İnternet Bankacılığı – Paranın Üçüncü Kişilerce Çekilmesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

E:2017/2224, K:2018/1753, T:22.11.2018

DAVA: Taraflar arasındaki “maddi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 8. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.01.2013 tarihli ve 2012/330 E. 2013/26 K. sayılı karar taraf vekillerince temyiz edilmekle Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.01.2014 tarihli ve 2013/11577 E. 2014/1594 K. sayılı kararı ile: 
“…Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından 12.05.2011 tarihinde 9.788 TL’nin internet vasıtasıyla başka hesaba EFT edildiğini, davalı bankanın internet vasıtasıyla yapılan işlemlerde müşterilerin haklarını koruyucu tedbir almaması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, 9.788 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. 
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmede güvenlik hususunda davacının uyarıldığını, söz konusu havale işleminden dolayı sorumlu olmadıklarını, davacının kusurlu hareketi bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının kişisel bilgilerini korumada gerekli özeni göstermediği bu nedenle % 40 kusuru bulunduğu, davalı bankanın ise yeterli güvenlik önlemlerini almayarak % 60 oranında kusuru olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 5.872,80 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK’nın 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 372/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Tüm kusur davalı bankada olduğu halde yazılı gerekçelerle tarafların birlikte kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş kararan davacı yararına bozulması gerekmiştir…”
gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: 
Dava, internet bankacılığı işlemi nedeniyle bankanın sorumluluğuna dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olduğunu, 12.05.2011 tarihinde müvekkilinin çeşitli bankalardaki hesaplarında internet aracılığı ile korsan girişimlerde bulunulduğunu ve müvekkilinin davalı banka şubesindeki hesabından 9.788,00TL’nin başka hesaplara EFT yapılarak aktarıldığını, davalıdan EFT yapılan paranın iadesinin istendiğini, ancak davalı tarafından paranın iade edilemeyeceğinin belirtildiğini, davalı bankanın objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve müşterilerini koruma amaçlı gerekli güvenlik önlemlerini almadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.788,00TL zararın mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; davacının internet bankacılığı işlemlerinde zorunlu kılınan tek kullanımlık şifre seçeneklerinden akıllı SMS seçeneğini kullandığını, dava konusu işlemin davacının müşteri numarası, internet bankacılığı şifresi ve cep telefonuna gönderilen işlem şifresi (Akıllık SMS) kullanılmak suretiyle gerçekleştiğini, davacı şirket yetkilisi tarafından Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/2069 soruşturma sayılı dosyasında verilen 13.05.2011 tarihli ifadede şifreleri korumak için gerekli dikkat ve özeni göstermediğini belirttiğini, bu durumda kötü niyetli üçüncü kişilerin davacının yetkilisinin bilgisayarına gönderdiği “trojan virüsü” ile davacının şifre gibi tüm kişisel bilgilerinin ele geçirildiğini, şifrenin üçüncü şahıslar tarafından ele geçirilmesinin banka sistemleri üzerinden gerçekleşmediğini, bu nedenle müvekkili bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; davacının elektronik bankacılık için gerekli olan özel bilgilerin ve iletişim bilgilerinin korunması için gerekli dikkat ve özeni göstermediği, bu sebeple müterafik kusurunun olduğu, davalı bankanın da müşteri (hesap sahibi) tanımlamasını en üst düzeyde sağlayacak elektronik bankacılık sisteminin uygulanmasını sağlamadığı, bu nedenle davacı için % 40 ve davalı banka için % 60 kusur oranının uygulanmasının hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Taraf vekillerinin temyizi üzerine karar Özel Dairece yukarıda başlık kısmında yer alan gerekçelerle bozulmuştur.

Yerel mahkemece, önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararını davacı vekili temyize getirmiştir. 

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı banka nezdindeki hesapta bulunan paranın internet bankacılığı aracılığı ile davacının iradesi dışında üçüncü kişilerce çekilmesinde davacıya atfedilecek bir kusurun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle internet bankacılığı kavramı ile bankaların müşterileriyle yaptığı internet bankacılığı sözleşmelerinden doğan yükümlülük ve sorumluluklarının açıklanmasında yarar bulunmaktadır. 

İnternet, birden fazla haberleşme ağının (network) bilgisayarlar aracılığıyla meydana getirdikleri bir iletişim ortamıdır. Bu ağlar arasındaki ilişkiler IP (internet protokolü) kullanılmak suretiyle bilgisayarlar arasında gerçekleşir. Bankaların da bu ağa dâhil olmasıyla banka hizmetlerinin yer ve zaman kısıtlaması olmaksızın internet ortamında sunulmasına başlanmış ve böylece internet bankacılığı adı verilen yeni bir sistem doksanlı yılların ikinci yarısından itibaren yaygınlaşmaya başlamıştır. Günümüzde internet, tüm dünya üzerine yayılmış olan çok geniş bir bilgisayar ağı durumuna gelmiş olup, bu iletişim ağından yararlanan internet bankacılığı; teknolojide meydana gelen gelişmeler sonucu ortaya çıkan ve hemen hemen bütün bankacılık işlemlerinin zaman ve yer sınırı olmaksızın internet üzerinden yapılabilmesini sağlayan elektronik bir bankacılık türü olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Bankalar tarafından hazırlanan sözleşmelerde yer alan yaygın tarifiyle ise internet bankacılığı; şahsın kablolu, kablosuz iletişim sistemleri ile teknik şartlara haiz bilgisayar, tablet, cep telefonu gibi araçlar üzerinden ve internet-wap aracılığı ile otomatik, sesli yanıt sistemi ile şifre ve parolayı kullanarak, bankanın belirleyeceği kurallar ve limitler dâhilinde şahsın banka hesapları üzerinde her türlü işlem yapma yöntemidir.

İnternet bankacılığı işlemleri bakımından uygulamada ortaya çıkan en önemli sorun, hiç kuşkusuz güvenlik sorunu olup, banka hesaplarındaki paraların, müşterilere ait özel bilgiler kullanılarak üçüncü kişilerce başka hesaplara aktarılmasıdır. Bu sorun hem bankalar hem de müşteriler açısından önemli riskler oluşturmaktadır. 

Güvenli bir internet bankacılık hizmetinin sunulmasında, böyle bir hizmetin alınmasında, normal bankacılık işlemlerindeki yükümlülüklerin yanı sıra hem bankanın hem de müşterinin üzerine düşen bazı ek yükümlülükler vardır. Bu bağlamda, internet bankacılığı hizmetini müşterilerine bankalar sunduğuna göre, bankaların internet bankacılığı sisteminin güvenliğine yönelik tüm tedbirleri almaları ve sistem hatalarını ve eksikliklerini gidererek sistemi bilinen en son teknolojik gelişmeye uygun hâle getirmeleri büyük önem taşımaktadır. Müşterilerin internet bankacılığını kullanmakta olması bankaların mevduatı koruma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı gibi, sorumluluğunu da hafifletmeyecektir. Bu kapsamda işlemlerini internet ortamına taşıyarak daha fazla müşteri kitlesine ulaşmak ve dolayısıyla daha fazla kâr elde etmek isteyen bankanın, buna paralel olarak gerekli teknolojik ve yazılımsal önlemleri alması, gelişen teknoloji karşısında kötü niyetli üçüncü kişilerin internet bankacılığı sistemine girişimlerini anında engelleyecek güvenlik mekanizmasını oluşturması, sistemini sürekli güncelleyerek yenilemesi, herhangi bir usulsüz işlemle karşılaşıldığında gerekli önlemleri almanın yanı sıra müşterilerini de anında bilgilendirmesi gerekmektedir (Savaş, Abdurrahman; İnternet Bankacılığı ve Tarafların Yükümlülükleri, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, S. 2, s. 151.) .

Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olup, sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet; Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2001, s. 106). O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren 818 sayılı Borçlar Kanununun (818 sayılı BK) 99/2 ve 100/3 (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (6098 sayılı TBK) 115/3 ve 116/3) maddeleri gereğince, bankaların hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır.

6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6762 sayılı TTK) 20/2. (6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı TTK) 18/2) maddesi gereğince, tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim, bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle bankaların internet bankacılığı hizmeti vermeye başladıkları andan itibaren özen yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir (Yılmaz, Süleyman; Hukuki Açıdan İnternet Bankacılığı, Ankara, 2010, s. 152.) .

Buna karşılık, hiç kuşkusuz, internet bankacılığı işlemlerinde müşteriler de kendilerinden beklenen her türlü tedbiri almak ve her türlü dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar. Bu sebeple bilgisayarlarına başkalarının ulaşmasına imkân tanıyan her türlü gerçek ve sanal saldırıyı önleyici tedbirleri almaları ve bu konuda azami özeni göstermeleri gerekmektedir. Müşterilerin, internet bankacılığında kullanılmak üzere kendilerine verilen özel bilgilerini, banka ve kredi kartlarında olduğu gibi, üçüncü kişilerden özenle koruma ve saklama yükümlülüğü mevcuttur. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi hâlinde müşterinin kendi kusurundan kaynaklanan bu durumun sorumluluğuna kusuru oranında katlanması gerekmektedir. 

Bu itibarla, müşterinin internet dolandırıcılığı eyleminin işlenmesinde ve kişisel bilgilerinin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesinde kusuru var ise 818 sayılı BK’nın 44. (6098 sayılı TBK’nın 52.) maddesi gereğince bu kusur, müterafik kusur olarak değerlendirilebilecektir. Bu durumda banka, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirememesinde kusurlu olmadığını 818 sayılı BK’nın 96. (6098 sayılı TBK’nın 112.) maddesi gereğince ispat etmek durumunda olup, ayrıca müşterisinin müterafik kusurunu da ispat etmekle yükümlüdür (Yasaman, Hamdi; Banka Hukuku, İstanbul 2013, C. II, s.105) .

Yukarıda verilen bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; “davacının dava dışı bankalardaki hesaplarına da girildiği dikkate alındığında davacının kişisel bilgilerini bir şekilde koruyamadığının anlaşıldığı, davacının kişisel bilgilerini büyük bir olasılıkla kullandığı bilgisayarından çaldırdığı, yine davacının Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadeden cep telefonuna yönlendirici program yüklenmesine sebebiyet verdiğinin anlaşıldığı, bu nedenle müterafik kusurunun bulunduğu” belirtilerek davacının %40 oranında müterafik kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de, alınan rapor, somut olay yeterince irdelemeden ihtimallere dayalı olarak düzenlenmiştir. Dosya kapsamından, davacının üç ayrı bankadaki hesaplarına başka bir IP üzerinden aynı anda internet bankacılığı aracılığıyla kötü niyetli girişimlerde bulunulduğu, davalı haricindeki diğer bankaların kötü niyetli girişim sırasında davacıya bilgi vererek hesaplardan paranın çıkışını engelledikleri, davalı bankanın ise kötü niyetli girişimden davacının bildirimi ile haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu hususlar değerlendirilmeden, davalı bankanın olayın gerçekleştiği tarih itibariyle internet bankacılığı sisteminde, o dönem sektörde kullanılmakta olan tüm gerekli tedbirleri almış olup olmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmiştir.

Hâl böyle olunca mahkemece, alanında uzman bir başka bilirkişi heyetinden rapor alınarak, olayın gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) tebliği de gözetilerek o dönem sektörde kullanılmakta olan güvenlik tedbirlerinin neler olduğu ve davalı banka haricindeki diğer iki bankanın internet dolandırıcılığı işlemini engellemesi karşısında, davalı bankanın benzeri güvenlik tedbirlerini alıp almadığı, ayrıca davacının kusurunun zararın meydana gelmesinde ne derece etkili olduğu ayrıntılı bir şekilde irdelenip sonucuna göre karar verilmelidir. 
Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; davacının bilgileri ele geçirilmiş olsa dâhi bankanın gerekli güvenlik tedbirlerini alsaydı dolandırıcılık eyleminin gerçekleşmeyeceği, davalı bankanın olay tarihi itibariyle gerekli tedbirleri almadığının anlaşıldığı, davacının kötü niyetli üçüncü kişilerle işbirliği ve suç teşkil edebilecek eyleminin varlığının da davalı bankaca kanıtlanamadığı, bu itibarla yeniden bilirkişi incelemesinin usul ekonomisine aykırı olduğu gibi sonuca da etkili olmayacağı, bu nedenle direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekir.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının iadesine, aynı Kanunun 440/III-1 maddesi gereğince direnme kararına karşı miktar itibari ile karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 22.11.2018 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY

Davacı, davalı banka nezdindeki hesabında bulunan paranın kötü niyetli 3. kişilerce internet bankacılığı işlemiyle çekilmesi sonucu alacağını davalı bankadan talep etmiştir.

5411 sayılı Bankalar Kanunu 61. maddede, mevduat sahiplerinin geri alma haklarının hiçbir suretle sınırlandırılamayacağı (TMK’nın rehin, hapis hakkı, TBK’nın alacağın temliki- devri, takas hükümleri ve diğer kanunların verdiği yetkiler ve yükümlülükler saklıdır) hükmü yer almaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme, ödünç (karz) ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 s. Borçlar Kanunu’nun 306. vd. maddelerinde karz akdi düzenlenmiş olup, karz akdinde, ödünç veren bir miktar paranın yahut diğer mislî şeyin mülkiyetini ödünç alana nakleder, ödünç alan da aynı nevîden şeyleri geri vermekle yükümlü olur. Ödünç verilen parayı banka, kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Usulsüz tevdiye dair BK.nın 472/1. maddesi uyarınca da paranın nef’i ve hasarı saklayana, yani bankaya geçer. Saklayan banka, bu parayı kendi yararına kullanabilir, bu hükümler uyarınca, usulsüz işlemle kötü niyetli 3. kişilerce çekilen, EFT, havale edilen paralar, aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin; niteliği belirtilen sözleşme uyarınca bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Ancak, banka usulsüz işlemde mevduat sahibinin ispatlandığı takdirde, kusuru üzerinden alacakdan mahsup talebinde bulunabilir.

Banka basiretli tacirden beklenen özeni göstermek zorunda olup, en hafif kusurundan dahi sorumludur ve bu sorumluluğu kaldıran sözleşme hükümleri de geçerli değildir. Bankalar, bir güven kurumudur, objektif özen borcu bulunduğundan, topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorundadırlar.
Somut olayda, davacının hesabından, internet yoluyla yapılan işlemle dava konusu miktarın EFT yapıldığı sabittir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı %40, davalı banka %60 kusurlu bulunarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacının müşteki olarak Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığına olayın nasıl olabileceğine dair verdiği ifadeye göre, iki gün önce bir diğer banka internet bankacılığına bilgisayarından giriş yaptığında kullandığı telefonun modeli, numarası, markasına dair soru butonu çıktığında bu bilgileri verdiği ve bir program yüklendiği ancak daha sonra bir işlem yapamadığı, beyanında şifresinin kırılmış olduğunu öğrendiği, bu nedenlerle davacının kötü niyetli 3. kişilerin şifreyi ele geçirmesine sebep olduğu, internet bankacılığı dolandırıcılık olaylarında casus programlar vasıtasıyla müşteri kişisel bilgilerinin çalındığına rastlandığı bu nedenlerle müşterinin, şifre, güvenlik kodu vb. bilgilerin yetkisiz 3. kişilerin eline geçmemesi için bunları gereği gibi muhafaza etmesi gerektiğinden kusurlu olduğu raporda belirtilmiştir. Ancak bankaların yukarıda açıklanan hükümlere ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre müşterinin mevduat hesabında dolandırıcıların geliştirdikleri yöntemlere karşı, çalınan bilgilerle işlem yapmasını önleyecek güvenlik önlemlerini almaları zorunludur. Dolandırıcılık eylemi, davacıya karşı değil, mevduat sözleşmesi uyarınca (karz- usulsüz tevdi) mülkiyeti kendisine geçen paranın maliki bankaya karşı işlenmiştir. Davacının bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Banka, kısa mesajla gönderilen tek kullanımlık işlem onay şifresini dolandırıcıların kendilerine yönlendirmek sûretiyle işlemler yaptıklarını bilmektedir, bilebilecek durumdadır. Bu nedenle, davacıya sunduğu gibi, yetersiz kalan SMS seçeneğini sunmayacak, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi, üst derece güvenlik sağlayan, elektronik imza, akıllı anahtar, smart banking (şifre ele geçse bile 3. kişiler bu olmadan müşteri hesabına girememekte) gibi uygulamaları zorunlu olarak kullandıracaktır. Banka bunu yapmamış, yetersiz kalan SMS şifre uygulamasını seçenek olarak sunmuş, davacı da bunu tercih etmiştir. Banka, kötü niyetli 3. kişilerce davacı hesabına girilmesini önleyen zorunlu güvenlik tedbirlerini alsaydı bankaya karşı dolandırıcılık eylemi de gerçekleşemeyecekti, davacının diğer bilgileri ele geçirilse dahi. Davacının dava dışı banka hesabından da internet yoluyla yapılan aynı işlemde transfer edilen tutara alıcısı tarafından çekilemeden bloke konduğu rapordan anlaşılmıştır. BDDK’nın 14 Eylül 2007 tarihli 26643 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan “Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğ” in 8, 14, 15. maddelerinde de bankaların müşteri bilgilerini ele geçirmeye yönelik saldırılara karşı, olası tehditleri önceden belirlemeye ilişkin sistemsel ve yazılımsal önemleri alma zorunluluğu getirilmiştir.

Şifresini gerekli şekilde muhafaza etmeyerek üçüncü kişilerin eline geçmesine neden olduğu gerekçesiyle %50 kusurlu bulunan bir mevduat sahibinin açtığı davada mahkemece davacı kusurlu kabul edilerek verilen kısmî kabul kararı, Özel Dairece aynı gerekçelerle bozulmuş, direnme kararının temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulunun, 21.11.2012 tarih 2012/11-550 E. 2012/820 K. sayılı ilamında bankanın parayı davacıya iade etmekle sorumlu olduğu, şifre bilgilerinin üçüncü kişilerce ele geçirilmesini önleyecek güvenlik mekanizmasını oluşturması gerektiği, sistem güvenliğinin sağlanamamasından kaynaklanan zararların sorumluluğunun bankaya ait olduğu gerekçeleriyle direnme kararı bozulmuştur. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2005/4748 E., 2006/7341 K. , 2008/9239 E., 2010/504 K., 2009/1065 E. 2010/6921 K., 2015/14040 E., 2017/2093 K., 2016/10483 E., 2018/2840 K., 2016/7228 E., 2018/972 K. sayılı kararları emsal nitelikte olup, yerleşmiş içtihatları bu doğrultudadır. 

Açıklanan nedenlerle sorumluluk bankaya ait olup, davacının kötü niyetli 3. kişilerle el ve işbirliği ve suç teşkil edebilecek bir eyleminin de varlığı davalı bankaca kanıtlanmadığından, mudinin kendisine tevdî ettiği mevduatı aynen iade etmekle yükümlü olduğundan, yeniden bilirkişi incelemesi usul ekonomisine aykırı olduğu gibi, sonuca da etkili olmayacaktır. Kararın usul ve Yasaya uygun Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin bozma ilâmı doğrultusunda belirtilen gerekçelerle bozulması görüşünde olduğumdan, yeniden bilirkişi raporu alınması yönündeki sayın çoğunluğun değişik bozma görüşüne katılmıyorum.

Grup İmtiyazının Kabul Edildiği Bankalarda Grup İçindeki Bütün Paylar Nitelikli Pay Sayılır Mı?

Prof. Dr. Tekin Memiş‘in “Grup İmtiyazının Kabul Edildiği Bankalarda Grup İçindeki Bütün Paylar Nitelikli Pay Sayılır Mı?” başlıklı makalesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Özel Sayı, 2014, Prof. Dr. PEKCANITEZ’e Armağan, C:III, s. 3105-3121’de yayınlanmıştır.

Makaleye buradan ulaşabilirsiniz.

Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelik

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan:

Resmi Gazete Tarih ve No: 05.09.2013 – 28756

BANKALARIN ÖZKAYNAKLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK

 BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç ve Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca bankalarca uyulması zorunlu olan sınırlamalarda ve standart oranların hesaplanmasında dikkate alınacak özkaynak vekonsolide özkaynak tutarlarının hesaplanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 44 ve 93 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte yer alan;

a) Banka: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan bankaları,

b) Borçlanma araçları: 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve buna ilişkin mevzuatta düzenlenen borçlanma araçlarını,

c) Finansal kuruluş: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan finansal kuruluşları,

ç) Fon: Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunu,

d) Kanun: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununu,

e) Kurul: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunu,

f) Kurum: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunu,

g) Nitelikli pay: Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan nitelikli payı,

ğ) Türkiye Muhasebe Standartları: Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından Türkiye Muhasebe Standardı ve Türkiye Finansal Raporlama Standardı adıyla yayımlanan muhasebe standartlarını

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Özkaynak Unsurları

Özkaynak

MADDE 4 – (1) Özkaynak; ana sermaye ve katkı sermaye toplamı üzerinden 9 uncu maddede belirtilen indirimlerin yapılması suretiyle hesaplanır.

Ana sermaye

MADDE 5 – (1) Ana sermaye, çekirdek sermaye ile ilave ana sermaye toplamından oluşur.

Çekirdek sermaye

MADDE 6 – (1) Çekirdek sermaye aşağıda sayılan kalemlerin toplamı üzerinden 9 uncu maddede belirtilen indirimlerin yapılması suretiyle bulunur.

a) Bankanın tasfiyesi halinde alacak hakkı açısından diğer tüm alacaklardan sonra gelen ödenmiş sermaye,

b) Hisse senedi ihraç primleri,

c) Hisse senedi iptal kârları,

ç) Yedek akçeler,

d) Türkiye Muhasebe Standartları uyarınca özkaynaklara yansıtılan kazançlar,

e) Dönem net kârı ile geçmiş yıllar kârı,

f) Muhtemel riskler için ayrılan serbest karşılıklar,

g) İştirakler, bağlı ortaklıklar ve birlikte kontrol edilen ortaklıklardan bedelsiz olarak edinilen ve dönem karı içerisinde muhasebeleştirilmeyen hisseler.

(2) Yedek akçeler, bankaların 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve ilgili kanunlar ile ana sözleşmelerine göre ayırdıkları yedek akçelerin toplamından bilançoda yer alan net dönem zararı ile geçmiş yıllar zararı toplamının düşülmesi suretiyle hesaplanır.

(3) Pay sahiplerine kâr dağıtımını zorunlu kılan imtiyazlı paylara tekabül eden sermaye tutarı ile sermayenin mevzuata aykırı olarak artırıldığı tespit edilen kısmı birinci fıkranın (a) bendi kapsamında dikkate alınmaz.

(4) Aşağıda belirtilen unsurlar birinci fıkranın (d) ve (e) bentleri kapsamında değerlendirilmez.

a) Gerçeğe uygun değeri üzerinden izlenmeyen varlıkların nakit akış riskinden korunma işlemine konu edilmesi halinde, bunlara ilişkin olarak Türkiye Muhasebe Standartları uyarınca özkaynaklara yansıtılan kazançlar,

b) Menkul kıymetleştirme işlemlerinden kaynaklanan kazançlar,

c) Bankanın kredi değerliliğinde meydana gelen değişikliklere bağlı olarak yükümlülüklerinin gerçeğe uygun değerinde meydana gelen değişiklikler sonucu ortaya çıkan gerçekleşmemiş kazançlar,

ç) Genel kurulda dağıtımına karar verilen temettü tutarı.

(5) Kurum, birinci fıkranın (f) bendinde yer alan muhtemel riskler için ayrılan serbest karşılıkların bir kısmının veya tamamının çekirdek sermaye hesaplamasında dahil edilmemesine karar verebilir.

İlave ana sermaye

MADDE 7 – (1) İlave ana sermaye; çekirdek sermayeye dahil edilmeyen imtiyazlı paylara tekabül eden sermaye tutarı, banka yönetim kurulunun ikinci fıkradaki şartları taşıdıklarını teyit eden yazılı beyanı ile birlikte yapacağı başvuru üzerine Kurumca uygun görülen borçlanma araçları ve bunlara ilişkin ihraç primlerinin toplamı üzerinden 9 uncu maddede belirtilen indirimlerin yapılması suretiyle bulunur.

(2) İlave ana sermaye hesaplamasına dahil edilecek borçlanma araçlarının aşağıdaki şartları taşıması gerekmektedir.

a) Banka tarafından ihraç edilmiş, Sermaye Piyasası Kurulunca kayda alınmış ve bedeli nakit olarak tamamen tahsil edilmiş olmalıdır.

b) Bankanın tasfiyesi halinde; sahibine alacak hakkını mevduat sahipleri, diğer alacaklılar ve katkı sermaye hesaplamasına dahil edilen borçlanma araçlarından sonra tahsil etme yetkisi vermelidir.

c) (b) bendindeki şartın ihlalini doğuracak nitelikte hiç bir türev işlem ve sözleşmeyle ilişkilendirilmemiş ya da herhangi bir şekil ve surette doğrudan ya da dolaylı olarak teminata bağlanmamış olmalıdır.

ç) Vadesi olmamalı ve temettü veya faiz artırımı gibi geri ödemeyi teşvik edecek herhangi bir unsur içermemelidir.

d) Geri ödeme opsiyonunun bulunması halinde, bu opsiyon Kurumdan onay alınmak kaydıyla en erken ihraçtan beş yıl sonra kullanabilmelidir. Kurum tarafından verilecek onaylarda:

1) Bankanın opsiyonu kullanacağına dair bir piyasa beklentisi yaratmaması,

2) Borçlanma aracının aynı veya daha kaliteli bir borçlanma aracı ile değiştirilmesi ve bu değişimin bankanın faaliyetlerini sürdürmesinde kısıtlayıcı bir etkisinin olmaması veya

3) Bankanın özkaynaklarının opsiyon kullanıldıktan sonra, 28/6/2012 tarihli ve 28337 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik ve sermaye tamponlarına ilişkin olarak Kurulca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan sermaye yükümlülüğü ile bankaların içsel sermaye yeterliliği değerlendirme süreci sonucunda ortaya çıkan sermaye yükümlülüğünden yüksek olanın veya Kurul tarafından daha yüksek bir sermaye yükümlülüğü belirlenmiş ise bunun üzerinde olması

koşulları aranır. Vergi kanunları ve diğer düzenlemelerde önemli değişikliklerin olması halinde, Kurumun onayının alınması ve yukarıdaki diğer şartların karşılanması kaydıyla beş yıllık süre beklenmeksizin geri ödemeopsiyonu kullanılabilir.

e) Anaparanın geri ödenmesi Kurumun onayına bağlı olmalı ve banka bu onayın alınacağı konusunda piyasa beklentisi yaratmamalıdır.

f) Bankanın faiz ve temettü ödemelerinin iptali konusunda yetkisi olmalı ve bu yetkiyi kullanması halinde, sözleşmede belirlenmiş olan tutar ile ödememe durumu da dahil olmak üzere yaptığı ödeme tutarı arasındaki farkı sonraki dönemlerde de ödeme zorunluluğu olmamalıdır. Ödemelerin iptali temerrüde düşme olarak değerlendirilmemeli, bankanın iptal edilen ödemeler üzerinde serbest kullanım hakkı olmalı ve iptalin pay sahiplerine yapılacak ödemeler hariç olmak üzere bankayı kısıtlayıcı herhangi bir etkisi bulunmamalıdır.

g) Temettü veya faiz ödemeleri temettü dağıtımının yapılabileceği kalemlerden karşılanmalıdır.

ğ) Temettü veya faiz ödemeleri bankanın kredi değerliliği ile ilişkilendirilmemelidir.

h) Banka veya bankanın kontrol ettiği veya önemli etkinliğe sahip olduğu ortaklıklar tarafından satın alınmamalı, bunlara temlik edilmemeli ve satın alımı banka tarafından doğrudan ya da dolaylı olarak finanse edilmemelidir.

ı) Yeni bir özkaynak kaleminin ihracını zorlaştırıcı özellikler taşımamalıdır.

i) Bankanın çekirdek sermaye yeterliliği oranının veya konsolide çekirdek sermaye yeterliliği oranının yüzde 5,125’in altına düşmesi halinde, Kurulun bu yönde alacağı karar uyarınca geçici veya sürekli olarak kayıtlardan hisse senedi karşılığı silinebilmeli veya değeri azaltılabilmeli veya hisse senedine dönüştürülebilmelidir. Değer azaltımınınsonucunda;

1) Bankanın tasfiyesi halinde, borçlanma aracını elinde bulunduranların alacak tutarı azaltılabilmeli,

2) Geri ödeme opsiyonunun kullanılması halinde ödenecek tutarı azaltılabilmeli,

3) Temettü veya faiz ödemeleri kısmen ya da tamamen iptal edilebilmelidir.

j) Kanunun 71 inci maddesi çerçevesinde bankanın faaliyet izninin kaldırılması veya Fona devredilmesi ihtimalinin belirmesi halinde; Kurulun bu yönde alacağı karara istinaden geçici veya sürekli olarak kayıtlardan silinebilmeli veya hisse senedine dönüştürülebilmelidir.

k) Doğrudan bankanın kendisi veya konsolidasyon kapsamındaki bir kuruluş tarafından ihraç edilmemesi halinde, ihraçtan elde edilen tutarlar herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın bu fıkrada sayılan şartları taşıyacak şekilde bankaya veya konsolidasyon kapsamındaki kuruluşa derhal aktarılması gereklidir.

(3) Banka yönetim kurulunun ikinci fıkranın (a) bendinde yer alan ihraç edilmiş ve Sermaye Piyasası Kurulunca kayda alınmış olma şartları hariç olmak üzere, fıkradaki diğer tüm şartları taşıdıklarını teyit eden yazılı beyanı ile birlikte yapacağı başvuru üzerine Kurumca uygun görülen krediler de ilave ana sermaye hesaplamasına dahil edilecek borçlanma araçları olarak dikkate alınır.

(4) Birinci ve üçüncü fıkra kapsamında Kuruma yapılacak başvurularda ilgisine göre;

a) Kredi sözleşmesinin aslı veya noter onaylı örneği, kredi sözleşmesi henüz imzalanmamış ise aslı veya noter onaylı örneği sözleşmenin imzalandığı tarihi izleyen beş iş günü içinde ibraz edilmek koşuluyla sözleşme taslağı,

b) Sermaye Piyasası Kurulunca kayda alınma yazısı ve borçlanma aracının metni

ibraz edilir.

(5) Dördüncü fıkranın (a) bendi uyarınca kredi sözleşme taslağının verildiği hallerde, sözleşme taslağı hükümleriyle, imzalanan sözleşme hükümleri arasında farklılık bulunması durumunda, söz konusu farklılıkların kullanılan kredinin ilave ana sermaye unsuru olma niteliğini ortadan kaldırmadığına ilişkin banka yönetim kurulunun yazılı beyanının Kuruma ibraz edilmesi zorunludur. Kurumca aksi görüş belirtilmedikçe alınan kredi ilave ana sermaye hesaplamasına dahil edilir.

(6) Uygulanacak faiz oranlarının kredi sözleşmesinde veya borçlanma aracının izahnamesinde açık bir şekilde belirlenmemesi ya da faiz oranının benzer kredilere veya borçlanma araçlarına göre aşırı ölçüde yüksek olması halinde, kredinin veya borçlanma aracının ilave ana sermaye hesaplamasına dahil edilmesine Kurumca izin verilmeyebilir.

(7) Kurumca uygun görülen borçlanma araçları ile krediler, banka kayıtlarına intikal tarihi itibarıyla ilave ana sermaye hesaplamalarına dahil edilir.

(8) Kurum ikinci fıkrada belirtilen şartlara ek olarak her bir borçlanma aracı için ilave şartlar getirebilir.

Katkı sermaye

MADDE 8 – (1) Katkı sermaye; genel karşılıklar, ana sermayeye dahil edilmeyen borçlanma araçlarından banka yönetim kurulunun ikinci fıkradaki şartları taşıdıklarını teyit eden yazılı beyanı ile birlikte yapacağı başvuru üzerine Kurumca uygun görülen borçlanma araçları ve bunlara ilişkin ihraç primleri üzerinden 9 uncu maddede belirtilen indirimlerin yapılması suretiyle bulunur.

(2) Katkı sermaye hesaplamasına dahil edilecek borçlanma araçlarının aşağıdaki şartları taşıması gerekmektedir.

a) Banka tarafından ihraç edilmiş, Sermaye Piyasası Kurulunca kayda alınmış ve bedeli nakit olarak tamamen tahsil edilmiş olmalıdır.

b) Bankanın tasfiyesi halinde; sahibine alacak hakkını ilave ana sermaye hesaplamasına dahil edilecek borçlanma araçlarından önce, mevduat sahipleri ve diğer tüm alacaklılardan sonra tahsil etme yetkisi vermelidir.

c) (b) bendindeki şartın ihlalini doğuracak nitelikte hiç bir türev işlem ve sözleşmeyle ilişkilendirilmemiş ya da herhangi bir şekil ve surette doğrudan ya da dolaylı olarak teminata bağlanmamış olmalıdır.

ç) Başlangıç vadesi en az beş yıl olmalı, temettü veya faiz artırımı gibi geri ödemeyi teşvik edecek herhangi bir unsur içermemelidir.

d) Erken itfa opsiyonun bulunması halinde, bu opsiyon Kurumdan onay alınmak kaydıyla en erken ihraçtan beş yıl sonra kullanılabilmelidir. Kurum tarafından verilecek onaylarda;

1) Bankanın opsiyonu kullanacağına dair bir piyasa beklentisi yaratmaması,

2) Borçlanma aracının aynı veya daha kaliteli bir borçlanma aracı ile değiştirilmesi ve bu değişimin bankanın faaliyetlerini sürdürmesinde kısıtlayıcı bir etkisinin olmaması veya

3) Bankanın özkaynaklarının opsiyon kullanıldıktan sonra, Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik ve sermaye tamponlarına ilişkin olarak Kurulca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan sermaye yükümlülüğü ile bankaların içsel sermaye yeterliliği değerlendirme süreci sonucunda ortaya çıkan sermaye yükümlülüğünden yüksek olanın veya Kurul tarafından daha yüksek bir sermaye yükümlülüğü belirlenmiş ise bunun üzerinde olması

koşulları aranır. Vergi kanunları ve diğer düzenlemelerde önemli değişikliklerin olması halinde, Kurum onayının alınması ve yukarıdaki diğer şartların karşılanması kaydıyla beş yıllık süre beklenmeksizin erken itfa opsiyonukullanılabilir.

e) İflas ve tasfiye süreci hariç olmak üzere yatırımcının itfa planının hızlandırılmasını talep etme hakkı olmamalıdır.

f) Temettü veya faiz ödemeleri bankanın kredi değerliliği ile ilişkilendirilmemelidir.

g) Banka veya bankanın kontrol ettiği veya önemli etkinliğe sahip olduğu ortaklıklar tarafından satın alınmamalı, bunlara temlik edilmemeli ve satın alımı banka tarafından doğrudan ya da dolaylı olarak finanse edilmemelidir.

ğ) Kanunun 71 inci maddesi çerçevesinde bankanın faaliyet izninin kaldırılması veya Fona devredilmesi ihtimalinin belirmesi halinde; Kurulun bu yönde alacağı karara istinaden geçici veya sürekli olarak kayıtlardan silinebilmeli veya hisse senedine dönüştürülebilmelidir.

h) Doğrudan bankanın kendisi veya konsolidasyon kapsamındaki bir kuruluş tarafından ihraç edilmemesi halinde, ihraçtan elde edilen tutarlar herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın bu maddede sayılan şartları taşıyacak şekilde bankaya veya konsolidasyon kapsamındaki kuruluşa derhal aktarılmalıdır.

(3) Banka yönetim kurulunun ikinci fıkranın (a) bendinde yer alan ihraç edilmiş ve Sermaye Piyasası Kurulunca kayda alınmış olma şartları hariç olmak üzere, fıkradaki diğer tüm şartları taşıdıklarını teyit eden yazılı beyanı ile birlikte yapacağı başvuru üzerine Kurumca uygun görülen krediler de katkı sermaye hesaplamasına dahil edilecek borçlanma araçları olarak dikkate alınır.

(4) Birinci ve üçüncü fıkra kapsamında Kuruma yapılacak başvurularda, ilgisine göre:

a) Kredi sözleşmesinin aslı veya noter onaylı örneği, kredi sözleşmesi henüz imzalanmamış ise aslı veya noter onaylı örneği sözleşmenin imzalandığı tarihi izleyen beş iş günü içinde ibraz edilmek koşuluyla sözleşme taslağı,

b) Sermaye Piyasası Kurulunca kayda alınma yazısı ve borçlanma aracının metni

ibraz edilir.

(5) Dördüncü fıkranın (a) bendi uyarınca kredi sözleşme taslağının verildiği hallerde, sözleşme taslağı hükümleriyle, imzalanan sözleşme hükümleri arasında farklılık bulunması durumunda, söz konusu farklılıkların kullanılan kredinin katkı sermaye unsuru olma niteliğini ortadan kaldırmadığına ilişkin banka yönetim kurulunun yazılı beyanının Kuruma ibraz edilmesi zorunludur. Kurumca aksi görüş belirtilmedikçe alınan kredi katkı sermaye hesaplamasına dahil edilir.

(6) Uygulanacak faiz oranlarının kredi sözleşmesinde veya borçlanma aracının izahnamesinde açık bir şekilde belirlenmemesi ya da faiz oranının benzer kredilere veya borçlanma araçlarına göre aşırı ölçüde yüksek olması halinde, kredinin veya borçlanma aracının katkı sermaye hesaplamasına dahil edilmesine Kurumca izin verilmeyebilir.

(7) Kurumca uygun görülen borçlanma araçları ile krediler, banka kayıtlarına intikal tarihi itibarıyla katkı sermaye hesaplamalarına dahil edilir.

(8) Kurum ikinci fıkrada belirtilen şartlara ek olarak her bir borçlanma aracı için ilave şartlar getirebilir.

(9) Katkı sermaye hesaplamasına dahil edilen borçlanma araçları ile kredilerden kalan vadesi beş yıldan az olanlar her bir yıl için yüzde yirmi oranında azaltılarak katkı sermaye hesaplamasına dahil edilir.

(10) Kurumca izin verilmesi halinde, bankanın sermaye artırımlarında kullanılması hissedarlarca kesin ve yazılı olarak taahhüt edilen, karşılığında hiç bir şekil ve surette faiz tahakkuku ve ödemesi yapılmayan ve tasfiye halinde, hisse senetlerinden bir önce, diğer tüm borçlardan sonra ödenmesi kabul edilen, herhangi bir şekil ve surette doğrudan ya da dolaylı olarak teminata bağlanmamış, hiçbir türev işlem ve sözleşmeyle ilişkilendirilmemiş, bankaya rehnedilmişkaynaklar da vade şartı aranmaksızın katkı sermaye hesabında dikkate alınır.

(11) Genel karşılıkların, Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında hesaplanan kredi riskine esas tutarın onbinde yüzyirmibeşini aşan kısmı katkı sermaye hesabına dahil edilmez.

(12) Katılım bankaları açısından genel karşılıkların katkı sermayeye dahil edilmesinde, gider hesaplarına yansıtılan genel karşılık tutarları dikkate alınır.

Özkaynak unsurlarına uygulanacak indirim esasları

MADDE 9 – (1) Aşağıda belirtilen kalemler çekirdek sermaye hesaplamasında indirim kalemi olarak dikkate alınır.

a) Net dönem zararı ile geçmiş yıllar zararı toplamının yedek akçeler ile karşılanamayan kısmı ile Türkiye Muhasebe Standartları uyarınca özkaynaklara yansıtılan kayıplar,

b) Faaliyet kiralaması geliştirme maliyetleri,

c) İpotek hizmeti sunma hakları hariç olmak üzere, Türkiye Muhasebe Standartları uyarınca maddi olmayan duran varlık veya şerefiye olarak sınıflandırılan kalemlerin, bunlara ilişkin ertelenmiş vergi yükümlülüğünün bu kalemlerin değer düşüklüğüne uğraması veya kayıtlardan çıkarılması halinde silinecek olan kısmı ile mahsup edildikten sonra kalan kısımları,

ç) Geçici farklara dayanan ertelenmiş vergi varlıkları hariç olmak üzere gelecek dönemlerde elde edilecek vergilendirilebilir gelirlere dayanan ertelenmiş vergi varlığının, ilgili Türkiye Muhasebe Standardında yer alan koşulların sağlanması halinde ertelenmiş vergi yükümlülüğü ile mahsup edildikten sonra kalan kısmı,

d) Kanunun 56 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı olarak edinilen paylar.

(2) Birinci fıkranın (ç) bendinde belirtilen ertelenmiş vergi varlığı ile mahsup edilecek ertelenmiş vergi yükümlülüğü, aynı fıkranın (c) bendi uyarınca mahsup edilen kısım düşülmek suretiyle belirlenir. Mahsup edilecek ertelenmiş vergi yükümlülüğü, geçici farklardan kaynaklanan ertelenmiş vergi varlığının tüm ertelenmiş vergi varlığına oranı üzerinden hesaplanır.

(3) Aşağıda belirtilen unsurlar birinci fıkranın (a) bendi kapsamında değerlendirilmez.

a) Gerçeğe uygun değeri üzerinden izlenmeyen varlıkların nakit akış riskinden korunma işlemine konu edilmesi halinde, bunlara ilişkin olarak Türkiye Muhasebe Standartları uyarınca özkaynaklara yansıtılan kayıplar,

b) Bankanın kredi değerliliğinde meydana gelen değişikliklere bağlı olarak yükümlülüklerinin gerçeğe uygun değerinde meydana gelen değişiklikler sonucu ortaya çıkan gerçekleşmemiş kayıplar.

(4) Aşağıda belirtilen kalemler ilgisine göre çekirdek sermaye, ilave ana sermaye veya katkı sermaye hesaplamasında indirim kalemi olarak dikkate alınır.

a) Bankanın kendi çekirdek sermayesi ile ilave ana sermaye ve katkı sermaye kalemlerine yapmış olduğu doğrudan veya dolaylı yatırımlar sırasıyla çekirdek sermaye, ilave ana sermaye ve katkı sermayeden indirilir.

b) Alım satım veya bankacılık hesaplarında izlenip izlenmediğine bakılmaksızın, ortaklık paylarının yüzde on veya daha azına sahip olunan ve konsolide edilmeyen bankalar ve finansal kuruluşların özkaynak unsurlarına doğrudan ya da dolaylı olarak veya türev finansal araçlar, kredi türevleri, garanti ve kefaletler gibi araçlar yoluyla yapılan yatırımların net uzun pozisyonları toplamının, bankanın çekirdek sermayesinin bu maddenin önceki hükümleri uygulandıktan sonra bulunan tutarının yüzde onunu aşan kısmının;

1) Çekirdek sermaye unsurlarına yapılan yatırımların net uzun pozisyonlar toplamı içindeki payı ile çarpılması,

2) İlave ana sermaye unsurlarına yapılan yatırımların net uzun pozisyonlar toplamı içindeki payı ile çarpılması,

3) Katkı sermaye unsurlarına yapılan yatırımların net uzun pozisyonlar toplamı içindeki payı ile çarpılması,

suretiyle bulunan tutarlar sırasıyla çekirdek sermaye, ilave ana sermaye ve katkı sermayeden indirilir.

c) Alım satım veya bankacılık hesaplarında izlenip izlenmediğine bakılmaksızın, ortaklık paylarının yüzde ondan daha fazlasına sahip olunan ve konsolide edilmeyen bankalar ve finansal kuruluşların doğrudan ya da dolaylı olarak veya türev finansal araçlar, kredi türevleri, garanti ve kefaletler gibi araçlar yoluyla ilave ana sermaye ile katkı sermaye unsurlarına yapılan yatırımların net uzun pozisyonlarının tamamı sırasıyla ilave ana sermaye ve katkı sermayeden indirilir.

ç) Alım satım veya bankacılık hesaplarında izlenip izlenmediğine bakılmaksızın ortaklık paylarının yüzde ondan daha fazlasına sahip olunan ve konsolide edilmeyen bankalar ve finansal kuruluşların doğrudan ya da dolaylı olarak veya türev finansal araçlar, kredi türevleri, garanti ve kefaletler gibi araçlar yoluyla çekirdek sermaye unsurlarına yapılan yatırımların net uzun pozisyonları, geçici farklara dayanan ertelenmiş vergi varlıkları ile Türkiye Muhasebe Standartları uyarınca maddi olmayan duran varlık olarak muhasebeleştirilen ipotek hizmeti sunma hakları çekirdek sermaye hesabında aşağıda belirtilen şekilde dikkate alınır.

1) Bu kalemlerin her birinin bu maddenin önceki hükümleri uygulandıktan sonra bulunan çekirdek sermaye tutarının yüzde onunu aşan kısımları çekirdek sermayeden indirilir.

2) (1) numaralı alt bent kapsamında çekirdek sermayeden indirilmeyen tutarların toplamı (1) numaralı alt bent uyarınca bulunan çekirdek sermaye tutarından indirilir.

3) (1) numaralı alt bent kapsamında çekirdek sermayeden indirilmeyen tutarların toplamının (2) numaralı alt bent uyarınca bulunan çekirdek sermaye tutarının yüzde 17,65’ini aşan kısmı (1) numaralı alt bent uyarınca bulunan çekirdek sermaye tutarından indirilir.

4) (3) numaralı alt bent uyarınca bulunan çekirdek sermaye tutarı bu bent uyarınca hesaplanan çekirdek sermaye olarak kabul edilir.

(5) Dördüncü fıkranın (b) ve (c) bentlerinin uygulamasında, ilgili indirim kalemine ilişkin yeterli ilave ana sermaye veya katkı sermaye bulunmaması halinde indirim bir üst sermaye kaleminden gerçekleştirilir.

(6) Halka arza aracılık yüklenimleri kapsamında edinilen ve beş iş gününden daha kısa süre elde bulundurulan yatırımlar ile yeniden yapılandırılma kapsamında edinilen banka ve finansal kuruluşlardaki geçici nitelikteki ortaklık payları dördüncü fıkra kapsamında değerlendirilmez.

(7) Dördüncü fıkra kapsamında indirime konu edilecek tutarlar bu Yönetmelik uyarınca özkaynak unsuru olarak değerlendirilmemelerine rağmen, ilgili banka veya finansal kuruluşun özkaynak hesaplamasında dikkate alınan kalemlerden oluşmaları halinde, söz konusu fıkra uygulamasında çekirdek sermaye unsuru olarak kabul edilir. Ortaklık payına sahip olunan banka veya finansal kuruluşların kendi özkaynak hesaplamasında yer almayan yatırımlar indirime tabi tutulmaz.

(8) Aşağıda sayılan kalemler, bu maddenin önceki tüm fıkra hükümleri uygulandıktan sonra bulunan ana sermaye ve katkı sermaye toplamından indirilir.

a) Kanunun 50 ve 51 inci maddeleri hükümlerine aykırı olarak kullandırılan krediler,

b) Kanunun 57 nci maddesinin birinci fıkrasındaki sınırı aşan tutarlar ile bankaların alacaklarından dolayı edinmek zorunda kaldıkları ve aynı madde uyarınca elden çıkarmaları gereken emtia ve gayrimenkullerden edinim tarihinden itibaren beş yıl geçmesine rağmen elden çıkarılamayanların net defter değerleri,

c) Yurt dışında kurulu olanlar da dahil olmak üzere dördüncü fıkranın (c) bendi kapsamına girmeyen bankalara, finansal kuruluşlara veya bankanın nitelikli pay sahiplerine kullandırılan krediler veya bunlarca ihraç edilen borçlanma araçlarından 7 ve 8 inci maddelerde belirtilen şartları taşıyanlara yapılan yatırımlar.

(9) İlave ana sermaye ile katkı sermaye hesaplamasına dahil edilen borçlanma araçlarının yüzde on ve daha fazlasına sahip olan veya krediyi kullandıran kişi ya da kişilere ya da bunlarla aynı risk gruplarında yer alanlara bankaca nakdi kredi kullandırılması veya bunların ihraç ettiği borçlanma araçlarına yatırım yapılması halinde, kullandırılan kredi veya borçlanma aracına yapılan yatırım, ilgili borçlanma aracı veya kredinin toplamından indirilir.

(10) Dokuzuncu fıkra kapsamındaki krediyi kullandıran veya borçlanma araçlarını satın alan kişilerle banka arasında muhabirlik ilişkisi bulunması halinde, bu ilişki nedeniyle oluşan alacak bakiyelerinin ilgili ay ortalaması ile sermaye yeterliliği standart oranının hesaplandığı günler itibarıyla bu hesapların bakiyelerinden büyük olanı ilgili borçlanma aracı veya kredinin toplamından indirilir.

(11) Kurul, bu maddede belirtilenler dışında başka kalemlerin de indirim kalemi olarak dikkate alınmasına karar verebilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Konsolide Özkaynak Hesaplaması

Konsolide özkaynak hesaplaması

MADDE 10 – (1) Konsolide özkaynak; Kanun uyarınca yürürlüğe konulan düzenlemelere göre, ana ortaklık niteliğinde olan bankaların konsolide finansal tabloları üzerinden ikinci bölümde yer alan esaslar çerçevesinde hesapladıkları özkaynaklarına, bu bölümde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan azınlık payları ile üçüncü kişilerin paylarının eklenmesi suretiyle bulunur. Konsolide özkaynak hesaplamasında sigorta şirketlerinin teknik karşılıkları dikkate alınmaz.

(2) Bağlı ortaklıktaki azınlık payları, ana ortaklık banka veya iştiraki tarafından özel amaçlı bir şirket veya başka bir araç ya da sözleşme aracılığıyla doğrudan veya dolaylı olarak fonlanmış olmaları halinde, ana ortaklık bankanın konsolide özkaynak hesabında dikkate alınmaz.

(3) Bankaların yurtdışında kurulu bağlı ortaklıklarında yer alan azınlık payları ile üçüncü kişilere ait paylar, ilgisine göre 6, 7 ve 8 inci maddelerde belirtilen koşulları taşımaları halinde 12, 13 ve 14 üncü maddelerde belirtilen esaslar çerçevesinde konsolide sermaye hesaplamasında dikkate alınırlar.

(4) Kanun uyarınca yürürlüğe konulan düzenlemelere göre ana ortaklık niteliğinde olan bankalar, konsolideedilen sigorta şirketlerindeki yatırımlarını ilgisine göre, 9 uncu maddenin dördüncü fıkrasının (c) ve (ç) bentleri kapsamında konsolide edilmeyen bir finansal kuruluşa yapılan yatırımlar gibi değerlendirmek suretiyle de konsolideözkaynaklarını hesaplarlar.

(5) Birinci ve dördüncü fıkra hükümlerine göre hesaplanan konsolide özkaynak tutarlarından düşük olan tutar bu Yönetmelik uyarınca hesaplanacak konsolide özkaynak tutarı olarak dikkate alınır.

Yurt dışında kurulu ortaklıklarca ihraç edilen borçlanma araçları

MADDE 11 – (1) Bankaların yurt dışında kurulu bulunan ve konsolide edilen bağlı ortaklıkları tarafından ihraç edilen borçlanma araçlarından veya alınan kredilerden, 7 ve 8 inci maddelerde belirtilen şartları taşıyanların konsolideözkaynak hesabında dikkate alınabilmesi için;

a) Banka yönetim kurulu tarafından ilgili maddelerdeki şartları taşıdıklarını teyit eden yazılı beyanda bulunulması ve bunlara ilişkin yasal belgelerin muadil denetleme ve düzenleme yapısına sahip kurum tarafından onaylanmış örnekleri ile bunların yeminli tercümanlarca Türkçe’ye tercüme edilmiş metinlerinin yapılacak denetimlerde ibraz edilmek üzere bankaca saklanması,

b) Ortaklığın kurulu bulunduğu ülkenin muadil denetleme ve düzenleme yapısına sahip kurumu tarafından belirlenecek koşulların gerçekleşmesi halinde ilgili kurumun onayına istinaden ortaklığın kayıtlarından silinebilir veya hisse senedine dönüştürülebilir olması

gereklidir.

Azınlıkların çekirdek sermayedeki payları

MADDE 12 – (1) Bankanın konsolide edilen bağlı ortaklıklarının çekirdek sermayelerinde azınlıkların sahip oldukları paylar, bağlı ortaklığın çekirdek sermaye kalemlerinin 6 ncı madde kapsamındaki unsurlar ile aynı nitelikleri haiz olması durumunda bankanın konsolide çekirdek sermaye hesabında izleyen fıkralarda belirtildiği şekilde dikkate alınır.

(2) Konsolide çekirdek sermaye hesabında dikkate alınacak tutar, bağlı ortaklığın çekirdek sermayesinde azınlıkların sahip olduğu paylardan, bağlı ortaklığın çekirdek sermayesinin asgari olarak bulundurulması gereken tutarı aşan kısmının azınlıkların sahip olduğu paylara tekabül eden kısmı indirilerek bulunur.

(3) Bağlı ortaklığın çekirdek sermayesinin asgari olarak bulundurulması gereken tutarı aşan kısmı; bağlı ortaklığın çekirdek sermayesinden, bağlı ortaklığın asgari çekirdek sermaye tutarına önceki dönem sermaye koruma tamponunun eklenmesi ile bulunan tutar ile bankanın asgari konsolide çekirdek sermaye tutarına önceki dönem konsolide sermaye koruma tamponunun eklenmesi ile bulunan tutarın bağlı ortaklığa ait olan kısmından düşük olanın indirilmesi suretiyle hesaplanır.

(4) Azınlıkların bağlı ortaklığın çekirdek sermayesinin asgari olarak bulundurulması gereken tutarı aşan kısmındaki payı, çekirdek sermayenin asgari olarak bulundurulması gereken tutarı aşan kısmının azınlıkların çekirdek sermayede sahip oldukları payların oranı ile çarpılması suretiyle bulunur.

Üçüncü kişilerin ana sermayedeki payları

MADDE 13 – (1) Bankanın konsolide edilen bağlı ortaklıklarının 12 nci maddede belirtilenler de dahil olmak üzere, ana sermayelerinde üçüncü kişilerin sahip oldukları paylar, bağlı ortaklığın çekirdek sermaye kalemlerinin 6 ncımadde kapsamındaki unsurlar ile aynı nitelikleri haiz olması veya 7 nci maddede belirtilen şartları taşımaları halinde konsolide ana sermaye hesabında izleyen fıkralarda belirtildiği şekilde dikkate alınır.

(2) Konsolide ana sermaye hesaplamasında dikkate alınacak tutar, bağlı ortaklığın ana sermayesinin üçüncü kişilere ait olan kısmından, bağlı ortaklığın ana sermayesinin asgari olarak bulundurulması gereken tutarı aşan kısmının üçüncü kişilerin paylarına tekabül eden kısmı indirilerek bulunur.

(3) Bağlı ortaklığın ana sermayesinin asgari olarak bulundurulması gereken tutarı aşan kısmı; bağlı ortaklığın ana sermayesinden, bağlı ortaklığın asgari ana sermaye tutarına önceki dönem sermaye koruma tamponunun eklenmesi suretiyle bulunan tutar ve bankanın asgari konsolide ana sermaye tutarına önceki dönem konsolide sermaye koruma tamponunun eklenmesi ile bulunan tutarın bağlı ortaklığa ait olan kısmından düşük olanın indirilmesi suretiyle hesaplanır.

(4) Üçüncü kişilerin bağlı ortaklığın ana sermayesinin asgari olarak bulundurulması gereken tutarı aşan kısmındaki payı, ana sermayenin asgari olarak bulundurulması gereken tutarı aşan kısmının üçüncü kişilerin ana sermayede sahip oldukları payların oranı ile çarpılması suretiyle bulunur.

(5) Bu madde uyarınca hesaplanan ana sermaye tutarının ilave ana sermaye hesabında dikkate alınan kısmı, 12nci madde kapsamında hesaplanan çekirdek sermaye tutarını içermez.

Üçüncü kişilerin özkaynaktaki payları

MADDE 14 – (1) Bankanın konsolide edilen bağlı ortaklıklarının 12 ve 13 üncü maddelerde belirtilenler dahil olmak üzere özkaynaklarında üçüncü kişilerin sahip oldukları paylar, bağlı ortaklığın çekirdek sermaye kalemlerinin 6ncı madde kapsamındaki unsurlar ile aynı nitelikleri haiz olması durumunda veya ilgisine göre 7 veya 8 inci maddelerde belirtilen şartları taşımaları halinde konsolide özkaynak hesabında izleyen fıkralarda belirtildiği şekilde dikkate alınır.

(2) Konsolide özkaynak hesaplamasında dikkate alınacak tutar, bağlı ortaklığın özkaynağının üçüncü kişilere ait olan kısmından, bağlı ortaklığın özkaynağının asgari olarak bulundurulması gereken tutarı aşan kısmının üçüncü kişilerin paylarına tekabül eden kısmı indirilerek bulunur.

(3) Bağlı ortaklığın özkaynağının asgari olarak bulundurulması gereken tutarı aşan kısmı; bağlı ortaklığınözkaynağından, bağlı ortaklığın asgari özkaynak tutarına önceki dönem sermaye koruma tamponunun eklenmesi suretiyle bulunan tutar ve bankanın asgari konsolide özkaynak tutarına önceki dönem konsolide sermaye koruma tamponunun eklenmesi ile bulunan tutarın bağlı ortaklığa ait olan kısmından düşük olanın indirilmesi suretiyle hesaplanır.

(4) Üçüncü kişilerin bağlı ortaklığın özkaynağının asgari olarak bulundurulması gereken tutarı aşan kısmındaki payı, özkaynağın asgari olarak bulundurulması gereken tutarı aşan kısmının üçüncü kişilerin özkaynakta sahip oldukları payların oranı ile çarpılması suretiyle bulunur.

(5) Bu madde uyarınca hesaplanan özkaynak tutarının katkı sermaye hesabında dikkate alınan kısmı, 12 ncimadde kapsamında hesaplanan çekirdek sermaye tutarı ile 13 üncü madde kapsamında hesaplanan ilave ana sermaye tutarını içermez.

(6) Özel amaçlı kuruluşlar aracılığıyla ihraç edilen özkaynak kalemleri 7 veya 8 inci maddelerde belirtilen şartları taşımaları ve bu kuruluşların bankanın ihraç ettiği özkaynak kalemlerine yatırım yapmak amacıyla kurulmuş olmaları kaydıyla sadece konsolide ilave ana sermaye veya konsolide katkı sermaye hesabına dahil edilebilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Özkaynak ve konsolide özkaynak hesaplama dönemleri

MADDE 15 – (1) Özkaynak ve konsolide özkaynak ay sonları itibarıyla hesaplanır. Kurum, banka bazında da dahil olmak üzere özkaynak ve konsolide özkaynak hesaplama dönemini değiştirmeye yetkilidir.

Yürürlükten kaldırılan yönetmelik

MADDE 16 – (1) 1/11/2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bankaların Özkaynaklarınaİlişkin Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.

(2) Diğer düzenlemelerde, bu Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılan düzenlemeye yapılan atıflar bu Yönetmeliğe yapılmış sayılır.

Enflasyon düzeltme farklarına ilişkin uygulama

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kayıtlarda enflasyona göre düzeltme farkı olarak yer alan bakiyeler ilgili oldukları kalemlere aktarılır.

Özkaynak unsurlarına uygulanacak indirim esaslarına ilişkin uygulama

GEÇİCİ MADDE 2 – (1) 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (c) ve (ç) bentleri ile dördüncü fıkrasının (b), (c) ve (ç) bentleri çerçevesinde hesaplanacak tutarlar 01/01/2015 tarihine kadar yüzde yirmi, 01/01/2016 tarihine kadar yüzde kırk, 01/01/2017 tarihine kadar yüzde altmış, 01/01/2018 tarihine kadar yüzde seksen oranında dikkate alınır.

(2) 9 uncu maddenin dördüncü fıkrasının (ç) bendi 1/1/2018 tarihine kadar aşağıdaki şekilde uygulanır.

“ç) Alım satım veya bankacılık hesaplarında izlenip izlenmediğine bakılmaksızın ortaklık paylarının yüzde ondan daha fazlasına sahip olunan ve konsolide edilmeyen bankalar ve finansal kuruluşların doğrudan ya da dolaylı olarak veya türev finansal araçlar, kredi türevleri, garanti ve kefaletler gibi araçlar yoluyla çekirdek sermaye unsurlarına yapılan yatırımların net uzun pozisyonları, geçici farklara dayanan ertelenmiş vergi varlıkları ile Türkiye Muhasebe Standartları uyarınca maddi olmayan duran varlık olarak muhasebeleştirilen ipotek hizmeti sunma hakları çekirdek sermaye hesabında aşağıda belirtilen şekilde dikkate alınır.

1) Bu kalemlerin her birinin bu maddenin önceki hükümleri uygulandıktan sonra bulunan çekirdek sermaye tutarının yüzde onunu aşan kısımları çekirdek sermayeden indirilir.

2) (1) numaralı alt bent kapsamında çekirdek sermayeden indirilmeyen tutarların toplamının, (1) numaralı alt bentteki indirime esas alınan çekirdek sermaye tutarının yüzde onbeşini aşan kısmı (1) numaralı alt bent uyarınca bulunan çekirdek sermaye tutarından indirilir.

3) (2) alt bendi uyarınca bulunan çekirdek sermaye tutarı bu bent uyarınca hesaplanan çekirdek sermaye olarak kabul edilir.”

Azınlıkların ve üçüncü kişilerin özkaynak unsurlarındaki paylarına ilişkin uygulama

GEÇİCİ MADDE 3 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla özkaynaklar içerisinde yer alan azınlık payları ile üçüncü kişilere ait paylardan 12, 13 ve 14 üncü maddeler uyarınca özkaynak hesabında dikkate alınmayacak olanlar, ilgili olduğu özkaynak hesabında 1/1/2015 tarihine kadar yüzde seksen, 1/1/2016 tarihine kadar yüzde altmış, 1/1/2017 tarihine kadar yüzde kırk, 1/1/2018 tarihine kadar yüzde yirmi oranında dikkate alınır.

1/1/2014 tarihi öncesinde ihraç edilen sermaye kalemlerine ilişkin uygulama

GEÇİCİ MADDE 4 – (1) 1/1/2014 tarihi itibarıyla özkaynaklar içerisinde yer alan kalemlerden 7 nci veya 8 inci maddelerde belirtilen şartları taşımayanlar, 1/1/2015 tarihinden itibaren, her bir yıl için yüzde on oranında azaltılarak özkaynak hesabında dikkate alınır. Bu hesaplama, her bir özkaynak unsuru içerisinde yer alan tüm borçlanma araçlarının toplam tutarı üzerinden yapılır.

(2) Birinci fıkra uygulamasında; özkaynaklar içerisinde yer alan kalemlerden 1/1/2015 tarihinden sonraki bir tarihte faiz artırımı öngörenler, faiz artırımının kullanıldığı tarihten itibaren özkaynak hesabında dikkate alınmazlar.

(3) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla özkaynaklar içerisinde yer alan çekirdek sermaye kalemlerinden 6 ncı maddedeki koşulları haiz olmayanlar, anonim şirket şekli dışında kurulmuş bir şirket tarafından ihraç edilmiş olması, Türkiye Muhasebe Standartları uyarınca özkaynaklarda muhasebeleştirilmesi ve yüzde yüz oranında ana sermayede dikkate alınması kaydıyla birinci fıkrada belirtilen çerçevede dikkate alınır.

Yürürlük

MADDE 17 – (1) Bu Yönetmelik 1/1/2014 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 18 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı yürütür.