TTK Madde 9

2. Uygulanacak hükümler

MADDE 9 (1) Ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında, ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.




GEREKÇE/Madde 9 – Bu maddenin gerekçesi için 8 inci maddenin gerekçesine bakılmalıdır.


KAYNAKLAR
1. Cenk Akil, Yargıtay Kararları Işığında Medeni Muhakeme Hukuku Bağlamında Faize İlişkin Bazı Meseleler, Ankara Barosu Dergisi, 2015/2, s. 67-107.

2. Nurdan Orbay Ortaç, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Çerçevesinde Ticari İşlerde Faiz, Ankara Barosu Dergisi, 2014/2, s. 117-133.


KARAR
1. “Davacı isteminin, Temerrüt faizine ilişkin olduğu tartışmasızdır. Temerrüt (gecikme) faizi, alacaklının alacağını zamanında alamaması nedeniyle uğradığı zararı karşılamak üzere borçlunun ödediği asgari bir maktu tazminat niteliğindedir. Sağlıklı sonuca kavuşabilmek için Türk Hukukunda temerrüt faizini düzenleyen temel norm 4.12.1984 tarih ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanundan öncesi ve sonrasına bakmak gerekir. 3095 sayılı Yasa’dan önce adi işlerde temerrüt faizi B.K. 103. maddesinde düzenlenmiştir. Yürürlükteki metniyle, bu maddenin 1. fıkrası, adi işlerde yasal temerrüt faizi yıllık %5 olarak belirlemiştir. Ancak ödeme yerinde banka iskonto haddi yüzde ondan fazla ise alacaklı bu konuda sözleşme bulunmasa dahi (TTK. 1461/11) temerrüt faizinin iskonto haddi üzerinden hesaplanmasını talep edebilmekteydi. Daha sonra 3095 sayılı “Faiz Kanunu” nun 2. maddesi genel olarak temerrüt faizi ödeme yükümlülüğüne ilişkin düzenleme getirmiş en önemlisi ticari iş, ticari olmayan iş ayırımı yapmayarak sadece 2 md. 3 cü fıkra ile ticari işlerden doğan para borçlarında alacaklıya ek bir imkan tanınmıştır. 3095 sayılı Kanunun 2/1 fıkra hükmünce kaynağı ticari bir iş olsun olmasın tüm para borçları için yüzde otuz oranı öngörülmüş 2/III fıkrası ile yalnız ticari işlerden uygulanacak hüküm getirilerek “ödeme yerinde ve ödeme zamanındaki banka iskontosu %30 veya Bakanlar kurulunca belirlenecek temerrüt faizi oranından fazla ise “arada sözleşme olmasa bile” ticari işlerde temerrüt faizi, T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü re’eskont faiz oranına göre istenebilir” denilmiştir. Hemen belirtelim ki alacaklının anılan yasanın 2/1 II maddesinden yararlanabilmesi için; bir para borcunun mevcut olması ve para borcunun bir ticari işten doğmuş olması gerekir. İşin ticari nitelik taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde TTK. 3 ve 21. maddelerinden yararlanılacaktır. Yine bir koşul olarak ödeme yer ve zamanında geçerli banka iskonto haddi kanuni temerrüt faizi oranından yüksek olmaması gerekir, diğer bir önemli koşul ise alacaklının bu konuda talepte bulunmasıdır. Alacaklı kendisine tanınan bu yasal imkandan yararlanmak istiyorsa, re’eskont faiz oranında temerrüt faizi talep ettiğini kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıkca belirtmek zorunluluğundadır. Örneğin talepte re’eskont sözleri kullanılmamakla beraber doğrudan doğruya geçerli bulunan re’eskont faiz oranına yer vermiş veya 3095 sayılı Yasanın md. 2/fıkra III açıkca atıfta bulunmuş veya reeskont yerine iskonto ibaresini belirtmiş veya buna mümessil Reeskont oranında faiz isteğini içeren bir oran açıklayarak istemini belirtmiş ise az yukarıda açıklanan talep koşullarını yerine getirmiş sayılır. Buna karşılık alacaklı “Kanuni faiz” “Kanuni temerrüt faizi”, “ticari temerrüt faizi” veya “Kanunda öngörülen faiz” gibi soyut ibareler kullanarak talepte bulunmuşsa, bu istekler 3095 sayılı Yasanın 2/111 fıkrayı içermediğinden, re’eskont faize hükmedilmeyecektir. (Bak. X. Ticaret Hukuku ve Yargıtay kararları Sempozyumu 9. Nisan 1993; Temerrüt faizi, Birleşik Faiz Prof. Dr. H.S.Türk Bildirisi sh: 8 vd, Dr. N.B.Para Borçlarının ifasında Borçlunun Temerrüdü ve Temerrüt Açısından Düzenlenen Genel Sonuçlar İst. 1992 sh. 154 vd, Y.H.G.K. 13.11.1991 GÜN E. 1991/1130 K. 1991/567). Şu durum karşısında olayımızda her ne kadar, arasındaki temerrüt faiz alacağının, ticari işten doğduğu açık ise de, davacı, dava dilekçesinde, alacağına ticari temerrüt faizi uygulanmasını istediği görülmektedir. Nitekim davacı vekili de bu istemin TTK. 2 md/lll fıkra hükmünü içermediğini benimseyerek 20.6.1995 tarihli dilekçe ile isteğinin re’eskont faizi olduğunu vurgulama ihtiyacını duymuştur. Buna karşı davalı vekili 27.6.1995 tarihli dilekçe ile bu isteme karşı koymuştur. Hakim, davacının talebi (talep sonucu) ile bağlı olup, talebten fazlasına karar veremez (H.U.M.K.Md.74) öte yandan yerleşik Yargıtay içtihatları altında miktar belli edilmeksizin ticari temerrüt faizi şeklinde bir işlem yasal %30 faiz istenmiş olduğu anlamındadır. Hal böyle olunca re’eskont faiz oranı istem tarihi itibariyle %30 faiz oranın çok üstünde olduğundan davacı vekilinin 20.6.1995 tarihli dilekçe ile re’eskont faiz istemi müddeabinin artırılması ve talep sonucunu genişletmek olarak kabul edilmesi gerekir. 0 nedenle davacı ıslah yolu ile dahi müddeabihi artıramayacağından (H.U.M.K. 87. son) dahası davalı vekili buna karşıda koyduğundan, davacı yararına re’eskont oranı üzerinden faize hükmedilmesi mümkün bulunmamaktadır.” Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E:1997/11-278, K:1997/529, T:11.06.1997.

2. “Davacı, dava dilekçesinde, uğradığı zararın olay tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Mahkemece gerekçe gösterilmeksizin istemin yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmiştir. Oysa taraflar tacir olup TTK 3. maddesine göre bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün muamele ve fiiller ticari işlerdendir. 3095 sayılı Yasa’nın 4089 sayılı Yasa ile değişik 2. maddesinin 2. fıkrasında “Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir.” biçimindeki düzenlemeye göre somut olayda istem gibi avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.” Yargıtay 4. HD., E:2015/3821, K:2016/4282, T:31.03.2016.

Yorum Yapın

İsim *

E-posta *

Site