1. GEREKÇE/Madde 750 – Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 662 nci maddesinden, dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır.

  2. KARAR
    1.TTK’nun 662. maddesinde zamanaşımını kesen sebepler, dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. TTK’nun 662. maddesinde zamanaşımını keseceği belirtilen dava açılmasından anlaşılması gereken alacaklı tarafından açılan alacak davası olup, borçlu tarafından açılacak davada alacaklı durumundaki davalının itirazını defi yolu ile ileri sürdüğü cihetle borçlu tarafından alacaklı aleyhine açılan menfi tespit davasının da bu nedenle zamanaşımını kesmesi gerekir. Nitekim Yargıtay HGK’nun 20.1.1996 tarih 1996/12–654 esas 1996/805 karar sayılı kararı ile de aynı ilke kabul edilmiştir.
    Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında, …… Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28.04.2010 tarih ve 2010/38 Esas ve 2010/89 Karar sayılı dosyasında sahte bono düzenlemek suçundan dolayı açılan ceza davası TTK’nun 662. maddesinde öngörülen davalardan olmadığından zamanaşımını kesmez. (Dairemizin 2007/18275-21097 E.K. ve 2008/11812-14822 E.K. sayılı İçtihatları).
    ” Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E:2015/32085, K:2016/10317, T:07.04.2016.

    2.Borçlar Kanunu’nun 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan TTK’nun 730/18. maddesinin göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 662. maddesinde zamanaşımının hangi sebeplerle kesileceği sınırlı bir şekilde açıklanmıştır. Bu sebeplerden biri de “dava açılmasıdır”. Maddede sözü edilen dava açılmasından amaç, kambiyo senetleri hukukuna ilişkin bir talep dolayısıyla genel mahkemede usulüne uygun bir davanın açılmasıdır. Yerleşik Yargıtay uygulaması bu yöndedir (Prf.Dr. Moroğlu-Doç.Dr. Kendigelen Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuat-2004 Shf. 603). Somut olayda, alacaklının icra müdürlüğünden yetki alarak açtığı ortaklığın giderilmesi davası, TTK’nun 662. maddesinde öngörülen nitelikte zamanaşımını kesen bir dava değildir. O halde, şikayetin kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.” Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E:2006/4774, K:2006/7819, T:13.04.2006

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir