Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesinin Aşırı Yararlanma (Gabin) Nedeniyle İptali Koşulları ve Açık Oransızlık Kriteri
Limited şirket pay devir sözleşmesinin aşırı yararlanma (gabin) nedeniyle iptal edilebilmesi veya edimler arasındaki oransızlığın giderilebilmesi için karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunması şart olup, payın gerçek değeri ile devir bedeli arasındaki %20 oranındaki fark kanunun aradığı anlamda açık oransızlık olarak kabul edilemez.
Davacı, limited şirketteki %25 oranındaki payını, içinde bulunduğu mali ve sağlık sorunlarından (zor durumundan) yararlanılarak değerinin altında devretmek zorunda kaldığını ileri sürerek aşırı yararlanma (gabin) sebebiyle pay devrinin iptali ile iadesini veya edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda payın gerçek değeri (270.198,50 TL) ile devir bedeli (225.000,00 TL) arasında saptanan %20 oranındaki farkın TBK m. 28 anlamında 'açık oransızlık' teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay, bu hukuki değerlendirmeyi usul ve yasaya uygun bularak yerel mahkeme kararını onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/4848 E. , 2025/3454 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1953 Esas, 2024/1317 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/1150 E., 2021/493 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1978 yılından beri gıda sektöründe faaliyet gösteren davalı şirkette yaklaşık 40 yıldır fiili olarak çalıştığını ve davalı şirketin %25 hisse ile ortağı olduğunu, ancak müvekkilinin birikimlerinin ve şirketteki ortaklık payının hakkaniyete ve hukuka aykırı olarak elinden alındığını, hakettiği ortaklık payı bedelinin kendisine ödenmediğini, müvekkilinin 14.07.2016 tarihinde "..." markası adı altında döner restorantı açtığını, 15.07.2016 tarihli darbe girişimi sonrasında müvekkilinin sıkıntılı sürece girdiğini, 3 ay sonra davalı şirket ortakları ... ve ...'nın müvekkili ile görüştüklerini ve davalı şirkete teminat olarak 300.000,00 TL'lik senet vermesini istediklerini, müvekkilinin 17.10.2016 düzenleme tarihli 100.000,00 TL ve 200.000,00 TL bedelli iki senedi davalılara verdiğini, kısa bir süre sonra müvekkilinin müdürlük yetkilerinin alındığını, 05.01.2017 tarihinde İzmir Adliyesi girişinde bombalı terör saldırısı gerçekleştiğini, müvekkilinin işyerinde de zarar oluştuğunu, bu olay sonrasında müvekkilinin finansal olarak çok zor durumda kaldığını, davalı şirket ortakları ... ve ...'nın müvekkilinin zor durumda olduğunu ve ödeme güçlüğü çektiğini bildikleri için 2017 yılı Nisan ayında müvekkilinin şirkete 300.000,00 TL borçlu olduğunu, ellerindeki senetleri icra takibine koyacaklarını, müvekkilini iflas ettireceklerini, davalı şirkete ait %25'lik hissesini ...'ya devrettiği takdirde senetleri iade edeceklerini müvekkiline söylediklerini, müvekkilinin böyle bir borcunun olmadığını şirket defterlerini incelemek istediğini, %25'lik hissesinin değerinin çok daha fazla olacağını söylediğini ancak davalı şirket ortaklarının bu taleplerini kabul etmediğini, müvekkilinin parkinson hastası olması nedeniyle ... durumunda dalgalanmalar ve depresyon durumunun oluştuğunu, müvekkilinin bu nedenlerle davalıların bütün taleplerini kabul etmek zorunda kaldığını, 28.04.2017 tarihli protokol, genel kurul kararları ve limited şirket pay devir sözleşmesini davalı şirket ortakları ile imzalamak zorunda kaldığını, 300.000,00TL'lik teminat senetlerinin müvekkiline iade edildiğini, oysa davalı ... 'in %25'lik hissesine karşılık olarak davalı şirkete olan 627.500,00 TL'lik borcunun silindiğini, ayrıca başkaca haksız kazanımlar sağladığını ileri sürerek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere müvekkiline ait devredilen hisselerin gerçek değerinin ve böylece payların reel satış bedelinin tespitine, edimler arasındaki oransızlığın giderilerek şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bu talep kabul edilmediği takdirde davaya konu hisse devrine ilişkin ortaklar arasında yapılan tüm sözleşmelerin ve tasarrufların aşırı yararlanma nedeniyle iptali ile müvekkiline ait %25'lik şirket hissesinin davacıya iadesine, davalı ... ile davalı şirket arasında yapılan tüm sözleşmelerin ve tasarrufların iptali ile davalıya devredilen tüm mal varlığı değerlerinin ve marka kullanım haklarının şirkete iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... () vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı şirketteki hissesini devralan diğer davalı ... tarafınca kandırıldığını belirterek aşırı yararlanma nedeniyle edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini talep ettiğini, olayla müvekkilinin ilgisinin olmadığını, davacı ve diğer davalının karşılıklı anlaştıklarını ve hisse devrini gerçekleştirdiklerini, müvekkili ile ilgili taleplerin husumet yokluğundan reddi gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 28. maddesinin uyuşmazlığa uygulanmasının mümkün olmadığını, tarafların tacir olduklarını, hisse devri işleminin ticari iş mahiyetinde olduğunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerektiğini,davacının diğer davalı ... Altınkapıya hissesini 28.04.2017 tarihli noter onaylı belge ile devrettiğini, taraflar arasında geçerli olan belgenin TTK'nın 595. maddesinde belirtilen şekil şartına uygun tanzim edildiğini, davacının ise adi senet olarak düzenlenen protokol başlıklı 28.04.2017 tarihli belgeye dayandığını, bu belgenin TTK'nın 595. maddesi gereği şekil şartına uymadığı için geçersiz olduğunu, müvekkilinin de davalı şirketteki hissesini diğer davalı ...'ya 28.04.2017 tarihli resmi senet ile devrettiğini, davacının müvekkilinin hissesini diğer davalı ...'ya devrinin de iptalini talep ettiğini bunu talep etme hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiş, 15.05.2018 tarihli duruşmada, davalının davayı kabul ettiğini, davacıya hisse devri karşılığı yalnızca 300.000,00 TL verildiğini, verilen rakamın iş yerinin 20 günlük cirosu olduğunu, bu haksızlığı kabul etmediğini, ayrıca kendisi için de protokolde Altınkapı Çeşme isim hakkının kendisine verileceğinin belirtilmesine rağmen 1 yıla aşkın bu durumun yerine getirilmediğini beyan etmiştir. 2.Davalılar ..., ... ve Altınkapı Gıda Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile talebin ve davanın niteliği göz önüne alındığında husumetin yalnızca davalılardan ...'ya yöneltilmesi gerektiği, davalı şirket, davalı ... ve davalı ... 'e söz konusu talepler yönünden husumet yöneltilemeyeceği, bu davalılar yönünden davanın husumet yokluğundan reddi gerektiği, davacının davalı ... ile davalı şirket arasında yapılan tüm sözleşmelerin ve tasarrufların iptali ile davalıya devredilen tüm mal varlığı değerlerinin ve marka kullanım haklarının şirkete iadesine karar verilmesine yönelik talebi yönünden ise davacının kendisinin taraf olmadığı, davalı ... ile diğer davalı ... arasında yapılan hisse devir işleminin iptalini talep edemeyeceği, söz konusu talebin de reddinin gerektiği, davacının davalı şirketin ortaklarından olduğu, davacının hissesini davalı şirketin 28.04.2017 tarih 2017/2 sayılı genel kurul kararı ile ve İzmir 8. Noterliğinin 28.04.2017 tarih 02892 yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile 225.000,00 TL bedel karşılığında devrettiği, devir sözleşmesinde devir bedelinin nakden ve tamamen alındığının belirtildiği, davacı tarafça söz konusu pay devir sözleşmesinin TBK'nın 28. maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma sebebiyle iptali gerektiğinin iddia edildiği, söz konusu madde doğrultusunda aşırı yararlanma olgusunun gerçekleşmesi için öncelikle karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlığın varlığının belirlenmesi gerektiği, yapılan keşif üzerine düzenlenen bilirkişi raporlarında davalı şirketin değerinin 1.080.798,00 TL tutarında olduğu, davacının %25 hisse bedelinin 270.198,50 TL olduğu, davacının hissesinin davalı şirketin 28.04.2017 tarih 2017/2 sayılı genel kurul kararı ile İzmir 8. Noterliğinin Limited Şirket Pay Devir Sözleşmesi ve genel kurul kararında da belirtildiği üzere 225.000,00 TL bedel karşılığı davalı ...'ya devredildiği, şirket hissesinin gerçek değeri ile davacıya ödenen bedel arasında %20 oranında eksiklik bulunduğu, söz konusu eksikliğin de TBK'nın 28. maddesi anlamında aşırı oransızlık olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket ile davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının payını devretmesine ilişkin sözleşme bakımından aşırı yararlanma şartları gerçekleşmediğinden İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı tarafça, davalı ...'ya Limited Şirket Pay Devir Sözleşmesi ile devredilen hisselerin gerçek değerinin ve böylece payların reel satış bedelinin tespitine, edimler arasındaki oransızlığın giderilerek şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, bu talebin kabul edilmemesi halinde yapılan tasarrufun aşırı yararlanma nedeniyle iptali ile davacıya ait %25'lik şirket hissesinin davacıya iadesi,davalı ... ile davalı şirket arasında yapılan tüm sözleşmelerin ve tasarrufların iptali, davalıya devredilen tüm mal varlığı değerlerinin ve marka kullanım haklarının şirkete iadesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi2021/1953 E.2024/1317 K.Esastan ret
- ilk dereceİzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi2017/1150 E.2021/493 K.Davalı şirket ile davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine
- limited sirket
- pay devri sozlesmesi
- asiri yararlanma
- gabin
- acik oransizlik
- pasif husumet yoklugu
- belirsiz alacak davasi