Anonim şirket ortaklarının yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna karşı açacağı tazminat davası, TTK 558/2 uyarınca ibra tarihinden itibaren altı aylık hak düşürücü süreye tabi olup, arabuluculuk başvurusu ile kesilen bu sürenin kalan kısmı içinde davanın ikame edilmesi zorunludur.
Kambiyo senetlerinin soyutluğu ilkesi ve TTK m. 702 uyarınca aval verenin taahhüdünün bağımsızlığı karşısında, bononun teminat senedi olduğu iddiası aynı kuvvete haiz yazılı bir delille kanıtlanmadığı sürece avalist borçtan asıl borçlu gibi sorumludur.
Yönetim kurulu üyelerine verilen şirketle işlem yapma ve rekabet etme izinlerinin genel kurulca iptal edilmiş olması, iptal anına kadar bu izinlere dayanılarak gerçekleştirilen geçmiş ticari işlemlerin kendiliğinden hukuka aykırı hale geldiğini göstermez ve somut zarar kanıtlanmadıkça yöneticilerin sorumluluğunu doğurmaz.
Navlun sözleşmesinde yükün taşınacağı gemi ismen belirlenmişse, taşıyan taşıtanın iznini almadan eşyayı başka bir gemiye aktaramaz; aksine davranış sonucu meydana gelen ziyadan TTK 1150 uyarınca sorumlu olur.
Limited şirket müdürünün eylemleri nedeniyle oluşan dolaylı zararlara dayalı sorumluluk davalarında, ortaklar tarafından açılacak tapu iptali ve tescil davalarında taşınmazın ortak adına değil, şirket tüzel kişiliği adına tescili talep edilmelidir.
Anonim şirket ortakları arasındaki güven ilişkisinin ve husumetin geri dönülemez düzeyde bozulması halinde, feshin son çare olması ilkesi uyarınca şirket tüzel kişiliğinin korunarak davacı ortakların pay değerleri ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi hukuka uygundur.
İki ortaklı limited şirketlerde ortaklar arasında ortaklığın devamını imkansız kılan şiddetli geçimsizliğin bulunması ve şirketin tek faaliyet konusunu oluşturan işletmenin fiilen kapatılması limited şirketin haklı nedenle feshi sebebidir.
Limited şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı davranarak şirketin idari para cezalarına maruz kalmasına yol açması ve yönetimde ağır kusurlu bulunması, haklı nedenle görevden azil ve temsil yetkisinin kaldırılması sebeplerini oluşturur.
Televizyon kanalında yapılan canlı futbol yorumlarının, izin alınmaksızın ve haber verme amacı dışına çıkılarak ticari amaçla bir internet sitesinde köşe yazısı gibi yayınlanması TTK m. 55 kapsamında haksız rekabet oluşturur.
Yönetim kurulu üyelerinden birinin fiziki (yüz yüze) toplantı yapılması yönünde yazılı talebi bulunmasına rağmen, TTK 390/4 uyarınca elden dolaştırma veya elektronik posta yoluyla karar alınması geçersizlik/butlan sonucunu doğurur.
Genel kurulda pay sahibinin bilgi alma hakkı kapsamındaki sorularına dürüstlük kuralına uygun cevap verilmemesi veya özel denetçi talebinin oylanmaması kararların butlanını gerektirmeyip iptal edilebilirlik nedeni oluşturur; finansal tabloların gerçeği yansıttığı durumlarda ise kararların iptali talep edilemez.
Şirket ana sözleşmesinde öngörülen çift imza ile temsil şartına aykırı olarak tek yetkili tarafından düzenlenen bonolardan dolayı şirket sorumlu tutulamaz; ancak yetkisiz temsilcinin şahsi sorumluluğu devam ettiğinden bononun tamamen iptali yerine sadece şirket yönünden borçsuzluğun tespitine karar verilmelidir.
Anonim şirket ortakları, yönetim kurulu üyelerinin haksız fiilleri neticesinde şirketin uğradığı dolaylı zararların doğrudan kendilerine ödenmesini talep edemezler; sorumluluk davasında hükmedilecek tazminatın ancak şirket adına ödenmesi istenebilir.
6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girmesinden sonra tescilli sınai haklar bakımından kümülatif koruma ilkesi geçerliliğini yitirmiş olup, tescilli markaya yönelik ihlallerde haksız rekabet hükümleri ile Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri eş zamanlı olarak uygulanamaz.
Şikayet platformlarının ücret ödeyen firmalara şikayetleri yayınlanmadan önce çözme imkanı ve öncelik hakkı tanıması, üye olmayan firmalara ise bu imkanı ancak şikayetler yayınlandıktan sonra sunması piyasadaki şirketleri üye olmaya zorlayıcı nitelikte olup haksız rekabet teşkil eder.
Patent hakkına tecavüz teşkil eden ürünleri satan kişinin sorumlu tutulabilmesi için taklit ürün olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiğinin kanıtlanması şart olup, basiretli tacir sıfatı satıcıya piyasadaki tüm ürünlerin patent korumasını araştırma ödevi yüklemez.
Basın yayın organlarında bir ticari işletme hakkında kullanılan dil, niteleme ve yorumların haber verme sınırını aşarak gereksiz yere incitici ve karalayıcı boyuta ulaşması TTK m. 55/1-a.1 kapsamında haksız rekabet oluşturur.
TTK 702/2 uyarınca aval verenin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerli olduğundan, avalistin birleştiği şirketin borç ilişkisindeki muvazaa ve bedelsizlik iddialarına dayanarak menfi tespit davası açması mümkün değildir.
Mudi ile banka arasındaki bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak ve tazminat talepli itirazın iptali davaları ticari dava niteliğinde olup, kamu düzenine ilişkin olan görev hususu doğrultusunda uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemelerinde çözülmesi gerekir.
Ticari nitelikteki menfi tespit davalarında, davanın esasına girilmeksizin arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi halinde, İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca alacaklı lehine tazminata hükmedilemez.
Limited şirket ortakları arasında karşılıklı darp ve cezai şikayetlere varan geçimsizlik ile genel kurul toplantılarının yapılmaması haklı nedenle fesih sebebi teşkil etmekle birlikte, şirket aktif ve pasifi tasfiye edilmeden ortağın koyduğu sermaye payını doğrudan aynen geri istemesi mümkün değildir.
Basın organlarının dikkat çekici ve çarpıcı manşetler kullanması basın özgürlüğü kapsamında olup, haber başlığı ile haber içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde kamuyu bilgilendirme amacına uygun ve gerçeklik unsuru taşıyorsa haksız rekabet ve kişilik haklarının ihlali unsurları oluşmaz.
Ecrimisil ve ortaklığın giderilmesi davalarına ilişkin protokol kapsamında düzenlenen döviz cinsinden bonolar Türk Parası Kıymetini Koruma mevzuatındaki döviz yasaklarına tabi olmadığı gibi, tanzim tarihi itibarıyla döviz kurundaki dalgalanmalar öngörülebilir nitelikte olduğundan borcun uyarlanması talep edilemez.
Ticaret unvanının terkini davalarında, önceki hak sahibinin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü gereğince sektörü takip etmesi beklendiğinden, uzun süre (somut olayda 6 yıl) sessiz kalarak dava açmaması sessiz kalma yoluyla hak kaybına yol açar ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder.
Şirket müdürü ile şirket arasındaki ilişki vekâlet niteliğinde olup, taraflar arasında ücreti belirleyen yazılı bir sözleşme bulunmasa dahi Anayasa'nın 18. maddesindeki angarya yasağı ve vekâlet hükümleri uyarınca müdüre şirketin işlem hacmi ve kârlılığına uygun bir mali hak/ücret ödenmelidir.
Adli yardım talebi ve bu talebe itirazı reddedilen istinaf edenin, harç eksikliğini ikmal etmesi için kendisine usulüne uygun olarak çıkartılan muhtıraya rağmen yasal süresi içinde harcı yatırmaması halinde istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilir.
Sosyal medya hesabı üzerinden bir firmanın malları ve ticari işleri hakkında sadece etiket bilgisi üzerinden yapıldığı iddia edilen ancak eleştiri sınırını aşarak karalamaya varan kötüleyici açıklamalar, TTK m. 55/1-a.1 kapsamında haksız rekabet oluşturur.
TTK 622 maddesi yollamasıyla limited şirketlerde de uygulanan TTK 446 maddesi uyarınca, genel kurul kararının iptali davası açılabilmesi için ortakların toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy vermesi ve bu muhalefetini tutanağa geçirtmesi özel bir dava şartıdır.
Limited şirketlerde tüm prosedürleri usulüne uygun tamamlanan pay devrinin ticaret siciline tescili gerekirken, davada taraf olmayan üçüncü kişilerin pay devirlerine veya noter onaylı kararı ibraz edilmeyen müdür tayinlerine ilişkin tescil talepleri reddedilmelidir.
Tescile dayanak oluşturan belgede aksine açık bir gün belirtilmediği sürece, ticaret siciline tescil anı TTK'nın 27. maddesinin emredici hükmü gereğince başvurunun yapıldığı tarihtir ve tescil talep dilekçesinde ileri bir tarihin tescil günü olarak bildirilmesi bu anı değiştirmez.
TTK 105/2 maddesi uyarınca acente aleyhine ancak müvekkiline izafeten dava açılabileceğinden, acentenin şahsi kusurunun bulunmadığı hallerde doğrudan acenteye husumet yöneltilerek tazminat davası açılamaz.
Halka arz veya tahvil ihracı öncesinde finansal tablolarını kasıtlı olarak gerçeğe aykırı düzenlediği SPK tarafından saptanan ihraççı şirkete karşı, aracı kurumun sözleşmeyi feshetmesi ve bankanın kredi hesabını kat ederek yasal takip başlatması sözleşmeye ve bankacılık teamüllerine uygun olup, şirketin uğradığı değer kaybı ile bu işlemler arasında hukuki illiyet bağı kurulamaz.
Anonim şirketlerin haklı nedenle feshedilebilmesi için davanın TTK'nın 531. maddesinde öngörülen sermayenin en az onda birini veya halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden azlık pay sahipleri tarafından açılması gerekir; bu nisaba sahip olmayan ortağın açtığı dava aktif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddedilir.
Limited şirketlerde noter onaylı pay devir sözleşmesinin şirkete bildirilmesinden itibaren üç ay içinde genel kurul tarafından açıkça reddedilmemesi halinde devre zımnen onay verilmiş sayılır ve pay devrinin tescili gerekir.
5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilebilmesi için uyuşmazlığa konu kararların nitelikçe kesin olması gerekir; miktar itibarıyla kesinlik sınırının altında kaldığı için temyiz incelemesine tabi olmayan kararlar bu kapsamda değerlendirilemez.
Şirket birleşmesi nedeniyle infisah ederek tüzel kişiliği sona eren şirketin tescil tarihinden sonra imzalanan genel kredi sözleşmesindeki kefaleti geçersiz olup; bu şirket lehine daha önce tesis edilen ipoteklerin kaldırılabilmesi için şirketin birleşme tarihinden önce doğmuş bir borcunun bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
TTK 553 ve 555/1 uyarınca açılan yönetici sorumluluğu davalarında husumet, zarara sebebiyet verdiği iddia edilen şirket yöneticisine yöneltilmeli olup, davanın doğrudan şirkete karşı açılması halinde pasif husumet yokluğundan reddi gerekir.
Genel kurul kararlarının oy birliği ile alınmış olması ve kararın üzerinden uzun zaman geçtikten sonra butlan iddiasıyla dava açılması TMK m. 2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder.
Ticari kredi sözleşmelerinde tarafların tacir ve işin ticari nitelikte olması durumunda TTK m. 8 uyarınca faiz oranı serbestçe belirlenebileceğinden, bankaların kartel oluşturduğuna yönelik Rekabet Kurulu kararları ticari kredilerde uygulanmaz ve buna dayalı tazminat talep edilemez.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonraki olaylarda, tescilli sınai haklar (marka) bakımından kümülatif koruma ilkesi uygulanamayacağından, haksız rekabet hükümlerinin özel sınai mülkiyet mevzuatı ile eş zamanlı olarak uygulanması mümkün değildir.
Yönetim kurulu üyelerinin değişen mevzuat kısıtlamaları karşısında şirket menfaatlerini korumak amacıyla alternatif ticari seçimlere yönelmeleri ve nitelikli personeli elde tutmak için bağlılık primi ödemeleri, basiretli yönetici ilkesi ve ticari karar sınırları içinde kaldığından özen yükümlülüğünün ihlali olarak kabul edilemez.
Oy yoksunluğu bulunan pay sahibinin katılımıyla ve kurucu-şekli nitelikteki emredici kurallara aykırı olarak gerekli karar yeter sayısı olmaksızın alınan genel kurul kararları iptal edilebilir nitelikte olmayıp yok hükmündedir.
Davalı tarafın ticaret unvanı tesciline ve fiili kullanımlarına uzun süre sessiz kalmak suretiyle karşı tarafta dava açılmayacağına dair haklı bir inanç uyandıran marka sahibinin, sonradan markaya tecavüz ve ticaret unvanının terkini iddiasında bulunması dürüstlük kuralı ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkeleri gereğince korunamaz.
Sözleşmede cezai şartın taze beton mukavemetinin yetersiz çıkması ve bu durumun karot testi ile doğrulanması şartına bağlandığı hallerde, karot testi sonucunda betonun standarda uygun olduğunun anlaşılması durumunda cezai şart talep edilemez.
Anonim şirketlerde esas sözleşmede pay sahipleri arasında yapılacak pay devrini kısıtlayan açık ve haklı bir neden bulunmadığı sürece, TTK 493 uyarınca esas sözleşmede yer almayan gerekçelerle pay devrinin pay defterine kaydı talebi reddedilemez.
Limited şirketlerde devrin tarafları dışında başkaca bir ortağın bulunmadığı hallerde, noter huzurunda usulüne uygun düzenlenen resmi pay devir sözleşmesi, devralan ortağın iradesini de barındırdığından, ayrıca bir genel kurul onay kararı aranmaksızın devre muvafakat niteliğindedir.
Menfaat çatışması iddiasıyla tüzel kişiye temsil kayyımı atanması talebi, TMK m. 426 ve HMK m. 382 uyarınca vesayet işleri kapsamında bir çekişmesiz yargı işi ve geçici hukuki koruma önlemi niteliğinde olduğundan, bu talebe ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararları HMK m. 362 uyarınca kesin olup temyiz edilemez.
Taraflar arasında TTK'nın 1530. maddesi kapsamında bir mal ve hizmet tedariki ilişkisinin varlığı kanıtlanamadığı takdirde, ticari satım sözleşmesine dayalı alacaklarda anılan maddenin yedinci fıkrasında düzenlenen özel temerrüt faizinin uygulanması mümkün değildir.
Taşıyıcının tam kusurlu ve pervasız davrandığı yurt içi karayolu taşımalarında, tazminat sorumluluğu TTK 882'deki sınırlamalara tabi olmaksızın emtianın teslim yer ve tarihindeki rayiç değerine göre belirlenir.
Acentelik sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve TTK 121 maddesinde öngörülen feshi ihbar sürelerine uymaksızın tek taraflı fesheden acente, TTK 122/3 maddesi uyarınca denkleştirme tazminatına hak kazanamaz.
Tabi olduğu özel kanununda iktisadi işletme kurma hak ve yetkisi bulunmayan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının kurduğu iktisadi işletmelerin, tescile davet prosedürüne rağmen terkin edilmemesi halinde TTK m. 33 uyarınca ticaret sicilinden terkinine karar verilmelidir.
Anonim şirketlerde, limited şirketlerin aksine, bir ortağın veya şirketin haklı sebeple diğer bir ortağı ortaklıktan çıkarmasını talep etme hakkı düzenlenmemiştir ve bu konuda limited şirket hükümleri kıyasen uygulanamaz.
Limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkarma davaları, davanın niteliği gereği maktu karar ve ilam harcı ile maktu vekalet ücretine tabidir.
Bilançoda sermayeye eklenebilecek iç kaynaklar mevcutken, bunlar sermayeye dönüştürülmeden nakdi sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırımı yapılması TTK 462 maddesine aykırılık teşkil eder.
Limited şirketlerde ortağın ortaklıktan çıkarılması davasının açılabilmesi için şirket genel kurulu tarafından karar alınması HMK m. 114/2 anlamında özel bir dava şartı olup, şirketin %50 hisseli iki ortaktan oluşması ve bu nisabın sağlanmasının fiilen imkansız olması münferit ortağa dava açma hakkı (aktif husumet) kazandırmaz.
Anonim şirket ortakları, ticaret sicil müdürlüğü kararlarına karşı açılan tescil veya tescile itiraz davalarında TTK m. 32/4 anlamında 'ilgili' sıfatını haiz olmadıklarından, bu davalara asli müdahil olarak katılma konusunda aktif dava ehliyetine sahip değildir.
Borç ilişkisini ve icra takiplerini müşterek vekilleri vasıtasıyla yapılandıran protokolü imzalayan tacir ortaklar, TTK m. 18/2 kapsamındaki basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü uyarınca kesin delil niteliğindeki bu sözleşmeyle bağlıdır.
Kısmi dava olarak açılan mal sigortası tazminat taleplerinde, ıslahla artırılan alacak miktarı yönünden zamanaşımı süresi dava tarihiyle kesilmeyip muacceliyet tarihinden itibaren TTK 1420 uyarınca iki yıllık zamanaşımı denetimine tabidir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ihlal kararına dayalı olarak açılan yargılamanın iadesi davasında, ticari amaç gütmeyen ve eleştiri sınırları içinde kalan internet sitesi alan adı kullanımının TTK m. 55 kapsamında haksız rekabet teşkil etmediği kabul edilmelidir.
Yönetim kurulu üyeliğinden istifa tek taraflı yenilik doğuran bir hak olup şirkete ulaşmakla iç ilişkide sonuç doğururken, dış ilişkide üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmesi tescil ve ilana bağlı olduğundan, istifası tescil edilmeyen üyenin istifanın tespiti davası açmakta hukuki yararı vardır.
Tam bölünme halinde devralan şirketlerin müteselsil sorumluluğuna ilişkin TTK 176 çerçevesinde yapılacak değerlendirmelerdeki yanılgılar temyiz sebebi yapılmadığı takdirde, usuli kazanılmış hak ilkesi gereğince bozma sebebi yapılamaz ve eleştiriyle yetinilir.
Limited şirkette müdürün azli nedeniyle ortaya çıkan organ boşluğu halinde, şirket genel kurulunun toplantıya çağrılması ve yeni müdür atanması süreçlerinin işletilebilmesi amacıyla Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca sınırlı yetkili çağrı kayyımı atanabilir.
Şirket esas sözleşmesi, iç yönerge ve yasal mevzuata aykırı olmayan yönetim kurulu kararlarının TTK 391 uyarınca butlanı talep edilemeyeceği gibi, yeni alınan bir kararla değiştirilen yönetim kurulu kararlarına ilişkin taleplerin de konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmelidir.
Ticaret siciline tescilli bir unvanın sicilden terkin edilene kadarki kullanımı haksız rekabet teşkil etmez; ancak öncelikli unvan ile iltibas oluşturacak şekilde tescili ve kullanımı unvana tecavüz niteliğinde olup manevi tazminat sorumluluğu doğurur.
Finansal kiralama sözleşmesine konu emtiaların all risk sigorta poliçelerinde sigortalı sıfatı finansal kiralama şirketine ait olduğundan, aksine sözleşme hükmü bulunmadıkça kiracının sigorta şirketinden doğrudan tazminat talep etme hususunda aktif dava ehliyeti yoktur.
Yönetmeliğe uygun vekaletname sunmadığı için genel kurul toplantısına usulünce kabul edilmeyen pay sahibi vekilinin muhalefet şerhi tescil edilmiş sermaye artırımı kararına karşı dava açma hakkı doğurmaz ve TTK 456/4 uyarınca sermaye artırımı kararlarının tescilinden sonra yokluk veya butlanları ileri sürülemez.
Limited şirket pay devri sözleşmesinin hile nedeniyle iptali isteminde, aldatma fiilini oluşturan vergi incelemesinin öğrenildiği tarihten itibaren TBK m. 39 uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar; idari cezaların kesinleşmesini beklemek bu sürenin başlangıcını geciktirmez.
Limited şirketlerde pay devrinin onaylanmasına ilişkin genel kurul kararına karşı açılan iptal davasında mahkemece yürütmenin durdurulması veya ihtiyati tedbir kararı verilmediği sürece pay devri geçerliliğini korur ve devralan ortağın sonraki genel kurullarda oy kullanması hukuka aykırılık teşkil etmez.
Sermayesinin 2/3'ünden fazlasını kaybeden veya borca batık durumda olan anonim şirketlerde, sermayenin tamamlanması amacıyla yapılan sermaye artırımı, sermaye azaltımı yapılmadan doğrudan gerçekleştirilebilir ve dürüstlük kuralına aykırı sayılamaz.
Sermaye artırım sürecinde yönetim kurulu beyanındaki imzaların sahteliği/eksikliği kararı batıl kılmaz, yalnızca iptal edilebilirlik sebebi teşkil eder; oy birliğiyle alınan ve tescil edilen karara karşı dürüstlük kuralına aykırı şekilde geçersizlik iddiasında bulunulamaz.
Limited şirkete organ eksikliği sebebiyle yönetim kayyımı atanması talebi, HMK uyarınca vesayet işleri kapsamında bir çekişmesiz yargı işi ve geçici hukuki koruma önlemi niteliğinde olduğundan, bölge adliye mahkemelerince bu konuda verilen kararlar temyiz edilemez.
Şirketin borca batıklıktan veya teknik iflastan kurtarılması amacıyla yapılan sermaye artırımı kararları, rüçhan hakları kısıtlanmadığı ve mali gereklilik saptandığı sürece tek başına pay sahipliği oranını düşürme gayesi taşıdığı kabul edilerek dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle iptal edilemez.
Limited şirketlerde ortaklar arasındaki kilitlenme nedeniyle iki yıllık görev süresi dolan müdürlerin yerine yenisinin seçilememesi ve mahkemece verilen süreye rağmen organ eksikliğinin giderilememesi, ortaklardan birinin talebi üzerine TTK 636/2 uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesi sonucunu doğurur.
Bağımsız denetime tabi anonim şirketlerde, denetim raporu genel kurulda okunup müzakere edilmeden finansal tablolara bağlı gündem maddeleri hakkında karar alınması ve yönetim kurulu seçimi maddesinin konusuz kaldığı gerekçesiyle oylatılmaması kanunun emredici hükümlerine aykırılık teşkil eder.
Limited şirketin kanuni organlarından yoksun kalması veya genel kurulunun toplanamaması sebebiyle açılan fesih davalarında, TTK 636/2 uyarınca mahkemece eksikliğin giderilmesi için verilen kesin süre içinde geçmiş yıllara ait genel kurul toplantılarının icra edilerek durumun mevzuata uygun hale getirilmesi durumunda davanın reddi gerekir.
Münhasırlık içeren bir distribütörlük ilişkisinin varlığı kanıtlanamadığı ve haklı nedenle fesih koşulları oluşmadığı durumlarda denkleştirme tazminatı ve kâr kaybı talep edilemeyeceği gibi, TTK 122/4 uyarınca denkleştirme tazminatı istemi sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir.
Kamu tüzel kişilerine ait ve münhasıran bir kamu hizmetinin görülmesine özgülenmiş gemiler TTK 958 uyarınca Türk Gemi Siciline tescil edilemeyeceğinden, yolsuz tescil edilen inşa halindeki geminin tescili isteminin reddi ile sadece sicilden terkinine karar verilmesi gerekir.
TTK 702/2 uyarınca aval verenin taahhüdü bağımsız olup, bononun üzerinde açıkça teminat kaydı veya bu yönde bir atıf bulunmadığı sürece avalist, lehtar ile üçüncü kişiler arasındaki harici tutanaklara dayanarak senedin teminat amacıyla verildiğini ileri süremez.
Şirket ortaklarının uğradığı dolaylı (yansıma) zararların tazmini istemiyle açılan yöneticinin sorumluluğu davasında, hükmedilecek tazminatın davacı ortağın şahsına değil, dava dışı şirkete ödenmesinin talep edilmesi zorunludur.
Miras ortaklığına ait anonim şirket paylarının elbirliği mülkiyetine tabi olması ve bu payları temsil etmek üzere bir tereke temsilcisi atanması halinde, temsilcinin genel kurul toplantısına usulüne uygun şekilde çağrılmaması TTK'nın 447. maddesi uyarınca alınan kararların batıl olması sonucunu doğurur.
Anonim şirket genel kurulunda şirket net kârının fahiş bir kısmının yönetim kurulu ücreti olarak belirlenmesi dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder ve genel kurul kararının iptalini gerektirir.
Yeni bir genel kurul toplantısında finansal tablolara ilişkin gündem maddelerinin varlığı halinde TTK 420/1 uyarınca azınlığın erteleme talebinin kabulü zorunlu olup, iç kaynaklardan sermaye artırımında TTK 462/2 kapsamında aranan yönetim kurulunun yazılı beyanının bulunmaması genel kurul kararının iptalini gerektirir.
Yabancı firmanın tescilsiz markasından haberdar olan ve distribütörlük teklifi reddedilen davalının, aynı ibareyi ve tasarım ögelerini taklit ederek kendi adına tescil ettirmesi kötü niyetli olup, internet sitesinde yetkili ortak imajı çizmesi TTK m. 55/1-a-4 uyarınca haksız rekabet teşkil eder.
Riziko gerçekleştikten sonra düzenlenen sigorta poliçelerinde sigorta korumasının başlayabilmesi için rizikonun gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalkmamış olması gerekir; aksi halde TTK 1421 uyarınca sigortacının sorumluluğu doğmaz.
Limited şirket müdürünün genel kurul kararı veya yetkilendirme olmaksızın şirkete ait taşınmazı özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı biçimde rayiç değerinin altında bir bedelle yakın ilişkide bulunduğu üçüncü kişilere devretmesi hukuka aykırı olup, bu işleme dayalı tapu kaydının iptali ile şirket adına tescili gerekir.
Karayolu taşımacılığında taşıyıcı, mutat araştırmaları yapmaksızın emtiayı teslim ettiği sürücünün sahte ehliyet ve sahte plaka kullanması suretiyle yükün çalınması halinde, TTK 879 uyarınca yardımcı kişilerin fiillerinden kendi kusuru gibi tam olarak sorumludur.
Limited şirket genel kurulunda alınan, içeriği (sermaye artırımı veya yedek akçe ayrılması) belirsiz olan ve yasal kurucu unsurları taşımayan kararlar iptale değil yokluğa tabi olup, yokluğun tespiti davası herhangi bir hak düşürücü süreye tabi değildir.
Sigorta şirketinin eksper raporuna dayanarak borcu tamamen tasfiye etme amacıyla da olsa yaptığı ödemenin davacının talep ettiği gerçek zararın altında kalması halinde bu ödeme kısmi ifa niteliğinde olup, TBK 154 uyarınca zamanaşımını keser ve yeni bir zamanaşımı süresi başlatır.
Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesinden sonra dosya henüz görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmeden önce arabulucuya başvurulup anlaşma sağlanamadığına dair son tutanağın dosyaya sunulması durumunda, arabuluculuk dava şartı eksikliği giderilmiş sayılır.
Belediyelerin hissedarı olduğu şirketlerin genel kurullarında belediye tüzel kişiliğini temsil edecek kişiyi belirleme yetkisi belediye başkanına ait olup, kanunda belediye meclisine açıkça verilmeyen bu yetkinin idari bir genelgeyle meclise devredilmesi normlar hiyerarşisine aykırıdır.
Anonim şirketlerde genel kurul tarafından kâr payı dağıtılmasına ilişkin bir karar alınmadığı veya aksi yöndeki genel kurul kararlarının iptali sağlanmadığı sürece, pay sahibinin doğrudan mahkemeden kâr payı tahsili talep etme hakkı bulunmamaktadır.
Anonim şirket esas sözleşmesinde ortaklar arası pay devrini kısıtlayan veya TTK 493 anlamında haklı sebepleri somutlaştıran açık bir bağlam hükmü bulunmadığı takdirde, mevcut ortaklar arasındaki nama yazılı pay devrinin reddedilmesi ve üçüncü kişilere karşı şirketi koruma amacı güden kaçınma klozunun mevcut ortaklar arasındaki iç devirlerde uygulanması hukuka aykırıdır.
Limited şirketlerde önemli miktarda aktif varlığın satışı niteliğindeki taşınmaz devirleri için TTK 538 uyarınca genel kurul kararı alınması zorunlu olup, bu karar olmaksızın yapılan işlemler hukuki temelden yoksundur ve açılacak iptal davasında dava açma ehliyeti ortaklara değil şirkete aittir.
TTK Geçici 7. maddesi uyarınca re'sen terkin edilen şirketlere ilişkin adrese ulaşmayan ihtarların Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmesi tebligat yerine geçeceğinden, yapılan terkin işlemi hukuka uygundur ve bu nedenle ihya davasında davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemez.
Limited şirket genel kurulu tarafından alınmış usulüne uygun bir kâr dağıtım kararı bulunmaksızın doğrudan kâr payı tahsili talep edilemeyeceği gibi; şirket ortakları ile müdürlük yapmış veya yapmakta olan pay sahipleri arasındaki süreklilik arz etmeyen bilgi alma ihtilafları ve karşılıklı suç duyuruları tek başına ortaklıktan çıkma için haklı sebep oluşturmaz.
Anonim şirket ortağının sermaye borcu alacaklarından mahsup edilerek genel kurulca kabul edilip tescil edildikten sonra, kesinleşmiş bir yargı kararı olmaksızın varlığı çekişmeli cari hesap iddialarına dayanılarak tek taraflı yönetim kurulu kararıyla ortağın mütemerrit sayılması ve ıskat sürecinin başlatılması TTK 391 uyarınca batıldır.
Limited şirket ana sözleşmesindeki oy hakkı sınırlamasını bertaraf etmek amacıyla yapılan muvazaalı hisse devirleri geriye etkili olarak baştan itibaren geçersiz sayılacağından, bu devirlere dayanılarak esas sözleşmede öngörülen nitelikli nisaplar sağlanmadan alınan genel kurul kararları yok hükmündedir.
Anonim şirket yönetim kurulu çoğunluğunun, şirketin büyük miktardaki alacağını kendilerinin de ortağı olduğu borçlu şirketin konkordato sürecinde faizsiz ve uzun vadeli olarak ertelemesine ilişkin kararı, şirketin kâr elde etme amacı ve pay sahiplerinin kâr payı hakkı gibi temel haklarını ihlal ettiğinden TTK 391 uyarınca batıldır.
Yazılı bir sözleşme ve kesin vade bulunmayan ticari alım satım ilişkisinde, malın teslim edilmemesi üzerine ödenen avans parasının iadesi istemiyle icra takibi başlatılması sözleşmeden dönme iradesini ortaya koyar ve TBK 125/3 uyarınca edimlerin iadesini talep etme hakkı verir.
Salt işçinin eski işinden ayrılarak aynı sektördeki rakip bir firmada çalışmaya başlaması ve bir kısım müşterilerin de bu firmaya geçmesi, dürüstlük kurallarına aykırı somut bir ayartma veya hukuka aykırı veri kullanımı kanıtlanamadığı sürece Anayasa ile güvence altına alınan çalışma özgürlüğü kapsamında olup haksız rekabet teşkil etmez.
Sermaye artırım kararının ticaret siciline tescil edilmesinden sonra yokluğu veya butlanı ileri sürülemeyeceğinden, bu kararlara karşı ancak tescilden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde iptal davası açılması mümkündür.
Acentelik sözleşmesi niteliğindeki bayilik ilişkilerinde, yeni bir sözleşme akdedilerek önceki ticari ilişkinin kesintisiz devam ettirilmesi halinde taraflar arasındaki milat korunmuş sayılacağından, bu süreçte imzalanan sonlandırma protokolü veya ibranameler ile denkleştirme tazminatından vazgeçilmesi TTK 122 uyarınca geçersizdir.
TTK 122/5 uyarınca acentelik sözleşmelerine özgü denkleştirme (portföy) tazminatının distribütörlük ilişkilerinde de uygulanabilmesi için taraflar arasında tekel/münhasırlık hakkı tanıyan sürekli bir sözleşme ilişkisinin varlığı ispat edilmelidir.
Kısa vadeli ihracat kredi sigortasında rizikonun geç bildirilmesi sigortacının tazminat ödeme sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz; ancak bu gecikmenin tazminat miktarında bir artışa yol açıp açmadığı ve sigortalının kusur ağırlığı TTK 1446/2 uyarınca bilirkişi marifetiyle incelenerek tazminattan indirim gerekip gerekmediği saptanmalıdır.
Kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmaksızın, bir şirketin ve ortaklarının terör örgütüyle ilişkili olduğuna ve paravan yapı kurduklarına dair iddialar içeren mektupların ticari ilişkide bulunulan sektör firmalarına gönderilmesi, TTK m. 55/1-a-1 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı kötüleme niteliğinde olup haksız rekabet teşkil eder.
TTK 433 kapsamında genel kurulda oy hakkı sınırlamalarını dolanmak amacıyla yapılan pay devirlerinin yasal yaptırımı yalnızca kullanılacak oyların geçersizliği olup, bu durum pay devri sözleşmesinin kendisinin hükümsüzlüğü veya iptali sonucunu doğurmaz.
Muvazaalı hisse devrinin iptaline ilişkin kesinleşen mahkeme kararı yalnızca davayı açan mirasçılar yönünden hüküm ifade edeceğinden, dava açmayan diğer mirasçının payı yönünden Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından re'sen ortaklık durumu tespiti ve tescili talep edilemez.
Mahkeme kararıyla şirketten çıkarılan ortağın paylarının akıbetini belirleme yetkisi münhasıran şirket ortaklar genel kuruluna ait olup, ticaret sicil müdürlüğünün tescil davetine uyulmaması gerekçesiyle mahkemeden güncel ortaklık durumunun re'sen tescili talep edilemez.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca davayı kabul beyanı kesin hüküm gibi sonuç doğurur ve irade sakatlığı iddia ve ispat edilmedikçe bu beyandan rücu edilmesi veya beyanın geri alınması mümkün değildir.
Olağanüstü hal mevzuatı çerçevesinde yönetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen şirketlerin kayyım heyeti ve Fon Kurulu kararlarıyla gerçekleştirdiği hisse ve varlık devirleri özel kanun hükümlerine tabi olup, bu tasarruflara karşı genel kurul yetkilerinin ihlali veya yönetim kurulu kararlarının batıllığı gerekçesiyle TTK hükümlerine dayanılarak geçersizlik ileri sürülemez.
Limited şirket müdürünün ortaklar kurulunun iradesine aykırı davranması, şirketi zarara uğratacak şekilde ilişkili şirketlerle fahiş bedelli işlemler yapması ve hesap vermekten kaçınması, ortaklar arasındaki güven ilişkisini sarsan haklı bir sebep olup ortağa TTK 638/2 uyarınca şirketten çıkma hakkı tanır.
Genel kurulda özel denetçi atanması talebi reddedilen azlık pay sahiplerinin kanun gereği doğrudan mahkemeye başvurarak özel denetçi tayini isteme hakları bulunduğundan, genel kurulun ret kararının iptali için ayrı bir dava açmalarında hukuki yarar yoktur.
Limited şirkette ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması davası açılabilmesi için TTK 616/1-h ve 621/1-h hükümleri uyarınca genel kurul tarafından nitelikli çoğunlukla alınmış bir karar bulunması zorunlu bir dava şartı olup, iki ortaklı eşit paya sahip şirketlerde bu nisabın sağlanması fiilen imkansız olsa dahi genel kurul kararı olmaksızın çıkarma davası açılamaz.
TTK 640/3 uyarınca limited şirket ortaklığından haklı sebeple çıkarma davası açma hakkı münhasıran şirkete ait olup, ortağın diğer bir ortağın çıkarılmasını isteme yönünden aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gibi; bir ortağın anayasal şikayet hakkını kullanarak suç duyurusunda bulunması tek başına çıkarma için haklı sebep oluşturmaz.
TTK 413/3 uyarınca yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması ve yenilerinin seçilmesinin yıl sonu finansal tablolarının müzakeresiyle ilgili sayılması kuralı, görev süresi dolan yönetim kurulu üyelerinin yerine yeni üye seçilmesi hallerine uygulanmaz; dolayısıyla finansal tabloların ertelenmesi, görev süresi biten yönetim kurulunun yeniden seçilmesine engel teşkil etmez.
Ticari satışlarda teslim alınan malların ayıplı olduğunu savunan alıcı, yasal süreler içinde ve mevzuatta öngörülen usullere uygun olarak ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı delillerle kanıtlamak zorundadır.
Limited şirket genel kurulunda oy hakkından yoksun olan müdürlerin oyları düşüldüğünde yasal karar nisabını sağlamadığı anlaşılan ibra kararı iptal edilebilir nitelikte olmayıp yok hükmündedir.
Şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemlerinde, iddia olunan eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturması ihtimalinde dahi, TCK m. 66/1-e uyarınca öngörülen sekiz yıllık temel ceza zamanaşımı süresi dolmuşsa dava zamanaşımı nedeniyle reddedilmelidir.
TTK 420 uyarınca azınlığın talebiyle finansal tabloların müzakeresinin ertelenmesine dair karar genel kurul kararı olmayıp toplantı başkanının yasadan kaynaklanan bir kararı niteliğinde olduğundan, TTK 445 kapsamında genel kurul kararının iptali davasına konu edilemez.
İş kazasından kaynaklanan işveren mali mesuliyet sigortası poliçesine dayalı tazminat istemleri, TTK 1482 maddesi uyarınca sigorta konusu olaydan itibaren on yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Limited şirketlerde, şirketin kamu borçlarının ortaklar tarafından hisseleri oranında ödenmesine yönelik kararlar ortakların sorumluluğunu ve yükümlülüklerini artıran nitelikte olduğundan TTK 607 uyarınca oybirliğiyle alınmak zorundadır; bu nisap sağlanmadan alınan kararlar kurucu unsur eksikliği nedeniyle yoklukla sakattır.
Şirket ana sözleşmesinde müdürün ortaklar kurulu tarafından ittifakla (oybirliğiyle) seçileceğine dair emredici bir nisap şartı öngörülmüşse, bu şarta uyulmaksızın oy çokluğuyla alınan müdür seçimi kararı yok hükmündedir.
Sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra, haklı bir gerekçe ve yasal muafiyet şartları bulunmaksızın karşı tarafın adını, logosunu ve ekran görsellerini kullanmak suretiyle fatura tahsilatı yapmaya devam edilmesi ve müşterilerin yanıltılarak kazanç sağlanması haksız rekabet teşkil eder.
Ticaret siciline tescil edilmiş bir yönetim kurulu kararı veya iç yönergenin terkinini isteme yetkisi tescili talep hakkına sahip olan kişilere ait olduğundan, bu yetkiyi haiz olmayan yönetim kurulu üyelerinin münferiden açtıkları terkin davasında TTK m. 34 anlamında aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır.
TTK 701/2 uyarınca aval taahhüdünün geçerli olabilmesi için aval verenin el ile atılmış imzasının bulunması zorunlu olup, imza yerine parmak izi kullanılması şekil noksanlığı teşkil ettiğinden avalist bonodan dolayı sorumlu tutulamaz.
Kesinleşen mahkeme kararıyla muvazaalı olduğu sabit olan pay devri neticesinde oy kullanan ortağın oyları geçersiz kabul edileceğinden, limited şirket müdürünün ibrası için gerekli karar nisabı sağlanamayan genel kurul kararının iptali yerine, kamu düzenini ilgilendiren yokluk yaptırımı uyarınca yokluğunun tespiti gerekir.
Birden fazla müdürü olan limited şirketlerde genel kurul tarafından bir müdürler kurulu başkanı atanmadığı takdirde, müdürlerden birinin tek başına çoğunluk kararı olmaksızın yaptığı çağrıya dayanan genel kurul toplantısında alınan kararlar yok hükmündedir.
Finansal kiralama sözleşmesinin tarafı olmayan taşıma organizatörü üçüncü kişileri, kiralayan ile kiracı arasında akdedilen ve masraflardan kiracının sorumlu olacağını öngören sözleşme hükümleri bağlamaz; organizatör fiili taşıyana ödediği demuraj bedelini malın alıcısı konumundaki kiralayana rücu edebilir.
Anonim şirket genel kurul çağrı ve erteleme usulündeki eksikliklerin iptal sebebi sayılabilmesi için etki kuralı gereğince kararların sonucuna etkili olması gerekir; unvana kelime eklenmesi ise şirketin iştigal konusunu tamamen değiştiren bir esas sözleşme değişikliği niteliğinde olmadığından ağırlaştırılmış nisaba tabi değildir.
Bireysel emeklilik sözleşmesinde lehtar tayin edilmediği durumlarda biriken bedeller tereke kapsamında yer aldığından, mirası kayıtsız şartsız reddeden mirasçıların bu birikimler üzerinde talep hakkı bulunmamaktadır.
Kambiyo senedinden kaynaklanan bedelsizlik iddiası niteliğindeki şahsi def'ilerin senedi ciro yoluyla devralan üçüncü kişi hamile karşı ileri sürülebilmesi için, hamilin senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin davacı tarafından yazılı delillerle ispatlanması gerekir.
Görevsiz mahkemede açılıp görevsizlik kararı sonrasında görevli mahkemeye gönderilen ticari davalarda, zorunlu arabuluculuk dava şartı noksanlığının giderilmesi için davacıya süre verilemez ve davanın ilk açıldığı tarihe göre arabuluculuğa başvurulmadığı tespit edilirse davanın usulden reddi gerekir.
Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat davalarında, TTK'nın 560. maddesinde öngörülen 5 yıllık mutlak zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılan davalarda, zararın sonradan öğrenildiği iddiasına dayanılarak 2 yıllık nispi zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.
Sigorta hukukunda rizikonun geç ihbar edilmesi veya gerekli belgelerin geç sunulması, bu durum ödenecek tazminat miktarında veya niteliğinde bir artışa neden olmadıkça sigortacının tazminat ödeme borcunu ortadan kaldırmaz veya tazminattan indirim yapılmasını gerektirmez.
Bonoda çift vade bulunması senedin kambiyo vasfını sakatlayarak batıl hale getirdiğinden, bu nitelikteki bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapılamaz.
Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinden farklı olarak ispat yükünün yer değiştirdiğine (talil) dair yeni bir hukuki gerekçe benimsediğinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar veremez; HMK m. 353/1-b-2 uyarınca ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden esas hakkında kendisi hüküm kurmalıdır.
TTK 141. maddesinde yer alan 'birleşmeye katılan şirketler' ibaresi uyarınca, şirket birleşmelerinde ayrılma akçesi verilerek ortaklıktan çıkarılma ve buna bağlı olarak TTK 191/1 uyarınca denkleştirme davası açma hakkı devralan şirket ortaklarına da tanınmıştır.
Anonim şirketlerde haklı nedenle fesih davası (TTK m. 531) yalnızca kaydi pay sahipleri tarafından açılabilir; inançlı sözleşmeye dayalı gizli ortaklık iddiası, pay sahipliği sıfatı kayden kazanılmadığı sürece bu davayı açmak için aktif dava ehliyeti sağlamaz.
7445 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.09.2023 tarihinden sonra açılan ticari nitelikteki menfi tespit davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunlu bir dava şartıdır ve bu eksiklik dava açıldıktan sonra giderilemez.
Limited şirketlerde ortaklıktan pay devrinin gerçekleşmiş olması müdürlük sıfatını kendiliğinden sona erdirmediğinden, genel kurulda müdürlük görevinin sona erdirilmesine yönelik bir karar alınmadan doğrudan mahkemeden müdürlük sıfatının sonlandırılmasının talep edilmesinde hukuki yarar bulunmamaktadır.
Kanunda veya şirket esas sözleşmesinde aksine bir sınırlama bulunmadıkça, şirketin dönem zararı açıklamış olması yönetim kurulu üyelerine makul düzeyde huzur hakkı ödenmesine engel teşkil etmez ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmeyen bu yöndeki genel kurul kararları iptal edilemez.
Geçici ilmühaberle temsil edilen nama yazılı payların ciro ve teslim yoluyla devri mülkiyetin intikali için yeterli olup, devrin şirket pay defterine işlenmemiş olması devrin geçerliliğini etkilemez; pay sahibinin uzun süre genel kurul hazirun cetvellerine itiraz etmemiş olması da mülkiyet hakkının tespitini istemesine engel teşkil etmez.
Esas sözleşmesinde kâr dağıtımı zorunlu kılınan anonim şirkette, haklı bir neden gösterilmeksizin kâr dağıtılmamasına yönelik alınan genel kurul kararı iptale tabi ise de genel kurulun bu yönde olumlu bir kararı olmaksızın mahkemece doğrudan kâr payı ödenmesine karar verilemez.
Sigorta sözleşmesinde risklerin teminat dışı bırakıldığının kabulü için bu istisnaların poliçede açıkça belirtilmesi şart olup, rizikonun teminat dışı kaldığını ispat yükü TTK'nın 1409. maddesi gereğince sigortacıya aittir ve poliçede açık düzenleme yoksa sadece genel şartlara yapılan atıf teminat dışılık için tek başına yeterli kabul edilemez.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketlerin ihyası istemiyle açılan davalarda, Anayasa Mahkemesi'in iptal kararı gereğince beş yıllık hak düşürücü süre uygulanamaz.
Anonim şirket esas sözleşmesinde net dönem kârının belirli bir oranının ortaklara dağıtılacağına dair emredici bir hüküm bulunması halinde, genel kurulun bu düzenlemeyi ihlal ederek kârın dağıtılmamasına yönelik aldığı karar esas sözleşmeye aykırılık teşkil eder ve iptali gerekir.
Anonim şirket ortağının sahte imza iddiasıyla açtığı hisse devrinin iptali davalarında, devir işlemine onay veren yönetim kurulu kararının hukuki dayanağının tam olarak belirlenebilmesi için ilgili anonim şirketin davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması zorunludur.
Ticaret sicil kayıtlarının düzeltilmesi ve terkinini talep etme hakkı yasal olarak sadece kaydın ilgililerine tanınmış olduğundan, taşınmazı sonradan kiralayan üçüncü kişi konumundaki yeni kiracının, eski kiracı şirketin sicilde kayıtlı adresinin düzeltilmesi istemiyle dava açmakta TTK m. 34 uyarınca aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır.
Ticari satışlarda ayıplı maldan kaynaklanan seçimlik hakların talebinde iki yıllık zamanaşımı süresi geçerli olup, satıcının ağır kusuru veya aldatması ispatlanamadığı takdirde bu süre dolduktan sonra açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekir.
Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkide esas alınan konişmentoda yabancı bir mahkemenin yetkili kılınmasına yönelik geçerli bir yetki şartının bulunması halinde, borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın MÖHUK m. 47 uyarınca yabancı mahkemede görülmesi gerekir.
Limited şirketin kâr elde edemeyip zarar etmesi veya borca batık durumda bulunması tek başına ortaklıktan çıkma için haklı neden teşkil etmediği gibi, genel kurul tarafından alınmış geçerli bir kâr dağıtım kararı bulunmaksızın kâr payı talep edilemez.
Faturayı teslim alan ve içeriğindeki malların teslim edildiği ikrar ve keşif bulgularıyla sabit olan tarafın, TTK'nın 21. maddesinde düzenlenen sekiz günlük süre içinde fatura muhteviyatına itiraz ettiğini kanıtlayamaması halinde faturaya dayalı borçtan sorumlu tutulması gerekir.
İmzaların bağımsızlığı ilkesi uyarınca, bonoda keşideci konumunda olan borçlu ancak kendi imzasının sahteliği iddiasında bulunabilir; lehtar veya cirantaların imzasının sahteliği iddiasına dayanarak kambiyo sorumluluğundan kurtulamaz ve menfi tespit talep edemez.
Sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararına olumlu oy veren ve yasal üç aylık hak düşürücü süre içinde dava açmayan pay sahibinin iptal davası açma hakkı bulunmadığı gibi, artırılan sermaye bedelinin ortaklar yerine şirketin banka hesaplarından karşılanmış olması da tek başına kararı butlanla malul kılmaz.
Taşıma işini üstlenen taşıyıcı, eşyayı teslim aldığı andan teslim edene kadar geçen sürede emtianın zıyaından ve taşıma organizasyonuna dahil ettiği yardımcı şahısların eylemlerinden sorumlu olup, sigortalıya ödeme yapan sigortacı halefiyet ilkesi uyarınca bu zararı taşıyıcıya rücu edebilir.
Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyesi seçilen tüzel kişi adına hareket etmek üzere tescil ve ilan edilen gerçek kişi temsilci organ sıfatını haiz olmadığından, şirkete karşı TTK 553 uyarınca şahsi sorumluluğuna gidilemez.
Kambiyo senetlerinde düzenleyenin el yazısı ile imza atması zorunlu olduğundan, noterlikçe onaylanmamış parmak iziyle düzenlenen bono kambiyo senedi vasfını haiz değildir.
Limited şirketlerde ortakların sermaye artırımına payları oranında katılma hakkı (rüçhan hakkı) asıl olup, bu hakkın sınırlandırılması veya kaldırılması ancak haklı sebeplerin varlığı ve TTK m. 621/1-(e) maddesinde öngörülen nitelikli nisabın sağlanması ile mümkündür.
İnternet sitesi içeriğinin birebir kopyalanması haksız rekabet oluştursa da, yargılama sürecinde kopyalanan içeriğin tamamen değiştirilmesi ve ihlalin ortadan kalkması durumunda tecavüzün men'i talebinin konusu kalmaz.
Limited şirketlerde miras yoluyla geçen esas sermaye payının intikaline şirket tarafından onay verilmemesi halinde, şirketin kendi yerine payları devralması için gösterdiği ortak, payın gerçek değerinin mahkemece belirlenmesi amacıyla TTK m. 597 kapsamında dava açma hususunda aktif husumet ehliyetine sahiptir.
Anonim şirket genel kurul kararlarının iptali davası kapsamında verilen ihtiyati tedbir ve yürütmenin durdurulması kararları nedeniyle şirketin uğradığı zararlardan sorumluluk, genel hüküm niteliğindeki HMK 399 yerine özel hüküm niteliğindeki TTK 451 uyarınca davacının kötü niyetli olması şartına tabidir.
Limited şirket müdürünün ticari defterlerin tasdikini yaptırmaması, envanter kayıtlarını boş bırakması, şirket taşınmazını değerinin çok altında satması ve basiretli iş adamı ölçütlerine aykırı şekilde kapasite altı/belgesiz satış yapması, TTK 630 kapsamında görevden azli gerektiren haklı sebep oluşturur.
Şikayet platformlarının, ücret ödeyen üye firmalara şikayetleri internet sitesinde yayınlanmadan önce çözme imkanı tanıyarak avantaj sağlaması ve üye olmayan şirketleri sisteme üye olmaya zorlaması, ticari dürüstlük kuralına aykırı olup haksız rekabet teşkil eder.
Anonim şirket pay sahibine genel kurul toplantı çağrısının usulüne uygun tebliğ edilmemiş olması, pay sahibinin sermaye oranının alınan kararların sonucunu etkilemeyecek derecede düşük olması ve çağrı ilanının usulünce yapılması halinde tek başına iptal sebebi teşkil etmez.
Ticari amaçlarla mal edinen tarafların TTK 18/2 maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi hareket ederek piyasa değerini araştırma yükümlülüğü bulunmakta olup, bu denetim imkanını kullanmaksızın fahiş fiyat iddiasıyla uzun süre sonra açılan alacak davaları dinlenemez.
Anonim şirket esas sözleşmesinde yönetim kurulu toplantı nisabı üye tam sayısının tamamı olarak ağırlaştırılmışsa, bu nisap sağlanmadan eksik üyeyle toplanılarak alınan yönetim kurulu kararları batıldır.
Anonim şirketlerde nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına ilişkin esas sözleşme hükümlerinin TTK 493 kapsamında somutlaştırılmaması ve ret kararının pay grubu temsilcisinden yoksun şekilde usulsüz toplanan yönetim kurulunca alınması halinde, pay devri talebi süresinde usulünce reddedilmediğinden onaylanmış sayılır.
Bononun ön yüzüne atılan her imza TTK m. 701/3 uyarınca aval şerhi sayılır ve aval veren, senetteki şekli eksiklikler dışındaki şahsi def'ilere dayanarak kambiyo sorumluluğundan kurtulamaz.
Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan mutlak ticari dava niteliğindeki rücu uyuşmazlıklarında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması sonradan tamamlanamaz nitelikte emredici bir dava şartıdır.
Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla temyize konu edilen miktar kesinlik sınırının altında kaldığı takdirde, nihai karara karşı yapılan temyiz istemi HMK m. 362 ve m. 352/1-b uyarınca miktardan reddedilmelidir.
Limited şirket müdürler kurulu başkanının tutuklu olması nedeniyle görevini yerine getiremediği hallerde, diğer müdürlerin mahkemeden izin almaksızın ya da çağrı kayyımı tayin ettirmeksizin doğrudan olağanüstü genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi bulunmadığından, bu usulsüz çağrı ile toplanan genel kurulda alınan kararlar yoklukla maluldür.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7/4-(a) maddesi uyarınca şirket yetkililerine usulüne uygun ihtar ve tebligat çıkarılmadan yapılan resen terkin işlemleri hukuka aykırı olup, bu usulsüzlük sebebiyle açılan ihya davasında davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulur.
Genel kurul kararlarının iptali davası açılabilmesi için TTK 446 uyarınca karara muhalif kalınarak muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesi şart olup, kararlara olumlu oy verilip yalnızca gündem öncesi hazirun cetveline şerh düşülmesi iptal davası açma hakkı doğurmaz.
Borca batık olan ve aktif faaliyeti bulunmayan limited şirketlerde, ayrılan ortağa ödenecek pozitif bir çıkma payı bulunmadığından, ortaklıktan çıkarma yerine şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine karar verilmelidir.
Özel denetçi raporundaki olumsuz tespitler veya finansal tablolar ile ticari defterler arasındaki farklılıklar tek başına genel kurul kararlarının iptalini gerektirmeyip, kârın dağıtılmayarak ihtiyat akçesi olarak ayrılması kanun ve esas sözleşme sınırları içinde genel kurulun takdir yetkisindedir.
Limited şirket müdürünün hapis cezası nedeniyle kısıtlanması halinde, anonim şirketlere ilişkin TTK 363/2 hükmünün kıyasen uygulanması sonucunda müdürlük sıfatı kendiliğinden sona erer; bu süreçte yapılan işlemlerin sıhhati ise kısıtlanma kararının ilan edilip edilmediği çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisine dayanılarak genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun tahsili istemiyle açılan para alacağı davaları ticari nitelikte olup, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu bir dava şartıdır.
Limited şirket genel kurul kararlarının iptali davası açılabilmesi için, karara muhalif kalındığını gösteren muhalefet şerhinin oylama öncesindeki önergelerle değil, karar alındıktan sonra genel kurul tutanağına geçirtilmesi veya ayrı bir yazılı belge olarak heyete sunulması zorunludur.
Limited şirket genel kuruluna katılımı haksız engellenen ortağın açtığı iptal davasında etki kuralı geçerli olup, ortağın payının nisabı etkilemediği ibra dışındaki kararlar geçerliyken; müdür ortakların oy kullanamayacağı ibra kararının nisapsızlık nedeniyle iptali yerine yokluğunun tespitine karar verilmelidir.
Şirket sermaye artırımı kararının keyfi olarak değil, ticari bir ihtiyaç ve zorunluluktan dolayı alındığı tespit edildiğinde, genel kurul kararının iptali veya butlanı şartları oluşmaz.
Mahkeme kararıyla limited şirket ortaklığından çıkan ortağın paylarının akıbetini belirleme yetkisi şirket genel kuruluna ait olup, mahkeme genel kurulun yerine geçerek tescil kararı veremez; şirketin organsızlığı halinde ise sicilden silinme yollarına başvurulmalıdır.
Anonim şirketin haklı nedenle feshi ve alternatif çözümlerin uygulanması istemli davada, mahkemece haklı sebebin varlığı tespit edilememiş olsa dahi, davalı şirketin cevap dilekçesinde davacının payının gerçek değeri ödenerek ortaklıktan çıkarılması talebine açıkça muvafakat etmesi halinde, somut olay adaletinin sağlanması amacıyla bu alternatif çözüm yönünde inceleme yapılarak karar verilmelidir.
Limited şirketlerde müdürlerin ücretlerinin ve huzur haklarının belirlenmesi genel kurulun devredilemez yetkileri arasında yer aldığından, bu yetkinin müdürler kuruluna devredilmesine yönelik genel kurul kararı batıldır veya iptali gerekir.
Ayırt edici, özgün ve yenilik unsuru barındırmayan televizyon yarışma programı formatlarının başka bir yapımda benzer şekilde kullanılması, TTK m. 55/1-c kapsamında başkalarının iş ürününden yetkisiz yararlanma suretiyle haksız rekabet oluşturmaz.
Haksız rekabet oluşturan internet veya sosyal medya paylaşımlarının yapıldığı hesap davalı şirkete değil, dava dışı alt bayiye ait ise TTK 58/1 uyarınca haksız rekabet eyleminden dolayı üretici veya üst sağlayıcı şirkete husumet yöneltilemez.
6102 sayılı TTK'nın 1188/1. maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süre içinde başvurulması gereken 'yargı yolu' kavramına icra daireleri de dahil olduğundan, hasar tarihinden itibaren bir yıl içinde icra takibi başlatılmış olması hak düşürücü sürenin korunması için yeterlidir.
Üniversite kadrosunda bulunup Teknoloji Geliştirme Bölgesinde yarı zamanlı görevlendirilen personele mevzuata ve destek programı esaslarına aykırı şekilde yapılan ödemeler nedeniyle şirketin zarara uğraması, yönetim kurulu üyelerinin özen yükümlülüğünün ihlali niteliğinde olup hukuki sorumluluklarını gerektirir.
Limited şirketlerde pay devrinin pay defterine kaydedildiğinin ispatı noktasında, pay defterini tutmakla yükümlü olan davalı şirketin defteri ibraz etmesi zorunlu olup, fiziken deftere erişimi ve müdahalesi mümkün olmayan davacıya ispat yükü yüklenerek davanın reddine karar verilemez.
Aleyhine derdest hizmet tespiti davası bulunan ve terkin öncesi şirket yetkilisine usulüne uygun ihtar tebligatı yapılmayan şirketin TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca resen terkin edilmesi usulsüz olup, açılan ihya davasında ek tasfiye hükümleri uyarınca derdest dava dosyası ile sınırlı olarak ihya kararı verilmelidir.
Şirket müdürünün, kendisine karşı sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul oylamasında TTK 436/2 maddesi uyarınca oydan yoksun olduğunun kabulü gerekir.
TTK 732 kapsamında, zamanaşımına uğramış bonoda lehtar sıfatını koruyan hamil, keşideci ile arasında temel ilişki bulunsa dahi sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak alacak talebinde bulunabilir.
TTK'nun 82/7. maddesi uyarınca açılan zayii belgesi verilmesi istemli davalar çekişmesiz yargı işi kapsamında yer aldığından, bölge adliye mahkemelerince bu kararlara karşı verilen kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamaz.
Zayi nedeniyle çek iptali davası çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğundan, bu işler bakımından ilk derece mahkemesince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince verilen kararlar temyiz edilemez.
Distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan denkleştirme tazminatı istemleri TTK m. 122/4 uyarınca bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olup, salgın dönemi durma süreleri ile arabuluculukta geçen süreler düşüldükten sonra yasal süresi geçtikten sonra açılan davanın usulden reddi gerekir.
Ortakların tamamının asaleten katılımıyla oy birliğiyle alınan sermaye artırım kararlarında, yönetim kurulu beyanındaki imza eksiklikleri veya tescil sürecindeki maddi hatalar, kararın mutlak butlanla malul olması sonucunu doğurmaz.
Anonim şirket genel kurulunda pay sahibinin TTK 436 uyarınca oydan yoksun olduğu ibra ve rekabet yasağı izinlerine ilişkin kararlarda oy kullanması ve bu oylar çıkarıldığında karar nisabının sağlanamaması halinde ilgili kararlar yoklukla maluldür.
Yazılımlar arasında teknik zorunluluklar haricinde bir benzerlik bulunmadığı halde, eski iş ortağının yazılım ürünlerini taklit olarak nitelendirip müşterilerine ihtarname göndermek kötüleme yoluyla haksız rekabet oluşturur.