1. GEREKÇE/Madde 108 – 6762 sayılı Kanunun 122 nci maddesinin yerini alan bu hükümde önemli ve sisteme ilişkin bir değişiklik yapılmıştır. 6762 sayılı Kanundaki hüküm üçüncü kişiyi adaletsiz bir şekilde korumaktadır. Şöyle ki, acente, yetkisiz olarak veya yetki sınırlarını aşarak, üçüncü kişi ile bir sözleşme yaparsa, acentenin müvekkili sözleşme ile bağlı olmadığını üçüncü kişiye bildirmek zorundadır; aksi halde, sözleşme ile bağlı sayılır. Müvekkile, yetki vermediği veya verdiği yetki aşıldığı halde, böyle bir bildirme zorunluğu yüklemek, üstelik bunun derhal yapılması yükümlülüğünü getirmek büyük haksızlıktır. Üçüncü kişinin bu derecede ve haksız bir şekilde korunmasının sebebi de belli değildir. Hüküm öğretide ve uygulayıcılar arasında haklı olarak eleştirilmiştir. Yapılan değişiklikle Tasarıda normal ve makûl olan çözüm kabul edilmiştir. Müvekkil sözleşmeye onam verebilir; vermemişse 6762 sayılı Kanundaki hükümde olduğu gibi – acente sorumlu olur. Müvekkilin derhal bildirimde bulunmak zorunluğu yoktur. Sessiz kalmışsa onam vermemiş demektir.

  2. Prof. Dr. Arslan KAYA’nın Madde Açıklaması

    ‘‘TTK m. 108 (Yetkisizlik)
    Madde, acentenin yetkisiz veya yetkiyi aşan işlemlerinin akıbetini düzenlemektedir. TTK, tamamen yeni, eleştirileri dikkate alan, ticaret sicilinin etkisi ve Borçlar Kanunu’ndaki yetkisiz temsil ile uyumlu bir düzenleme getirmiştir.

    Eski TTK sisteminde (m.122), bir acente yetkisi olmadığı halde veya yetkisini aşarak müvekkili ad ve hesabına bir sözleşme yaparsa, müvekkili böyle bir sözleşmenin yapıldığım haber alır almaz sözleşmeye icazet vermediğini üçüncü kişiye derhal bildirmediği takdirde bu sözleşme ile bağlı olmaktaydı. Kısaca, bu sistemde, müvekkil, yetkisiz olarak yapılmış olan sözleşmeye icazet verdiğini değil, sözleşmeyle bağlı olmak istemiyorsa icazet vermediğini bildirecektir; aksi halde, sözleşmeyle bağlı olacaktır.

    Bu hüküm eBK m.38 hükmüne ve sicil hükümlerine aykırı olduğu için ve ayrıca eTTKm.121 hükmü ile de bağdaşmadığı gerekçesiyle öğreti ve yargı kararlarında sıklıkla eleştirilmiştir(dipnot 6). Yeni düzenleme, bu eleştirileri olumlu yönde karşılamaktadır. (buraya kadar sayfa 59)

    Eski TTK hükmü, esasen müvekkil yerine iyiniyetli üçüncü kişilerin hukuki görünüşe duydukları güveni koruyan, acentenin müvekkilin güvenilir kişisi olması esasına dayanan bir hükümdür. TTK sisteminde ise, esasen temsil hükümleri ile uyumlu olarak üçüncü kişi yerine müvekkil korunmuştur. Ancak, bir ölçüde TBK’nın temsil sisteminden ayrılınmış, üçüncü kişi tazminat ile baş başa bırakılmamış, yetkisiz temsilcinin sözleşmeyle bağlı olması esası getirilmiştir.’’
    ………………………………
    Dipnot 6: Ömer Teoman (Hüseyin Ülgen/Mehmet Helvacı/Abuzer Kendigelen/Arslan Kaya/Füsun Nomer Ertan), Ticari İşletme Hukuku, 3. Bası, İstanbul 2009, N.1993-1996; Kayıhan,s,192 vd.Gerekçede bu eleştiri daha ileri düzeye (aşınmış ve “6762 sayılı Kanundaki hüküm üçüncü kişiyi adaletsiz bir şekilde korumaktadır. Şöyle ki, acente, yetkisiz olarak veya yetki sınırlarını aşarak, üçüncü kişi ile bir sözleşme yaparsa, acentenin müvekkili sözleşme ile bağlı olmadığını üçüncü kişiye bildirmek zorundadır; aksi halde, sözleşme ile bağlı sayılır. Müvekkile, yetki vermediği veya verdiği yetki aşıldığı halde, böyle bir bildirme zorunluluğu yüklemek, üstelik bunun derhâl yapılması yükümlülüğünü getirmek büyük haksızlıktır. Üçüncü kişinin bu derecede ve haksız bir şekilde korunmasının sebebi de belli değildir. Hüküm öğretide ve uygulayıcılar arasında haklı olarak eleştirilmiştir. Yapılan değişiklikle Tasarıda normal ve makul olan çözüm kabul edilmiştir…” değerlendirmesi yapılmıştır.

    Arslan KAYA, ‘‘Acentelik İle İlgili Yenilikler’’, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun Ticari İşletme Hukuku Alanında Getirdiği Yenilikler Sempozyumu, 25-26 Kasım 2011, Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, s. 59-60

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir