TTK Madde 814

C) Zamanaşımı [1]

MADDE 814–  (1) Hamilin, cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

(2) Çek borçlularından birinin diğerine karşı sahip olduğu başvurma hakları, bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

………………………….

[1] 31/1/2012 tarihli ve 6273 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle, bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “altı ay” ibareleri “üç yıl” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

Sayfa istatistigi: 7.542 okunma
  1. GEREKÇE/Madde 814 – Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 726 ncı maddesinden, dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır.

  2. KARARLAR
    1. “6762 sayılı TTK’nun 726. maddesinde, çek için düzenlenen zamanaşımı süresi 6 ay iken 03.02.2012 tarih ve 28193 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 6273 sayılı Kanunun 7. maddesiyle bu süre üç yıla çıkarılmıştır. Yine 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK’nun, 6273 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile değişik 814. maddesine göre de çeklerde zamanaşımı süresi üç yıldır. Çekler yönünden zamanaşımı süresinin başladığı tarihte hangi yasa yürürlükte ise o yasada öngörülen zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. Buna göre, çek hakkında zamanaşımı süresi, ibraz süresinin bitmesi ile başlayacağına göre, çekin ibraz süresinin sona erdiği tarihte geçerli olan zamanaşımı süresinin nazara alınması zorunludur. Bu durumda 6762 sayılı TTK.’nun 726. maddesini değiştiren 6273 sayılı Kanun’un 7. maddesinin yürürlüğe girdiği 03.02.2012 tarihinden önce ibraz süresi dolan çeklerde zamanaşımı süresi 6 ay, ibraz süresi bu tarihten sonra dolan çeklerde ise 3 yıldır.
    Somut olayda borçlunun talebi, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde alacağın zamanaşımına uğradığı iddiasıdır. Takibe dayanak belgeler, kambiyo senedi niteliğini haiz çeklerdir. Keşide tarihleri 22.05.2011, 28.05.2011 ve 30.05.2011 olan takibe konu çeklerin ibraz sürelerinin bitim tarihi 03.02.2012 tarihinden önce dolduğundan, altı aylık zamanaşımı süresine tâbi oldukları anlaşılmaktadır.
    Takip dosyasında, alacaklı vekilinin, 02.04.2015 tarihinde “borçlunun posta sisteminde varsa çek hesabının tespitini, varsa haciz konulması için posta müdürlüğüne yazı yazılmasını” talep ettiği, bu işlemden sonraki talebin ise aynı içerikle 08.10.2015 tarihinde yapıldığı görülmüştür. 02.04.2015 tarihli talepten (zamanaşımını kesici işlemden) itibaren altı aylık zamanaşımı süresinin son günü 02.10.2015 (cuma) tarihi olup, alacaklı vekilince, bu tarihten sonra 08.10.2015 tarihinde talepte bulunulmakla, bahse konu tarihler arasında altı aylık zamanaşımı süresinin dolduğu görülmektedir.

    O halde mahkemece; yukarıda anılan yasa hükmü uyarınca zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle, İİK’nun 71/son ve 33a maddeleri gereğince borçlu hakkında icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
    SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.” Yargıtay 12. HD, E:2017/7292, K:2017/12983, T:24.10.2017

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir