TTK Madde 60

V – Zamanaşımı

MADDE 60 (1) 56 ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, haksız rekabet fiili aynı zamanda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur.

Kategori: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu

Etiketler:

Sayfa istatistigi: 6.162 okunma - Bu Sayfayı Yazdırabilirsiniz



GEREKÇE/Madde 60 – Maddedeki tek değişiklik, Türk Ceza Kanunundaki zamanaşımının dava zamanaşımı olduğunun belirtilmesidir. Bu açıklıkla uygulamadaki bir tereddüt giderilmiştir.


KARAR
“Davacı G. Reklam Ltd. Şti. vekili, müvekkilinin taraf olmadığı davada verilen mahkeme kararını infaz ettiren davalı şirketin haksız olarak müvekkilinin tasarrufunda bulunan reklam panolarının da kaldırılmasına neden olduğunu, davah tarafın haksız eyleminden dolayı davacının zarara uğradığım iddia ederek, zarann tazminini istemiştir.
Mahkemece, davalı tarafın lehine olan mahkeme kararını 22.06.2002 tarihinde in­faz ettirdiği, haksız eylemin bu tarihte gerçekleştiği, davalı eyleminin haksız olduğunun tespiti amacıyla davacı tarafından açdan davada verilen kararın kesinleşme tarihinin 09.07.2004 olup, 20.10.2006 tarihinde açılan işbu davanın bir yıllık zamanaşımı süre­sinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, davalı tarafın talebi üzerine icra müdürlüğünce 22.06.2002 tarihinde davacı kullanımındaki reklam panolarındaki reklamların kaldırılması işleminden sonra davacı zararının oluş­maya başladığını, davalı tarafın olumsuz eyleminin devam ettiği sürece davacı tarafın­dan bilbord ve panoların kullanılamadığını, davalı tarafın temadi eden eylemi karşısında zamanaşımı süresinin geçmediğini iddia etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın bu iddiası üzerinde durularak, davalı eyleminin “temadi eden eylem” nitetiğinde olup olmadığı, 09.07.2004 tarihinde kesinleşen mahkeme kara­rından soma davacı kullanımına ait bilbord ve panoların kullanılamamasında davalı tarafın bir etkisi olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle dava­nın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması ge­rekmiştir. (Yargıtay 11. HD. 28.10.2010 – E.564/K.10965)” Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, 2. Cilt, 2013, s. 1627.

Yorum Yapın

İsim *

E-posta *

Site