydi; ‘‘İkinci fıkrada yazılı durumlarda, sadece iki tarafın isteklerine bağlı olmayan işler hariç olmak üzere, bir davanın ticarî veya hukukî niteliği nedeniyle mahkemenin iş alanına girip girmediği, taraflarca sadece ilk itiraz şeklinde ileri sürülebilir. İlk itiraz haklı görüldüğü takdirde dosya talep üzerine ilgili mahkemeye gönderilir. Kararın sözlü bildirimi veya tebliği tarihinden itibaren on gün içinde yenilenecek davaya bu mahkeme bakmak zorundadır; ancak, davaya, davanın niteliğine göre uygulanması gerekli olan usul ve kanun hükümlerini uygular. Ticarî bir davanın hukuk mahkemesi, ticarî olmayan bir davanın ticaret mahkemesi tarafından görülmesi hükmün bozulması için yalnız başına yeterli bir sebep oluşturmaz.’’

[4] 4 üncü fıkranın tamamı 6335 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile değiştirilmiştir. 4 üncü fıkranın ilk hali şöyleydi; ”Görevsizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddi hâlinde yapılacak işlemlere ve bunların tabi oldukları sürelere ilişkin usul hükümleri, iş alanına ait ilk itirazın kabulü hâlinde de uygulanır.