Yargı Kararları

Ticaret Unvanının Tescil Edilen Şekli Dışında Markasal Kullanımının İltibas Oluşturabileceği

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı

Esas No:2008/4162, Karar No:2010/519, Tarih: 19.01.2010

  • Ticaret Unvanı
  • Tescil Edilen Şekil Dışında Kullanım
  • İltibas

ÖZET:

  • Ticaret unvanının tescil edilmiş şekliyle kullanılmaması ve kullanımda başkasının tescilli markasının ana unsurunun öne çıkarılması halinde, söz konusu durum iltibas oluşturabilir.

————O————

DAVA: Davacı vekili, müvekkili adına dünyaca ünlü ZARA, ZARA+ ŞEKİL ve ZARA esas unsurlu markalarının sahibi olduğunu, davalının müvekkili markaları ile iltibas yaratacak şekilde ZARA ibaresini ticaret unvanında kullandığını, müvekkilinin davalıya çektiği ihtarın sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, davalının markaya olan tecavüzünün ve haksız rekabetinin tesbiti ile durdurulmasına ve önlenmesine, davalının ticaret unvanında yer alan ZARA ibaresinin terkinine, kararın ilanına karar  verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ticaret unvanının 1997 yılında tescil edildiğini, ibarenin Sivas’ın ilçesi olduğunu, bu nedenle davacının marka üzerinde tekel hakkının bulunmadığını, müvekkilinin ibareyi marka olarak kullanmadığını, müvekkilinin markasının Y-LONDON ve YLDN olduğunu, müvekkilinin tescilli unvanının kullandığından haksız rekabet olmayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tescilinin 1997 yılında gerçekleştirildiği, markasal bir kullanımın söz konusu olmadığı, bu tarih itibariyle kötüniyete ilişkin belgenin bulunmadığı, davalının markasının farklı olduğu, yalnızca fiş ve faturalarda yer alan ticaret unvanı vasıtasıyla davacı markalarından nasıl bir haksız kazanç elde edilebileceğinin anlaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
KARAR: Davacı vekili, Dava dilekçesinde davalının unvanını kötüniyetle tescil ettirdiği, ticaret unvanının esas unsurunu klavuz ibaresi olarak kullandığını, kasa fişlerinde esas unsur olarak müvekkiline ait markanının kullanıldığını, davalı tarafından gerçekleştirilen hizmetlerin müvekkilinin gerçekleştirdiği hizmetlerle aynı olduğu bu durumun müvekkilinin markasına tecavüz teşkil ettiği, ayrıca davalının eyleminin aynı zamanda TTK.nun 56, 57 ve 58. maddelerine  aykırılık  teşkil  ettiğini  ileri  sürerek,  davalının  markaya  olan tecavüzünün ve haksız rekabetinin tesbiti ile durdurulmasına, önlenmesine, davalının ticaret unvanında yer alan ZARA ibaresinin terkinine, kararın ilanına karar  verilmesini talep etmiştir. Davacı şirket 1974-2001 yıllarında tescil edilmiş markalarına dayanmıştır. Davacının gerek menşei memleketi İspanya’da ve gerekse WİPO ve OHİM nezdinde tescilli markalarının kapsadığı mal ve hizmetler ise 3,4,8,11,14,16,18,20,21,24,25,26,28,34,35,39 nci sınıflardır. Bu markalardan 10 adedi ise Türkiye’de 3 ve 25 nci sınıflar için 13.05.1994, 18 nci sınıf için 22.01.1996, 9,14,25 nci sınıflar için 26.03.1992, 24 sınıf için 19.06.1997, 35 sınıf için 16.12.1998, 25 sınıf için 25.09.1998, 18 ve 25 sınıf için 12.02.1999, 3,20,35 nci sınıflar için 26.04.2000, 25,35 nci sınıflar için 01.02.2001,4,8,11,16,21,24,26,28,34 nci sınıflar için 24.10.2000, 3,21,25 nci sınıflar için 11.12.2000 tarihlerinde tescilli bulunmaktadır. Davalının ticaret unvanı 25.03.1997 tarihinde Zara Tekstil Giyim san. ve Tic. Ltd. Şti. olarak tescil edilmiştir.
Mahkemece alınan, 30.05.2007 tarihli bilirkişi raporunda davacının markasının yazılı ve görsel tanıtım araçları ile gerçekleştirilen kuvvetli reklam ve yaygın tanıtım ile teşebbüse sıkı sıkıya bağlı olan, ürünlerinin taşıdığı garanti ve kalite ile de bilinen, müşteri, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin tüm insanlar tarafından refleks halinde hemen hatırlanan Paris Sözleşmesi’nin 1. mükerrer 6, 556 sayılı KHK’nun 7/1-(i) ve 8/4 hükümlerinin tanımladığı anlamda tanınmış marka olduğu belirtilerek, ZARA markasının davalı unvanının tescil tarihi 25.03.1997 tarihinde de tanınmış olduğu, davalı şirketin unvanını markasal kullanmadığı bu nedenle ticaret unvanının terkininin gerekmediği mütalaa edilmiş, mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının unvan tescilinin 1997 yılında gerçekleştirildiği, ZARA ibaresinin markasal bir kullanımının söz konusu olmadığı, bu tarih itibariyle kötüniyete ilişkin belgenin bulunmadığı, davalının markasının farklı olduğu, yalnızca fiş ve faturalarda yer alan ticaret unvanı vasıtasıyla davacı markalarından nasıl bir haksız kazanç elde edilebileceğinin anlaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dosyaya davacı tarafından sunulan İnternet çıktılarında davalının “Zara Tekstil/Y-London” şeklinde ilan verdiği, yine 21.09.2005 tarihli satış fişinde ZARA ibaresinin diğer kelimelerden koyu renkte ve kalın yazıldığı anlaşılmaktadır. Açıklanan hususlar mahkeme gerekçesinde ve alınan bilirkişi raporunda tartışılmamış bulunmaktadır. Bu itibarla mahkemece, davalının ticaret unvanını tescil edilmiş şekli gibi kullanmaması ve bu kullanımda davacının tescilli markasının ana unsuru “ZARA” sözcüğünü öne çıkarması ve vurgu işlevi kazanmasının 556 sayılı KHK.nun 9/2 maddesi ve TTK.nun 56, 57/5. maddeleri hükmünce iltibas oluşturup oluşturmayacağının incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Alakalı Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.