TTK Madde 114

2. Ücrete hak kazanma zamanı

MADDE 114 (1) Acente, kurulan işlem yerine getirildiği anda ve ölçüde ücrete hak kazanır. Taraflar bu kuralı acentelik sözleşmesiyle değiştirebilir; ancak müvekkil işlemi yerine getirince, acente, izleyen ayın son günü istenebilecek uygun bir avansa hak kazanır. Her hâlde acente, üçüncü kişi kurulan işlemi yerine getirdiği anda ve ölçüde ücrete hak kazanır.

(2) Üçüncü kişinin işlemi yerine getirmeyeceği kesinleşirse, acentenin ücret hakkı düşer; ödenmiş tutarlar geri verilir.

(3) Aracılık edilen sözleşmeyi müvekkilin kısmen veya tamamen yahut öngörüldüğü şekliyle yerine getirmeyeceği kesinleşse bile, acente ücret isteyebilir. Müvekkile yüklenemeyen sebeplerle sözleşmenin yerine getirilemediği hâlde ve ölçüde acentenin ücret hakkı düşer.

Sayfa istatistigi: 5.263 okunma
  1. GEREKÇE/Madde 114 – 6762 sayılı Kanunun 129 uncu maddesi hem yetersizdir hem de acentenin ücrete hak kazanmasının ilkesi belli değildir. 6762 sayılı Kanunun bu hükmü, üçüncü kişi ile yapılan sözleşmenin konusuna göre bir ayrım yapmış, konusu bir malın satın alınması, üretilmesi veya satılması olan sözleşmeler ile bunlar dışında kalan konularda yapılan sözleşmeleri ayırmıştı. 6762 sayılı Kanunun 129 uncu maddesi sadece birinci kategori ile kısım kısım icra edilecek sözleşmeler hakkında kural koymuştur.
    Alman TK.’nın 87a paragrafından alınan Tasarının 114 üncü maddesi, üçüncü kişi ile yapılan sözleşmenin ifasını esas almıştır. 113 ile 114 üncü madde arasındaki fark şuradadır: 113 üncü madde hangi işlemler için ücrete hak kazanıldığını gösterir, 114 üncü madde ise ücreti istem hakkının doğması hakkındadır. Bu maddede 113 üncü maddede yer alan ilke etkisini sürdürmektedir. Acenteye ücret kazandıran hukukî olgu, acentenin edimini ifa etmiş olması değil, üçüncü kişiyle sözleşmenin yapılmasıdır; ücret hakkını doğmasında da esas söz konusu sözleşmenin ifasıdır. Duruma göre bir tarafın ifası yeterli olabilir. Acente, müvekkili ile üçüncü kişinin yaptıkları sözleşmenin taraflardan birince ifa edilmesine, ifa edilmemesine veya ifa edilmeyeceğinin anlaşılmasına göre ücrete hak kazanacaktır. İlkeler şunlardır: sözleşmeyi taraflardan biri ifa etmişse acente ücrete hak kazanır. İfa etmeyen müvekkil ise acente gene ücretini alır. Aşağıda “sözleşme” sözcüğü ile müvekkil ile üçüncü kişi arasındaki sözleşme kastedilmiştir.
    Birinci fıkra: Müvekkil veya üçüncü kişi sözleşmeyi ifa etmişse acente ücrete hak kazanır (Ödeme zamanı, yani muacceliyet, için 116 ncı maddeye bakılmalıdır.). Aksi kararlaştırılmamışsa, diğer tarafın ifası beklenmez. “İfa” ile anlatılan, aracılık edilen ilişkiden doğan borçların yerine getirilmesine yönelik hareketlerin başlamasıdır; yoksa o ilişki ile takip edilen amacın yerine gelmesi şart değildir. Örneğin, acente, bir inşaat sözleşmesine aracılık etmişse, acentelik ücretinin doğması için inşaatın başlaması yeterlidir; ayrıca inşaatın tamamlanması ve eserin ücretinin de muaccel olması şartı aranmaz. Acente, birinci fıkrada belirtilen hâlde en geç izleyen ayın son günü muaccel olacak bir avansın kendisine ödenmesini ister. Müvekkil sözleşmeyi kısmen yerine getirmişse ücrete ve avansa buna göre hak kazanılır.
    İkinci fıkra: Müvekkilin ifasıyla acente ücrete hak kazanır. Ancak üçüncü kişinin sözleşmeyi ifa etmeyeceği kesin ise veya üçüncü kişi ifa etmemişse acentenin buna rağmen ücret talebi düşer. Acenteye ücret ödenmişse para geri istenir. Bunun için karşı tarafın ifa etmeyeceğinin nesnel ölçütlerle kesin olması gerekir. Öncelik def’i somut olaya göre değerlendirilir.
    Üçüncü fıkra: Müvekkilin sözleşmeyi kısmen, tamamen, gereği gibi veya öngörüldüğü şekilde ifa etmeyeceği kesin ise acente gene ücrete hak kazanır; meğerki, sözleşmenin hiç ifa edilmemesi acenteye bağlansın. AB hukuku ile uyum bağlamında yer verilmiş olan üçüncü fıkranın ikinci cümlesi hükmünde bir ayrıma gidilmiştir. Eğer müvekkile yüklenmesi mümkün olmayan (ve ikinci fıkraya göre üçüncü kişiden de kaynaklanmayan) hâller sebebiyle sözleşme yerine getirilmemişse acentenin ücret hakkı düşer. Böyle hâller için Alman yargı kararlarından şu örnekler verilebilir: Aracılık edilen sözleşme kurulduktan sonra yürürlüğe konun idarî kısıtlamalar, müvekkilin üretim tesislerinin mücbir sebeple yok olması, ithalat yasağı, üçüncü kişinin ödeme güçlüğü veya iflâsı. Buna karşılık şu hallerde Alman mahkemeleri, müvekkilin yine de acenteye ücret ödemekle yükümlü olduğuna (yani sebebin müvekkile yüklenebileceğine) karar vermiştir: Hammadde veya işgücü eksikliği, müvekkilin iş yoğunluğu, müvekkilin sözleşmenin yerine getirilmesinde temerrüde düşmesi, müşteriyle üçüncü kişinin anlaşarak sözleşmeyi yerine getirmeden sona erdirmesi, müvekkilin ödeme güçlüğü veya iflâsı.

  2. Prof. Dr. Arslan KAYA’nın Madde Açıklaması

    ‘‘TTK m. 114 (Ücrete hak kazanma zamanı)
    (1) TTK m. 114 hükmü, ücrete hak kazandıran işlemlere (TTK m. 113) bağlanan sonuçları düzenleyen, tamamlayan hükümdür. Hüküm, acentenin hak kazandığı ücretin ne zaman doğduğunu, muaccel ve likit hale geldiğini düzenlemekte; ücret hakkını başarıya, yani kurulan sözleşmenin ifasına, ifanın ölçüsüne bağlamaktadır.

    (2) Eski TTK m. 129 hükmü, ücrete hak kazanılması konusunda yukarıda belirtilen ilkeyi esas almakla birlikte, düzenleme şekli yetersiz ve karışıktı. Eski TTK m.129 hükmündeki “.. müvekkilinin malı veya bedeli yahut onun yerine diğer bir karşılığı aldığı tarih” ya da “..kısım kısım yerine getirilecekse acente, yerine getirildiği veya yerine getirilmesi gerektiği nispette” şeklindeki düzenlemelerin, TTK daki “ifa anı ve ölçüsü” ölçütünü esas aldığı kuşkusuzdur. Ancak, hem ana ilkenin açıkça ifade edilmemiş olması hem de uygulanma koşulları konusunda eski düzenleme ciddi tartışmalar yaratmıştır. Zira, hükümde, konusu bir malın satın alınması, üretilmesi veya satılması olan sözleşmeler ile bunlar dışındakiler birbirinden ayrılmış ve sadece konusu alım, satım ve üretim olan sözleşmelerin ve yine bu bağlamda kısım kısım icra edilecek sözleşmelerin ifasına sonuç bağlanmıştır.

    (3) Hüküm Alm. TK.’nın 87a paragrafından alınmıştır, ancak tercümesinde karışıklığa yol açan birtakım yanlışlıklar yapılmıştır. Şöyle ki, Alm. TK’nın 87a paragrafının birinci fıkrasının ilk cümlesi, kurulan işlemi müvekkilin ifa etmesine özgü düzenlemişken, TTK m. 114, f.l, c.l’de özne yoktur; kurulan işlemin yerine getirilmesi düzenlenmektedir. Ancak, fıkranın üçüncü cümlesinde kurulan işlemin (buraya kadar sayfa 61) üçüncü kişi tarafından ifa edilebileceği hükme bağlanmış ve aynen Alman hukukunda olduğu gibi buna farklı sonuçlar bağlanmıştır. TTK’da yaratılan bu farklılığın bir anlam ve işlevi yoktur, bilakis anlaşılmada zorluk yaratmaktadır. Gerekçe bu farkı daha anlaşılır ve mehaza uygun ifade etmektedir.

    (4) Üçüncü kişinin ifası her halde ücrete hak kazandırır (TTK m. 114, f.l, c.3), ifa etmeyeceğinin kesinleşmesi ise ücret hakkını düşürür (TTK m. 114, f.2), bu düzenleme emredicidir. Dolayısıyla, TTK m. 114, f.l, c.2’de ifade edilen emredicilik birinci cümledeki hatalı ifade sebebiyle anlam kaymasına sebep olmaktadır. Yukarıda da ifade edildiği üzere, TTK m. 114, f.l hükmü mehaza uygun hale getirilmelidir.

    (5) Alm. TK’nın 87a paragrafının dördüncü ve beşinci fıkraları bu maddeye alınmamıştır. Özellikle beşinci fıkranın alınmaması ikinci fıkradaki hükmün emredici karakteri sebebiyle yapılacak yorumlarda güçlük yaratacak niteliktedir. Alm. TK’nın beşinci fıkrası ikinci fıkranın ilk yansı ve üçüncü fıkraya aykırı, acente aleyhine anlaşmaların geçersiz olduğunu düzenlemektedir.

    (6) TTK m.114, f.3 hükmündeki “Aracılık edilen” ibaresi hatalıdır. Mehaz Alm. TK’nın 87a paragrafının üçüncü fıkrası hükmü, “Müvekkilin sözleşmeyi kısmen, tamamen veya anlaşıldığı şekilde ifa etmeyeceği kesin ise acente gene ücrete hak kazanır” şeklindedir. Oysa TTK metnindeki “Aracılık edilen” ibaresi, doğru olmamakla birlikte, bu imkanın sadece acentenin aracılığı ile kurulan sözleşmeye özgü olduğu intibaını yaratmaktadır. Acentenin aracılık veya sözleşme yapma yetkisine vurgu yapılmaksızın, doğrudan üçüncü kişi ile yapılan sözleşmeye vurgu yapılması daha doğrudur.’’

    Arslan KAYA, ‘‘Acentelik İle İlgili Yenilikler’’, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun Ticari İşletme Hukuku Alanında Getirdiği Yenilikler Sempozyumu, 25-26 Kasım 2011, Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, s. 61-62

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir