TTK Madde 613

G) Bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağı

MADDE 613– (1) Ortaklar, şirket sırlarını korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük şirket sözleşmesi veya genel kurul kararıyla kaldırılamaz.

(2) Ortaklar, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamazlar. Özellikle, kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemler yapamazlar. Şirket sözleşmesiyle, ortakların, şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda oldukları öngörülebilir.

(3) Müdürler hakkında rekabet yasağı öngören 626 ncı madde hükümleri saklıdır.

(4) Geri kalan ortakların tümü yazılı olarak onay verdikleri takdirde, ortaklar, bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı düşen faaliyetlerde bulunabilirler. Esas sözleşme birinci cümledeki onay yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir.

  1. GEREKÇE/Madde 613 – 6762 sayılı Kanun, 613 üncü madde anlamında bağlılık yükümüne ve rekabet yasağına yer vermemişti. Tasarı ortaklar için hem bağlılık yükümüne hem de rekabet yasağına yer vererek limited şirketin kişisel yönüne uygun bir düzenleme yapmıştır.
    Birinci fıkra: Güçlü kişisel ögeleri haiz bir şirkette sır saklama, önde gelen ve vazgeçilmez nitelikte bir bağlılık yükümüdür. Bu sebeple Tasarı, şirketin sırlarının saklanmasını, emredici bir biçimde düzenlemiştir. Ancak emredicilik, yükümün kaldırılamayacağına yöneliktir. Sınırlamanın geçerli olup olmadığı, sınırı ve şirket sırrı kavramı öğreti ile mahkeme kararlarınca belirlenecektir. Sır kavramı sürekli değişir. Bu sebeple kanun tanımlamamıştır.
    İkinci fıkra: İkinci fıkrada, bağlılık yükümü ile ilgili olarak “çıkarlarını zedeleyecek davranışlar” ibaresine yer verilmesinin sebebi yüküme geniş bir kapsam kazandırmaktır. Bu ibare dolayısıyle, inter alia, şirkete karşı, onu engelleyecek, kötüleyecek, güç duruma düşürecek, gelişmesini köstekleyecek, yatırımlarına etki yapacak her çeşit davranış kapsamdadır. Tasarı, ortağın kendisine özel menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren davranışlarını bağlılık yükümünü ihlâl eden ayrı bir kategori olarak kabul etmiştir. Bağlılık yükümünün sınırı rekabet yasağıdır. Sınırlı sorumluluk ilkesiyle, ortaklık haklarının sermayeye bağlanmış olması limited şirkette ortağın kanunen rekabet yasağı altına konulmasını, kural olarak haklı gösteremez. Bu sebeple şirket sözleşmesinde öngörülmemişse ortağa yönelik rekabet yasağı yoktur. Sözleşmede açık hüküm bulunmuyorsa bağlılık yükümünden hareketle yasağa varılamaz. Burada “özel menfaat sağlanması” ile “şirketin amacına zarar verilmesi” birbirini tamamlayan şartlardır.

  2. KARAR

    “Dava limited şirket esas sözleşmesinde rekabet yasağını düzenleyen 12. madde hükmünün a ve b bentlerinin kanuna aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkin olup, Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne, şirket esas sözleşmesinin 12. maddesinin a ve b bentlerinde yer alan ve davacı şirketler aleyhine rekabet yasağı öngören düzenlemenin geçersizliğinin tespitine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi davalı ….. İstanbul Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
    6102 sayılı TTK’nın 613/2. maddesinde şirket sözleşmesiyle ortakların şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda olduklarının düzenlenebileceği belirtilmiş; yine aynı kanunun emredici hükümler başlıklı 579. maddesinde ise şirket sözleşmesinin, kanunun limited şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak kanunda açıkça cevaz verildiği hallerde sapabileceği düzenlenmiştir. Nitekim, davalı … İstanbul Ltd. Şti.’nin ana sözleşmesinin 12. maddesinde de anılan hükümlere uygun olarak; a bendinin ilk paragrafında, ortakların şirketin faaliyet alanlarında faaliyette bulunamayacakları; b bendinde, rekabet yasağının şirket ortaklığından ayrılmayı müteakip 2 yıl süre ile devam edeceği; c bendinde ise faaliyette bulunmak isteyen ortağın kendisinin katılımı olmaksızın alınacak ortaklar kurulu kararıyla rekabet yasağından muaf tutulabileceğine yer verilmiştir. Ancak anılan Kanun hükümlerine uygun olan mezkur düzenlemelerden ayrı olarak, esas sözleşmenin 12. maddesinin a bendinin “bununla birlikte” ifadesiyle başlayan paragrafında ise esas sözleşme sahibi davalı … İstanbul Ltd. Şti.’nin faaliyet alanıyla alakası olmadığı görülen sayılı alanlarda davacı şirketlerin faaliyet göstermeleri ancak davalı …. İstanbul Ltd. Şti.’nin yazılı onayına tabi kılınmıştır.Şu halde, İlk Derece Mahkemesince esas sözleşmede yer alan ve esas sözleşmenin 12. maddesinin a bendinin “bununla birlikte” ifadesiyle başlayan düzenlemenin, her ne kadar TTK’nın 579. maddesine göre sözleşme sahibi davalı … İstanbul Ltd. Şti.’yi bağlayacağından bahsedilemeyecekse de, esas sözleşmede imzası bulunan imzacı ortakları bağlayıp bağlamayacağı, onlar açısından da hükümsüz olup olmadığı değerlendirilip, tartışılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden, davalı …. İstanbul Ltd. Şti. vekilinin istinaf talebinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi bozmayı gerekmiştir.
    Ayrıca yine İlk Derece Mahkemesince yanılgılı şekilde, ortakların şirketle rekabet etmemelerine dair esas sözleşmenin a bendinin ilk paragrafında yer alan ve TTK’nın 613/2. maddesine de uygun olan düzenlemeyi de kapsar şekilde genel bir ifadeyle hükümsüzlüğün tespitine karar verilmesi doğru olmadığı gibi; sadece davalı ….. İstanbul Ltd. Şti. lehine olduğundan bahsedilemeyen 12. maddenin b bendinin hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesi de doğru görülmediğinden davalı …. İstanbul Ltd. Şti. vekilinin istinaf talebinin bu nedenle de kabul edilip İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak açıklanan doğrultuda yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.” Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E:2018/3255, K:2019/5014, T:01.07.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir