Sultanahmet Köftecisi: Köfte savaşı kızıştı… Yedi gün süre verildi…

Sultanahmet Köftecisi isminin sahibi olan Tezçakın ailesi davayı kazandı. 200’e yakın ‘Sultanahmet Köftecisi’ ismini kullanan işletmenin 7 gün içinde tabelalarını indirmeleri için ihtar çekildi.sultanahmet-koftecisi

Köftede 100 milyon liralık bir pazarı oluşturan, çoğunluğu AVM’lerde “Sultanahmet Köftecisi” adıyla hizmet veren 200’e yakın işletmeye tabela indirmeleri için Tezçakın ailesi tarafından ihtar çekildi. Tarihi Sultanahmet Köftecisi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tezçakın, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde “marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetinin tespiti ile tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve giderilmesine” ilişkin açtıkları davada, davalı Sultanahmet Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nn 631.993 lira maddi, 5.000 lira da manevi tazminata mahkum edildiğini, www.sultanahmetkofteci.com alan adının da iptal edildiğini bildirdi.

COĞRAFİ ÜRÜN DEĞİL
Sultanahmet Köftesi’nin, “Akçaabat köftesi”, “İnegöl köftesi” gibi coğrafi bir ürün olmadığının altını çizen Mehmet Tezçakın, şunları söyledi: “Sultanahmet Köftecisi markası ailemize ait Elit Gıda Şirketi adına tescillidir. 1920 yılında kurulan, dört nesildir aralıksız olarak hizmet veren Sultanahmet Köftecisi, maalesef yeme içme sektöründe Türkiye’nin en çok taklit edilen markası olmuştur. Öyleki 200’e yakın işletmenin oluşturduğu taklit Sultanahmet Köftecisi pazarının boyutu 100 milyon lirayı aşmıştır.

Hem lezzet hem de sunum ve hizmet olarak standartlarımızın çok gerisinde kalan bu taklit işletmeler birçok müşteriyi mağdur etmiştir. Bir asra yalklaşan tarihimiz boyunca alın teriyle, büyük özverilerle elde edilen kazanımlar, semt isminden esinlendim diyerek markamızı haksız yere kullanan kişilerce yok edilmek istenmiştir. Mahkeme geç de olsa, haksızlığı ortadan kaldıracak bir karara imza atmıştır.”

TABELA İNDİRMEYENE AYRICA DAVA
Davalı şirket tarafından çoğunluğu AVM’lerde olmak üzere franchise yoluyla açılan 200’e yakın işletmeye ihtar göndererek, bir hafta içerisinde tabelalarını indirmelerini, işyerlerinde bulunan “Sultanahmet Köftecisi” ibarelerinin silinmesini istediklerini kaydeden Tezçakın, şöyle devam etti: “Yargıtay’ca henüz onanmadığı için karar kesinleşmemiş olsa da ayrı birer tüzel kişi olan bu işletmelerin eylemleri de marka hakkına tecavüz ve haksız eylem teşkil etmektedir. Bu işletmeleri önce iyiniyetle ihtarname göndererek uyarıyoruz. Tabelalarını indirmezlerse hepsine ayrı ayrı dava da açacağız. Ayrıca, savcılığa suç duyurusunda da bulunulacak.

SULTANAHMET’DE DE SORUN VARDI
Öte yandan, Sultanahmet Meydanı’nda yıllardan beri izinsiz olarak Sultanahmet Köftecisi markasını kullanan iki işletme hakkında açılan davalar da Tezçakın ailesi lehine sonuçlandı. Tezçakın ailesine tarihi davaları kazandıran Avrupa Patent Bürosu’nun kurucu ortağı Av. Yağmur Kutlucan, “Bu işletmelerden biri, kararın Yargıtay’ca da onanması üzerine tabelasını indirmek zorunda kalırken, diğeri hakkında da Yargıtay’ın kararı bekleniyor” diye konuştu.Kutlucan, kararın onanmasının ardından o işletmenin de tabelasını indireceğini belirterek, “İstanbullu çok iyi biliyor ama bazen İstanbul’u tanımayanlar hangisi gerçek Sultanahmet Köftecisi karıştırabiliyordu. Sultanahmet’teki bu kargaşa da artık bitiyor” dedi.

İLK İSMİ TURAN KEBAPÇISI
Sultanahmet Köftecisi’ni 1920 yılında Mehmet Seracettin Efendi’nin, Divanyolu Caddesi’nde “Turan Kebapçısı” adıyla kuruldu. Müşteri sayısı yıllar geçtikçe artan Hacı Mehmet Seracettin Tezçakın, üç oğlu Mustafa, Selim ve İsmail ile çalışmaya devam etti. 1944 yılında işletmenin adı “Halk Kebapçısı” olarak değiştirdi. İsmail Usta’nın oğlu Mehmet Seracettin Tezçakın, 1982 yılında işletmenin adına dünya mirası listesinde yer bulan “Sultanahmet” i ekledi. Sultanahmet Köftecisi’nin Azerbaycan’ın dışında İngiltere, Almanya’da da şubeleri var.

Kaynak: Hürriyet

Haksız Rekabet

Haksız rekabetin tanımı (TTK m. 54/2):

Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar“.

6102 sayılı Kanun‘un haksız rekabete ilişkin hükümleri hazırlanırken, İsviçre’de 1986 yılında kabul edilen “Haksız Rekabete Karşı Federal Kanun”dan esinlenilmiştir.

TTK’da yer alan haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır (TTK m. 54/1).

Haksız rekabetten söz dilebilmesi için kusur şartı aranmamıştır. Kusur tazminat talep edebilmek için aranan bir şarttır.

TTK’nın 55. maddesinde, sınırlayıcı olmayn bir şekilde, bailıca haksız rekabet halleri sayılmış olup bunlar şu şekildedir;

a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;

1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,

2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek,

3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak,

4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,

5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek,

6. Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur,

7. Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak,

8. Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak,

9. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak,

10. Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek,

11. Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak,

12. İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler  içeren sözleşme formülleri kullanmak.

b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle;

1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek,

2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak,

3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek,

4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici  kredisi  sözleşmesi yapmış  olan  alıcının  veya  kredi  alan  kişinin,  bu  sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek.

c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle;

1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak,

2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak,

3. Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak.

d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur.

e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.

f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine;

1. Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan, veya

2. Sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.

HAKSIZ REKABETE İLİŞKİN EMSAL KARARLAR

  • “Mahkemece, davacı oda tarafından belirlenen ücret tarifesinin altında fiyat uygulandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dosyada bir örneği mevcut tarifede berberlerin sunduğu saç kesme, yıkama, sakal tıraşı gibi hizmetler bakımından asgari bedeller belirlenmiştir. Bu durumda, davacının belirlediği fiyat tarifesinin mesleğin icra edildiği Malatya İlindeki ortalama hizmet bedelleri ve buna bağlı olarak da mesleki ve mahalli adetlerle belirlenmiş iş hayatı şartlarına aykırılık suretiyle haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı hususunda gerektiğinde ticaret odasından bir bilirkişi tayini ile görüş alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.” Yargıtay 11. HD, E:2015/10784, K:2016/5969, T:31.05.2016
  • “Mahkemece … Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğince usulüne uygun bir şekilde tescil edilmiş ünvanın tescil edildiği şekilde kullanılması terkin edilinceye kadar markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir… hükmün ONANMASINA” Yargıtay 11. HD, E:2015/10850, K:2016/5917, T:30.05.2016
  • “Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 1994 yılından beri ticaret sicilinde kayıtlı olduğu, ayrıca “….” ibaresini ve logosunu 1994 yılından itibaren faturalarında ve iş evrakında kullandığı, böylece anılan ibare üzerinde davalı tarafın sektöründe tescilsiz bir sınai hak elde ettiği, davalının bu sektörde elde ettiği üstün ve öncelikli hakkı nedeniyle davacının davalıya karşı marka hakkına ve ticaret ünvanına tecavüz ve haksız rekabet iddiasıyla talepte bulunamayacağı, öte yandan davalının 1994 yılından beri ticaret sicilinde kayıtlı ticaret ünvanına ve fatura ve iş evrakındaki kullanımına karşı yaklaşık 20 yıl sessiz kalan davacının artık davalıya yönelik talep ve dava hakkını yitirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir…hükmün ONANMASINA…” Yargıtay 11. HD, E:2015/11061, K:2016/5883, T:30.05.2016
  • Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının okul inşaatında, dershane işletmelerinde alan adında kullanımının ve ticaret unvanının da bulunmasının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği (ticaret unvanının markasal kullanımı nedeniye) haksız rekabet yarattığı, kullanımının haksız olduğu, davalının taciar olması nedeniyle davacı markalarından haberdar olabilecek durumda olduğu, yalnızca marka başvurusunda bulunmak markasal kullanma hakkı vermeyeceği, ayrıca davalının başvurusunun da başvuru aşamasında red olunduğu ve davalının yasal 2 aylık sürede başvurunun reddi kararına itiraz etmemesi nedeniyle lehine hüküm ifade etmediği, internet alan adına haksız rekabet yarattığı, tescilli ticaret unvanı tescilli olduğu sürece tescil edildiği şekli ile ve unvansal kullanımı yasal bir hakkın kullanımı olup haksız rekabet yarattığından bahsedilemez ise de, ticaret unvanının markasal kullanımı markaya tecavüz ve haksız rekabet yaratacağından ve unvandaki diğer kelimelerden öne çıkartılarak markasal bir algı yaratacak şekilde kullanımı da markaya tecavüz ve haksız rekabet yaratacağından davalının ihtara rağmen kullanımını sürdürdüğü kusurlu olduğu bu nedenle maddi ve manevi tazminat şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalının eğitim öğretim hizmetlerinde ve okul yapımlarında “…” ibaresini kullanmasının davacının tescilli marka hakkından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin ve haksız rekabet yarattığının tespitine, markaya tecavüz ve haksız rekabetin men’ine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, ”…” ibaresinin her türlü ilan broşür levha tanıtım evrakı basılı evraklar reklamlar, afişler fatura ve hertürlü tanıtım evrakında kullanımının önlenmesine, ”…” ibaresinin taşıyan tanıtım evraklarından ve vasıtalarından silinmesi mümkün olanların öncelikle silinmesine, silinmesi mümkün olmaz ise imhasına, davalı adına kayıtlı …. ve … alan adlı sitelere erişimin engellenmesine, davalının ticaret ünvanında bulunan ”…” ibaresi davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet yarattığından davalı ticaret ünvanından ”…” ibaresinin terkinine, maddi tazminat talebinin kabulü ile 556 KHK 66/c md gereğince 50.281,55 TL tazminatın dava tarihi 08/04/2013 tarihinden itibaren değişir oranlarda ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kabulü ile, 4.000 TL manevi tazminatın dava tarihi 08/04/2013 tarihinden itibaren değişir oranlarda ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ilan talebinin kabulü ile hükmün kesinleşmesini müteakip masraf davalıdan alınmak kaydı ile hüküm özetinin Türkiye’de yayınlanan tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına karar verilmiştir…hükmün ONANMASINA…” Yargıtay 11. HD, E:2015/11138, K:2016/5911, T:30.05.2016

Alan Adının Korunan Bir İşareti ya da Hakkı İhlal Etmesi Halinde Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi Davası Açılması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı

Esas No:2007/1677, Karar No:2008/4071, Tarih: 28.03.2008

  • Alan Adı
  • Haksız Rekabet
  • İşaret ve Tanıtma Vasıtası
  • Alan Adının Korunan Bir İşaret ya da Hakkı İhlali

  ÖZET:

  • Alan adlarının TTK’nın 57/5. maddesindeki “işaret” ve “tanıtma vasıtaları” olarak nitelendirilip değerlendirilmesi gerekir.
  • Alan adının korunan bir işareti ya da hakkı ihlal etmesi halinde TTK’nın 56. vd. maddelerine dayalı haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası açılması mümkündür ve alan adı tahsisine yetkili kuruluş bu yetkisini kanundan almadığından dolayı, tahsis edilen alan adının sicilden terkin edilinceye kadar olan kullanımında haksız rekabet oluşturması mümkündür.

————O————

DAVA: Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin 17.06.2002 tarihinde kurularak ticaret siciline kayıt edildiğini, şirketin mimari proje üretip uygulamak, dekorasyon, düzenleme işleri yapmak konularında faaliyet gösterdiğini, davacının yaptığı çalışmalar sonucunda m… proje unvanını aynı sahada faaliyet gösteren diğer işletmelerden ayırt edici hale getirdiğini, davalı şirketin ticaret unvanında yer almayan Mm… proje” sözcüğünü içeren “M… proje com. tr.”yi alan adı olarak kullandığını, internet alan adının ODTÜ tarafından kullanılmasına izin verilmesinin ticaret unvanına saldırıyı ortadan kaldırmayacağını ileri sürerek, karşı davanın reddine, haksız rekabetin ve tecavüzün önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş ve ıslah dilekçesi ile de 15.000 YTL manevi tazminata hükmedilmesin istemiştir.

Davalı-karşı davacı vekili, müvekkilinin davacı şirketin daha önce 22.11.1998 tarihinde kurularak ticaret siciline tescil edildiğini, davalının mühendislik proje yapım alanında faaliyet gösterdiğini, “M… Proje com. tr.” ibaresini ODTÜ bünyesinde yetkili DNS yönetimine başvurarak alan adını kullanma hakkını iktisap ettiğini savunarak, davanın reddini istemiş, davacı-karşı davalının yaptığı haksız rekabetin önlenmesini ve ticaret unvanının sicil kaydından silinmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, (www.M…proje.com.tr) alan adının davalıya yapılan tahsisinin iptal edildiği ve 23.11.2005 tarihi itibariyle davacı adına kaydedilerek 29.11.2010 tarihine kadar da geçerliliğini sürdüreceği, karşı davanın ise işlemden kaldırılarak süresinde yenilenmediği gerekçesiyle, asıl dava yönünden davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, karşı dava yönünden ise açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Kararı, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.

KARAR: Davacı vekili, müvekkilinin tescilli ticaret unvanının ayırt edici unsuru olan “m… proje” ibaresinin davalı tarafından alan adı olarak kullanılması suretiyle haksız rekabet yaratıldığını iddia etmiştir.

Dosyada mevcut belge ve yazışmalardan “M… Proje com.tr”de oluşan alan adının dava tarihinde davalıya tahsis edildiği, ancak, yargılama sırasında bu tahsisin iptal edilerek 23.11.2005 tarihi itibariyle de davacıya tahsis edildiği anlaşılmaktadır.

Türkiye için kullanılan “tr” ülke kodlu alan adları ODTÜ “tr” Alan Adı Yönetimi tarafından tahsis edilmektedir. Alan adları yürürlükteki mevzuatlarda düzenlemediğinden, TTK’nın 57/5. maddesindeki “işaret” ve “tanıtma vasıtalar” olarak nitelendirilip değerlendirilmesi gerekir. Öte yandan, alan adları her ne kadar belli bir organizasyon ve kurallar çerçevesinde ODTÜ “tr” Alan Adı Yönetimi tarafından tahsis edilip, itiraz ve yönetim işlemleri de anılan kuruluş tarafından yerine getirilmekte ise de, bir alan adı başkasının marka, ticaret unvanı, işletme adı gibi koruma haklarını ihlal etmekte ise, hak sahibi, alan adını veren kuruluş nezdinde itiraz edebileceği gibi, hakkının korunması için mahkemeye de başvurabilir. Alan adlarına ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından, alan adının korunan bir işareti ya da hakkı ihlal etmesi halinde TTK’nın 56. vd. maddelerine dayalı haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası açılması mümkündür ve alan adı tahsisine yetkili kuruluş bu yetkisini kanundan almadığından dolayı, tahsis edilen alan adının sicilden terkin edilinceye kadar olan kullanımında haksız rekabet oluşturması mümkündür.

Somut uyuşmazlıkta, davacı adına tescilli ticaret unvanının ayırt edici eki WM… Proje” davalı adına tescilli ticaret unvanının ayırt edici eki ise “m…” sözcükleridir. Bu bakımdan, davalının unvandaki “m…” sözcüğü yerine davacı unvanının esaslı unsuru olan “m… proje” ibaresini alan adı tanıtma vasıtası olarak kullanması TTK’nın 56. vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet oluşturur.

Her ne kadar, davalıya tahsis edilen “M… Proje.com.tr” alan adı yargılama sırasında ODTÜ Alan Adı Yönetimi tarafından iptal edilmiş ise de, söz konusu tahsisin iptaline rağmen, davalı gazetede yayımlanan iş ilanlarında elektronik yazışma adresi olarak “M… Proje” ibaresini kullanmaya devam ettiğine göre, davacının anılan ibarenin kullanımının haksız rekabet oluşturduğunu mahkeme kararıyla tespiti ve önlenmesini istemekte hukuki yararı bulunmaktadır. Bu bakımdan alan adı tahsisi iptal edildiğinden konusu kalmayan haksız rekabete yönelik dava hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına ilişkin mahkeme kararı gerekçesi yerinde değildir.

Öte yandan, davacı 28.04.2006 tarihli ıslah dilekçesi vererek harcını ödemek suretiyle başlangıçta saklı tuttuğu manevi tazminat isteminde de bulunduğu halde, bu istemin de ıslah kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle reddi dahi isabetsizdir.

Bu bakımdan, işin esasının incelenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, kararda yazılı gerekçelerle asıl dava yönünden konusu kalmayan haksız rekabet davası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı (karşı davalı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davaya ilişkin mahkeme kararının (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.