Ticaret Unvanının Markasal Kullanımı – Haksız Rekabet – Markaya Tecavüz

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı
Esas No:2015/11138, Karar No:2016/5911, T:30.05.2016

  • Ticaret Unvanının Markasal Kullanımı
  • Haksız Rekabet
  • Markaya Tecavüz

Özet:

  • Davalının tacir olması nedeniyle davacı markalarından haberdar olacağının kabulü gerekir.
  • Yalnızca marka başvurusunda bulunmak markasal kullanma hakkı vermez.
  • Tescilli ticaret unvanı tescilli olduğu sürece tescil edildiği şekli ile ve unvansal kullanımı yasal bir hakkın kullanımı olup haksız rekabet yarattığından bahsedilemez ise de, ticaret unvanının markasal kullanımı markaya tecavüz ve haksız rekabet yaratır ve unvandaki diğer kelimelerden öne çıkartılarak markasal bir algı yaratacak şekilde kullanımı da markaya tecavüz ve haksız rekabet yaratır.

DAVA: Taraflar arasında görülen davada …. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/03/2015 tarih ve 2013/68-2015/44 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin “…” ibareli tescilli markaların sahibi olduğunu, “…” ibaresini 41. sınıfta esas unsur olarak kullanmakta olduğunu, … ibaresinin aynı zamanda müvekkilin ticaret unvanı olduğunu, davalı şirketin “…” ibaresini ticaret unvanı olarak kullandığını, “…” Dershanesi adlı bir işletme işlettiğini, … adlı bir eğitim kurumu inşaının devam ettiğini, başvurduğu “…” ibareli markayı henüz kesinleşmeden kullandığını, “…” ve … internet adresleri bulunduğunu, bu adresleri yazışmalarda kullandığını, davalı tarafından yapılan ihlalin sona erdirilmesi için müvekkil tarafından yapılan ihtarın sonuçsuz kaldığını ifade ve beyan ederek; marka hakkına tecavüzün tespitini, … ibareli tabelaların indirilmesini, internet sitesi yayının tedbir yoluyla durdurulmasını, ticaret unvanının terkinini, marka hakkına tecavüz nedeniyle 4000TL maddi ve 4000TL manevi tazminat ile hükmü ilanını talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkil şirket kurulurken … İl Milli Eğitim Müdürlüğünün “ …” adıyla faaliyete başlamasında sakınca olmadığına dair izin verdiğini, 2004 yılında …’da dershane niteliğinde, aynı yıl İstanbul’da ilköğretim düzeyinde faaliyete geçtiğini, davacıdan daha evvel faaliyete başladığını, farklı tüketici sınıflarına hitap ettiklerini, kuruldukları illerin birbirinden farklı olduğunu, inşaatı devam eden okula … adının verileceğini, “…” adını kullanmakta zaten bir engelin olmadığını, 41. sınıfta müvekkilden başka “…” ibaresi içeren başka marka tescillerinin de bulunduğunu, markaların birbirinden farklı olduğunu, ” …” markasının bir bütün olduğunu ifade ve beyan ederek davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının okul inşaatında, dershane işletmelerinde alan adında kullanımının ve ticaret unvanının da bulunmasının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği (ticaret unvanının markasal kullanımı nedeniye) haksız rekabet yarattığı, kullanımının haksız olduğu, davalının tacir olması nedeniyle davacı markalarından haberdar olabilecek durumda olduğu, yalnızca marka başvurusunda bulunmak markasal kullanma hakkı vermeyeceği, ayrıca davalının başvurusunun da başvuru aşamasında red olunduğu ve davalının yasal 2 aylık sürede başvurunun reddi kararına itiraz etmemesi nedeniyle lehine hüküm ifade etmediği, internet alan adına haksız rekabet yarattığı, tescilli ticaret unvanı tescilli olduğu sürece tescil edildiği şekli ile ve unvansal kullanımı yasal bir hakkın kullanımı olup haksız rekabetyarattığından bahsedilemez ise de, ticaret unvanının markasal kullanımı markaya tecavüz ve haksız rekabet yaratacağından ve unvandaki diğer kelimelerden öne çıkartılarak markasal bir algı yaratacak şekilde kullanımı da markaya tecavüz ve haksız rekabetyaratacağından davalının ihtara rağmen kullanımını sürdürdüğü kusurlu olduğu bu nedenle maddi ve manevi tazminat şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalının eğitim öğretim hizmetlerinde ve okul yapımlarında “…” ibaresini kullanmasının davacının tescilli marka hakkından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin ve haksız rekabet yarattığının tespitine, markaya tecavüz ve haksız rekabetin men’ine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, ”…” ibaresinin her türlü ilan broşür levha tanıtım evrakı basılı evraklar reklamlar, afişler fatura ve hertürlü tanıtım evrakında kullanımının önlenmesine, ”…” ibaresinin taşıyan tanıtım evraklarından ve vasıtalarından silinmesi mümkün olanların öncelikle silinmesine, silinmesi mümkün olmaz ise imhasına, davalı adına kayıtlı …. ve … alan adlı sitelere erişimin engellenmesine, davalının ticaret ünvanında bulunan ”…” ibaresi davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet yarattığından davalı ticaret ünvanından ”…” ibaresinin terkinine, maddi tazminat talebinin kabulü ile 556 KHK 66/c md gereğince 50.281,55 TL tazminatın dava tarihi 08/04/2013 tarihinden itibaren değişir oranlarda ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kabulü ile, 4.000 TL manevi tazminatın dava tarihi 08/04/2013 tarihinden itibaren değişir oranlarda ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ilan talebinin kabulü ile hükmün kesinleşmesini müteakip masraf davalıdan alınmak kaydı ile hüküm özetinin Türkiye’de yayınlanan tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

KARAR: Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.753,28 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 30/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından:
Resmi Gazete Tarih ve No: 14 Şubat 2014 – 28913

TİCARET UNVANLARI HAKKINDA TEBLİĞ

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, ticaret şirketleri ile ticari işletme işleten diğer tacirlerin ticaret unvanlarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, ticaret şirketleri ile ticari işletme işleten diğer tacirleri kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ, 3/6/2011 tarihli ve 640 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 34 üncü maddesi ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 210 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Ticaret unvanı

MADDE 4 – (1) İşletme konusu ile şirket türünü gösteren ibareler Türkçe olmak kaydıyla ticaret unvanı serbestçe belirlenebilir.

(2) Ticaret unvanında yer alacak ibareler, tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve finansal durumu hakkında üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte ve gerçeğe aykırı olamaz.

(3) Ticaret unvanında yer alan ibareler kamu düzenine, ulusal çıkarlara ve ahlaka aykırı olamaz, kültürel ve tarihi değerleri zedeleyecek şekilde belirlenemez.

(4) Bir ticaret unvanına “Türk”, “Türkiye”, “Cumhuriyet” ve “Milli” kelimeleri yalın, sade ve eksiz olarak; Bakanlar Kurulu kararıyla konulabilir. Bu ibarelerin Türk Ticaret Kanununun 41 ve 42 nci maddeleri uyarınca ticaret unvanında kullanılması zorunlu olan gerçek kişinin ad veya soyadında yer alması halinde Bakanlar Kurulu kararı aranmaz.

(5) Anonim ve limited şirketlerin ticaret unvanında işletme konularından en az birinin yer alması zorunludur. İşletme konusunu gösteren ibarelerde kısaltma yapılamaz. Başlıca amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olacak şekilde kurulacak anonim şirketlerin unvanında “holding” ibaresine yer verilmesi zorunludur.

(6) Ticaret unvanında resmi olarak tanımlanmış yer adları kullanılabilir, ülke adlarının unvanda kullanılabilmesi için ise o ülkenin yetkili makamlarından izin alınması gerekir.

(7) Kamu kurum ve kuruluşları ile ulusal ve uluslararası diğer kuruluşların adları ya da bunları tanımlayan kısaltılmış adları ticaret unvanlarında ek olarak kullanılamaz. Ancak bu kurum ve kuruluşların işlettiği işletmeler ile hissedarı oldukları şirketlerin ticaret unvanlarında kendilerinin adları veya kısaltılmış adları kullanılabilir.

(8) Ticaret sicilinden silinen bir ticaret unvanı, unvanın silinmesine ilişkin ilanın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe başka bir tacir adına yeniden tescil edilemez.

İltibas

MADDE 5 – (1) Bir ticaret unvanı, Türkiye’nin herhangi bir sicil müdürlüğüne daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olan ek yapılmadan tescil edilemez.

(2) Daha önceden tescil edilmiş bir ticaret unvanının, Türk Ticaret Kanununun 46 ncı maddesi kapsamındaki ek ve işletme konusunu gösteren ilk ibaresi aynı olan diğer bir ticaret unvanına ayırt edici bir ek yapılmadan tescil edilemez. (Ek-1; Örnek-1)

(3) Daha önce tescil edilmiş ticaret unvanının eki ile kendi eki aynı olan, ancak ekten sonra gelen işletme konusunu gösteren ilk ibaresi farklı olan ticaret unvanı, ayırt edici bir ek yapılmadan tescil edilebilir. (Ek-1; Örnek-2)

(4) Daha önce tescil edilmiş bir ticaret unvanından yalnızca şirket türünü gösteren ibareleri farklı olan diğer bir unvan, ayırt edici ek yapılmadan tescil edilemez. (Ek-1; Örnek-3)

Diğer hususlar

MADDE 6 – (1) Ticaret unvanı ve işletme adına ilişkin diğer hususlarda, 19/12/2012 tarihli ve 2012/4093 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Ticaret Sicili Yönetmeliği hükümlerine göre hareket edilir.

İtiraz

MADDE 7 – (1) 4 üncü ve 5 inci madde hükümlerine istinaden tescil talebi reddedilenler, red kararına karşı, Türk Ticaret Kanununun 34 üncü maddesi uyarınca sekiz gün içinde ticaret sicilinin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine itiraz edebilir.

Yürürlük

MADDE 8 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.

 

Ek-1

Örnekler

Örnek-1: “A İnşaat Otomotiv Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” ticaret unvanı daha önce tescil edilmiş ise, “A İnşaat Tekstil Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” ticaret unvanı ayırt edici ek yapılmadan tescil edilemez.

Örnek-2: “B İnşaat Otomotiv Sanayi Anonim Şirketi” ticaret unvanı daha önce tescil edilmiş ise, “B Turizm İnşaat Sanayi Anonim Şirketi” ticaret unvanı ayırt edici ek yapılmadan tescil edilebilir.

Örnek-3: “C Turizm Limited Şirketi” ticaret unvanı daha önce tescil edilmiş ise, “C Turizm Anonim Şirketi” ticaret unvanı ayırt edici ek yapılmadan tescil edilemez.

Ticaret Unvanında Türk, Türkiye, Cumhuriyet ve Milli Kelimelerinin Kullanılması

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, ticaret unvanında ‘Türk’, ‘Türkiye’, ‘Cumhuriyet’ ve ‘Milli’ kelimerlerinin kullanılması ile ilgili olarak yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamada, “Bakanlar Kurulunun izni ile ticaret unvanına eklenebilecek kelimeler yalın ve eksiz olarak ‘Türk’, ‘Türkiye’, ‘Cumhuriyet’ ve ‘Milli’ kelimeleri ile sınırlandırılmıştır. Bu itibarla, sözkonusu ibarelerin ‘cantürk’ ‘türkhan’ gibi birleşik kelimeler içerisinde yer verilmek suretiyle ticaret unvanlarında kullanılmasında bir engel bulunmamaktadır” denildi.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, tarafından konuya ilişkin yapılan yazılı açıklama söyle: “Eksik veya yanlış bilgilere dayalı olarak, ticari işletmelerin ve ticaret şirketlerinin ticaret unvanlarında ‘Türk’, ‘Türkiye’, ‘Cumhuriyet’ ve ‘Milli’ ibarelerinin kullanmasının yasaklandığı yönünde bir takım iddialara yer verilen haberler üzerine kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıklama yapma ihtiyacı duyulmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 46 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ‘Türk’, ‘Türkiye’, ‘Cumhuriyet’ ve ‘Milli’ ibareleri bir ticaret unvanına ancak Bakanlar Kurulu kararıyla konulabilmektedir. Yine Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, 46 ncı maddeyi ihlal edenlerin üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun un 46 ncı maddesi, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 48 inci maddesinden içerik olarak aynen alınmıştır”

“YENİ TÜRK TİCARET KANUNU UYGULAMADA HERHANGİ BİR FARKLILIK ÖNGÖRMEMEKTEDİR”
“Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 48 inci maddesinin üçüncü fıkrası da (Türk), (Türkiye), (Cumhuriyet) ve (Milli) kelimeleri bir ticaret unvanına ancak İcra Vekilleri Heyeti kararıyla konabilir.’ şeklindedir ve bu düzenlemeye uymadan söz konusu kelimeleri ticaret unvanlarında kullananlar hakkında adli para cezası veya hapis cezası öngörülmüştür. Bu doğrultuda, ‘Türk’, ‘Türkiye’, ‘Cumhuriyet’ ve ‘Milli’ kelimelerinin yalın, sade ve eksiz olarak ticaret unvanında kullanılabilmesi bu yönde alınmış bir Bakanlar Kurulu kararına bağlı bulunmaktadır. Görüleceği üzere, bu düzenlemeye aykırı davranışlar her iki kanun tarafından yasaklanmıştır ve 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu uygulamada herhangi bir farklılık öngörmemektedir.”

TİCARET SİCİL MÜDÜRLÜKLERİNİN DENETİMİ
“Bakanlığımızın gözetim ve denetiminde görev yürüten Ticaret Sicil Müdürlüklerimiz; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 46 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan ‘Türk’, ‘Türkiye’, ‘Cumhuriyet’ ve ‘Milli’ ibarelerinin ticaret unvanlarında kullanılması bakımından Bakanlar Kurulu’nun kararı gerekliliğine dikkat çekmek ve 6102 sayılı Kanunun anlayış olarak mülga 6762 sayılı Kanundan uzaklaşmadığına vurgu yapmak adına, görev alanlarındaki ticaret sicili kayıtlarının tetkik edilmesi sonucunda Bakanlar Kurulu izni olmaksızın ticaret unvanında ‘Türk’, ‘Türkiye’, ‘Cumhuriyet’ ve ‘Milli’ ibarelerini kullanan şirketlerin tespit edilmesi halinde, bu şirketlerin unvanlarını Kanuna uygun hale getirmeleri gerektiğini ilgililere tebliğ etmektedirler.”

“YENİ BİR BAKANLAR KURULU İZNİ ALMALARI SÖZKONUSU DEĞİLDİR” 
“Ticaret Sicil Müdürlüklerimizce yapılan tebliğde, belirtilen süre içerisinde unvanını kanuna uygun hale getirmeyen şirketler hakkında Türk Ticaret Kanununda düzenlenen müeyyidelerin uygulanacağı hususu da belirtilmektedir. Bu doğrultuda, ‘Türk’, ‘Türkiye’, ‘Cumhuriyet’ ve ‘Milli’ ibarelerini ticaret unvanında Bakanlar Kurulu izni alarak kullanan ticari işletmeler ve ticaret şirketlerinin yeni bir Bakanlar Kurulu izni almaları sözkonusu değildir. Ancak, bu ibareleri unvanlarında Bakanlar Kararı olmadan kullananlar ise, sözkonusu Bakanlar Kurulu Kararı ile verilecek izinle bu ibareleri unvanlarında kullanmaya devam edebileceklerdir.”

“CANTÜRK’ ‘TÜRKHAN’ GİBİ BİRLEŞİK KELİMELERİN TİCARET UNVANLARINDA KULLANILMASINDA BİR ENGEL YOK”
“6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 46 ncı maddesinin son fıkrasında düzenlenen Bakanlar Kurulunun izni ile ticaret unvanına eklenebilecek kelimeler yalın ve eksiz olarak ‘Türk’, ‘Türkiye’, ‘Cumhuriyet’ ve ‘Milli’ kelimeleri ile sınırlandırılmıştır. Bu itibarla, sözkonusu ibarelerin ‘cantürk’ ‘türkhan’ gibi birleşik kelimeler içerisinde yer verilmek suretiyle ticaret unvanlarında kullanılmasında bir engel bulunmamaktadır.”

Kaynak: DHA – 10.04.2013

Ticaret Unvanının Markasal Kullanımı Markaya Tecavüz Teşkil Edebilir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı

Esas No:2008/11380, Karar No:2010/1952, Tarih: 22.02.2010

  • Ticaret Unvanı
  • Unvanın Markasal Kullanımı
  • Markaya Tecavüz 

       Özet:

  • Ticaret unvanının markasal şekilde kullanımı, markaya tecavüz oluşturabilir.

———–O———–

DAVA: Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.06.2008 tarih ve 2007/182 – 2008/73 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin ‘Beyaz Balon Anaokulu’ ibareli hizmet markasının adına tescilli olduğunu, davalının Manisa’da üç ayrı şubesinde bu ibareyi kullandığının tespit edildiğini, internet ortamında da aynı ibareyi üstelik ‘Manisa’ ibaresini eklemeden kullandığını, marka hakkına tecavüz ettiğini ileri sürerek, markaya tecavüzün önlenmesine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, istemin zamanaşımına uğradığını, 2000 yılından beri unvanını kullandığını, karışıklık olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, “Beyaz Balon Anaokulu” ibaresinin davacı adına 28.09.2004 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 41 ve 43. sınıflarda hizmet markası olarak tescil edildiği, davalının da unvanının çekirdek unsurunun bu ibareler olduğu, davacının 27.09.1990, davalının ise 17.03.2006 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, aynı alanda faaliyette bulundukları, ancak bu ibareyi davalının internet ortamında ve diğer tanıtım vasıtalarında da kullandığı, kullanımın marka hakkına tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının marka hakkına tecavüzün önlenmesine ve hükmün ilanına karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

KARAR: 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, tescilli hizmet markasına tecavüzün önlenmesi istemine ilişkindir. Tarafların tescilli  ticaret  unvanlarının  çekirdek  unsurlarının “Beyaz Balon” ibaresi olduğu, bu ibarenin ayrıca 41 ve 43. hizmet sınıflarında kullanılmak üzere 28.09.2004 tarihinde davacı adına hizmet markası olarak tescil edildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı taraf, davalının ticari faaliyetlerinde “Beyaz Balon” ibaresini kullanarak tescilli markasına tecavüz ettiğini iddia ederek bunun önlenmesini talep etmiş, unvanının terkinini ise istememiştir. Dosya kapsamı ve toplanan kanıtlardan anlaşılacağı üzere, davalının “Beyaz Balon” ibaresini salt unvanında kullanmadığı, işletme adı olarak ve markasal şekilde de kullandığı anlaşılmıştır. Karar gerekçesinde de doğru olarak vurguladığı üzere davalının tescilli unvanını kullanması, davacının marka hakkına tecavüz oluşturmayacaktır. Ancak, unvan olarak kullanımı dışındaki kullanımları marka hakkına tecavüz teşkil edecektir. Bu durum karşısında, davalının ‘Beyaz Balon’ ibaresini unvanı dışındaki kullanımının davacının tescilli marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile önlenmesine karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak ve unvandaki kullanımı da etkileyecek şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ticaret Unvanının Tescil Edilen Şekli Dışında Markasal Kullanımının İltibas Oluşturabileceği

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı

Esas No:2008/4162, Karar No:2010/519, Tarih: 19.01.2010

  • Ticaret Unvanı
  • Tescil Edilen Şekil Dışında Kullanım
  • İltibas

ÖZET:

  • Ticaret unvanının tescil edilmiş şekliyle kullanılmaması ve kullanımda başkasının tescilli markasının ana unsurunun öne çıkarılması halinde, söz konusu durum iltibas oluşturabilir.

————O————

DAVA: Davacı vekili, müvekkili adına dünyaca ünlü ZARA, ZARA+ ŞEKİL ve ZARA esas unsurlu markalarının sahibi olduğunu, davalının müvekkili markaları ile iltibas yaratacak şekilde ZARA ibaresini ticaret unvanında kullandığını, müvekkilinin davalıya çektiği ihtarın sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, davalının markaya olan tecavüzünün ve haksız rekabetinin tesbiti ile durdurulmasına ve önlenmesine, davalının ticaret unvanında yer alan ZARA ibaresinin terkinine, kararın ilanına karar  verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin ticaret unvanının 1997 yılında tescil edildiğini, ibarenin Sivas’ın ilçesi olduğunu, bu nedenle davacının marka üzerinde tekel hakkının bulunmadığını, müvekkilinin ibareyi marka olarak kullanmadığını, müvekkilinin markasının Y-LONDON ve YLDN olduğunu, müvekkilinin tescilli unvanının kullandığından haksız rekabet olmayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tescilinin 1997 yılında gerçekleştirildiği, markasal bir kullanımın söz konusu olmadığı, bu tarih itibariyle kötüniyete ilişkin belgenin bulunmadığı, davalının markasının farklı olduğu, yalnızca fiş ve faturalarda yer alan ticaret unvanı vasıtasıyla davacı markalarından nasıl bir haksız kazanç elde edilebileceğinin anlaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

KARAR: Davacı vekili, Dava dilekçesinde davalının unvanını kötüniyetle tescil ettirdiği, ticaret unvanının esas unsurunu klavuz ibaresi olarak kullandığını, kasa fişlerinde esas unsur olarak müvekkiline ait markanının kullanıldığını, davalı tarafından gerçekleştirilen hizmetlerin müvekkilinin gerçekleştirdiği hizmetlerle aynı olduğu bu durumun müvekkilinin markasına tecavüz teşkil ettiği, ayrıca davalının eyleminin aynı zamanda TTK.nun 56, 57 ve 58. maddelerine  aykırılık  teşkil  ettiğini  ileri  sürerek,  davalının  markaya  olan tecavüzünün ve haksız rekabetinin tesbiti ile durdurulmasına, önlenmesine, davalının ticaret unvanında yer alan ZARA ibaresinin terkinine, kararın ilanına karar  verilmesini talep etmiştir. Davacı şirket 1974-2001 yıllarında tescil edilmiş markalarına dayanmıştır. Davacının gerek menşei memleketi İspanya’da ve gerekse WİPO ve OHİM nezdinde tescilli markalarının kapsadığı mal ve hizmetler ise 3,4,8,11,14,16,18,20,21,24,25,26,28,34,35,39 nci sınıflardır. Bu markalardan 10 adedi ise Türkiye’de 3 ve 25 nci sınıflar için 13.05.1994, 18 nci sınıf için 22.01.1996, 9,14,25 nci sınıflar için 26.03.1992, 24 sınıf için 19.06.1997, 35 sınıf için 16.12.1998, 25 sınıf için 25.09.1998, 18 ve 25 sınıf için 12.02.1999, 3,20,35 nci sınıflar için 26.04.2000, 25,35 nci sınıflar için 01.02.2001,4,8,11,16,21,24,26,28,34 nci sınıflar için 24.10.2000, 3,21,25 nci sınıflar için 11.12.2000 tarihlerinde tescilli bulunmaktadır. Davalının ticaret unvanı 25.03.1997 tarihinde Zara Tekstil Giyim san. ve Tic. Ltd. Şti. olarak tescil edilmiştir.

Mahkemece alınan, 30.05.2007 tarihli bilirkişi raporunda davacının markasının yazılı ve görsel tanıtım araçları ile gerçekleştirilen kuvvetli reklam ve yaygın tanıtım ile teşebbüse sıkı sıkıya bağlı olan, ürünlerinin taşıdığı garanti ve kalite ile de bilinen, müşteri, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin tüm insanlar tarafından refleks halinde hemen hatırlanan Paris Sözleşmesi’nin 1. mükerrer 6, 556 sayılı KHK’nun 7/1-(i) ve 8/4 hükümlerinin tanımladığı anlamda tanınmış marka olduğu belirtilerek, ZARA markasının davalı unvanının tescil tarihi 25.03.1997 tarihinde de tanınmış olduğu, davalı şirketin unvanını markasal kullanmadığı bu nedenle ticaret unvanının terkininin gerekmediği mütalaa edilmiş, mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının unvan tescilinin 1997 yılında gerçekleştirildiği, ZARA ibaresinin markasal bir kullanımının söz konusu olmadığı, bu tarih itibariyle kötüniyete ilişkin belgenin bulunmadığı, davalının markasının farklı olduğu, yalnızca fiş ve faturalarda yer alan ticaret unvanı vasıtasıyla davacı markalarından nasıl bir haksız kazanç elde edilebileceğinin anlaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Ancak, dosyaya davacı tarafından sunulan İnternet çıktılarında davalının “Zara Tekstil/Y-London” şeklinde ilan verdiği, yine 21.09.2005 tarihli satış fişinde ZARA ibaresinin diğer kelimelerden koyu renkte ve kalın yazıldığı anlaşılmaktadır. Açıklanan hususlar mahkeme gerekçesinde ve alınan bilirkişi raporunda tartışılmamış bulunmaktadır. Bu itibarla mahkemece, davalının ticaret unvanını tescil edilmiş şekli gibi kullanmaması ve bu kullanımda davacının tescilli markasının ana unsuru “ZARA” sözcüğünü öne çıkarması ve vurgu işlevi kazanmasının 556 sayılı KHK.nun 9/2 maddesi ve TTK.nun 56, 57/5. maddeleri hükmünce iltibas oluşturup oluşturmayacağının incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

TTK Madde 42

a) Kollektif ve komandit şirketler

MADDE 42 (1) Kollektif şirketin ticaret unvanı, bütün ortakların veya ortaklardan en az birinin adı ve soyadıyla şirketi ve türünü gösterecek bir ibareyi içerir.

(2) Adi veya sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin ticaret unvanı, komandite ortaklardan en az birinin adı ve soyadıyla şirketi ve türünü gösterecek bir ibareyi içerir. Bu şirketlerin ticaret unvanlarında komanditer ortakların adları ve soyadları veya ticaret unvanları  bulunamaz.

TTK Madde 11

1. Bütünlük ilkesi

MADDE 11 (1) Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve  bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.

(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.

(3) Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir.