TTK Madde 102

I – Tanımı

MADDE 102 (1) Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir.

(2) Bu Kısımda hüküm bulunmayan hâllerde aracılık eden acentelere Türk Borçlar Kanununun simsarlık sözleşmesi hükümleri, sözleşme yapan acentelere komisyon hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet hükümleri uygulanır.

(3) Taşıma, deniz ticareti, sigorta, turizm gibi alanlara ilişkin özel düzenlemeler saklıdır.

  1. GEREKÇE/Madde 102 – Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 116 ncı maddesinden alınmıştır.

    Önerge: Görüşülmekte olan 96 sırasayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında geçen “Borçlar Kanununun tellallık hükümleri” ibaresi “Türk Borçlar Kanununun simsarlık sözleşmesi hükümleri” biçiminde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Önerge – Gerekçe: Önergeyle, 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 647 nci maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından, uygulamada ortaya çıkması muhtemel sorunların önüne geçilmesi amacıyla, maddenin ikinci fıkrasında geçen “tellallık hükümleri” ibaresi, yeni Türk Borçlar Kanunu ile dil birliğinin sağlanması amacıyla, “simsarlık sözleşmesi hükümleri” biçiminde değiştirilmiştir.

  2. Prof. Dr. Arslan Kaya’nın Madde Açıklaması
    ‘‘TTK m. 102 (Genel olarak/Tanımı)
    (1) Madde, büyük ölçüde eTTK m.116 hükmünün tekrarıdır. Ancak, maddede önemli sayılabilecek, düzeltilmesi gereken bir kavramsal aksaklık mevcuttur! Şöyle ki, acentenin tanımını veren birinci fıkrada yer alan “ticari mümessil” terimi yerine(dipnot 1), esasen 4/2/2011 tarih ve 27836 sayılı RG’de yayımlanan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”), 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (“eBK”) da aksine, “ticari temsilci” terimini benimsemiştir (TBK m.547-550).

    Belirtelim ki, ticari vekil de aynı şekilde satış memurunu da kapsar şekilde eBK’da genel ve özel yetkili ticari vekil olmak üzere 453 üncü maddede düzenlenmekteydi. TBK m.552 bu kavramı da terk etmiş, “Diğer Tacir Yardımcıları” başlığı altında eBK’yı kısmen karşılayan bir hükme yer vermiştir.

    Tellallık sözleşmesi de, TBK’da farklı bir şekilde, “simsarlık sözleşmesi” olarak ifade edilmiştir. TBK’da ayrıca hizmet sözleşmesinin özel bir türü olarak “pazarlamacılık sözleşmesi” de düzenlenmiştir (m.448-460). Pazarlamacı, “…ticari işletme sahibi işveren…” (tacir) hesabına işletme dışında ve sürekli olarak iş görür; acenteden farklıdır. Pazarlamacı, iş görme (hizmet) temelli bir sözleşme kapsamında ve talimat uyarınca (TBK m.450) faaliyet gösterir. Pazarlamacı, eski TBK m.454’te düzenlenen ve tacirin bağlı yardımcılardan olan diğer ticari vekile bir örnektir.

    (2) Maddenin birinci fıkrası acentenin tanımını verirken, onun tacirin bağımsız yardımcılarından biri olduğunu, eTTK’ya paralel bir sistem benimseyerek, “Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın..” ibareleriyle uzunca bir şekilde ifade etmiştir. Oysa, kendisi de bir tacir olan acentenin müvekkilinden bağımsızlığı, daha sade ve kısa bir şekilde pekala ifade edilebilirdi, örneğin “Tacire bağlı bir sıfatı olmaksızın…”şeklinde bir ifadenin kullanılması yeterli olurdu.

    (3) Maddenin birinci fıkrasında eTTK’dan farklı olarak ve gerekçede açıklanmaksızın sözleşmelerin “işletme” adına değil, “tacir adına” yapılması esasına yer verilmiştir. Acente, tacirin nam ve hesabına akit tesis ettiği için, “tacir adına ” ifadesinin tercihi bu yönüyle isabetli bir tercihtir.

    (4) Maddenin üçüncü fıkrasında özel düzenlemeler saklı tutulmuştur. Sigorta acenteleri ile ilgili olarak Sigortacılık Kanunu’nu (m. 16, 23…), seyahat acenteleri ile ilgili olarak Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu’nu, gemi acenteleri hakkında Gemi Acenteleri Hakkında Yönetmelik’i, sermaye piyasasında faaliyet gösteren aracı kurumların aracılık faaliyeti konusunda Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kurumlara İlişkin Esaslar Tebliği’ni (Seri V N.19) ve taşıma işleriyle ilgili acentelik konusunda Karayolları Taşıma Kanunu’nu bunlara örnek gösterebiliriz.’’
    ………………………
    Dipnot 1: TTK’nın sadece 4 üncü maddesinde “ticari temsilci” terimine yer verilmiş, bunun dışında hemen her yerde eBK ve eTTK’da olduğu gibi “ticari mümessil” terimi kullanılmıştır. Diğer örnekler için bkz.TTK m.40, f.4; 218, f.2; 223; 235, f.2; 318, f.2; 321, f.l; 368 ve 631, f.l, 2.

    Arslan KAYA, ‘‘Acentelik İle İlgili Yenilikler’’, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun Ticari İşletme Hukuku Alanında Getirdiği Yenilikler Sempozyumu, 25-26 Kasım 2011, Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, s. 54

  3. KAYNAKLAR

    6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu

    – Özge Ayan, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Acentelik Kısmında Getirdiği Yenilikler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 12, Sayı 2, 2010, s. 79-121.

    – Arslan Kaya, Türk Ticaret Kanunu Şerhi – Ticari İşletme – ACENTELİK (TTK 102-123), Beta Yayınları, İstanbul 2012.

    – Arslan Kaya, Acentelik İle İlgili Yenilikler, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun Ticari İşletme Hukuku Alanında Getirdiği Yenilikler Sempozyumu, 25-26 Kasım 2011, Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını.

  4. KARAR

    “6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 102. maddesinin birinci fıkrasında acenta “Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimse” olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre acentelik sözleşmesinin konusu da bir iş görme olup, aracı acente ve ticari işletme adına sözleşme yapma yetkisini haiz acente olmak üzere iki tür acente bulunmaktadır. Her iki acentelik türünde de ticari işletme sahibine tabi olmama (bağımsızlık), acentelik ilişkisinin bir sözleşmeye dayanması, acentenin belirli bir yer veya bölge içinde faaliyet icra etmesi, faaliyetinin süreklilik taşıması ve meslek edinilmiş olması unsurlarının bulunması gerekir. Acentelik sözleşmesinde, müvekkil adına yazılı olarak sözleşme yapma yetkisi verilmediği sürece aracı acentelik söz konusu olacaktır.
    Geçerli bir acentelik sözleşmesinde acente, faaliyetini tek başına sürdürebileceği gibi işçi çalıştırmak suretiyle de yerine getirebilir. İşçi çalıştırması durumunda acentenin diğer işverenlerden herhangi bir farkı olmaz. Başka bir anlatımla bir işveren olarak acente, çalıştıracağı işçiler ile iş sözleşmesi akdetmek ve içeriğini belirlemek, işçinin üstlenmiş olduğu iş görme borcunu nerede, nasıl ve hangi çerçevede yerine getireceği konularında yönetim hakkına dayalı olarak işçiye talimat vermek, iş sözleşmesini sona erdirmek gibi işverene ait yetkileri kullanma hakkına sahiptir.
    4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin altıncı fıkrasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi; “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişki” olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun’un 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur.
    Somut olayda; dava dışı … ile davalı şirket arasında imzalanan acente sözleşmesinde acentenin; … Kargo’nun belirleyeceği nitelik ve sayıda personel çalıştırmayı, personelin … Kargo’nun belirlediği niteliklere uymaması halinde her türlü sorumluluğun kendisine ait olmak üzere derhal işten çıkarmayı ve yerine … Kargo’nun onaylayacağı yeni personel almayı, personel ücretleri, primleri ve her türlü istihkaklarının ödenmesi hususunda yalnızca kendisinin yükümlü olduğunu, personelin … Kargo’ya dava açması ve … Kargo’nun ödeme yapması halinde işbu bedelin tahsili için kendisine rücu edileceğini ve işbu talebe ilişkin bedeli derhal ödeyeceğini veya böyle bir durumda … Kargo’nun ödenmeyen miktarı gecikme faizi ile birlikte sözleşmenin 38. maddesine göre tahsil yetkisinin olduğunu kabul, beyan ve taahhüt ettiği anlaşılmaktadır. Yanı sıra, acentenin bir personel istihdam edebilmesi için aday personelin … Kargo insan kaynakları yöneticisi ile görüşme yapmasının şart olduğu, şubelerde çalışan tüm personelin ücret artışı ve sosyal haklarına ilişkin uygulamalarda … Kargo’nun ana ilkelerinin dikkate alınacağı, acentenin, iş akdini sona erdireceği personelinin iş akdinin feshi işlemlerine başlamadan 10 iş günü öncesinde gerekçesi ile birlikte yazılı olarak … Kargo’nun ilgili bölge müdürlüklerine bildireceği; yine … Kargo’nun belirlediği standartlarda, … Kargo’ya ait demirbaş, mefruşat, bilgisayar programları, iletişim hatları, lisanslı paket programlar vesaireyi kullanarak faaliyet yürütmesinin asıl olduğu, işyeri kira ise kira sözleşmesinin davalı şirket adına düzenleneceği ve kira bedelinin de davalı tarafça ödeneceği belirlenmiştir. Ayrıca acentenin müşterilere verdiği hizmete ilişkin davalının denetim hakkının bulunduğu da sözleşme içeriğinden anlaşılmaktadır.
    Acente olduğu belirtilen dava dışı … ‘in müşterilerini kendisinin belirleyememesi, kendi adına antetli kağıt kullanamaması gibi bağımsız bir tacirde bulunması gereken yetkilere sahip olmaması ve teslim alınan kargoya konu malların alıcılarına ulaştırılması gibi müşterilerle sözleşme yapma veya aracılık etmenin ötesinde bir iş üstlenmemesi dikkate alındığında, somut olayda, 6102 sayılı Kanun’un anılan hükmünde belirtilen acente tanımı kapsamına giren bir ilişki bulunmamaktadır.
    4857 sayılı Kanun’da belirtilen “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirme” unsuru mevcut olmadığından geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi de bulunmamaktadır.
    Dosya kapsamına göre davalı şirket ile dava dışı … arasında imzalanan acente sözleşmesinin muvazaalı olduğu, davacının davalı şirket elemanı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirket ile dava dışı L.H. arasındaki ilişki muvazaa dayandığından, mahkemece davacının fazla çalışma alacağından kendi dönemi ile sorumlu olduğu ve yıllık ücretli izin alacağı ile ödenmeyen ücret alacağından son işveren dava dışı …’in sorumlu olduğunun kabulü ile sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.” Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E:2017/18547, K:2018/25913, T:03.12.2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir