TTK 122: Distribütörlük Sözleşmesinde Denkleştirme Tazminatı İstemi ve Bir Yıllık Hak Düşürücü Sürenin Hesaplanması Usulü
Distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan denkleştirme tazminatı istemleri TTK m. 122/4 uyarınca bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olup, salgın dönemi durma süreleri ile arabuluculukta geçen süreler düşüldükten sonra yasal süresi geçtikten sonra açılan davanın usulden reddi gerekir.
Davacı distribütör, sözleşmeyle kendisine verilen münhasır bölgede davalının doğrudan satış yaparak hak ihlalinde bulunduğunu ileri sürüp sözleşmeyi feshederek denkleştirme tazminatı talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, fesihten itibaren başlayan bir yıllık hak düşürücü sürenin, Covid-19 salgını dönemindeki yargısal sürelerin durdurulması kararları ve arabuluculuk faaliyeti süresi hesaba katılarak yapılan hesaplama neticesinde dava tarihi itibariyle dolduğunu saptayarak davayı reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay bu hukuki değerlendirmeyi yerinde bularak onama kararı vermiştir.
11. Hukuk Dairesi 2024/2313 E. , 2025/772 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi SAYISI :2024/148 Esas, 2024/324 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2020/655 E., 2023/830 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dağıtım, pazarlama ve lojistik sektörlerinde faaliyet gösterdiğini, davalı ... Temizlik Kozmetik A.Ş. (...) ile aralarında ...'ya ait Vissmate markalı ürünlerin dağıtımı ve satışının gerçekleştirilmesi amacıyla distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, bu kapsamda ... tarafından üretilen ürünlerin müvekkili tarafından kendisine verilen sorumluluk alanı içerisinde satılmasının kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki yükümlülükleri yerine getirdiğini, ürünün geniş kitlelere ulaşmasına aracılık ettiğini, ürünleri hızlı ve güvenilir şekilde tüketiciye ulaştırdığını ancak ...'nın bölgedeki alıcılara ürünü bizzat pazarlayarak sözleşmeyi açıkça ihlal ettiğini, müvekkilinin münhasıran yetkili olduğu bölgede ... tarafından doğrudan satış yapılmasının açıkça sözleşmenin ihlali olduğunu, bu sebeple müvekkilinin sözleşmeyi haklı olarak noter aracılığı ile feshettiğini, sözleşmeyi haklı sebeplerle fesheden müvekkiline denkleştirme tazminatı ödenmesi gerektiğini, öte yandan davalı ... ile diğer davalı Şirket arasında organik bağ bulunduğunu, her iki Şirketin de gerçek yöneticisinin davalı Şahıs olduğunu, tüm davalıların denkleştirme tazminatından sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 200.000,00 TL denkleştirme tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalılar ... Ambalaj ve ... vekilleri cevap dilekçesinde; davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; denkleştirme tazminatının bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 112/4 hükmü gereği denkleştirme tazminatının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerektiği, bu sürenin hak düşürücü süre niteliğinde olup davanın her aşamasınca resen değerlendirileceği, davacının davalı ... ile arasındaki sözleşmeyi 26.06.2019 tarihli fesih ihtarı ile sonlandırdığı, bu ihtarnamenin davalıya 27.06.2019 tarihinde tebliğ edildiği, bu durumda bir yıllık hak düşürücü sürenin arada zamanaşımını kesen ya da durduran sebepler bulunmadığı taktirde 27.06.2020 tarihinde dolacağı, davacı tarafın talebinin hak düşürücü süre içinde ileri sürülüp sürülmediği incelendiğinde; 27.06.2019 tarihinden itibaren başlayan hak düşürücü süre işlerken dünya genelinde yaşanan Covıd 19 salgını nedeniyle kabul edilen 7226 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi ile 30.04.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar duran sürenin 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 01.05.2020 (bu tarih dahil) tarihinden itibaren 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatıldığı, bu durumda, somut olayda 27.06.2019 tarihinden itibaren başlayan sürenin 8 ay 16 gün işlediği ve 13.03.2020 tarihi itibariyle duran sürenin 16.06.2020 tarihi itibariyle kaldığı yerden devam ettiği, davacının 16.07.2020 tarihinde arabulucuya başvurduğu, anlaşmama tutanağının ise 21.08.2020 tarihinde düzenlendiği, 16.06.2020 ila 16.07.2020 tarihleri arasında geçen süre gözetildiğinde dava açma süresinin 9 ay 16 gününün dolduğu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin on beşinci fıkrasında; arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının duracağının hak düşürücü sürenin işlemeyeceğinin kabul edildiği, 22.08.2020 tarihi itibariyle dava açmak için geriye 2 ay 14 gün kalmış olmakla hak düşürücü sürenin 06.11.2020 tarihi itibariyle dolduğu, davanın ise süre dolduktan sonra 30.12.2020 tarihinde açıldığı gerekçesi ile denkleştirme tazminatı talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesine dayalı denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.02.2024 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi2024/148 E.2024/324 K.Esastan ret
- ilk dereceİstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi2020/655 E.2023/830 K.Denkleştirme tazminatı talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddi
- m. 122/ (4)· İlk derece: Denkleştirme tazminatı taleplerinin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren tabi olduğu bir yıllık hak düşürücü sürenin hesaplanmasında zikredilmiştir (Karar metninde 122/4 yerine sekven 112/4 olarak yazılmıştır).
- m. 122· Yargıtay: Davanın hukuki niteliğinin denkleştirme tazminatı istemi olarak belirlenmesinde esas alınmıştır.
- denkleştirme tazminatı
- distribütörlük sözleşmesi
- hak düşürücü süre
- arabuluculuk
- sürelerin durması
- tek satıcılık