TTK Madde 123

III – Rekabet yasağı anlaşması

MADDE 123 (1) Acentenin, işletmesine ilişkin faaliyetlerini, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonrası için sınırlandıran anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve anlaşma hükümlerini içeren ve müvekkil tarafından imzalanmış bulunan bir belgenin acenteye verilmesi gerekir. Anlaşma en çok, ilişkinin bitiminden itibaren iki yıllık süre için yapılabilir ve yalnızca acenteye bırakılmış olan bölgeye veya müşteri çevresine ve kurulmasına aracılık ettiği sözleşmelerin taalluk ettiği konulara ilişkin olabilir. Müvekkilin, rekabet sınırlaması dolayısıyla, acenteye uygun bir tazminat ödemesi şarttır.

(2) Müvekkil, sözleşme ilişkisinin sona ermesine kadar, rekabet sınırlamasının uygulanmasından yazılı olarak vazgeçebilir. Bu hâlde müvekkil, vazgeçme beyanından itibaren altı ayın geçmesiyle tazminat ödeme borcundan kurtulur.

(3) Taraflardan biri, diğer tarafın kusurlu davranışı nedeniyle haklı sebeplerle sözleşme ilişkisini feshederse, fesihten itibaren bir ay içinde rekabet sözleşmesiyle bağlı olmadığını diğer tarafa yazılı olarak bildirebilir.

(4) Bu maddeye aykırı şartlar, acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir.

Sayfa istatistigi: 10.847 okunma
  1. GEREKÇE/Madde 123 – Tasarının bu maddesi yeni olup, Alm. TK.’nın 90a paragrafından alınmıştır. Hüküm, sözleşmeden sonra sözleşmeye bağlı olarak uygulanacak faaliyet sınırlamasını düzenlemektedir. Kanun, sözleşme sonu faaliyet yasağını veya sınırlamasını eşyanın doğasıyla bağdaştıramadığı için acenteyi koruyucu hükümler konulmasını gerekli görmüştür. Bu gereklilik, acentenin faaliyetinin sınırlandırılmasının inhisar düzenlemesinden bağımsız olarak Tasarıda yer almamış olması dolayısıyla daha da önem kazanmıştır. Koruma, zaman sınırlamaları, şekil kurallarına uygunluk ve yasağın karşılığında ücret ödenmesi ile sağlanmıştır.
    Birinci fıkra: Normal olan acente ilişkisinin sona ermesiyle acentenin serbest hale gelmesi, arzu ediyorsa acentelik mesleğini, sona eren ilişkinin içine girdiği alan dahil, istediği alanda sürdürmesidir. Ancak bu her zaman mümkün olmayabilir. Taraflar (çoğu kez müvekkilin isteği ve hatta baskısı ile) rekabet yasağının sözleşmenin sona ermesinden sonra da devam etmesini kararlaştırabilirler. Birinci fıkra söz konusu sözleşmenin yazılı olarak yapılmasını öngörmektedir. Yazılı şekil geçerlilik şartıdır. Sözleşmenin zamanı önem taşır. Alman öğretisinde ve mahkeme kararlarında rekabet sınırlaması sözleşmesinin acentelik sözleşmesinin sona ermesinden önce yapılması halinde koruyucu olacağı; acente sözleşmesinden önce yapılan sözleşmenin, acente sözleşmesi yönünden baskı yaratabileceği; sözleşmenin sona ermesinden sonra yapılabilecek böyle bir sınırlama anlaşmasının da amaca uygun düşmeyebileceği görüşü ileri sürülür. Ayrıca sözleşmenin sona ermesinden sonra yapılan sözleşmelerde ikinci fıkra uygulanamaz. Çünkü, müvekkil ilişkinin tasfiyesini ve acentenin bazı alacaklarını böyle bir sözleşmenin yapılmasına bağlayabilir. Sözleşmenin sadece yazılı olarak yapılması yeterli değildir; ayrıca anlaşmanın bütün şartlarını içeren ve müvekkilin imzasını içeren bir belgenin makul bir süre içinde acenteye verilmiş olması gerekir; aksi halde acente sınırlama sözleşmesinin hüküm kazanmadığı def’inde bulunabilir. Sınırlama sözleşmesi en çok iki yıl için yapılır.
    İkinci fıkra: Müvekkil acente sözleşmesinin sona ermesine kadar sınırlama sözleşmesinden vazgeçebilir. Bu halde müvekkil vazgeçme beyanından itibaren altı ayın geçmesiyle tazminat ödeme borcundan kurtulur.
    Üçüncü fıkra ve dördüncü fıkra: Her iki fıkra da gerekçeyi gerektirmeyecek kadar açıktır.

  2. Prof. Dr. Arslan KAYA’nın Madde Açıklaması

    TTK m. 123 (Rekabet yasağı anlaşması)
    (1) Yeni bir hüküm olup, eTTK’da karşılığı yoktur. Madde Alm. TK’nın 90a paragrafından alınmıştır (Gerekçe’den). Hüküm, TMK m.23, f.2 ve TBK m.27 hükümleri karşısında özel hükümdür (lex specialis). Madde başlığındaki “anlaşma” ibaresi, rekabet hukukundan etkilenmenin bir ürünüdür. Benzer bir hüküm İsv.BK ‘nın “Sır saklama yükümlülüğü ve rekabet etme yasağı” başlıklı 418d maddesinde yer almakta.

    (2) İşçinin tabi olduğu rekabet yasağı, TBK m.444 (eBK m.348, 350), 445 (eBKm.349) ve 446 (eBK m.351) hükümlerinde düzenlenmiştir.

    (3) 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulanma Şekli Hakkında Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca acenteye ilişkin rekabet yasağı anlaşmasını düzenleyen TTK’nın 123 üncü maddesi, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yapılmış olup da devam etmekte olan acentelik sözleşmelerine de uygulanır.

    (4) Madde, sözleşme sonrası(dipnot 8 ) akdi rekabet yasağını düzenlemektedir. Yasağın, sözleşmesel ve kamusal yönü de bulunduğu için, çalışma özgürlüğü ile yakından ilgisi vardır. Düzenleme, TTK’nın Yedinci Kısım’ındaki ratio legis’e uygun olarak acenteyi koruyucu niteliktedir. Bu koruma, gerekçede de ifade edildiği üzere, (i)zaman sınırı, (ii) konu sınırı, (iii) şekil koşulu, (iv) yasak karşılığında ücret/tazminat ödenmesi yolu ile sağlanmak istenmiştir.

    (5) TTK m.123, f.l hükmüne göre, acentenin asli borcu, bir başka ifade ile rekabet yasağının sınırı, konusu, acentenin “işletmesine ilişkin faaliyetleri”dir. Bu noktada, (buraya kadar sayfa 66) yani rekabet yasağının konu itibariyle sınırı bakımından, örneğin inhisar hakkını belirleyen sınır esas alınabilir. Dolayısıyla, tekel kuralı olsun veya olmasın, acentelik sözleşmesinin hükümleri bu noktada öncelikli olarak belirleyicidir. Nitekim maddede, yasağın yalnızca acenteye bırakılmış olan bölgeye veya müşteri çevresine ve kurulmasına aracılık ettiği sözleşmelerin taalluk ettiği konulara ilişkin olabileceği hüküm altına alınmıştır.

    Acente için rekabet yasağı azami olarak sözleşmenin sona ermesinden sonra iki yıl müddetle getirilebilir. Bu süre kesin ve azami bir süredir: anlaşma ile daha uzun bir süre kararlaştırılamayacağı gibi, iki yıllık müddet içinde durma veya kesilme sebepleri ihdas edilerek de -örneğin, acentenin faaliyetine bir müddet ara vermesi, hastalığı vb.- sürenin uzatılması mümkün değildir.

    (6) TTK m.123 hükmü, kanuni bir yasak veya yüküm içermemesi ve esas itibariyle sözleşme sonrası rekabet yasağını düzenlemesi sebebiyle, denkleştirme istemi gibi yasa gereği veya yorum yoluyla tek satıcılık ya da franchise sözleşmesine uygulanacak bir hüküm değildir. Kural olarak bu tür sözleşmeler, taraflara sözleşme sonrasında bir rekabet yasağını kendiliğinden yüklemez; dolayısıyla, TTK m.123hükmünün bu tür sözleşmelere uygulanması ancak lex contractus mümkündür.

    (7) Acentenin rekabet yasağını ihlal etmesine çeşitli sonuçlar bağlanmıştır. Bunlardan ilki, ihlalin müvekkilin anlaşmayı feshetmesi için haklı sebep teşkil edebilmesidir. Bu halde, müvekkil, fesihten itibaren bir ay içinde rekabet sözleşmesi ile bağlı olmadığını diğer tarafa yazılı olarak bildirir (TTK m.123, f, 3); ayrıca, varsa uğradığı zararın tazminini de talep edebilir. Rekabet yasağına aykırılık ve buna bağlı fesih halinde, acente “tazminat talep hakkını” (TTK m.123, f.l) kaybeder. Acentenin, rekabet yasağını ifası mümkün iken ifa etmemesi durumunda fesih yerine ifa ve uğradığı zararın tazminim istemesi de mümkündür. İfanın imkansız olduğu varsayımda, müvekkilin tazminatı talep hakkı bakidir. Netice itibariyle, acentenin borca aykırı davranışı fesih ile sonuçlanabileceği gibi, bu halde acente müvekkilin borcu/karşı edim olan “tazminat” hakkını kaybeder; müvekkil, ayrıca ifa, tazminat ve kararlaştırılmış ise cezai şart talep edebilir.

    (8) Acenteyi koruyan TTK m.123 hükmü emredicidir. Maddenin 1 ilâ 3 üncü fıkrasına aykırı şartlar, acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir. Geçersizlik,TTKm,1530,f.l ve TBK m.27, f.l (eBK m.19, f.2) hükümlerine uygun değerlendirilmelidir. Buna göre, aykırı şart sözleşmenin tamamını anlamsız ve geçersiz kılmadığı takdirde, acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersiz olacak, yerine yasa hükmü uygulanacaktır (değiştirilmiş kısmi butlan). Bu bağlamda örneğin, acenteye üç yıllık rekabet yasağı getiren bir hüküm iki yılı aştığı ölçüde geçersiz olacağı için, yasak TTK m.123, f.l uyarınca iki yıl şeklinde uygulanacaktır. Aynı şekilde örneğin, müvekkilin, rekabet sınırlaması dolayısıyla acenteye uygun bir tazminat ödemesi şartı (Karenzentschaedigung), yasanın açık hükmü uyarınca kendiliğinden (buraya kadar sayfa 67) yürürlüğe girer, buna aykırı düzenleme geçersiz olduğu gibi, sözleşmede tazminata yer verilmemesi de uygulanmasına ve tazminat talebine mani değildir (dipnot:9)

    (9) Hükmün sürekli borç ilişkisi tesis eden benzer sözleşmelerde uygulanma imkanı, ayrıca incelenmesi gereken bir konudur, Franchise sözleşmesinde açıkça kararlaştırılmadığı hallerde, tıpkı acentelik sözleşmesi gibi, bizatihi sözleşme franchise alanı sözleşme sonrası rekabet yapmama yükümü altına sokmaz. Ancak, franchise sözleşmesinde, genellikle franchise alana rekabet etmeme yükümü getirilmekledir(dipnot 10). Sözleşme sonrası akdi rekabet yasağının kabul edilmeni durumunda öncelikli kanuni sınırı TBK m. 26 ve 27 (eBK m.19 ve 20) hükümleri oluşturur, Bu tür bir yasak, tarafın ekonomik varlığını tehlikeye soktuğu, ekonomik özgürlüğünü ortadan kaldırdığı veya büyük oranda sınırladığı ölçüde geçersiz olacaktır (dipnot 11)

    Ancak, bu himaye genel olduğu için acaba sözleşmenin çoğu zaman zayıf tarafını oluşturan franchise alanın korunması zımnında, sözleşme sonrası rekabet yasağı için TTK m. 123 hükmü kıyas yoluyla uygulanabilir mi? Hemen belirtelim ki, örneğin İsviçre uygulamasında, acenteye ilişkin İsv.BK m.418d(2) ve bu hükmün yollaması sebebiyle hizmet sözleşmesine ilişkin İsv.BK m.340a hükmünün uygulanacağı kabul edilmektedir. Aynı sonuca Alman öğretisi de ulaşmakta ve Alm. TK 90a paragrafı hükmünün kıyasen uygulanması kabul edilmektedir, Bunun tâbi sonucu olarak öğretide, örneğin franchise sözleşmesinde sözleşme sonrası rekabet yasağının öngörülmesi halinde, franchise alanın bir bekleme süresi tazminatına hak kazanacağı kabul edilmektedir (dipnot 12).

    Öğretide Gürzumar, isabetle, kıyasen uygulama imkanının Türk hukuku bakımından da geçerli olduğunu belirtmekle, rekabet yasağı anlaşmasının, ancak franchise alanın, franchise verenin müşterilerini tanıması veya ona ait iş sırlarını bilmesinden kaynaklanan tehlikeleri bertaraf amacını taşıması, acentede olduğu gibi zaman, yer ve konu bakımından muayyen olması ve franchise alanın ekonomik varlığını ortadan kaldıran veya önemli ölçüde sınırlandıran bir sonuç doğurmaması gerektiğini ifade etmekte ve ayrıca aynen acentelikle olduğu gibi kusur halinde bu yasağın kalkması gerektiği sonucuna ulaşmaktadır. Buna karşın, yazar, yazılılık ve dolayısıyla belge şartını olanaklı görmemektedir(dipnot 13). Rekabet yasağı anlaşması, franchise sözleşmesinin (buraya kadar sayfa 68) sona ermesinden sonra yapılacak olursa, acentelik sözleşmesine ilişkin TTK m. 123 hükmündeki şartların varlığı aranmaz (dipnot 14)

    (10) Tek satıcı, sözleşme süresi içinde, acenteliğe kıyasla üretici/yapımcı ile rekabet etmemekle yükümlüdür. Alman Federal Mahkemesi, tek satıcının rekabet etmeme yükümünü satıcının tek elden satış hakkı sahip olmasına dayandırmaktadır (dipnot 15). Buna mukabil, tek satıcı, kural olarak ayrıca sözleşme ile kararlaştırılmadığı hallerde sözleşme sonrasında rekabet yasağına tabi değildir. Bu tür bir yasağın geçerliliğinin öncelikle TBK m. 26 ve 27 hükümleri kapsamında incelenmesi gerekir.

    Acentelik sözleşmesi ile tek satıcılık sözleşmesi arasındaki akrabalık, büyük oranda benzerlik, korunan menfaatlerin örtüşmesi, kanaatimizce bu tür bir sözleşme sonrası rekabet yasağı anlaşmasına TTK m. 123 hükmünün kıyasen uygulanmasını hukuken mümkün kılar. Bu noktada franchise sözleşmelerindeki mülahazalar, hükmün uygulanma koşulları ile ilgili gerekçeler aynen geçerlidir. ’’
    ………………………..
    Dipnot 8: Taraflar sözleşme ilişkisi süresince de rekabet yasağına tabidir ve ilgili düzenleme matlabı “İnhisar” olan TTK m.104 hükmüdür. Aksi yazılı olarak kararlaştırılmadıkça, acentelik ilişkisi süresince taraflar (müvekkil-acente) “tek başına yetkili olma ve tek müvekkile özgülenme” esası üzerine çalışırlar. İnhisar hakkı/yükümlülüğü, ilke gereği iki taraflıdır; aksi kararlaştırılabilir.
    Dipnot 9: Claus Wilhelm Canaris, Handelsrecht, 22, Auflage, C.H. Beck, München 1995, (§ 17), s. 261; Klaus J. Hopt, handelsgesetzbuch (Beckische Kurz Kommantare Band9), München 2010, § 90a, N. 31; Ozan Can, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na Göre Acentelikte Rekabet Yasağı Anlaşması, Ankara 2011, s. 114-116.
    Dipnot 10: Öğretide, franchise verenin aynı zamanda firanchise alana bir know-how aktarımında bulunması sebebiyle haklı bir menfaatinin olduğu, ancak anlaşmanın bütünüyle gizli ve açık know-how’u yasakladığı da ifade edilmektedir (Osman Gürzumar, Franchise Sözleşmeleri, İstanbul 1995, s. 175).
    Dipnot 11: Gürzumar, s. 175. Aynı yönde: Çiğdem Kırca, Franchise Sözleşmesi, Ankara 1997, s. 190/191.
    Dipnot 12: Gürzumar, s. 176. Aynı yönde: Kırca, 191/192.
    Dipnot 13: Gürzumar, s. 176. Kırca, hizmet sözleşmesine ilişkin hükümlerin ve bu arada mehaz kanunların acentenin rekabet yasağı anlaşmasına ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanmasını kabul ve bu noktada Gürzumar’a iştirak etmekle birlikte, İsviçre hukukunda Meyer, Alman hukukunda da Martinek’e atıfla kıyasen uygulamanın yazılı yapılma zorunluluğunu engellemediğini ifade etmektedir (s. 193/194).
    Dipnot 14: Kırca, s. 194.
    Dipnot 15: Hasan İşgüzar, Tek Satıcılık Sözleşmesi, Ankara 1989, s. 84.

    Arslan KAYA, ‘‘Acentelik İle İlgili Yenilikler’’, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun Ticari İşletme Hukuku Alanında Getirdiği Yenilikler Sempozyumu, 25-26 Kasım 2011, Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, s. 66-69

  3. KAYNAKLAR

    – Ozan Can, Acentenin Denkleştirme İstemine ve Rekabet Yasağı Anlaşmasına İlişkin Hükümlerin 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 103(1). Maddesinde Sayılanlar Hakkında Uygulanırlığı, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 2, Sayı 1, 2012, s.27-36.

    – Yaşar Can Göksoy, 6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu’na Göre Acentenin Sözleşme Sonrası Rekabet Yasağı Anlaşması, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 12, Özel Sayı, 2010, s.895-943

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir