Sermaye Artırımı

Sermaye artırımı Anonim Şirketler ve Limited Şirketler’de uygulamada en çok gündeme gelen konulardan biridir. 

Anonim Şirketler’de Sermaye Artırımını Düzenleyen Temel Hükümler

 A) Sermayenin artırılması

     I – Ortak hükümler

     1. Genel olarak (TTK 456)

     2. Yönetim kurulunun beyanı (TTK 457)

     3. Denetleme raporu (TTK 458-Mülga)

     II – Sermaye taahhüdü yoluyla artırım

     1. Esas sermaye sisteminde (TTK 459)

     2. Kayıtlı sermaye sisteminde (TTK 460)

     3. Rüçhan hakkı (TTK 461)

     III – İç kaynaklardan sermaye artırımı (TTK 462)

     IV – Şarta bağlı sermaye artırımı

     1. İlke (TTK 463)

     2. Sınırlar (TTK 464)

     3. Esas sözleşmedeki dayanak (TTK 465)

     4. Pay sahiplerinin korunması (TTK 466)

     5. Değiştirme veya alım hakkını haiz bulunan kişilerin korunması (TTK 467)

     6. Sermaye artırımının gerçekleştirilmesi

     a) Hakların kullanılması, sermaye taahhüdü (TTK 468)

     b) Uygunluğun doğrulanması (TTK 469-Mülga)

     c) Esas sözleşmenin uygun duruma getirilmesi (TTK 470)

     d) Ticaret siciline tescil (TTK 471)

     7. Esas sözleşmeden çıkarma (TTK 472)

     B) Esas sermayenin azaltılması

     I – Karar  (TTK 473)

     II – Alacaklılara çağrı (TTK 474)

     III – Kararların yerine getirilmesi (TTK 475)

Limited Şirketler’de Sermaye Artırımını Düzenleyen Temel Hükümler

I – Esas sermayenin artırılması

1. İlke (TTK 590)

2. Rüçhan hakkı (TTK 591)


Sermaye Artırımı İle İlgili Kitaplar

 

Anonim Şirket Esas Sermayesinin Artırılması – Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu – Doğrudan Zarar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı
Esas No:2015/14405, Karar No:2016/6410, T:09.06.2016

  • Anonim Şirket
  • Sermaye Artırımı
  • Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu
  • Sorumluluk Davası
  • Doğrudan Zarar – Dolaylı Zarar

Özet:

  • Esas sermayenin artırılması sonrasında nakdi sermayenin 1/4 ünün ödenmek durumunda kalınması ve bakiye kısmın ödenmesi için de yönetim kurulu üyeleri tarafından onbeş gün gibi kısa bir süre tanınması nedeniyle, davacıların zararının doğrudan zarar niteliğinde olduğu ve yönetim kurulu üyelerine açılacak dava ile belirlenen zararın tazmininin doğrudan kendilerine ödenmek üzere davacılar tarafından talep edilebileceğinin kabulü gerekir.

İlgili Maddeler: TTK 555, TTK 553, TTK 462

DAVA: Taraflar arasında görülen davada … .. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/03/2015 tarih ve 2014/…296-2015/203 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.06.2016 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. … … ile davalılar vekili Av. … … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.

Davacılar vekili, davacıların davalıların yönetim kurulu üyeleri bulundukları … Holding A.Ş.’nin ortakları olduklarını, … Holding A.Ş.’nin 13.097.521,12 TL olan esas sermayesinin 31.10.2013 tarihli olağanüstü genel kurulunda 613.097.531,12 TL’ye yükseltildiğini, yükseltilen sermaye tutarının 300 milyon TL’sinin enflasyon düzeltmesi farklarından karşılandığını, 300 milyon TL’sinin ise yeni nakdi sermaye taahhüdü olarak pay sahiplerinden talep edildiğini, 881.962.147,97 TL tutarındaki iç kaynakların tamamının sermayeye eklenmeden dış kaynaklardan artırım yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, nakdi sermayenin 1/4 ünün iştirak taahhütnamelerinin imzalanması sırasında nakden ödendiğini, bakiye kısmın ödenmesi için davalı yönetim kurulu üyelerinin 15 günlük süre tanımalarının da hukuka aykrı bulunduğunu, davalılara … Holding A.Ş. ve bağlı iştirakleri bünyesinde ek menfaatler sağlandığını, 31.08.2013 tarihli bilançonun gerçeği yansıtmadığı gibi genel kurula da ibraz edilmediğini, bağlı iştiraklerin olağan genel kurul toplantılarının zamanında yapılmadığını, … Holding A.Ş. ve bağlı iştiraklerin 2014 yılında yapılan 2013 yılına ait genel kurullarında davacıların temsil edilme haklarının kısıtlandığını, yine bu genel kurullarda davacıların temsilcilerinin konuşma sürelerinin sınrlandırılarak müzakere hakkı tanınmadığını ileri sürerek; geçici talep sonucu olarak ve belirsiz alacak kuralları çerçevesinde talep edilen zarar miktarının davacı pay sahipleri yönünden 100.000,00 TL alınmak suretiyle tazmini gereken zarar miktarının tespitiyle, zarar miktarının tespitinden sonra taraflarınca bildirilecek kesin talep sonucuna göre talep edilen miktarın payları oranında ayrı ayrı davacı pay sahiplerine ödenmek üzere avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacıların sermaye artırım kararına katılmak gibi bir hukuki zorunluklarının olmadığını, genel kurul toplantısında alınan hukuka uygun sermaye artırımına istinaden davacıların hiç bir baskı altında olmaksızın tamamen kendi hür iradeleri ile bu sermaye artırım kararına katılıp taahhütte bulunduklarını ve paylarına düşen nakdi sermaye kısmını hiç bir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin ödediklerini, iddiaların yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacılar vekilinin yönetim kurulunun sermaye artırım talebiyle yapılan olağanüstü genel kurulda sermaye artırımının pay sahiplerini doğrudan zararlandırıcı işlem niteliğinde olduğunu iddia ederek uğramış olduğu zararın tazminini talep ettiği, davacıların pay sahibi olarak hem doğrudan hem de dolayısıyla zararın varlığı halinde bunun tazminini isteyebilecekleri, pay sahiplerinin zarara uğraması halinde 6102 sayılı TTK.nın 555/1 maddesi gereğince tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri, davacıların ise tazminatın doğrudan kendilerine ödenmesini talep ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

KARAR: 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacıların ortağı bulunduğu dava dışı anonim şirket yönetim kurulu üyelerine karşı açılmış sorumluluk davasıdır. Dava dilekçesiyle davacıların ortağı bulunduğu … Holding A.Ş.’nin esas sermayesinin 31.10.2013 tarihli olağanüstü genel kurulunda yükseltildiği, yükseltilen sermaye tutarının 300 milyon TL’sinin enflasyon düzeltmesi farklarından karşılandığı, 300 milyon TL’sinin ise yeni nakdi sermaye taahhüdü olarak pay sahiplerinden talep edildiği, iç kaynakların tamamı sermayeye eklenmeden dış kaynaklardan artırım yapılmasının hukuka aykırı olduğu, nakdi sermayenin 1/4 ünün iştirak taahhütnamelerinin imzalanması sırasında nakden ödendiği, bakiye kısmın ödenmesi için davalı yönetim kurulu üyelerinin 15 günlük süre tanımalarının hukuka aykırı bulunduğu iddiasıyla tazminat talebinde bulunulmuş; işbu iddia dışında ileri sürülen davacıların zarara uğradığı bildirilen hususlar dolaylı zarar olduğundan pay sahiplerinin zarara uğraması halinde 6102 sayılı TTK.’nın 555/1 maddesi gereğince tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri, davacıların ise tazminatın doğrudan kendilerine ödenmesini talep ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde ise de açıklanan esas sermayenin arttırılması sonrasında nakdi sermayenin 1/4 ünün nakden ödenmek durumunda kalınması, bakiye kısmın ödenmesi için de davalı yönetim kurulu üyelerinin 15 günlük gibi kısa bir süre tanımaları sebebiyle davacıların zarar gördüğü iddiası, doğrudan zarar niteliğinde bulunup, davacılar tarafından varsa belirlenen zararın tazminini talep edilebilecektir. Bu suretle, ileri sürülen işbu iddia hakkında gösterilen delillerin toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davacıların tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri, doğrudan kendilerine ödenmesini isteyemeyecekleri gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 09/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Genelge: Asgari Sermaye Yükümlülüklerini Yerine Getirmeyerek Münfesih Olan Şirketler – İhtar – Sermaye Artırımı

T.C. 

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI

İç Ticaret Genel Müdürlüğü

Sayı: 67300147.431.04/1252

Konu: Geçici 7 nci Madde

Tarih: 04 Mart 2014

 

…………………………TİCARET SİCİLİ MÜDÜRLÜĞÜNE

İlgi: 18.07.2013 tarihli ve 5782 sayılı yazımız

Bilindiği üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 7 nci maddesi uyarınca, bu madde kapsamında tasfiye edilerek kayıtları silinecek anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tespit edilerek bunlara yapılacak ihtarlara ilişkin süre, 01.07.2014 tarihinde sona erecektir.

Öte yandan, Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin 5 inci maddesi ile ticaret sicili müdürlükleri tarafından, Kanunun Geçici 7 nci maddesi kapsamındaki şirketlerin toplu olarak 31.03.2013 tarihine kadar belirlenerek öngörülen işlemlerin yerine getirilmesi, ayrıca, söz konusu işlemlerin 01.07.2014 tarihine kadar aylık olarak yerine getirilmesi gerektiği düzenlenmiş olmasına ve ilgili yazımızla da konuya ilişkin uyarılarda bulunulmasına rağmen halen bazı sicil müdürlüklerince, Tebliğde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde gereği gibi hareket edilmediği müşahade edilmiştir. Bu bağlamda, Kanunda öngörülen sürenin darlığı da dikkate alınarak herekli hassasiyet gösterilmek suretiyle kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin belirlenerek derhal gerekli işlemlere başlanılması, aksi takdirde, mahallinde yapılacak inceleme sonucundaki tespitler doğrultusunda sorumlular hakkında hukuki ve idari tedbirlerin alınacağının bilinmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 20 nci maddesine göre, sermayesini 50.000 TL’ye yükseltmeyen anonim şirketler ile sermayesini 10.000 TL’ye yükseltmeyen limited şirketler 14.02.2014 tarihi itibariyle infisah etmiş sayılmışlardır.

Bu itibarla, 14.02.2014 tarihinden önce Kanunda öngörülen asgari sermayeye ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyerek 14.02.2014 tarihi itibariyle infisah etmiş sayılan anonim ve limited şirketler ile ticaret sicili müdürlüklerinin Kanunun Geçici 7 nci maddesinde öngörülen işlemleri yerine getirmeleri gerekmektedir.

Bu bağlamda;

1- Asgari sermayeye ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyerek 14.02.2014 tarihi itibariyle infisah etmiş sayılan anonim ve limited şirketlerin derhal tespit edilmesi,

2- Tespit edilen söz konusu şirketlerin ticaret sicilinde kayıtlı son adresine ve sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere anılan Tebliğin ekinde yer alan (Ek-2) ihtarın yapılması,

3- Yapılan ihtarların aynı gün ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne gönderilmesi,

4- Asgari sermayeye ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyerek 14.02.2014 tarihi itibariyle infisah etmiş sayılmakla birlikte sermaye artırımı işlemlerine usulüne uygun bir şekilde sonuçlandırarak yapılacak ihtardan önce tescil için müdürlüğe başvuran şirketlerin sermaye artırımlarına ilişkin tescil işlemlerinin ihtar yapılmaksızın yerine getirilmesi,

5- Yapılacak ihtardan önce tescil için müdürlüğe başvurmakla birlikte, sermaye artırım işlemlerini usulüne uygun bir şekilde yerine getirmeyen şirketlere ise kapsam dahilinde tespiti yapılan şirketlerle birlikte ihtarın yapılması,

6- Yapılacak ihtardan sonra sermayelerini Kanunda öngörülen tutarlara yükseltmek suretiyle münfesih olma sebebini ortadan kaldırarak ispatlayıcı belgeleri süresi içinde müdürlüğe ibraz eden veya tasfiye memurunu bildiren şirketlere ilişkin gerekli tescil işlemlerinin yerine getirilmesi,

7- Yapılacak ihtara süresi içinde cevap vermeyerek durumunu Kanuna uygun hale getirmeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen şirketlerin unvanının resen silinmesi,

gerekmektedir.

Bilgi ve gereğini rica ederim.

Dursun ÇOŞKUNÇELEBİ
Bakan a.

Genel Müdür V. 

Bakanlık Görüşü: Alacakların Sermayeye İlavesi – Ayni Sermaye Niteliği Taşıyan Paylara Değer Biçilmesi

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 
İç Ticaret Genel Müdürlüğü

Sayı: 67300147.431.04/559478/4979 – 5665

Konu: Sermaye Artırımı

Tarih: 15 Temmuz 2013

 

İlgi: 

6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 127 nci maddesinde; alacakların ticaret şirketlerine sermaye olarak konulabileceği düzenlenmiş ve Kanunun 342 nci maddesinin birinci fıkra hükmü saklı tutulmuştur. Kanunun 342 nci maddesinin birinci fıkrasında ise; vadesi gelmemiş alacakların sermaye olamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, Kanunun 128 inci maddesine göre alacakların sermayeye ilavesi mümkün bulunmakta olup, bu durumda Kanunun 342 inci maddesinden hareketle söz konusu payların ayni sermaye niteliği taşıyan bir mal varlığı unsuru olduğunun değerlendirilmesi 343 üncü maddesi uyarınca da bunlara değer biçilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Cezmi Gül
Bakan a.
Genel Müdür Yardımcısı V.

Fonlar sermayeye dönüştürülmeden sermaye artırımı yapılabilir mi? – Levent Yaralı

Dünya Gazetesi’nin 21 Haziran 2013 tarihli sayısının 12. sayfasında yayınlanan ”Fonlar sermayeye dönüştürülmeden sermaye artırımı yapılabilir mi?” başlıklı yazı aşağıda yer almaktadır.

Fonlar sermayeye dönüştürülmeden sermaye artırımı yapılabilir mi?

Levent Yaralı – Ernst&Young

Fonlar sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırımı yapılmasına ilişkin yasak: İç kaynaklardan sermaye artırımı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 462’nci maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin 3’üncü fıkrasının ilk cümlesiyle; bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması hâlinde, söz konusu fonlar sermayeye dönüştürülmedikçe sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırımı yasaklanmıştır.

Yasağın kapsamı

Sermayeye eklenmesi mümkün olan iç kaynaklar; kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları, esas sözleşme uyarınca ayrılan statü yedekleri ve genel kurul kararıyla ayrılan olağanüstü yedekler gibi yedek akçeler ile ilgili mevzuatta sermayeye eklenmesine izin verilen fonlardır. Söz konusu iç kaynaklardan sadece bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların yasak kapsamına alınması eleştiriye açıktır. Nitekim, sermayeye eklenmesi mümkün olan iç kaynakların tümü yerine sadece ”fonlar”ın sermayeye eklenmemesinin yaptırıma bağlanması ve benzer bir korumaya ihtiyaç duyulan diğer iç kaynakların hükmün uygulama alanına dahil edilmemesi doktrinde haklı olarak eleştirilmektedir (Abuzer Kendigelen, Yeni Türk Ticaret Kanunu: Değişiklikler, Yenilikler ve İlk Tespitler, 2. Baskı, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2012, s. 370).

Bakanlık uygulaması

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan Sermaye Artırımı konulu ve 23.01.2013 tarihli Genelge’nin ilgili kısmı şu şekildedir; ”Fonlar sermayeye dönüştürülmeden veya fonlar sermayeye dönüştürülürken eş zamanlı olarak fonların tutarından daha yüksek miktarda sermaye taahhüdü yoluyla sermayenin artırılabilmesi ise bu amaçla yapılacak genel kurul toplantısında bütün pay sahiplerinin temsil edilmeleri ve sermaye artırımına ilişkin kararın oybirliğiyle alınmış olması şartına bağlıdır”. Söz konusu düzenleme, ”sermaye artırımının genel kurulda oybirliği ile alınan bir karar çerçevesinde fonlar sermayeye dönüştürülmeden yapılabileceği” şeklinde ve kanuna uygun olmadığını düşündüğümüz doğrultuda yorumlanmaya müsaittir.

Yasağa aykırılığın yaptırımı

TTK madde 462/3 hükmüne aykırılığın yaptırımının ”butlan” olduğu madde gerekçesinde belirtilmiştir. Gerekçe’nin ilgili kısmı şu şekildedir; ”Üçüncü fıkranın birinci cümlesi pay sahiplerinin korunması amacıyla konulmuş, istisnası bulunmayan, başka bir deyişle hiçbir sebeple bertaraf edilemeyecek olan emredici bir kuraldır… Bu emredici kurala aykırılığın hukukî sonucu butlandır.”

Doktrindeki görüş

Madde gerekçesinde hükme aykırılığın yaptırımı butlan olarak belirtilmişse de, mevcut pay sahiplerini koruma amacı güden bu hükme aykırılığın iptal edilebilirlik yaptırımına tabi olduğu görüşünün rahatlıkla savunulabileceği ve hükme aykırı sermaye artırımlarının tescilden itibaren üç ay geçtikten sonra artık geçersizliğinin ileri sürülemeyeceğinin de göz ardı edilmemesi gerektiği doktrinde ifade edilmiştir (Kendigelen, a.g.e, s. 370).

Görüşümüz: Bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması ve bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden sermaye taahhüdü yoluyla dış kaynaklardan sermaye artırımı yapılması durumunda, yüksek tutardaki sermaye artırımına katılamayan ve iç kaynaklardan sermaye artırımı yapılsaydı bedelsiz pay alabilecek pay sahiplerinin menfaatlerinin ihlal edilmesi söz konusu olabilmektedir. Söz konusu pay sahipleri bedelsiz alabilecekleri payların bir kısmını, katılamadıkları sermaye artırımına katılan mevcut ya da yeni pay sahipleri ile paylaşmak zorunda kalmaktadır. Böyle durumları önlemek açısından, maddede öngörülen yasak yerindedir.

Bununla beraber, her durumda pay sahiplerinin haklarının ihlal edildiğini söylemek de mümkün değildir. Mevcut pay sahipleri, iç kaynakları sermayeye eklemek yerine, sermaye taahhüdü yoluyla ve her bir pay sahibinin payı oranında artırılan sermayeye iştiraki suretiyle sermaye artırımını gerçekleştirebilirler. Böyle bir durumda, ihlal edilen ve dolayısıyla korunması gereken bir menfaat bulunmamaktadır. Ayrıca, iç kaynaklar sermayeye eklenmeden dış kaynaklardan sermaye artırımı yapılması ve artırılan kısma mevcut pay sahiplerinden yalnızca belirli bir kısmının iştiraki konusunda tüm pay sahiplerinin oy birliği ile karar alındığı durumlarda da, rızası dışında dış kaynaklardan sermaye artırımı yapılmasına bağlı olarak zarara uğrayan bir pay sahibi bulunmayacaktır.

Söz konusu durumlar göz önüne alındığında, TTK 462/f. 3-c.1’de yer alan ”Bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması hâlinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılamaz.” şeklindeki yasağa aykırılığın yaptırımının ”iptal edilebilirlik” olması gerektiği görüşündeyiz. Bu çerçevede, bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonlar sermayeye dönüştürülmeden sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırımına yönelik karar;

– Oybirliği ile alınmışsa; tüm pay sahiplerinin toplantıda hazır bulunması ve karara muhalif kalıp muhalefetini toplantı tutanağına geçirten pay sahibinin söz konusu olmaması nedeniyle iptali dava edilemeyecek ya da açılan iptal davasının reddedilmesi gerekeceği kanaatindeyiz.

– Oyçokluğu ile alınmışsa; karara muhalif kalan ve muhalefetini toplantı tutanağına geçirten pay sahiplerinin iptal davası açabileceği kanaatindeyiz.

Bununla beraber, tüm pay sahiplerinin oybirliği ile alınan kararların gereksiz yere hukuka aykırı ancak dava edilemez olduğunu ifade etme gereğini ortadan kaldıracak olmasından dolayı, TTK madde 462/f. 3-c.1’in başına ”Tüm pay sahiplerinin oybirliği ile karar alma durumları hariç” ifadesinin ya da benzer bir ifadenin eklenmesi faydalı olacaktır. Öte yandan, söz konusu kanuni düzenlemeye aykırılığın yaptırımının madde gerekçesine paralel şekilde ”butlan” olduğunun kabulü halinde dahi, genel kurulda sermaye artırımına katılan ve olumlu oy kullanan pay sahibinin daha sonra sermaye artırımının butlanını ileri sürmesine yönelik talebinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olması nedeniyle reddedilmesi gerekeceği görüşündeyiz.

Genelge: Sermaye Artırımı – 23 Ocak 2013

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı
İç Ticaret Genel Müdürlüğü

Sayı: 67300147.431.04/548

Konu: Sermaye Artırımı

Tarih: 23 Ocak 2013

……………..TİCARET SİCİLİ MÜDÜRLÜĞÜNE

İlgi: 30.10.2012 tarihli ve 6870 sayılı yazımız.

Bilindiği üzere, anonim ve limited şirketlerin sermaye artırımı işlemlerinde ve özellikle Türk Ticaret Kanununun 462 nci maddesinin uygulamasında ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi amacıyla ilgide kayıtlı yazımızla Bakanlığımız görüşü tüm tüm ticaret sicili müdürlüklerine gönderilmiştir.

Bu defa, 30/12/2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri karşısında ve uygulamada özellikle Türk Ticaret Kanununun 462 nci maddesinin uygulanması hususunun Bakanlığımıza ulaşan taleplerin değerlendirilmesi sonucunda Genelgenin yenilenmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

Buna göre;

1. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 12 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca halka açık veya halka açılmak üzere Sermaye Piyasası Kuruluna başvuran anonim şirketler, bilançolarında sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların olup olmadığına bakılmaksızın sermaye taahhüdü yoluyla sermayelerini artırmaları mümkün bulunmaktadır.

2. Bilançolarında sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonları bulunan ve halka açık olmayan ve halka açılmak üzere Sermaye Piyasası Kuruluna başvurmayan anonim şirketlerde sermaye tutarı kadar fonların da eş zamanlı olarak sermayeye dönüştürülmesi gerekmektedir. Fonlar sermayeye dönüştürülmeden veya fonlar sermayeye dönüştürülürken eş zamanlı olarak fonların tutarından daha yüksek miktarda sermaye taahhüdü yoluyla sermayenin artırılabilmesi ise bu amaçla yapılacak genel kurul toplantısında bütün pay sahiplerinin temsil edilmeleri ve sermaye artırımına ilişkin kararın oybirliğiyle alınmış olması şartına bağlıdır.

3. Yapılacak ikinci bir düzenlemeye kadar;

a)  Sermayenin sadece taahhüdü yoluyla artırılmasında, şirket sermayesinin öz varlık içinde korunduğunu şirketin özvarlığı da tespit edilmek suretiyle şirket sermayesinin  karşılıksız kalıp kalmadığına ve sermayenin hangi oranda korunduğuna ilişkin yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporunun aranması, anonim şirketlerde ise bu rapora ayrıca sermayeye eklenecek fonların mevcut olmadığının da tespit edilmesi gerekmektedir.

b) Sermaye artırımının sadece iç kaynaklardan yapılması durumunda, artırımın tescil edilebilmesi için, şirketin özvarlığı da tespit edilmek suretiyle şirket sermayesinin karşılıksız kalıp kalmadığına, sermayenin hangi oranda korunduğuna ve iç kaynaklardan artırılan tutarın şirket bünyesinde gerçekten var olduğuna ilişkin yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporunun ticaret sicili müdürlüğüne verilmesi gerekmektedir. Öte yandan, şirket sermayesinin öz varlık içerisinde korunduğunu, iç kaynaklardan karşılanan tutarın şirket bünyesinde gerçekten var olduğunu doğrulayan yönetim kurulunun açık ve yazılı beyanı ile genel kurul tarafından onaylanmış yıllık bilançonun, bilanço tarihinin üzerinden altı aydan fazla zaman geçmiş olması halinde ise yönetim kurulu tarafından onaylanmış ara bilançonun ticaret sicili müdürlüğüne verilmesi durumunda ise, söz konusu raporlar aranmadan işlem yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

İsmail YÜCEL
Bakan a.
Genel Müdür V.

Dağıtım;
– Tüm ticaret sicili müdürlüklerine

İlgili Genelge’nin orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

 

TTK Madde 466

4. Pay sahiplerinin korunması

MADDE 466 (1) Şarta bağlı sermaye artırımında, tahvillere ve benzeri borçlanma araçlarına bağlı olarak değiştirme ve alım hakları içeren senetler ihraç edildiği takdirde, bunlar önce, mevcut payları oranında, pay sahiplerine  önerilir.

(2) Bu önerilmeye muhatap olma hakkı, haklı sebeplerin varlığında kaldırılabilir veya sınırlandırılabilir.

(3) Şarta bağlı sermaye artırımı için gerekli olan rüçhan ve önerilmeye muhatap olma haklarının kaldırılması veya sınırlandırılmasından dolayı, hiç kimse haklı görülmeyecek bir şekilde yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz.