Yayınlar

Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku (Fikir ve Sanat Eserleri & Endüstriyet Tasarımlar & Patentler ile İlgili Makaleler & Hukuki Mütalaalar & Bilirkişi Raporları) Cilt:II – Hamdi Yasaman

Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamdi YASAMAN’ın ”Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku (Fikir ve Sanat Eserleri & Endüstriyet Tasarımlar & Patentler ile İlgili Makaleler & Hukuki Mütalaalar & Bilirkişi Raporları ) Cilt: II” adlı eseri Ocak 2012’de Vedat Kitapçılık tarafından yayınlanmıştır.
Yayıncının eser ile ilgili sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
ÖNSÖZ
Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hukuku ile ilgili Makaleler, Hukuki Mütalâalar, Bilirkişi Raporları adlı kitabın 1. cildi 2006 yılında yayınlanmıştı. Aradan 5 yıl geçti ve bu ikinci cildi yayına hazırladık. Bu zaman sürecinde Türkiye’de Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hukukunda gerek doktrinde, gerek mahkeme kararlarında büyük artış oldu. Senelerdir ihmal edilen ve fazla eser verilmeyen bu alanda, son yıllarda birçok doktora tezi yazıldığı gibi, birçok genel eser de yayınlandı. Fikri haklarla ilgili bazı dergiler de bulunmakta. Örneğin, 2009 ve 2010 yıllarında “Fikri Mülkiyet Hukuku Yıllığı” yayınlandı. Ben de, doktora ve lisansüstü talebelerini bu alanda çalışmaya sevk ettim ve bu dönemde birçok tez danışmanlığı yaptım, jüri üyesi olarak bulundum.
Bu dönemde Markalar ile ilgili 556 sayılı KHK, Tasarımlarla ilgili 554 sayılı KHK ve Patentlerle ilgili 551 sayılı KHK üzerindeki tasarılar kanunlaşmadı. Bunun gibi, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve diğer bazı Hukuk Fakülteleri ile Fikri ve Sınaî Hakların ana bilim dalı olması için girişimlerimiz oldu; ancak bugüne kadar bu önemli hukuk dalının ayrı bir ana bilim dalı olarak ihdasına muvaffak olamadık. 2011 yılında Yargıtay’da yeni daireler kuruldu; ancak fikri ve sınaî haklar için ayrı bir daire ihdas edilmedi ve yine Yargıtay 11. HD’nin bünyesi içinde bu tür temyiz incelemeleri devam etmekte. Bu kadar önemli ve ekonomik değeri bulunan fikri haklarla ilgili düzenlemelerin süratle yapılması ve KHK’ların kanuna dönüştürülmesi bir zarurettir. Uzmanlık isteyen Fikri ve Sınaî Haklar Mahkemeleri hâkimleri için bir dönem yapılan ve çok iyi sonuç alınan Avrupa’da uzmanlık eğitiminin tekrar yapılması ve uzman hâkimlerin yetiştirilmesi şarttır. Yargıtay’ın bir dairesinin Fikri ve Sınaî Haklara tahsis edilmesinde büyük yarar vardır. Üniversitelerde halen seçimlik ders olarak okutulan Fikri Hukukun ayrı bir ana bilim dalı olarak kurulması, sadece bu alanda çalışacak araştırma görevlilerinin kadroya alınması ve bu alanda gelişmelerin sağlanması çok önemlidir. Fikri Hukukun, Ticaret Hukuku ana bilim dalı tarafından okutulması ve ayrı bir disiplin olarak okutulmaması, öğretim elemanlarının ticaret hukukunun yanında ek olarak bu alanda da çalışmaları ve doçentlik sınavında fikri hukuktan değil, bütün ticaret hukuku alanından girmeleri, bu konudaki öğretim üyesi sayısının sınırlı olmasına sebebiyet vermektedir. Türkiye’de hukuk fakültelerinin sayısının 56’ya ulaşması ve öğretim üyesi sayısının kısıtlı olması sebebiyle, birçok fakültede fikri hukuk seçimlik ders olarak bile okutulamamaktadır. Öğretim üyesi sıkıntısının had safhaya ulaştığı bu dönemde öğretim kalitesinin düştüğü bir vakıa olarak karşımıza çıkmaktadır. Tam gün yasası sebebiyle birçok öğretim üyesinin üniversiteden ayrılmaları; bunun yanında YÖK’ün kadro vermemesi, rektörlük seçimi sebebiyle kadroların dondurulması, son 4 yıldır hukuk fakültemize bir tek araştırma görevlisinin alınmaması, yardımcı doçent kadrosu verilmemesi eğitim kalitesini düşürecektir. Bu dört yılın kaybı, 8-10 senede ancak telafi edilebilir. Bu son dönemde ayrılan ve sözleşmeli olarak da ders verdirilmeyen öğretim üyelerinin yerinin doldurulması mümkün değildir. Bunu, fakültelerin kaybı olduğu gibi, en yüksek puanda (ilk 100’den) öğrenci alan GSÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerine de yapılmış bir haksızlık olarak görüyorum. Onlar, alanlarında en iyileri olan bu öğretim üyelerinden ders dinleyememek şanssızlığına uğradılar.
Bu kitabın 1. cildinde eseri eşim Ceylan Yasaman’a ithaf etmiş idim. Önsözde, insanın en büyük eserinin çocukları olduğu ve bu eserin sahibinin de anne olduğunu söylemiş idim. Benim de annem halen 89 yaşında ve onun da iki eseri var: Ben ve ablam Nevra İlkus. Annem Cumhuriyet ile yaşıt aydın bir Cumhuriyet kadınıdır. Rahmetli babam hâkim idi. Balıkesir iline bağlı Manyas’da hâkim iken, annem ona haber vermeden beni İstanbul’da Galatasaray İlkokulu sınavına soktu ve kardeşleri ile anlaşarak beni onların yanına verdi. Memur maaşlarının çok düşük olduğu o devirde, babam beni İstanbul’da okutmaktan çekiniyordu. Bu cesur ve aydınlık kadın benim istikbalim için bu önemli kararı verdi. Benim Galatasaray Lisesi’ni ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirmemle, asistan olarak fakülteye girmemle, doktor, doçent ve profesör olmamla hep iftihar etti ve mutlu oldu. GSÜ Hukuk Fakültesi’ne dekan olarak atanmamdan gurur duydu. Ancak GSÜ’ye rektör olma fikrime karşı çıktı ve bunun tehlikeli olduğunu söyledi. Bunda önemli bir anlam vardı. Ben de, beni bugünlere getiren, hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan, daima gülen annem Süeda Yasaman’a bu eserimi ithaf ediyorum.
Prof. Dr. Hamdi YASAMAN
İstanbul, 02.01.2012

Alakalı Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.