Limited şirket ortak sayısı

Limited şirket ortak sayısı 6102 sayılı TTK’nın 573. maddesinde düzenlenmiş olup, söz konusu madde uyarınca tek bir gerçek ya da tüzel kişi tarafından limited şirket kurulabilmektedir.

TTK 573’ün limited şirket ortak sayısı ile ilgili ifadesi şu şekildedir; “Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur…

6102 sayılı TTK’nın yürürlükten kaldırdığı 6762 sayılı TTK döneminde ise limited şirket en az iki ortakla kurulabiliyor ve faaliyetine devam edebiliyordu.

Ticari Defterler

Ticari Defterlere İllişkin Tebliğ‘in 5. maddesi uyarınca, tacirlerin tutmak zorunda oldukları ticari defterler şu şekildedir;

Gerçek kişi tacir:
1) yevmiye defteri, 2) envanter defteri, 3) defteri kebir
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na göre ikinci sınıf tüccar sayılanlar, sadece işletme hesabına göre defter tutabilir (Tebliğ Geçici Madde 1).

Şahıs şirketleri (kollektif ve adi komandit şirket):
1) yevmiye defteri, 2) envanter defteri, 3) defteri kebir, 4) genel kurul toplantı ve müzakere defteri

Anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler :
1) yevmiye defteri, 2) envanter defteri, 3) defteri kebir, 4) pay defteri, 5) yönetim kurulu karar defteri, 6) genel kurul toplantı ve müzakere defteri

Limited şirketler:
1) yevmiye defteri, 2) envanter defteri, 3) defteri kebir, 4) pay defteri, 5) genel kurul toplantı ve müzakere defteri, 6) müdürler kurulu defteri (zorunlu değil)

Özel hukuk hükümlerine göre idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan ve tüzel kişiliği bulunmayan ticari işletmeler ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarıdan fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar tarafından kurulan ticari işletmeler ve bunlara benzeyen ve tüzel kişiliği bulunmayan diğer ticari teşekküller;
1) yevmiye defteri, 2) envanter defteri, 3) defteri kebir

Anonim ve Limited Şirketlerde; “Şirket”ten ve/veya “Şirket Ortağı”ndan Alacaklı Olan Üçüncü Kişilerin “Şirket”i ve/veya “Şirket Ortağı”nı Takip Hakkının Kapsamı

Av. Talih Uyar‘ın “Anonim ve Limited Şirketlerde; “Şirket”ten ve/veya “Şirket Ortağı”ndan Alacaklı Olan Üçüncü Kişilerin “Şirket”i ve/veya “Şirket Ortağı”nı Takip Hakkının Kapsamı” başlıklı çalışması İstanbul Barosu Dergisi’nin  Cilt: 89,  Yıl: 2015, Sayı: 6, s. 66-83′de yayımlanmıştır.

Çalışmaya buradan ulaşabilirsiniz.

 

Limited Şirketin Haklı Nedenle Feshi Davası

 Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı
Esas No:2013/18373, Karar No:2014/2351, T:11.02.2014

  • İki Ortaklı Limited Şirket
  • Haklı Nedenle Limited Şirketin Fesih ve Tasfiyesi 
  • Mahkemenin Taleple Bağlı Olmaması
  • Yürürlük Kanunu
  • Taraf İradelerinden Bağımsız Olarak Kanunla Düzenlenen Hukuki İlişkiler

Özet:

  • TTK m. 636/3’de haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir.
  • Tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukuki ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanacaktır.

İlgili Maddeler: TTK 573/1, TTK 636/3, 6103 sayılı Kanun m. 3

DAVA: Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/02/2012 gün ve 2010/856-2012/64 sayılı kararı onayan Daire’nin 11.06.2013 gün ve 2012/13984-2013/12094 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili asıl ve birleşen davasında, müvekkilinin davalı şirketin iki ortağından birisi olduğunu, davalı gerçek kişinin anasözleşme ile şirket müdürü olarak atandığını, ancak şirket sermayesini amacına uygun kullanmadığını, şirketle ilgili olmayan kişilere ödeme yaptığını, şirket defterlerini usulüne uygun tutmadığını, faaliyetlerini durduğunu ve şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, davalı şirketin feshini, şirkete kayyum atanmasını, 1.000 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, şirketin faaliyetlerinin durmasına davacının neden olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, şirket ortağı olan davacı ve davalının birbirlerine karşı güven ve itimadı zedeleyici hareketlerde bulundukları, ortak menfaate aykırı davrandıkları ve bu olaylarda her ikisinin eşit kusurlu olduğu, TTK 549 ve devamı maddelerinde belirtilen fesih sebebinin oluştuğu ancak tazminat şartları oluşmadığı gerekçesiyle, davalı şirketin feshine, tasfiye memuru atanmasına, tasfiye memuruna 500 TL ücret takdirine, diğer taleplerin reddine davalılar vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.

Davalılar vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

KARAR: 1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.

2-Dava, haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesi ile şirket müdürü davalının verdiği zararın tazmini istemine ilişkindir.

Şirket müdürü aleyhine açılan tazminat davasının reddine yönelik önceden tesis edilen karar kesinleşmiş, iki ortaklı limited şirketin, ortaklarının eşit kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. Ancak, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK’nın 573/1. maddesi uyarınca limited şirketlerin tek ortaklı olarak da tüzel kişiliğini ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir. Aynı Kanun’un 636/3. maddesi hükmüne göre de haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir.

6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 3. maddesi hükmüne göre, tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukuki ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanacaktır.

Bu durum karşısında, 6103 sayılı Kanunu’nun 3. ve 6102 sayılı Kanunu’nun 573/1. ile 636/3. maddeleri hükümleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması için, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekirken yazılı şekilde onanmış olduğundan, davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 11.06.2013 Tarih, 2012/13984 Esas-2013/12094 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak kararın yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 13.09.2013 Tarih, 2012/17039 Esas-2013/15574 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının istekleri halinde karar düzeltme isteyen davalılara iadesine, 11.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Özelge: Limited şirket pay senetlerinin satışından elde edilecek kazancın vergilendirilmesi

Anonim şirketlerde hisse senedi bastırılmışsa, çıkarılan hisse senetlerinin iki yıl elde tutulduktan sonra devrinden elde edilen kazanç gelir vergisine tabi tutulmamaktadır (GVK mükerrer m. 80/1-b.1).

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 593. maddesi ile limited şirketlerde de esas sermaye payı için pay senedi çıkarılabileceği öngörülmüştür. TTK’nın söz konusu düzenlemesi sonrasında limited şirketlerde çıkarılan pay senetlerinin devrinden elde edilen kazancın gelir vergisine tabi olup olmadığı konusunda uygulamada tereddütler oluşmuştur.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, 14.04.2014 tarih ve 62030549-120[Mük.80-2012/954]-906 sayılı Özelge’sinde özetle,

  • limited şirket paylarının menkul kıymet olarak kabul edilemeyeceğini,
  • limited şirket ortaklarının pay senetlerinin satışının GVK mükerrer 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin uygulamasında hisse senedi olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığını,
  • limited şirket pay senetlerinin elden çıkarılmasından elde edilen kazançların, aynı maddenin (4) numaralı bendi kapsamında değer artış kazancı olarak vergilendirileceğin,

belirtmiştir.

Özelge’nin tam metni için buraya tıklayınız.