TTK 122: Yazılı Sözleşme Olmaksızın Kurulan Fiili Tek Satıcılık İlişkisi, Münhasırlık Karineleri ve Denkleştirme Tazminatının Kıyasen Uygulanması
Yazılı bir sözleşme olmasa dahi taraflar arasındaki ortak reklam, pazarlama fonu anlaşmaları, satış ritmi, hacmi ve yazışmalar fiilen münhasırlık içeren bir ilişkiye işaret ediyorsa taraflar arasında tek satıcılık (münhasır distribütörlük) sözleşmesinin kurulduğu kabul edilmeli ve TTK m. 122/5 uyarınca denkleştirme tazminatı hükümleri kıyasen uygulanmalıdır.
Davacı distribütör, taraflar arasındaki fiili münhasır distribütörlük ilişkisinin ihlal ve feshedildiğini ileri sürerek portföy tazminatı ve kâr kaybı talebiyle asıl ve birleşen davalar açmış; davalı ise cari hesap alacağı için itirazın iptali davası açmış ve distribütör karşı dava ile arıza servis sözleşmesinden doğan alacaklarını istemiştir. İlk derece mahkemesi tek satıcılık ilişkisinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle tazminat taleplerini reddetmiş, cari hesap davasını kabul etmiştir. Yargıtay, taraflar arasındaki fiili ilişkinin tek satıcılık niteliğinde olduğunu saptayarak asıl davayı davacı yararına bozmuş, diğer birleşen davanın gerekçesini düzelterek onamış ve tahkim şartı bulunan karşı davayı usulden reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle bozmuştur.
11. Hukuk Dairesi 2024/3335 E. , 2025/3436 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2003 Esas, 2024/355 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2011/223 E., 2021/8 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı-birleşen davalı ... Bilişim...A.Ş. ve davalı-birleşen davacı ... . Ltd. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.05.2025 günü hazır bulunan asıl davalarda davacı birleşen davalarda davalı vekili Avukat ... ve asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... Co. Ltd. Şti. (... ) vekili Avukat ... ve asıl davada davalı birleşen davada davacı, birleşen davada davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, 2004 yılından tek yetkili distribütörlük ilişkisinin sona erdiği tarih olan 2010 yılına kadar kesintisiz olarak davalı şirkete ait ... marka dijital fotoğraf makinesi ürünlerinin (“Ürün”) Türkiye çapında irtibat halinde olduğu firmalar kanalı ile pazarlama, satış ve dağıtımını gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin, davalı şirketin “Ürün” ile ilgili Türkiye çapındaki pazar payını %0,5 oranından %25 oranına, davalı şirketin ürüne ilişkin Türkiye çapındaki pazar payını 2006 yılı itibarıyla 1. sıraya yükselttiğini ve söz konusu birincilik derecesinin 2009 yılı sonuna kadar korunduğunu, müvekkili şirkete, davalının 12.06.2007 tarihinde kurulmuş ve tescil edilmiş Türkiye temsilciliği olan ... İstanbul Pazarlama ve Tic. Ltd. Şti. (“... Türkiye”) tarafından ... Noterliği’nin 25.09.2009 tarihli ve 19709 yev. no.lu ihtarnamesinin keşide edildiğini, davacı tarafından 01.10.2009’da tebellüğ edilen söz konusu ihtarnameye ilişkin cevap ve itirazlarının ... Noterliği’nin 20.10.2009 tarihli ... yev. no.lu ihtarnamesi ile ... Türkiye’ye iletildiğini, davalının taraflar arasındaki tek yetkili distribütörlük ilişkisini ihlal eden nitelikteki kararı sebebiyle ve aynı zamanda ihlalin giderilmesi amacıyla müvekkili şirket tarafından ... Türkiye ve davalı aleyhine ... Noterliği’nin 23.02.2010 tarihli ve 07886 yev. no.lu ihtarnamesinin keşide edildiğini, davacı şirket tarafından davalı ve ... Türkiye’ye iadeli taahhütlü posta yolu ile gönderilen 11.05.2010 tarihli ihtarname ile müvekkili şirketin, ... marka bilgi teknolojileri ürünleri ile tüketici elektroniği ürünlerinin de satış, dağıtım ve pazarlaması hususunda yetkili distribütör olması sebebiyle söz konusu ürün grupları ile ilgili yasal her türlü hak ve alacak talebi saklı tutulmak kaydı ile müvekkili şirket ile davalı arasındaki ... marka dijital fotoğraf makinesi ürün grubu ile ilgili geçerli olan ve fakat davalı tarafından fiilen sonlandırılmış olan tek yetkili distribütörlük sözleşmesinin ihtarnamenin keşide edildiği tarih olan 11.05.2010 tarihi itibarıyla müvekkili şirket tarafından haklı nedenle ve derhal feshedildiğinin ve konuya ilişkin yasal yollara başvurulacağının bildirildiğini, söz konusu ihtarnamenin ... Türkiye tarafından 05.06.2010 tarihinde tebellüğ edildiğini, müvekkili şirketin tek yetkili distribütör olarak yıllarca emek ve yatırım verdiği ... marka dijital fotoğraf makinesi ürünlerinin ithalatının, 01.01.2010 itibarıyla ... Türkiye tarafından yapılmasının, ürünün yurt içi piyasaya söz konusu şirket tarafından tedarik edilmesinin, müvekkili şirketin tek yetkili distribütör sıfatıyla satış, dağıtım ve pazarlamasını üstlendiği ürün grubu ile ilgili olarak ..., ..., ... gibi perakende satış noktalarına ... şirketleri tarafından doğrudan satışlar yapılması ve Mayıs 2010 itibarıyla ... Elektronik…A.Ş.’ye distribütörlük verilmesinin müvekkili şirket ile davalı arasındaki tek yetkili distribütörlük sözleşmesinin açık ihlali anlamına geldiğini, bunun da müvekkili şirket aleyhine kâr ve müşteri kaybına sebebiyet vereceğini, müvekkili Şirket ile davalı arasındaki distribütörlük ilişkisinin yoğunluğu ve hacmi doğrultusunda, müvekkilinin tüm faaliyet ve işlerinin büyük kısmını davalıya hasretmiş olması nedeniyle, 3 aylık fesih ihbar süresinin en az 6 ay olmasının ve müvekkilinin ithal etmiş olduğu ürünler için kanundan kaynaklanan garanti ve servis hizmeti sağlama yükümlülüğünün de bulunduğu dikkate alındığında bu somut olayın özellikleri gereği fesih ihbar süresinin 1 yıl olması gerektiğini, 2008 yılından itibaren müvekkili şirketin, lojistik merkez projesinin hayata geçişi için 44.000.000,00 USD’yi aşan bir yatırım gerçekleştirdiğini, anılan yatırımın hayata geçirilişinin her aşamasının, davalının bilgisi ve gelecekte yeni ... marka ürün gruplarının da müvekkili şirket vasıtasıyla dağıtımı olasılığı göz önünde bulundurularak teşvik ve tavsiyeleri dâhilinde gerçekleştiğini, bu proje çerçevesinde müvekkili şirket tarafından üç yüze yakın kişinin, global ekonomik kriz şartları altında istihdam edildiğini, müvekkili şirketin tamamen kendi girişim ve çabalarıyla uzun zaman ve emek harcayarak kurmuş olduğu irtibatların ve projelerin, davalının haksız ve kötüniyetli olarak makul bildirim sürelerine de uymaksızın tek yetkili distribütörlük ilişkisini feshi sebebiyle gerçekleştirememiş olmasının müvekkili şirket açısından hem kârdan yoksun kalmasına hem de itibar kaybına sebep olduğunu, taraflar arasındaki tek yetkili distribütörlük ilişkisinin sona ermesinden önce müvekkili şirkete bağlı olarak çalışan tüm alt bayilerin, taraflar arasındaki tek yetkili distribütörlük ilişkisinin sona ermesinden sonra davalı ve ... Türkiye’ye bağlı olarak çalışmaya başlaması hususunun da müvekkili şirkete ticari itibar ve maddi açıdan büyük zarar verdiğini, müşteri (denkleştirme) tazminatının hesabında müvekkili şirketin nakıs kalan geçmiş dönem net kârına göre değil, fesih anı itibarıyla davalı şirkete bıraktığı müşteri portföyü, pazar payı ve yarattığı marka değeri ve elde edeceği net kâr da dikkate alınarak davalıya devredilen katma değere göre hesaplanmasının hakkaniyete uygun olacağını, müvekkili şirket ile en sonuncusu 2009 yılı Aralık ayında olmak üzere ürünün reklâm ve tanıtımına ilişkin müşterek reklam sözleşmeleri, pazarlama destek sözleşmeleri imzaladıklarını, bu kapsamda söz konusu teşvik, yatırım ve istihdamların gerçekleşmesi ve davalının ürün reklam ve tanıtımına ilişkin müşterek reklâm sözleşmesi, pazarlama destek sözleşmeleri imzalamasının, davalının “culpa in contrahendo” sorumluluğunun doğmasına ve buna bağlı olarak da tek yetkili distribütörlük sözleşmesinin sona erdirilmesiyle davalının yaratmış olduğu güven ilişkisinin ihlaline sebebiyet verdiğini ileri sürerek müvekkilinin fazlaya dair her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak üzere uğradığı toplamda 18.000.000,00 USD'yi aşacağı düşünülen zararın 250.000,00 USD tutarında maddi zarar, 250.000,00 USD tutarında yoksun kalınan kâr, fesih sebebiyle davacı müvekkili Şirket’in ticari itibarının ve markasının tüketiciler nezdinde zedelenmiş olmasına karşılık gelen 500.000,00 USD tutarında manevi zarar ve 4.000.000,00 USD tutarında müşteri (denkleştirme) tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 5.000.000,00 USD karşılığı 7.564.000,00 TL’nin feshin davalı tarafından fiilen gerçekleştirildiği tarih olan 01.01.2010 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanacak avans faiz oranına göre hesaplanacak faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/382 E. sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalılardan ... Ltd. arasında 2001 yılından bu yana kesintisiz olarak devam eden ... marka monitör ürün grubunun Türkiye'deki satış, dağıtım ve pazarlanmasını kapsayan distribütörlük sözleşmesinin davalılar tarafından ihlali ve feshi sebebiyle müvekkili şirketin fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak üzere müşteri tazminatı ile müvekkili şirketin uğramış olduğu maddi zarar, yoksun kalınan kar, fesih sebebiyle müvekkili şirketin ticari itibarının ve markasının tüketiciler nezdinde zedelenmiş olmasına karşılık gelen manevi zarar olmak üzere şimdilik toplam 11.383,00 USD karşılığı 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 3.Birleşen İstanbul Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/170 E. sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı borçlu arasında var olan uzun süreli ticari ilişki çerçevesinde davalının müvekkili şirketten en son satın aldığı, faturalar ve sevk irsaliyeleri ile davalıya teslim edildiği sabit olan ürünlere ilişkin bedelleri tahsil edemediklerini, fatura bedellerinin ödenmesi için davalıya ihtarname gönderildiğini, buna rağmen borcunu ödemeyen davalı hakkında icra takibi başlattıklarını, davalının haksız olarak borca itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalının borca itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %40' tan az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 4.Karşı davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile karşı davalı arasında ... ürünlerinin satış, pazarlama ve servis desteği sağlanması amacıyla distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin bu sözleşmeyi başarıyla ifa ettiğini, buna rağmen 2011 yılında sözleşmenin karşı davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, müvekkili ile karşı davalı arasında 2001-2011 yılları arasında devam eden oldukça geniş kapsamlı ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişkiye istinaden imzalanan ... sözleşmelerinin de karşı davalı tarafından açıkça ihlal edildiğini, ... sözleşmelerinin çeşitli arızalar nedeniyle değişim ya da iade amaçlı müvekkiline geri dönen ürünlerin üretici firmaya iade edilmesi ve karşılığında yeni ürünlerin müvekkiline gönderilmesine ilişkin hükümler içerdiğini, bu sözleşmeler gereğince karşı davalının yenileriyle değiştirilmiş ... ürünlerini ürünlerin Türkiye' den çıkış tarihinden itibaren 3 ay içerisinde müvekkiline göndermeyi kabul ettiğini, bu süreye uyulmaması halinde kredi servis hizmeti sağlayacağı yani geciken ürünler için hak ediş bedeli olarak ... (...) vereceğinin hüküm altına alındığını, ancak bugüne kadar karşı davalının 61.689 adet üründe 3 aylık süreyi aşığını, bu ürünlere ilişkin ödemeyi taahhüt ettiği ... tutarı için şimdilik 1.000,00 USD karşılığı 1.796,60 TL'nin ihlal tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile tahsilini, karşı davalının kötüniyetli olarak uhdesinde bulundurduğu ve müvekkilinin tüm çabalarına rağmen göndermekten imtina ettiği 1497 adet ... ürünleri karşılığında 74.730,90 USD için 133.887,88 TL'nin fatura tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile tahsilini, ... sözleşmesine aykırı olarak bir yıl içinde arıza nedeniyle geri dönen ürünlerin o yıl içerisinde satın alınan ürünlerin %3'ünü geçmesi nedeniyle müvekkiline ödemeyi taahhüt ettiği ancak ödemediği maliyetler için şimdilik 1.000,00 USD karşılığı 1.791,60 TL'nin ihlal tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini, distribütörlük sözleşmesinin konusunu teşkil eden ... Şirketine devrinden dolayı müvekkilinin uğradığı maddi zararlar için şimdilik 1.000,00 USD karşılığı 1.791,60 TL'nin ve manevi zararlar için 20.000,00 USD karşılığı 35.832,00 TL' nin sözleşmenin haksız feshi tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini, fazlaya dair her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili şirketin söz konusu haksız fesih nedeniyle uğradığı maddi zararlar için şimdilik 1.000,00 USD karşılığı 1.791,60 TL'nin yoksun kalınan kâr için şimdilik 1.000,00 USD karşılığı 1.791,60 TL'nin, fesih sebebiyle müvekkili şirketin ticari itibarının ve markasının tüketiciler nezdinde zedenmiş olması nedeniyle uğradığı manevi zararlar için 80.000,00 USD karşılığı 143,328,00 TL'nin, müşteri tazminatı olmak üzere şimdilik 1.000 USD karşılığı 1.791,60 TL'nin, “...” sorumluluğu kapsamında müvekkili şirketin yukarıda sayılan zararlarının da tazmini için 1.000,00 USD karşılığı 1.791,60 TL olmak üzere tüm tutarların sözleşmenin haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; usul yönünden, yetkili mahkeme, tahkim ve davada uygulanacak hukuk ile ilgili açıklama ve itirazlarının sunulduğunu, davacının, ... marka bilgisayar ve elektronik ürünlerinin Türkiye’de satışına 2004 yılında değil, 2001 yılında başladığını, ... marka bilgisayar, elektronik ve diğer ürünlerin tamamının hiçbir zaman sadece davacı tarafından satışının söz konusu olmadığını, davacının, ... marka bilgisayar ve elektronik ürünlerinin Türkiye’de satışına başlamadan önce ve sonrasında, ... markasının rakipleri olan “..., .., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...” gibi markaların bilgisayar ve elektronik ürünlerini de satmakta olduğunu ve davacının bu rakip markalı ürünleri halen satmaya devam ettiği gibi, davacının 2005 yılından itibaren kendi markası olan “...” markası altında da bilgisayar ve elektronik ürünleri satmakta olduğunu, davacının Türkiye’de ... marka bilgisayar ve elektronik ürünleri için “tek yetkili (münhasır) distribütörlüğü”nün asla söz konusu olmadığı ve taraflar arasında bu konuda herhangi bir mutabakatın bulunmadığını, bu davaya konu edilen ... marka “dijital fotoğraf makinesi” ürününün Türkiye pazarında yoğun olarak 2004 yılından itibaren satılmaya başlandığını, davacının iddiasının aksine bahsi geçen 25.09.2009 tarihli yazıda, davacı ile olan ticari ilişkinin sona erdirildiğine ve davacının artık Türkiye’de ... marka ürünleri, bu meyanda “dijital fotoğraf makinesi”ni satamayacağına ilişkin bir ifadeye yer verilmediğini, nitekim, gerek 17.08.2009 tarihli toplantı gerekse 25.09.2009 tarihli yazıdan sonra davacının ... marka ürünleri “dijital fotoğraf makinesi” dahil satmaya devam ettiği ve işbu davanın açıldığı tarih itibarıyla da satmaya devam ettiğini, davacının, 25.09.2009 tarihli ... yazısına, ... Noterliği vasıtasıyla gönderdiği 20.10.2009 tarihli yazısında, hiçbir şekilde ... marka ürünlerinin Türkiye’de münhasır distribütörü olduğunu iddia etmediğini, ... marka ürünleri kendi içinde ayrıma tabi tutarak “dijital fotoğraf makinesi” ile ilgili ayrı bir talepte bulunmadığını, sadece 25.09.2009 tarihli bilgilendirme yazısını bir fesih yazısı zannederek fesih için verilen sürenin yeterli olmadığı konusunda beyanda bulunduğunu, gerek davacının daha sonra 03.11.2009 tarihinde gönderdiği e-mailinde, gerekse bu e-mailine verilen cevap yazısında davacının “münhasırlığından” asla bahsedilmediği gibi, ... marka ürünleri kendi içinde ayrıma tabi tutarak “dijital fotoğraf makinesi” ile ilgili ayrı bir beyanda da bulunulmadığını, davacının, ilk defa, avukatı tarafından gönderilen ilk ihtarname olan 16.02.2010 tarihli ihtarnamesi ile ... ürünlerinin ithalatını “tek satıcılık sözleşmesi” çerçevesinde yaptığını iddia etmesine rağmen, işbu ihtarnamede ... marka ürünleri kendi içlerinde bir ayrıma tabi tutarak “dijital fotoğraf makinesi” ile ilgili farklı bir iddiada bulunmadığını, münhasırlığın tüm ürünler bakımından olduğu anlamına gelecek şekilde beyanda bulunulduğunu, davacının, 23.02.2010 tarihinde gönderdiği iki ayrı ihtarname ile ilk defa münhasırlık iddiasını ... markalı ürünler bazında ayırarak, münhasırlığın sadece “dijital fotoğraf makinesi” ürünü ile ilgili olduğunu iddia ettiğini, davacının, daha sonra, ... şirketlerinden alınan bazı ... marka ürünlerin satış sonrası servis hizmetlerinin 01.09.2009 tarihinden itibaren ... İstanbul Pazarlama ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yerine getirileceğine dair 16.04.2010 tarihli protokolü imzaladığını, bahsi geçen protokolde; davacının sadece ithalatçı olduğunun ve ... marka ürünlerin Türkiye’ye ithalatını yapmış olduğunun belirtildiğini ve davacının “münhasır distribütör” olduğundan söz edilmediğini, davacının, 11.05.2010 tarihinde gönderdiği yeni bir ihtarname ile ... markalı ürünlerden sadece “dijital fotoğraf makinesi” ürünü için “tek yetkili distribütör” olduğu yönündeki 23.02.2010 tarihli ihtarnamesindeki iddialarını yinelediği ve sadece ... markalı “dijital fotoğraf makinesi” ürünü ile ilgili olan ticari ilişkinin davacı tarafından 11.05.2010 tarihi itibarıyla tek taraflı olarak feshedildiğini bildirdiğini, davacının işbu davanın açıldığı tarihe kadar ... markalı diğer ürünler ile ilgili olarak herhangi bir fesih bildiriminde bulunmadığını, davacının tek taraflı olarak yaptığı 11.05.2010 tarihli fesih bildirimine 26.05.2010 tarihinde cevap verildiğini, bu cevapta da 01.01.2010 tarihi itibarıyla davacının ticari ilişkisine son verilmediği tekrar beyan edilerek, davacının “münhasır distribütör olmadığı”, bu nedenle de başka şirketlere de distribütörlük verilmesinin piyasa şartlarının gereği olduğu, davacının bir yandan münhasır distribütör olduğunu iddia ederken, diğer yandan ... markalı ürünleri yurtdışındaki farklı şirketlerden de aldığı ve ayrıca farklı marka ürün gruplarının da distribütörlüğünü aynı anda yaptığı, davacının iddialarının kabulünün mümkün olmadığının davacıya bildirildiğini, davacının işbu davayı açtıktan sonra da davalı şirketten ... marka HDD (...) ürünlerini almaya devam ettiği ancak borçlarını ödememekte ısrar etmesi üzerine davalı müvekkilinin, ... Noterliği'nin 11.02.2011 tarihli ve ... yev. no.lu ihtarnamesini davacıya göndererek, faiz hariç toplam 5.560.899,00 USD borcun 20 gün içinde ödenmesini, aksi takdirde ticari ilişkinin sona erdirilmesi de dahil yasal yollara başvurulacağını ihtar ettiğini, davacının verilen sürede borcu ödememesi üzerine, davacı ile davalı arasındaki tüm ticari ilişkinin davalı tarafından ... Noterliği'nin 22.03.2011 tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile sona erdirildiğini, bu davadaki gerçeğin, taraflar arasındaki ticari ilişkinin “tek satıcılık ilişkisi” niteliğinde olmadığı, “bayilik” niteliğinde olduğunu, ticari ilişkinin davacı tarafından haksız ve tek taraflı olarak sona erdirildiğini, ilişkiyi kendisi sona erdiren bir tacirin, kâr kaybı, maddi veya manevi tazminat veya müşteri tazminatı vb. herhangi bir tazminat isteyemeyeceğini, davacının, feshi ihbar süresinin kısa olduğu iddiasına dayalı kâr kaybı talebinin her halükârda Kanuna aykırı olduğunu, bir an için, feshi davalı müvekkilinin yaptığı varsayılsa dahi (-ki böyle bir durumun söz konusu olmadığı), sayın davacının fesih bildirimi olduğunu iddia ettiği ihbarın önce 17.08.2009 tarihli toplantıda kendisine iletildiğini, daha sonra da 25.09.2009 tarihli yazı ile feshin 01.01.2010 tarihinde hüküm ifade edeceğinin bildirildiğini bu tarihler arasındaki zamanın dörtbuçuk aydan fazla bir zamana tekabül etmesi nedeniyle, Kanuna uygun bir fesih önelinden daha uzun bir fesih öneli verildiğini öte yandan, davacının ithal ettiği ürünler için kanundan kaynaklanan garanti ve servis hizmeti sağlama yükümlülüğü bulunduğu için fesih ihbar süresinin 1 yıl olması gerektiği yönündeki iddiasının maddi gerçeklere aykırı olduğunu, zira davacının, 01.09.2009 tarihinden itibaren, protokolde belirtilen ... şirketlerinden satın aldığı ... marka ürünlerin satış sonrası servis hizmetlerinin ... İstanbul Pazarlama ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yerine getirileceğine ilişkin 16.04.2010 tarihli protokolü imzaladığını, dolayısıyla da, davacının 01.09.2009 tarihinden itibaren anılan protokol kapsamında herhangi bir garanti servis yükümlülüğünün kalmadığını beyanla bahsi geçen gerçeğe rağmen, davacının, sadece tek bir ürün ile ilgili olarak yapıldığını iddia ettiği fesih için 6 aylık (hatta 1 yıllık) feshi ihbar süresi verilmesini istemesinin hukuken haklı görülmesinin kesinlikle mümkün olmadığını, fesih süresi sebebiyle davacının somut olarak bir zarara uğramış olması ihtimalinin de bulunmadığını, herhangi bir üretim yapmayan ve sadece distribütör olan davacının, tek bir ürünün toptan satışı için 300 kişi çalıştırdığına inanmanın son derece güç olduğunu, fesih süresi uzun tutulsaydı, stoklardaki malların elden çıkarılabileceği ve itibarı kaybolmadan tüketicilerden gelen siparişleri karşılayabileceği yönündeki iki ayrı iddianın da öncelikle birbirleriyle çelişkili olduğunu, zira davacının bir yanda stoğundaki malları satacak kafi süre olmadığını, diğer yandan da satacak malı olmadığı için tüketicilerin siparişlerini karşılayamadığından ticari itibarının kaybolduğunu iddia etmesinin çelişki olduğunu, somut olayda şayet lojistik binası için yapıldığı iddia edilen bina, masraf olarak telakki edilirse bu masrafı davacının yüklenmesi gerektiğini, yatırımın her türlü iş için kullanılabilecek bir bina olması karşısında, binanın, başka bir şekilde değerlendirilemeyeceğini iddia etmenin imkânsız olması nedeniyle, bu yatırım dolayısı ile davacının davalıdan herhangi bir tazminat talebinde bulunmaması gerektiğini, davacının ticari itibarını zedeleyecek somut hiçbir eylemin bulunmadığı ve salt ticari ilişkinin sona ermiş olmasının davacının manevi tazminat talebinin gerekçesi olamayacağı için davacının manevi tazminat talebinin de her halükârda Kanuna aykırı olduğunu, doktrinde belirlenen ve Yargıtay tarafından da benimsenen “müşteri (denkleştirme) tazminatı” talebinin de her halükârda Kanuna aykırı olduğunu, ticari ilişkiyi davacının tek taraflı kararı ile sona erdiğinden ve bu sona erdirmenin hiçbir haklı gerekçesi bulunmadığından davacının müşteri tazminatı talep edemeyeceğini, sözleşme süresince rakip malları satmış olan tek satıcının sözleşmenin sona ermesinden sonra mevcut müşterilerine ürün satmaya devam edebiliyor olmasının, tek satıcının sözleşmenin sona ermesinden sonra müşteri çevresini kaybetmiş olduğu anlamına gelmeyeceğini, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olmaması halinde, davacının sözleşmeye konu ürünler için yaptığı reklâm ve pazarlama çalışmalarının, müşteri tazminatı talebinin gerekçesi olarak gösterilemeyeceğini, ... markasının Türkiye’de yayılması için ... şirketlerinin de devamlı bir pazarlama faaliyeti içinde olduklarını, davacı tarafından yapılan pazarlama çalışmalarına dahi ... şirketlerinin her zaman %50 oranında iştirak ettiğini, davaya konu edilen “dijital fotoğraf makinesi” ürününün, davacı tarafından yaratıldığı iddia edilen müşteriler tarafından tekrar tekrar satın alınıp alınmayacağının kesinlikle belli olmadığını, davaya konu ürünün özellikleri dikkate alındığında, “markaya bağlı” bir müşteri kitlesinden bahsetmenin mümkün olmadığını, bu nedenle de müşteri tazminatı talebinin reddedilmesinin gerektiğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığından, avans faiz oranının uygulanmasının talep edilemeyeceğini, ayrıca manevi tazminat bakımından avans faizi istenmesinin her halükârda Kanuna aykırı olduğunu öte yandan, ortada bir temerrüt ihtarının da söz konusu olmaması nedeniyle, faizin 01.01.2010 tarihinden itibaren işletilmesinin de hukuken mümkün olmadığını, davacının işbu davadaki taleplerini doğrudan Türk Lirası üzerinden istemesi gerekirken, manevi tazminat, maddi tazminat, müşteri tazminat ve kâr kaybı taleplerini USD karşılığı Türk Lirası olarak istemesinin de Kanuna aykırı olduğunu savunarak öncelikle yetki itirazlarının ve tahkim itirazlarının kabulüne; Mahkeme’nin kendini işbu davada yetkili görmesi halinde ise, işbu davadaki iddiaların gerçeklere aykırı; bu iddialara dayalı taleplerin ise, her halükârda Kanuna ve Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına aykırı olması nedeniyle, bu davadaki taleplerin tamamının reddine; işbu haksız dava ile ilgili her türlü yasal haklarını saklı tutarak karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/382 E. sayılı davada davalı ... Co. Ltd. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirket’in Türkiye’de merkezi veya yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunmadığını, merkezinin Kore’nin ... şehrinde olduğunu, malın teslim borcu davalı müvekkilinin borcu olduğundan ve davalının işyerinin de Kore’de bulunması nedeniyle, işbu davada Kore Hukuku’nun uygulanması gerektiğini, davacının ticari ilişkinin sona erme tarihi olarak gösterdiği 01.01.2010 tarihinin ticari ilişkinin sona erme tarihi olarak kabul edilmesi halinde, işbu davanın 08.09.2011 tarihinde açılması nedeniyle, davacının portföy tazminatı, maddi ve manevi tazminat taleplerinin, bu taleplerin esas bakımından haklı olup olmadığı yönünde hiçbir inceleme yapılmadan zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini. daha önce diğer davalı ... İstanbul Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti. (“...”) tarafından sunulan davanın esası ile ilgili beyanların ve belgelerin, davalı müvekkili Şirket bakımından da geçerli beyan ve belgeler olduğunu, Türkiye’de satılan ... marka bilgisayar ve elektronik ürünlerin; “monitör, projektör, dizüstü bilgisayar, netbook, optik disk, mp3 çalar, video kamera, fotoğraf makinesi, telefon, printer, hard-drive” gibi ürünler olduğunu, Türkiye’de ... marka bilgisayar, elektronik ürünler ve diğer ürünlerin, sayıları her zaman birden fazla ve hiçbiri münhasır olmayan distribütörler tarafından satıldıklarını, davacının daha önce farklı ... şirketlerinden satın aldığı ... markalı ürünleri 01.01.2010 tarihinden sonra Türkiye’de kurulu bulunan ve ... Grubu Şirketi olan ...’den satın almasının kendisi için de bazı kolaylıklar sağladığını, davacının da bugüne kadar 11.05.2010 tarihli ihtarnamesi ile sadece ... marka dijital fotoğraf makinesi ürünü ile ilgili fesih bildiriminde bulunduğunu (-ki o fesih bildiriminin de esasen haksız olduğu), ... markalı ürünler ile ilgili taraflar arasındaki ticari ilişkinin, ... tarafından gönderilen 22.03.2011 tarihli fesih ihbarnamesinde verilen 3 aylık fesih ihbarının sonunda 23.06.2011 tarihinde sona ermiş olduğunun kanaatlerince tartışmasız olduğunu beyanla; öncelikle usulü itirazları sebebiyle davanın reddine, bu talepleri kabul edilmediği takdirde ise, işbu davadaki iddiaların gerçeklere aykırı, bu iddialara dayalı taleplerin ise, her halükârda Kanuna ve yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına aykırı olduğundan, bu davadaki taleplerin tamamının reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Birleşen Ankara 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/382 E. sayılı dosyasında davalı ... İstanbul Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tek satıcılık sözleşmesinin tarafı olmadığını, bu durumda, bir an için, davacının reklam ve pazarlama faaliyetlerinde bulunduğu kabul edilse bile, bu durumun, davacının ticari menfaati gereği olduğu ve ayrıca müşteri tazminatı talep edilmesi sonucunu doğurmayacağını, ... markasının Türkiye’de yayılması için ... şirketlerinin de devamlı bir pazarlama faaliyeti içinde oldukları ve bu amaçla çok büyük harcamalar yaptıklarını, davacı tarafından yapılan pazarlama çalışmalarına dahi ... şirketlerinin %50 oranında iştirak ettiklerini, davacının, nihai tüketicilere doğrudan ürün satmadığını, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ... , ..., ..., ... gibi büyük firmalara ve bazı bayilere toptan olarak ürün sattığını, bu “büyük mağaza” ve “bayilerin” müşteri tazminatındaki “müşteri” sayılıp sayılmayacağı, “müşterilerin” alım tekrarı olan “nihai tüketici” olması gerekip gerekmediğinin de dikkate alınması gerektiğini, davacının www.....com.tr adresindeki internet sitesi incelendiğinde, işbu dava tarihi itibarıyla da gerek monitörler gerekse diğer bilgisayar ürünleri bakımından ticari faaliyetine devam ettiğinin açıkça görülmekte olduğunu, bahsi geçen tüm engellere rağmen, bu davada müşteri tazminatı hesaplanacak olursa davacının önerdiği hesaplama yönteminin asla uygulanamayacağı gibi, davacı ile ... arasındaki ticari ilişkinin sadece 1,5 yıl devam etmiş olduğunun da dikkate alınması gerektiğini, davacının işbu davadaki taleplerini doğrudan Türk Lirası üzerinden istemesi gerekirken, manevi tazminat, maddi tazminat, müşteri tazminat ve kâr kaybı taleplerini USD karşılığı Türk Lirası olarak istemesinin kanuna aykırı olduğunu savunarak reddine karar verilmesini talep etmiştir. 4. Birleşen İstanbul Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/170 E. sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. 5.Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; tahkim itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın reddine, birleşen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/382 E. ve 2012/120 K. sayılı davasının reddine, birleşen Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/170 E. ve 2012/874 K. sayılı asıl davasının kabulü ile icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin bu defa; 5.560.899,80 USD asıl alacak ile 388.000,00 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam; 5.948.899,80 USD yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a bendi gereğince devlet bankalarının 1 yıl vadeli USD cinsi mevduata uygulanan faiz oranın tatbik edilmesine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 99. maddesinin infaz aşamasında nazara alınmasına, alacağın %40'ı oranında icra inkâr tazminatının davalı yandan alınarak davacı yana verilmesine, karşı davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacı yanın geri dönüş süresi 3 ayı geçen ... ürünleri için credit note tutarlarına ilişkin isteminin kısmen kabulü ile; 1.000,00 USD karşılığı 1.791,60 TL'nin karşı dava tarihi olan 13.04.2012 tarihinden itibaren, bakiye 4.250.181,59 USD karşılığı 24.255.786,33 TL'nin ıslah tarihi olan 26.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya istemin reddine, davacı yanın 1497 ... ürünü bedeli talebinin kabulü ile; 74.730,90 USD karşılığı 133.887,88 TL'nin karşı dava tarihi olan 13.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, davacı yanın ... sözleşmesi gereği 1 yıl içerisinde geri dönen ürünlerin o yıl içerisinde satın alınan ürünlerin %3'ünü geçmesinden kaynaklanan zarar talebinin kabulü ile; 1.000,00 USD karşılığı 1.791,60 TL'nin karşı dava tarihi olan 13.04.2012 tarihinden itibaren, bakiye 1.287.120,54 USD karşılığı 7.345.596,92 TL'nin ıslah tarihi olan 26.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, davacı yanın fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince 09.07.2021 tarihli ek karar ile tamamlama talebinin kısmen kabulü ile Mahkemenin 2011/233 E., 2021/8 K. sayılı ve 12.01.2021 tarihli gerekçeli kararına "19-Birleşen Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/170 Esas ve 2012/874 karar sayılı dosyasında karşı davada peşin yatırılan karar ve ilam harcı 2.167.958,75 TL'nin davalı ... . Ltd.'den alınarak davacı ... Bilişim Teknolojileri ve Dış Ticaret A.Ş.'ye verilmesine" dair bendin eklemesine, hükmün bu şekilde tamamlanmasına" karar verilmiştir. Ek karar karşı davada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı-birleşen davalı ... Bilişim... A.Ş. ve davalı-birleşen davacı ... Ltd. vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava münhasır distribütörlük (tek satıcılık) sözleşmesinden kaynaklanan portföy (denkleştirme) tazminatı, kâr kaybı ve maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine, birleşen dava (İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E:2011/382 - K:2012/20) distribitörlük sözleşmesinin fesih nedeniyle maddi ve manevi tazminat, birleşen dava (Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E:2021/170 -K:2012/874) faturadan kaynaklanan cari (açık) hesap alacağının tahsili istemine ilişkin itirazın iptali karşı dava ise ... sözleşmesinden kayaklanan alacaklar ve sözleşmenin haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “tek satıcılık sözleşmeleri”nin tanımı ve hukuki nitelikleri üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır. Tek satıcılık sözleşmesi, ticari hayatın gerekleri doğrultusunda, sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış sui generis bir sözleşmedir. Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde öyle bir sözleşmedir ki, bununla yapımcı, mamüllerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da, sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunma yükümlülüğünü üstlenir. Tek satıcılık sözleşmelerinde tek satıcının asgari alım, sürümü arttırmak için faaliyette bulunma, bilgi verme, müşteri hizmetlerini yerine getirme,yapımcının menfaatlerini koruma, sır saklama, rekabet yasağı gibi yükümlülükleri bulunmaktadır (Tandoğan Haluk, Borçlar Hukuku,Özel Borç İlişkileri, c:1, Ankara, 1985, s:27-28, 42vd., ..., Tek Satcılık Sözleşmesi, Ankara, 1989, s:14, 61-69 vd.). Tek satıcılık sözleşmesinin konusu mal ve hizmetler genellikle belli bir müşteri çevresi bulunan ve zorunlu olmamakla birlikte piyasada tanınmış bir marka içeren mal ve hizmetler olup içeriğine göre özel yasalarla da koruma altına alınabilir. Tek satıcılık sözleşmesinde, tek satıcıya o bölgede tekel hakkı tanınmakta olup, 6102 sayılı TTK'nın 122/5.maddesine göre acentelikle ilgili denkleştirme kuralları hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık sözleşmelerine de uygulanır. TTK'nın 122/1-a,b,c maddelerinde denkleştirme tazminatının talep edilme koşulları yer almaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, her ne kadar taraflar arasında tek satıcılığa ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmamakta ise de; taraflar arasındaki ortak reklam ve pazarlama fonu anlaşmaları, satış ritmi ve hacmi, - davalı tarafından içeriğine itiraz edilmeyen- taraflar/ davalı ile dava dışı firmalar arasındaki elektronik posta yazışmalar ( hep birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki fiili ilişkinin ilerleyiş ve işleyiş şekli itibariyle tek satıcılık sözleşmesine vücut verdiğinin kabulü gerekir. Nitekim ... Bölge Satış Müdürü ... tarafından dava dışı firmaya gönderilen mailde '' Sayın..., [E-]postanız ve ...’ye gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederiz. Ancak, bildiğiniz üzere, ... Bilişim, ... ’in Türkiye pazarındaki resmi distribütörüdür. Alt-distribütör ve ... ile benzer iş ilişkisi içinde olmak istemeniz halinde, doğrudan ... Bilişim A.Ş. ile iletişime geçmeniz gerekmektedir. Bu arada, [e-]postanızı halihazırda ...’a aktarmış bulunmaktayız. Bu itibarla, kendisi ile doğrudan iletişime geçmeniz ve iş olasılığını görüşmeniz rica olunur. Sizden ve ...’tan iyi bir geri bildirim almayı umuyoruz. Saygılarımla'' şeklindeki mail değerlendirildiğinde, mailde geçen '' resmi distrübütör'' ifadesi tek satıcı anlamını taşımamakta ise de; cümlenin devamında yer alan '' Alt-distribütör ve ... ile benzer iş ilişkisi içinde olmak istemeniz halinde'' denilmesi münhasırlığa karine teşkil eder. Bu itibarla Mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin tek satıcılık ilişkisi olduğu kabul edilerek, davacının taleplerinin bu çerçevede değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış asıl davada verilen hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir. 2. Birleşen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/382 Esas ve 2012/120 Karar sayılı dosyasında; Mahkemece taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesinin bulunmadığı ve sözleşmenin feshinin haksız olduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; yukarıda asıl davaya ilişkin yapılan açıklamalar nazara alındığında, taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesinin bulunduğunun kabulü gerekmekte olup, Mahkemenin tek satıcılık ilişkisinin bulunmadığı gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Tek satıcılık sözleşmesinde portföy tazminatı istenebilmesi için ise, sözleşmenin feshinin haksız olması gerekmekte olup, Mahkemece de isabetle belirtildiği gibi davacı tarafça sözleşmenin feshinin haksız olduğu ispat edilememiştir. Bu durumda davanın taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesinin bulunduğu ve ancak tek satıcılık sözleşmesinde portföy tazminatı isteme koşulları oluşmadığı gerekçesi ile reddi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamıştır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, davacının temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek işbu gerekçe ile düzeltilerek onanması gerekir. 3.Birleşen İstanbul Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/170 Esas ve 2012/874 Karar sayılı davada; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. 4. Karşı davada her ne kadar sözleşmeler arasında bağlantı var ise de; tahkim şartı ayrı bir sözleşmede yer almakta olup bu sebeple tahkim itirazının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken itirazın reddi ile esas hakkında karar tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir. 5.Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, birleşen davada davacının temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek işbu gerekçe ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, (3) nolu bentte açıklanan sebeplerle birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunun 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin bir diğerinden alınarak yek diğerine verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi2021/2003 E.2024/355 K.Taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine
- ilk dereceİstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi2011/223 E.2021/8 K.Asıl davanın ve birleşen 2011/382 E. sayılı davanın reddine; birleşen 2012/170 E. sayılı davanın kabulüne; karşı davanın kısmen kabulüne
- m. 122/ (1)· Yargıtay: Acentelik sözleşmelerine ilişkin denkleştirme tazminatı talep etme koşullarının çerçevesini çizmek üzere atıfta bulunulmuştur.
- m. 122/ (5)· Yargıtay: Acentelikle ilgili denkleştirme (portföy) tazminatı kurallarının hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık (münhasır distribütörlük) sözleşmelerine de kıyasen uygulanacağını hüküm altına almıştır.
- tek satıcılık sözleşmesi
- münhasır distribütörlük
- denkleştirme tazminatı
- portföy tazminatı
- cari hesap
- itirazın iptali
- tahkim itirazı