Ek Açıklama : Ali Paslı / Çeklerin Pandemi Süresince İbrazının Devamına İlişkin Güncel Uygulamanın Eleştirisi

ÇEKLERİN PANDEMİ SÜRESİNCE İBRAZININ DEVAMINA İLİŞKİN GÜNCEL UYGULAMANIN ELEŞTİRİSİ

ÇEKTEKİ İBRAZ SÜRESİNİN BİLHASSA ÇEK KANUNU SONRASINDAKİ TEKNİK ANLAMININ ANLAŞILAMAMASI

Doç. Dr. Ali Paslı

Son yaptığımız çalışma çerçevesinde (http://www.ticaretkanunu.net/ali-pasli-covid-19-salgininin-cek-hukukuna-etkisi-guncel-kosullar-surerken-cek-ibrazi-mumkun-mudur/) vardığımız sonuca paralel olarak 7226 sayılı Kanun’a eklenen geçici maddedeki “ibraz süresi” ifadesinin çekteki ibraz süresini karşıladığı hususunun uygulamada da kabul gördüğü, ancak bunun sadece senedi elinde bulunduran hamil/alacaklı lehine yorumlandığı ve ibraz süresinin durmasının uzama şeklinde yorumlandığı, ibraza engel olunmadığı görülmektedir. Çek Kanunu geçici m. 3/5 yürürlükten kaldırılmadıkça kanuni düzenimize uyumlu olmayan –hatta bu yapılsa dahi karşılıksız çekler açısından uyumsuzluk devam edecek olan- bu uygulamaya/yorum tarzına karşın son bir hatırlatma yapmak amacıyla bu kısa yazıyı kaleme alma zarureti doğmuştur.

Gerçekten de 7226 sayılı Kanun geçici m. 1’in başındaki “yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla” ifadesi de eleştirdiğimiz yorumu desteklemektedir. Yani kanunun amacı, hak sahibi konumundaki alacaklının/hamilin hak kaybına uğramasını önlemek, süresi içinde çeki ibraz edememesi nedeniyle yaşayacağı sorunları ve hak kayıplarını gidermek için ona ek süre verilmesidir. Bu yorum tarzını takip eden (muhatap) bankalar da, ibraz edilen çekin karşılığı varsa ödeme yapmakta; karşılığı yoksa da çekin arkasını yazmakta yani karşılıksızlık şerhini vurmaktadırlar.

COVID-19 pandemisi sırasında 7226 sayılı özel Kanun sonrasında süregelen uygulama kanaatimizce –hukuk tekniği açısından- isabetli değildir ve salgın sonrası dönemdeki davalarda bizatihi alacaklılar/hamiller açısından dahi hak kayıplarına yol açabilecek niteliktedir. Ayrıntılarını makalemizde açıklamış olmakla birlikte burada kısaca belirtelim ki, gerçekten de çıkan özel kanunun amacı ödeme sürelerini uzatmak/ötelemek, bu yolla borçluları korumak değildir. Ancak ibraz süresi ile vade arasındaki teknik farklılığın göz ardı edilmesi sebebiyle kanunun ulaştığı sonuç, borçluyu da korumuş olmaktadır. Belki de zaten olması gereken de budur.

İbraz süresi, vade değildir. İbraz süresi, çekin bankaya ibraz edilebileceği zaman dilimini gösterir. TTK sisteminde ibraz süresinin söz konusu niteliğinin yansıması yoktur, zira çekin düzenlenmesi ve tedavüle çıkması ile birlikte, üzerinde yazan düzenleme tarihi gelmemiş olsa bile ibrazına yasal bir engel bulunmamaktadır. Ancak Çek Kanunu’nun güncel durumu böyle değildir ve bizi, ibraz süresinin çekin ibraz edilebileceği zaman dilimini göstermesi sonucuna götürmektedir. Yani çekin düzenlenmesi ile birlikte –üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce- bankaya ibrazı ve ödeme talebine olanak yoktur. İbraz süresi, çekin gerçekten düzenlendiği değil, üzerinde yazan düzenleme tarihinde başlar ve bu tarihten önceki ibrazları, Çek Kanunu geçici madde düzenlemesi –en azından 31.12.2020 tarihine kadar- yasaklar. Bu sebeple de ibraz süresi başlamadan yapılan ibraz muhatap banka tarafından kabul görmez. Bu durumda ancak –o da ibraz süresi başladıktan sonra- Takas Odası’na ibraz için çekin alınması mümkün olabilir.

O zaman mevcut Çek Kanunu/Hukuku sistemimiz, ibraz süresi başlamamışsa/işlemiyorsa çek ibrazının da mümkün/geçerli olmaması şeklindedir. Dolayısıyla geçerli ibraz, ibraz süresi başladıktan sonra yapılandır.

Bonodaki durum ise farklıdır, orada teknik anlamda “vade” vardır. Bonoda senedin düzenleme tarihi ile ödeme tarihi iki farklı yasal unsurdur. Çekte bu anlamda bir ödeme tarihi yoktur. 7226 sayılı Kanun, vadeyi ötelemiş değildir. Bononun ödeme talepli olarak düzenleyene sunulmasına engel yoktur. Zira 7226 sayılı Kanun ile vade tarihleri ötelenmiş değildir. İbraz süresi, çek hukukuna özgü bir kavramdır; istisnai durumlar hariç- bonoda çekin ödeme talebi ile düzenleyene sunulmasına yönelik bir ibraz süresinden bahsedilemez. Dolayısıyla bonoda sadece ödememe protestosu açısından bir zaman kazanılmıştır ki, ilgili protestonun yokluğu bile zaten düzenleyene başvuruya engel değildir. Yoksa çekteki gibi borçluyu koruyan, kanunun bizi götürdüğü bir teknik sonuç –bono açısından- söz konusu değildir.

Çekteki durum, tamamen ibraz süresinin teknik anlamından kaynaklanmaktadır. Bunu göz ardı eden yorum tarzı, Çek Kanunu ile bağdaşmaz. Sadece 7226 sayılı Kanun’daki geçici maddenin konuluş amacından hareket etmek, kıymetli evrak hukukunun şekli bir hukuk düzeni kurduğu gerçeğini anlamamaktır.

İbraz süresinin başlangıç tarihi, teknik anlamda vade değildir. Çünkü çekte, ödeme tarihi yoktur. Hamilin ibrazı üzerine çek ödenir. Çek Kanunu, ibrazın yapılma süresini belirlemiştir. 7226 sayılı Kanun ile anılan ödeme talepli ibrazın süresi durduğu için bu durumun doğal sonucu olarak geçerli ibraz yapılamayacak, geçerli ibraz yapılamadığı için de ödeme anı/tarihi gelmemiş olacaktır. Takiben de ödememe durumunun tespitine ilişkin tüm işlemler, geçersiz olacaktır.

7226 sayılı özel Kanun, ibraz süresini durdurduğuna göre ibraz süreci işlemiyordur. Burada 7226 sayılı Kanun, ibraz sürelerini “uzatmamış”, aksine “durdurmuştur”. Uzama, ancak durmanın sonucudur. İbraz süresi işlemediği için de düzenleme tarihi geçse de ibraz yapılamaz. Bu dönemdeki tüm karşılıksız çek işlemleri, sorunludur. Zira ibraz süresi içinde bir ibraz yoktur. Hamiller, icra takibi yaptıkları vakit, geçerli ibrazın olmadığı savunması ile karşılaşacaklardır. Bankalar da, koymamaları gereken bir karşılıksızlık şerhini çeklere işlemektedirler.

Bilgilerinize sunulur.

Ali Paslı

Erol Ulusoy: Koronavirüs salgını çeki nasıl etkiler?

Koronavirüs nedeniyle ister kapatılsın, isterse mücbir sebep kapsamına alınsın, birçok işyerinin piyasada dönen çekleri var. Bunların vadeleri de gelmiş. Gelin bu durumu birlikte inceleyelim…

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisi ile bazı işletmeler, İçişleri Bakanlığı Genelgesi ile ileriki bir tarihe kadar tamamen kapatıldı. Bunlar arasında yer alan örneğin sinema, gösteri merkezi, nişan/düğün salonu, gazino, birahane, taverna, kahvehane, kıraathane, kafeterya, her türlü kapalı çocuk oyun alanları, dernek lokalleri, yüzme havuzu, SPA ve spor merkezlerinin ticari faaliyetleri geçici bir süreliğine sona ermiş oldu.

Bir de Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 24/03/2020 tarihli ve 31078 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 518 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında; vergi ödevlerinin yerine getirilmesi bakımından Kovid-19 mücbir sebep hükümlerinden yararlanacak, 16 sektörde faaliyet gösteren işyerleri var. Bu işyerlerinin kamu borçları, vergi borçları ertelendi, ama ticari borçları aynen devam ediyor.

Durumu sorgulayın

İşyerinizin mücbir sebep kapsamında olup olmadığını internetten “İnteraktif Vergi Dairesi”ne giriş yapıp, “Bilgilerim/518 Sıra No’lu VUK Genel Tebliği Kapsamında Mücbir Sebep Durum Sorgusu” başlığından sorgulayabilirsiniz.

İster kapatılmış olsun, isterse vergi ödevleri bakımından mücbir sebep kapsamına alınmış olsun, bu işyerlerinin düzenlemiş olduğu ve piyasada dönen çekleri var. Vadeleri de gelmiş.

Konu her ne kadar 7226 sayılı Kanun geçici 1’inci madde ile soruna çözüm getirilmek istense de, bazı konuların açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Bu Kanun ile bilhassa vadesi gelmiş, daha doğrusu ibraz süresinin son günü 13.03.2020 ile 30.04.2020 tarihi arasına denk gelen çeklerin, ibraz süreleri durdurulmuştur. Eğer elinizdeki çeki bankaya ibraz edeceğiniz son gün 13.03.2020 ile 30.04.2020 tarihi arasında bir güne denk geliyorsa, ve siz de çeki ibraz edememişseniz, endişelenmeyin, 30.04.2020 tarihinden itibaren 10 gün daha çeki ibraz süreniz olacak. Çekinizin ibraz süresi 1 ay, ama kalan süre 15 günden az ise, ibraz süreniz 30.04.2020 tarihinden itibaren 15 güne tamamlanacak.

Hak kaybı kimde?

Aman dikkat edin, 7226 sayılı Kanun geçici 1’inci maddesi, sadece çekin ibraz süresini durduruyor. Çekin ibrazını yasaklamıyor. Yani burada çeki düzenlemiş borçluya, ya da varsa cirantalara getirilen bir avantaj yok. Olayı sadece çeki düzenleyen ve hamil açısından düşünmemeli, cirantalar, varsa avaller açısından da düşünmeli.

Kanun sadece çek hamilinin, mesela sokağa çıkma yasağına tabi birisi olma ihtimaline karşı, çeki süresinde ibraz edemeyeceği için hak kaybına uğramamasını önlüyor. Yasanın amacı geçici 1’inci maddede, “hak kayıplarının önlenmesi” olarak belirlenmiştir. Korunan taraf hiç bir hak kaybına uğramayan borçlu değil, duran sürede çeki ibraz etmediği için normalde süreyi kaçırmış olacak olan, ve böylece hak kaybına uğrayacak olan alacaklı taraftır.

Ödenmeyen senetler protesto edilir mi?

Elinizdeki senetlerin de ödeme için ibraz günü 13.03.2020 ile 30.04.2020 tarihi arasına denk gelse, ibraz etmeseniz de hak kaybına uğramazsınız. Keza ödeme gününde ödenmeyen bir senet için ödememe protestosu, ödeme gününü izleyen iki iş günü içinde çekilmeli.

İşte ödememe protestosunun çekileceği iki iş günü aynı tarih aralığına denk gelirse, isterseniz notere gidip ödememe protestosu çektirebileceğiniz gibi, isterseniz 30 Nisan 2020’den sonraki ilk 2 iş günü içinde de protesto çektirebilirsiniz.

Aman yanılmayın, 7226 sayılı Kanun ödememe protestosu çekme süresini 15 iş gününe çıkarmış olmaz, 2 gün olarak devam eder. 15 güne uzayan süreler, 15 gün ve daha uzun olan sürelerdir.

Ama yasal süre zaten 15 günden az ise, örneğin, ödeme emrine 7 ve 5 günlük itiraz süreleri, 10 günlük çek ibraz süresi, 2 iş günlük ödememe protesto süresi 30 Nisan 2020 tarihinden sonra da aynen geçerlidir, 15 güne uzamış olmaz.

Bankalar çekleri ödeyecek mi?

Banka kendisine ibraz edilen çekin karşılığı varsa, ödemek zorunda. Karşılığı yoksa da, “karşılıksız işlemi” yapmak zorunda. Çünkü ne çekin ibrazı yasaklandı, ne de bankaya karşılığı varsa, süresinde ibraz edilen çeki ödeme yasağı getirildi.

Bu sebeple elinizde bir çek var ve düzenleyeni de bilhassa ticari faaliyetlerinde kısıtlama olmayan, kapatılmayan bir işyeri ise, çekinizi bankaya ibraz etmekten çekinmeyin. Banka karşılığı varsa ödemek zorunda olduğu gibi, karşılığı yoksa da, kendi mali yükümlülüğünü yerine getirip 2.225 TL ödemek zorundadır.

Hatta daha da ileri gideyim, çeki ciro edenler arasında ticari faaliyetleri devam eden bir işyeri varsa, çeki ibrazdan kaçınmayın, karşılıksız çıkarsa, ticari faaliyetine devam eden cirantaya başvurabilirsiniz.

Bankalar Birliği, bankaların, Hazine destekli Kredi Garanti Fonu kefaleti ile, kurumsal ve ticari müşterilerine, Çek Ödeme Destek Kredisi vereceğini de duyurdu. Üstelik, çek ödeme desteği; 3 ay anapara ve faiz ödemesiz, toplam 12 ay vadeli ve yıllık yüzde 9.5 faizli olacaktır. Şimdi bu durumda, çeki karşılıksız çıkan birisinin, mücbir sebebe dayanması biraz zorlaşıyor. Çünkü, koşulları olmasına rağmen, 3 ay ana para ve faizsiz çek kredi desteği alma olanağı varken, bunu kullanmaması ve çekinin karşılıksız çıkması halinde, hukuki ve ekonomik sonuçlarına katlanmak zorunda kalabilir.

Kaynak: 4 Nisan 2020 tarihli Milliyet Gazetesi yazısı

Ali Paslı: COVID-19 Salgınının Çek Hukukuna Etkisi: Güncel Koşullar Sürerken Çek İbrazı Mümkün Müdür?

COVID-19 SALGINININ ÇEK HUKUKUNA ETKİSİ: GÜNCEL KOŞULLAR SÜRERKEN ÇEK İBRAZI MÜMKÜN MÜDÜR?

Doç. Dr. Ali PASLI *

1. Çekin İbrazında Hukukumuzdaki Güncel Durum

İşbu çalışmada, COVID-19 salgınının ve bu süreçte alınan önlemlerin çek ibrazı üzerine olan mevcut/muhtemel etkileri incelenecektir. Bu dönemde karşılıksız çek düzenlemenin/düzenlenmesine sebebiyet vermenin yaptırımına ilişkin olarak yapılan -tartışmaya açık ve ihtiyaca maalesef cevap vermeyen- değişiklik inceleme konumuzun kapsamına alınmamıştır[1].

Çekin ibrazı, bir kambiyo senedi ve takiben kıymetli evrak olan çekin, hamil tarafından ödenmek üzere muhatap bankaya sunulması eylemidir/hukuki işlem benzeridir. Hakkın senetsiz ileri sürülmesi mümkün olmadığı için alacaklı konumdaki hamil tarafından senedin ödemeyi yapacak kişiye, yani muhataba ödeme yapılması talebiyle sunulması şarttır[2]. İbraz, ödeme talebinin bir ön şartı olup, ibrazsız ödeme talebi ve ibrazsız ödeme, kural olarak, mümkün değildir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (=TTK) sisteminde bir ödeme aracı olarak öngörülen çekte teknik anlamıyla vade bulunmadığı için çekin düzenlenmesinden ve hamile/lehdara verilmesinden itibaren ibraz süreci başlamış olacak ve senedi elinde bulunduran kişi, ödeme talebi ile senedi muhatap bankaya sunacaktır. Hesapta karşılık varsa, bu durum senet bedelinin ödenerek sürecin tamamlanmasına; şayet kısmen veya tamamen hesapta karşılık yoksa da bu sefer karşılıksız çek ve başvuru/müracaat hakkı sürecinin başlamasına sebebiyet verecektir.

Süresi içinde çekin hamil tarafından bankaya ibraz edilmemesi hâlinde düzenleyen dâhil başvuru hakkının düşmesi, karşılıksız çek yaptırımlarının uygulanamaması, düzenleyenin çekten cayma hakkının ortaya çıkması, karşılık olsa dahi bankanın ödeme yükümlülüğünün sona ermesi gibi sonuçların varlığı karşısında, çekin süresi içinde ibrazı ve gerektiğinde ödememe durumunun tespiti hamil/alacaklı açısından ciddi bir öneme sahiptir.

Çekin ibrazı zorunluluğuna, ibraz süreleri düzenlenirken TTK m. 796’da da işaret edilmektedir: “Bir çek…muhataba ibraz edilmelidir.”. Aynı maddede ibraz süreleri kısa tutulmuş; düzenleme yeri ile ödeme yerinin aynılığına/farklılığına göre 10 gün, 1 ay veya 3 aylık süreler belirlenmiştir.

TTK m. 795/1 uyarınca çek görüldüğünde ödenecektir ve buna aykırı olarak çeke koyulan çekte vade yaratmaya –ya da görüldüğünde vade sayılabilecek bu durumdan farklı bir durum oluşturmaya- yönelik kayıtlar da yazılmamış sayılacaktır. Uygulamadaki ileri tanzim tarihli/post date çekleri karşılayan bir kural ile TTK m. 795/2’de de “(d)üzenlenme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan çek, ibraz günü ödenir.” denilmiş ve düzenleme tarihinden önce dahi çekin ödeme için ibrazına, takiben ödenmeme durumunun tüm yaptırımlarının bu hâlde de uygulanmasına olanak tanınmıştır.

Çekte vade olmaması, çekin görüldüğünde ödenebilir bir senet olması dolayısıyla çekin düzenlenmesi ve ilk müktesibine/hamiline verilmesi ile birlikte ibrazın hemen o andan itibaren mümkün ve geçerli olması kuralından 5941 sayılı Çek Kanunu ile birlikte vazgeçilmiştir. Bu vazgeçme, ÇekK m. 3/8’de “kısmen”; geçici m. 3/5’de ise “tamamen”dir. Şöyle ki, sürekli/kalıcı hüküm mahiyetindeki 3. maddenin 8. fıkrası uyarınca “(ü)zerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının…kısmen veya tamamen ödenmemiş olması hâlinde, bu çekle ilgili olarak hukukî takip yapılamaz. İleri düzenleme tarihli çekle ilgili olarak hukukî takip yapılabilmesi için, çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve karşılıksızdır işlemine tabi tutulması şarttır”. Böylelikle bankanın karşılığı bulunan çeki ödeme zorunluluğu kaldırılmamakta, ancak alacaklının/hamilin, ancak çekin üzerinde yazılı düzenleme tarihine göre belirlenecek yasal ibraz süresi içindeki ibraz şartı ile ödenmeyen çeklere ilişkin icra takibi dâhil hukuki takip ve karşılıksızlık yaptırımlarına başvuru hakkı olduğu vurgulanmıştır. Demek ki yasal ibraz süresi başlamayan/işlemeyen çekin ibrazı ve takiben -karşılığı varsa- ödenmesi mümkündür. Ancak ödememe durumunda borçlu/düzenleyen korunmaktadır. İbraz süresi başlamayan çek ibraz edilir ve muhatap tarafından ödenir ise bu ödeme geçerlidir ve sebepsiz zenginleşme teşkil etmez. Hatta hesapta karşılık varsa, ibraz süresi başlamayan çekin ibrazı hâlinde bankaca ödemede bulunulması gerektiği söylenebilir. Dolayısıyla ÇekK m. 3/8 sisteminde hâlen çek, görüldüğünde ödenir.

Öte yandan bizim incelememiz açısından asıl önemli olan ve “çekte vade yoktur” saptamasını geçersiz hâle getirip TTK m. 795 hükmünü -en azından geçerli olduğu zaman dilimi açısından- ilga ettiğini söyleyebileceğimiz hüküm, özel kanun olan ÇekK’nın geçici 3. maddesinin 5. fıkrasında yer almaktadır. Geçiciliğinin süresi uzatılmış şekli ile hükmün -yıllardır yürürlükte olan- son hâli aynen şu şekildedir: “31/12/2020 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.”. O zaman ÇekK m. 3/8 kapsamında dahi varlığını koruyan çekin görüldüğünde ödeneceği kuralı, 31.12.2020 tarihine kadar askıdadır. Zira anılan tarihe kadar çekin hamili tarafından üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce yapılan ibraz geçersiz olacaktır. İbraz olmaksızın çek ödenemeyeceğine göre geçersiz ibrazın anlamı, ibrazın yapılamayacağı ve bankanın söz konusu ibrazın yapılamayacağı dönem açısından hesapta karşılık olsa bile ödeme zorunluluğunun bulunmadığı, hatta ödeme yapmamak zorunda olduğudur. Böylelikle çekin üzerinde yazılı olan düzenleme tarihi, fiilen senedin ödeme talebi olan ibrazın beklenmesinin gerektiği tarih, takiben adeta senedin “vadesi” hâline gelmiş olmaktadır.

2. Salgın ve Yasal Önlemler Sonrasındaki Durum

İşte hukukumuzda çek ibrazının alacaklı/hamil, borçlu/düzenleyen ve muhatap banka üçgenindeki güncel durumuna ilişkin bu değerlendirme, bizi salgın sonrasında alınan tedbirlerin etkisi noktasında ilginç noktalara götürmektedir.

a. Hamil Açısından

Hamil/alacaklı bakımından COVID-19 salgınının ve oluşan hastalığın en önemli olumsuz etkisi; 65 yaşından büyük olunmasından veya kronik hastalık bulunmasından kaynaklı olarak sokağa çıkılamaması yahut yaşanan hastalıktan ötürü hastanede olunması veya kamu görevlilerinin çağrısı karşısında fiilen “evde kalma”dan ötürü gündeme gelmektedir. Bu açıdan yaklaşıldığında, hukuki veya fiili engeller karşısında çek ibrazı için bankaya gidemeyecek konumda olan çek hamilini, hem TTK hem de salgın döneminde çıkarılan özel yasal düzenleme korumaktadır.

“Mücbir sebepler” kenar başlığını taşıyan TTK m. 811’in ilk fıkrası uyarınca “(k)anunen belirli olan süreler içinde çekin ibrazı veya protesto edilmesi veya buna denk bir belirlemenin yapılması, bir devletin mevzuatı veya herhangi bir mücbir sebep gibi aşılması imkânsız bir engel nedeniyle gerçekleştirilememişse, bu işlemler için belirli olan süreler uzar”.

Maddenin geri kalan fıkralarında bu uzamanın şekli, süresi, mücbir sebebin anlamı, hamilin bu durumda yapması gerekenler ve hatta ibraz zorunluluğunun tamamen ortadan kalkmasına ilişkin özel kurallar getirilmiştir (TTK m. 811/2-5).

Öte yandan –kabul edildiğinin hemen ertesi günü RG’da yayımlanan- 25.03.2020 tarih ve 7226 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile özel olarak süreler ile ilgili bir belirleme yapıldığı için TTK m. 811’in ayrıntılarına girmeyi gerekli görmüyoruz. Anılan 7226 sayılı Kanun geçici m. 1 hükmü uyarınca “(1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler…13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden…itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir…”.

Aşağıda irdeleyeceğimiz üzere bu düzenlemenin kapsamına göre çekin ibrazı süreleri, 30.04.2020 tarihine kadar duracak ve anılan tarihten itibaren özel düzenlemedeki kurallar kapsamında yeniden işlemeye başlayacak ve hatta bazı durumlarda yeniden işlemeye başlamasından itibaren kalan süreden de daha fazla bir ibraz süresi elde edilmiş olacaktır. İşte çek hamilinin buradaki süreler içinde çeki ibraz ederek ödeme talebinde bulunması, süresi içinde ibraz sayılacak ve hamil, -çekin üzerinde yazılı olan düzenleme tarihinden çok sonraki ibraza rağmen- hak kaybına uğramaktan kurtulacaktır.

b. Muhatap Banka Açısından

ÇekK m. 3/1’de muhatap bankanın ödeme sorumluluğu, “(k)arşılığı bulunan çek, hesabın bulunduğu muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde…ödenir.” şeklinde düzenlenmiş, akabinde aynı maddenin 7. fıkrasında bankanın çekin karşılığının hesapta bulunmasına rağmen ödemesinin geciktirilmesi durumunda çek hamiline, her geçen gün için binde üç gecikme cezası ödeyeceği öngörülmüştür. Ayrıca, “diğer ceza hükümleri” kenar başlıklı aynı Kanun’un 7. maddesinin 5. fıkrasında da “(k)arşılığı tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edilen çekin karşılığının hesapta mevcut olmasına rağmen, hamile ödemede bulunmayan…banka görevlisi, şikâyet üzerine bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” düzenlemesi ile bankanın ödeme zorunluluğu -banka görevlisini kapsayan- bir ceza hükmü ile desteklenmiştir. O zaman karşılığı bulunan çekin ibrazı durumunda muhatabın ödeme yapması noktasında ona kanuni bir sorumluluk/borç yüklenmiş durumdadır. İşte bunun ihlalinin hukuki ve cezai sonuçları da olduğu için sorumluluğun şartlarının çok net şekilde belirlenmesi lazımdır.

Muhatap bankanın ödeme zorunluluğundan bahsedilebilmesi için çekin -yetkili hamil tarafından- bankaya ibrazının şart olduğu aşikârdır. Salgın ve onu takip eden özel kanuni düzenleme açısından sorun, ibraz süresinin durması durumunda ibrazın mümkün olup olmadığıdır.

Bu soruyu cevaplandırabilmemiz iki hususun aydınlatılmasına bağlıdır:

  • Çekin düzenlenmesi ve hamile teslim edilmiş olması, ibraz edilebilmesi için yeterli midir? Yoksa yasal ibraz sürelerinin işlemeye başlaması şart mıdır?
    Yukarıda irdelediğimiz bu durum, ÇekK geçici m. 3/5 ile cevaplanmış durumdadır. 31.12.2020 tarihine kadar çekin üzerinde yazılı olan düzenleme tarihinden önce çekin ibrazı geçersizdir. Burada kastedilen husus, yasal ibraz süreleri başlamadan çekin ibrazının mümkün olmamasıdır. Bu düzenleme, TTK m. 795/2’deki ileri düzenleme tarihli çeklerin üzerinde yazılı olan tarih gelmeden ibrazı durumunda ödenmesi gerekliliğinin, yeni düzende işlememesini sağlamaya matuftur. ÇekK geçici m. 3/5’de “üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce” lafzının kullanılmasının sebebi, TTK m. 796’da öngörülen yasal ibraz süresinin zaten bu tarihten başlayacak olmasıdır. İbraz süresi, Çek Kanunu düzeninde –en azından geçici maddenin yürürlükte olduğu dönem açısından- çekin usulüne uygun şekilde ibraz edilebileceği dönemi gösterir. Bu süre, çift yönlüdür: Alacaklı/hamil, bu süre bittikten sonra çeki -ödeme sorumluluğu varmış şekilde- ibraz edemeyeceği gibi, aynı zamanda bu süre başlamadan da ibraz edemez. İşte bu başlamama durumunu ortaya koyan tarih, çekin üzerinde yazılı olan düzenleme tarihidir. Dolayısıyla ileri düzenleme tarihli çeklerde ibraz süresi, çekin şeklen düzenlendiği gözüken tarihte başlayacağı için bundan önceki ibrazları da kanun koyucu engellemiştir. İbraz süresi işlemeye başlamamış ise ibraz da mümkün değildir. 31.12.2020 tarihine kadar var olan çek hukuku düzenimiz bu şekildedir. O zaman işlemeye başlayan ibraz süresi bir şekilde durmuş ise aynı şekilde ibrazın yapılabileceğinden bahsedilemez. İşlemeyen süre sadece alacaklıya değil, çek işleminin tüm taraflarına yöneliktir.
    Gerçekten de ibraz süresinin anlamı, çekin ibraz edilebileceği zaman dilimidir. Eskiden bunun anlamı yoktu. Zira düzenlenme anından itibaren çek ibraz edilebilirdi, hamilin -ibraz için sahip olduğu- azami süresi de çekin üzerinde yazan tarihe göre belirlenirdi. O zaman ibraz edilemeyecek bir zaman dilimi de yoktu. Ancak, ÇekK ile birlikte oluşan düzende söz konusu ibrazsızlık döneminin artık vardır. Zira ÇekK ile birlikte, bilhassa geçici madde sonrasında, ibraz süresi anlam değiştirmiştir: Bu süre, aynı zamanda alacaklı olan hamilin ibraz olanağının bulunduğu zaman aralığını göstermektedir. O zaman bu sürenin durması ve işlememesi, ibrazın da mümkün olmaması anlamına gelecektir.
  • Tam da bu noktada ikinci kritik soru gündeme gelmektedir: 7226 sayılı yeni Kanun’daki “ibraz süresi” ifadesi, çekin ibraz süresini de kapsar mı?
    Bu soruya esasında yukarıda cevap vermiştik. Burada biraz daha açmak gerekirse; öncelikle belirtelim ki, hak düşürücü süreler ile ibraz sürelerinin -zamanaşımı sürelerinden farklı olarak- durması ve kesilmesi  prensip olarak, kabul edilmemektedir. Ne var ki, 7226 sayılı Kanun geçici m. 1 hükmünün lafzı ve amacı, çekteki ibraz sürelerinin de bu düzenlemenin kapsamında olduğunu ortaya koymaktadır. Bizatihi maddede “hak düşürücü” sürelerden de bahsedilmiş olması, ibraz süresinin, zamanaşımı süreleri ile birlikte anılmış olması, dahası “bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler”in zikredilmiş olması, bizi bu sonuca götürmektedir.
    Maddede “ibraz süreleri” lafzı bulunmasaydı dahi ibraz süresinin çekteki ödeme talebine ilişkin hamile ait hakkın kullanımına ilişkin bir zaman dilimini gösterdiği ve süre şartına uyulmaması durumunda hamilin hukuki takip hakları, başvuru hakkı gibi haklarını sona erdireceği ve düzenleyenin de cayma hakkının doğumuna yol açacağı noktasında herhangi bir tereddüt yoktur. Şu hâlde söz konusu ibraz sürelerinin madde kapsamına girdiğine ve takiben durmuş olduğuna da şüphe etmemek gerekir.
    İnceleme konusu 7226 sayılı Kanun geçici m. 1 düzenlemesinin hemen başında “Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla” ifadesinin kullanılmış olması, bizi farklı bir sonuca götürmez. Zira maddede yalnızca usul hukuku ile ilgili süreler düzenlenmemekte, hüküm yargısal uygulamayı aşan, maddi hukukta karşılığı olan süreleri de kapsamına almaktadır. Kaldı ki, çekteki ibraz sürelerinin geçirilmesinin yargı alanında hak kaybına yol açacağına, hamilin bu çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus özel takip usulüne başvuramayacağına, dahası karşılıksız çeke ilişkin özel hükümlerin de uygulanamayacağına da şüphe yoktur.
    Öte yandan ibraz süresi denildiği vakit, akla öncelikle ticari defterlerin ispat hukuku açısından oynadığı rol kapsamında mahkemelere veya vergi incelemesi sırasında vergi memurlarına ibrazı değil, çekin ibrazı süreleri gelmektedir. Zaten hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri ile birlikte anılan ibraz süresinin de, bu sürelere benzeyen çekin ibrazı süresini karşıladığı açıktır[3].

O zaman ulaşılan sonuç açıktır: Çekteki ibraz süreleri, 13.03.2020’den başlayarak 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durmuştur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Ancak 30 Nisan’ı takip eden gün olan 1 Mayıs da resmi tatildir. 2 ve 3 Mayıs da hafta sonudur. TTK m. 816 uyarınca bir çekin ibrazı, ancak bir iş gününde yapılabilir. Ancak bu iş günü kuralı, aradaki günler için değil, ibrazın son günü için geçerlidir. Bu sebeple durma anı itibarıyla ilgili çekin ibraz süresinin son günü ise ibrazın, 04.05.2020 tarihinde yapılması gerektiği düşünülebilecek olsa da, 7226 sayılı Kanun’da bu duruma yönelik de özel bir uzatma kuralı öngörülmüş ve durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine 15 gün ve daha az kalmış olan sürelerin durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere 15 gün uzamış sayılacağı belirtilmiştir. Bu durumda ibraz süresi 10 gün olan çekler her durumda bu istisna uzama kuralının kapsamına girecek ve geçici süreliğine bu çeklerde ibraz süresi, TTK m. 796/3 uyarınca 01.05.2020’den başlayarak 15 gün olarak kabul edilecektir. İbraz süresi 1 ay olan çeklerde ise kalan süreye göre, 01.05.2020’den başlamak üzere ibraz süresinin son günü hesaplanacaktır.

Sonuç olarak; resmi tatilde ibraz da olmayacağına göre COVID-19 dönemi açısından -Cumhurbaşkanlığı’nca başka bir uzatma kararı alınmadıkça- 13.03.2020 – 04.05.2020 tarihleri arasında çekin ödenmek üzere muhatap bankaya ibrazı geçersizdir. Bu süreler zarfınca ibraz süreleri durmuştur ve duran süre içinde çekin hamil tarafından ibrazı da mümkün değildir. Böylelikle muhatap banka, düzenleyenin hesabında karşılık olsa ve çek, ödeme talebi ile yetkili/meşru hamil tarafından kendilerine sunulsa bile geçersiz bir ibrazın varlığı karşısında çek bedelini ödememek ve çeki aynen hamile iade etmek zorundadır. Banka, hesapta karşılık yoksa da çekin arkasına karşılıksızlık şerhini yazamaz. Zira ibraz süresi başlamamıştır. Muhatap bankanın buna aykırı davranışı, onu, düzenleyene karşı sorumlu hâle getirecektir.

Bu süre içerisinde muhatap bankanın ÇekK m. 3/3’den kaynaklı kanunen ödemekle yükümlü olduğu bir miktardan da bahsedilemez. Zira bankanın söz konusu kanuni sorumluluğu da çekin süresi içerisinde ibrazına bağlıdır. Bu durumda süre başlamamış veya başlamış ise de durmuştur. İşlemeyen süre, bu sürenin bağlandığı eylemin de yapılamayacağı anlamına gelir.

Hamil, 04.05.2020 tarihi itibarıyla çeki yeniden ibraz edebilir ve bankanın ödeme sorumluluğu/zorunluluğu ancak bu tarih itibarıyla var olabilir.

c. Düzenleyen Açısından

Ticaret hayatı açısından ciddi sonuç doğurabilecek ve piyasadaki ödeme dengelerini bozabilecek olan yukarıda ulaştığımız durumu, 7226 sayılı Kanun geçici m. 1’i yazanlar düşünmüş müdür ya da amaçlamış mıdır bu çok açık/net değildir. Amacın hak kaybını önlemek olduğu hükümde yazılıdır ve hak kaybı alacaklıya, yani hamile yöneliktir. Ancak hamilin hakkı korunurken borçlu konumdaki düzenleyenin konumunun göz ardı edilmesi de düşünülemez. Üstelik, mevcut salgın ortamında makro endişe, alacaklılardan daha çok borçlular üzerindedir. Tüm bunların ötesinde 7226 sayılı Kanun geçici m. 1’deki süre durması/uzatımı, alacaklıyı ön plâna alsa da çek hukukunun ÇekK geçici m. 3/5’den kaynaklanan mevcut durumu karşısında işlemeyen bir ibraz süresi içerisinde borçlu konumdaki düzenleyenin de bir ödeme sorumluluğundan bahsedilemez.

Öte yandan ibraz sürelerini 13.03.2020 tarihi itibarıyla durduran 7226 sayılı Kanun’un RG’de yayınlanma tarihi 26.03.2020’dir. Kanun’un kazanılmış haklara ve ödemesi yapılmış çeklere etkisi olmaması esastır. Zaten Kanun’un yürürlük hükmü olan 52. maddesinde de geçici maddeye ilişkin bir geçmişe etki kuralı getirilmiş değildir. Dolayısıyla ancak yürürlüğe girme tarihinden sonra çek ibrazının engellenmesi ve ödemelerin geçerli bir sebebe dayanmaması, takiben de -yapılmaması gereken ödemelerden kaynaklı olarak- sorumluluk doğurmasından bahsedilebilecektir.

O zaman 26.03.2020 tarihinden başlamak kaydıyla üzerinde yazılı düzenleme tarihi itibarıyla ibraz süresi içerisinde de olsa, ülkemizdeki çeklerin ibraz süresi durmuş olduğuna göre borçlu konumdaki düzenleyenlerin de bir ödeme sorumluluğundan bahsedilemeyecektir. Çekte mündemiç olan hakkın borçluya karşı ileri sürülebilmesi ibraza bağlıdır, ancak belirtilen zaman dilimi aralığında ibraz mümkün değildir. Durma süresi boyunca düzenleyen açısından hukuken ve/veya cezaen karşılıksız çek yaptırımının işletilmesine de olanak yoktur.

Bu durumda düzenlediği çeki ilgili resmi salgın süresi boyunca -o ya da bu sebeple- ödeyemeyen borçluyu/düzenleyeni ayrıca koruyan özel bir düzenlemeye de ihtiyaç kalmamaktadır. Dolayısıyla bankanın ödememe gerekçesi olarak karşılıksızlık dışında bir şerhi çekin arkasına işlemesinin mümkün olup olmadığına ilişkin tartışmanın da bir anlamı kalmayacaktır[4].

SONUÇ OLARAK:

  • “Çekte vade yoktur” kuralı, ülkemizde ÇekK geçici m. 3/5 ile -31.12.2020 tarihine kadar- geçici süreliğine de olsa askıya alınmıştır. Anılan düzenlemedeki üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ibrazının geçersiz addedilmesi esası, ibraz süresinin başlamasından önceki ibrazları da yasaklamaktadır. O zaman nasıl ki yasal ibraz süresi geçtikten sonra çekin tüm hukuki sonuçlarını doğuracak şekilde ibrazı mümkün değilse, bu ibraz süresi başlamadan önceki ibraz da olanaksızdır.
  • COVID-19 salgın dönemine yönelik özel bir tedbir olan 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi düzenlemesi ile 13.03.2020 ila 30.04.2020 tarihleri arasında ibraz süreleri durdurulmuştur. Çek ibrazı ve buna ilişkin süreler de bu düzenlemenin kapsamı içindedir. O zaman ülkemizde şu anki güncel durum, tüm çeklerin ibraz sürelerinin durmuş ve anılan özel düzenlemedeki kurallar çerçevesinde 30.04.2020 tarihinden sonra yeniden işlemeye başlayacak olmasıdır. İşlemeyen ibraz süresi içinde ibraz mümkün değildir. Bu sebeple de 04.05.2020 tarihine kadar hiçbir çekin geçerli bir şekilde ödeme talebi ile ibrazı olanaksızdır.
  • Takiben hamilin/alacaklının, Mart/Nisan tarihli çekleri evinden çıkmadan Mayıs ayı içerisinde de bankaya ibraz etmesi mümkündür ve bu tarihteki ibraz, süresi içinde yapılan ibrazdır.
  • Muhatap bankanın 04.05.2020 tarihinden önce karşılığı bulunan çekleri dahi ödememesi, aynen hamile iade etmesi ve karşılığı olmayan çeklerde de karşılıksızlık işlemi yapmaması gerekir. Aksine tutum, bankanın düzenleyene karşı sorumluluğunu doğurur.
  • Düzenleyen/borçluyu mücbir sebepten kaynaklı ödememe sebebiyle koruyan özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte, söz konusu ibraz sürelerini durduran özel düzenleme, -bunu öngörüp öngörmediği net olmamakla birlikte- diğer taraftan çek borçlularını da korumuş ve ödeme noktasında onlara –üstelik de faizsiz- zaman kazandırmıştır.
  • Bu durumun ticaret hayatının silsilesi içinde sorunlara gebe olduğu açık olmakla birlikte çek hukuku tekniğinin getirdiği -makro ekonomik etkileri olabilecek- bu yorum tarzının/sonucun engellenmesinin yolu, -ivedilikle- ÇekK geçici m. 3/5’in yürürlükten kaldırılmasıdır. Bu olasılıkta ÇekK m. 3/8’deki orijinal sisteme dönülmüş olacak ve 7226 sayılı Kanun geçici m. 1 ile çekteki ibraz süreleri durmuş olsa da ibraz süresi öncesindeki/dışındaki ibraz geçersiz sayılmayacak, hesapta karşılık varsa bankanın ödeme yapma sorumluluğu söz konusu olacaktır. Zira karşılığı bulunan çeki ödeme noktasındaki bankanın yasal sorumluluğu, çekin ibraz süresi içinde ibraz edilmesine değil, yetkili hamil tarafından “ibraz edilmesine” bağlıdır. Ancak bu olasılıkta da hesapta yeterli karşılık yoksa, çek yasal ibraz süresi içinde ibraz edilmemiş olduğu için hamilin/alacaklının hukuki takip yapabilmesine olanak olmayacaktır.

*        İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi.

         Son okuma ve tashih konusundaki desteğinden ötürü İstanbul Üni. Hukuk Fak. Ticaret Hukuku Anabilim Dalı’ndan Araş. Gör. Buğra Kesici’ye teşekkürlerimi sunmak isterim.

[1]        Bkz. 7726 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5941 sayılı Çek Kanunu’na eklenen Geçici Madde 5.

[2]        İşbu çalışmada çekin, üzerine çekildiği banka hesabının bulunduğu şubeye, bankanın başka bir şubesine [5941 sayılı Çek Kanunu (= ÇekK) m. 3/1] ve Takas Odasına ibrazı da (TTK m. 798), “ibraz” kavramının içerisinde değerlendirilmektedir.

[3]        Maddenin ikinci fıkrasında kapsam dışında bırakılan süreler arasında da çekteki ibraz süreleri yer almamaktadır.

[4]        Kaldı ki zaten çekin ödenmemesinin herhangi bir mücbir sebepten kaynaklandığının ortaya konulmasının/ispatının düzenleyeni hukuki veya cezai yaptırımdan kurtarmasına, ilgili çekin karşılıksız çek sayılmasını önlemesine ilişkin bir düzenlememiz de bulunmamaktadır. TTK’da “ödemelerin tatili” hep makro değil mikro anlamda borçlunun durumu açısından ele alınmakta ve sonuç itibarıyla da hamilin haklarını belirli şartları karşılamadan kullanmasını sağlamaktadır, yoksa ödemeyi yapamayan borçluyu değil. Bkz. örn. TTK m. 713, 806. Kıymetli evrak hukukunun esas korumayı amaçladığı kişinin, senet hamili olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla yukarıda yaptığımız çek ibrazının mümkün olmadığı yorumunun kabul edilmemesi durumunda, mücbir sebebin varlığı borçlu düzenleyeni çek hukukunun ödememeye bağladığı hukuki ve cezai yaptırımlardan kurtarmayacaktır.