Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
TTK 376 — Borca batık anonim şirkette sermaye artırımı ve dürüstlük kuralı
Esas2024/5934E.Karar2025/4434K.
BozmaOy birliği
Karar Özü
Sermayesinin 2/3'ünden fazlasını kaybeden veya borca batık durumda olan anonim şirketlerde, sermayenin tamamlanması amacıyla yapılan sermaye artırımı, sermaye azaltımı yapılmadan doğrudan gerçekleştirilebilir ve dürüstlük kuralına aykırı sayılamaz.
Özet
Borca batık durumdaki davalı şirketin sermaye artırımı kararının iptali talebiyle açılan davada, Bölge Adliye Mahkemesi sermaye azaltımı yapılmadan artırım yapılamayacağı gerekçesiyle iptal kararı vermiştir. Yargıtay, TTK 376 uyarınca sermaye tamamlamanın bir zorunluluk olduğunu ve bu yöndeki artırımın dürüstlük kuralına aykırı olmadığını belirterek kararı bozmuştur.
Karar Metni9.941 karakter
11. Hukuk Dairesi 2024/5934 E. , 2025/4434 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2310 Esas, 2024/1205 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/377 E., 2023/673 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 28.04.2022 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında sermayenin 7.100.000,00 TL’den 23.770.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini, yönetim kurulunca hazırlanan 06.04.2022 tarihli raporun kanunun aradığı şartları taşımadığını, müvekkillerinin şirket içindeki paylarını azaltmaya yönelik olarak şirket sermayesinin yaklaşık üç katına çıkarıldığını, önceki sermayenin ödenip ödenmediğinin, sermayeye iç kaynaklardan aktarılabilecek bir fon olup olmadığının ispatlanamadığını, genel kurulda da talebe rağmen bu hususlarda bilgi verilmediğini, şirketin bilanço ve finansal evraklarının incelettirilmediğini, ayrıca sermaye artırımı kararının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, şirketinin tamamının ele geçirilmesi saikiyle hareket edildiğini ileri sürerek 28.04.2022 tarihli genel kurulun yok hükmünde olduğunun tespitine, bu mümkün değilse alınan kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların 15.09.2021 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olduklarını, şirketin mali durumundan haberdar olduklarını, sermaye artırım kararının usul ve yasaya aykırı bir yönü bulunmadığını, davacılara rüçhan haklarını kullanmaları yönünde bildirim yapılmasına rağmen davacıların bu haklarını kullanmadıklarını, şirketin, davacıların kötü yönetimi nedeniyle zarar ettiğini, şirketin mevcut sermayesinin ödendiğini, şirket içerisinden sermayeye aktarılabilecek bir fon bulunmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılara sermaye artırımından kaynaklanan rüçhan haklarını kullanabileceklerinin belirtildiği, buna rağmen davacıların bu haklarını kullanmadıkları, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre sermaye artırım kararının keyfi olarak değil bir ihtiyaçtan ve zorunluluktan dolayı alındığı, davacıların 15.09.2021 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliğini yürüttüklerinden anılan tarihe kadar şirketin mali kayıtlarından haberdar olmadıklarına ilişkin iddianın da yerinde olmayacağı, bilirkişi raporunda yedek akçe bulunduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının somut olarak ortaya konulamadığı, alınan kararın esas sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile olağanüstü genel kurul toplantısının esas sermayenin arttırılmasına ilişkin 3. gündem maddesi ile sermayenin 7.100.000,00 TL'den 23.770.000,00 TL'ye çıkarılmasına dair karar alındığı, yapılan bilirkişi incelemesinde de şirketin özvarlığının (-9.280.997,22 TL) hesaplandığı ve şirketin sermayesinin tamamını kaybettiğinin belirlendiği, davacılar vekilince kayyım raporunda aynı döneme ilişkin olarak özvarlığın (-6.107.136,91 TL) hesaplandığı ileri sürülmüşse de bu rapora göre de sonucun değişmeyeceği, (-6.107.136,91-TL/7.100.000 TL) olmakla yedek akçe de bulunmadığından sermayenin 2/3 ünden fazlasının kaybedildiği, davacıların sermaye artırımı kararına muhalif kaldıkları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 376/1-2 hükmü gereği davalı şirketin sermayesinin 1/3'ü ile yetinme veya eksik sermayeyi tamamlama konusunda bir karar alınmamış olduğu, her ne kadar Ticaret Bakanlığı'nca çıkarılan 6102 sayılı Kanun'un 376. maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in 10. maddesinde "sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması ile birlikte eş zamanlı olarak istenilen tutarda sermaye artırımına karar verilebileceği gibi (a bendi), sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeden de sermaye artırımına karar verebileceği (b bendi) düzenlenmişse de kanunda öngörülen oranda sermaye kaybı halinde uygulanması gereken kanun hükümlerine aykırı bir düzenleme yapıldığının anlaşıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik kararları gereğince TTK'nın 376/2. maddesinde tarif edilen durumdaki bir ortaklığın bilançosundaki açığı gidermeden yani kaybedilen tutar kadar sermayesini azaltmadan doğrudan doğruya sermaye artırımının yapılamayacağı, bu nedenle Ticaret Bakanlığı Tebliğinin 10/b maddesi hükmünün, TTK 376/2. hükmüne açıkça aykırılık teşkil ettiği, şirketin sermayesinin 2/3'ünden fazlasının kaybedildiği, TTK'nın 376. maddesinde öngörülen işlemler yapılmadan sermaye artırımı yapılamayacağı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalı şirketin 28.04.2022 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında sermayenin 7.100.000,00 TL’den 23.770.000,00 TL’ye çıkarılmasına ilişkin (3) numaralı kararın iptaline karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, anonim şirket olağanüstü genel kurulunda alınan şirket sermayesinin artırılmasına dair kararın iptali istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince dava konusu edilen 28.04.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırım kararının keyfi olarak değil bir ihtiyaçtan ve zorunluluktan dolayı alındığı, zira davalı şirketin borca batık olduğu, alınan kararın esas sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, esas sermayenin arttırılmasına ilişkin 3. gündem maddesi ile sermayenin 7.100.000,00 TL'den 23.770.000,00 TL'ye çıkarılmasına dair karar alındığı, yapılan bilirkişi incelemesinde de şirketin özvarlığının (-9.280.997,22 TL) hesaplandığı ve şirketin sermayesinin tamamını kaybettiğinin belirlendiği, TTK'nın 376/2. maddesinde tarif edilen durumdaki bir ortaklığın bilançosundaki açığı gidermeden yani kaybedilen tutar kadar sermayesini azaltmadan doğrudan doğruya sermaye artırımının yapılamayacağı, şirketin sermayesinin 2/3 ünden fazlasının kaybedildiği, TTK'nın 376. maddesinde öngörülen işlemler yapılmadan sermaye artırımı yapılamayacağı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. TTK 376. maddesi "(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.(3) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur." hükmünü havidir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda şirketin 2021 yılı sonu itibariyle 7.100.00,00 TL olan öz kaynaklarının -9.280.997,22 TL'ye düştüğü tespit edilmiştir. Bu durumda davalı şirket tüm sermayesini kaybetmiş olup borca batıktır. Dairemizin 2018/3542 E., 2020/600 K. ve 21.01.2020 tarihli emsal kararında da belirtildiği üzere; sermaye şirketinin TTK'nın 376. maddesi uyarınca sermayesini tamamlamak zorunda olduğu, aksi halde şirketin faaliyetlerinin sona ereceği, yedek akçe bulunduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının ispatlanamadığı, bu durumda davalı şirketin sermaye artırılmasına dair kararının yasa, ana sözleşme ile dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, dolayısıyla alınan kararın iptali şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Alt Mahkeme Zinciri
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi2023/2310 E.2024/1205 K.Davanın kabulü
- ilk dereceİstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi2022/377 E.2023/673 K.Davanın reddi
TTK Atıfları (3)
- m. 376/ (1)· Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa...
- m. 376/ (2)· Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde...
- m. 376/ (3)· Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa...
Diğer Mevzuat
6100 sayılı HMKHMK m. 373/26102 sayılı Kanun'un 376. maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ m. 10
Etiketler
- sermaye artırımı
- borca batıklık
- sermaye kaybı
- anonim şirket
- genel kurul
- iptal davası
- dürüstlük kuralı