TTK 1420, 1427: Sigorta Tazminatının Ekspertiz Raporuna Göre Ödenmesinin Kısmi İfa Sayılması ve Zamanaşımının Kesilmesi
Sigorta şirketinin eksper raporuna dayanarak borcu tamamen tasfiye etme amacıyla da olsa yaptığı ödemenin davacının talep ettiği gerçek zararın altında kalması halinde bu ödeme kısmi ifa niteliğinde olup, TBK 154 uyarınca zamanaşımını keser ve yeni bir zamanaşımı süresi başlatır.
Davacı yüklenici, inşaat sigorta poliçesi kapsamında sel nedeniyle oluşan zararının tazmini amacıyla dava açmış ve yargılama sırasında talebini ıslah ile artırmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, sigorta tazminatının muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle ıslah edilen kısım yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Yargıtay ise sigortacının ekspertiz raporuna göre yaptığı ödemenin kısmi ödeme niteliğinde olduğunu ve zamanaşımını kestiğini belirterek kararı bozmuştur.
11. Hukuk Dairesi 2024/236 E. , 2025/1867 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1033 Esas, 2023/1893 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/687 E., 2019/79 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.02.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Samsun 7. Bölge Müdürlüğünün ihale ettiği "Türkeli Ayancık Yol Ayrımı-Taşköprü Boyabat Yol Ayrımı" işinin yapımını üstlendiğini, akabinde davalı nezdinde 11.05.2020-31.05.2011 tarihleri için ... Bütün ... Sigorta Poliçesinin yaptırıldığını, ilerleyen süreçte yapılan değişim zeyilnameleri ile sürenin 31.05.2013 tarihine kadar uzatıldığını, 05.07.2012 tarihinde Ayancık'ta meydana gelen şiddetli yağışlar sebebi ile poliçenin konusunu oluşturan bölgede çok ciddi sel oluştuğunu, davalı tarafça hasar dosyası açıldığını, ayrıca Ayancık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/27 D. İş dosyası ile delil tespit yaptırıldığını, müvekkilinin ihtarname ile davalıdan değişik iş dosyası ile tespit edilen 9.116.063,00 TL hasar bedelini ödemesini istediğini, davalının cevabi ihtarname ile müvekkilinden banka hesap numarası talep ettiğini, bildirilen hesap numarasına 21.05.2013 tarihinde 401.736,00 TL ödeme yaptığını, 09.02.2013-21.05.2013 tarihleri arasında ödemesi gereken 15.498,00 TL faiz tutarını da ödemediğini, sigortalı Samsun Karayolları 7. Bölge Müdürlüğünce davanın müvekkili tarafından açılarak takip edilmesine onay verildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000.000,00 TL karşılanmayan zararın temerrüt tarihi olan 09.02.2013 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte ve 15.498,00 TL faiz alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 13.04.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle; bilirkişi raporu ile müvekkilinin karşılanmayan zararının 6.243.569,53 TL olarak belirlendiğini belirterek karşılanmayan zarar talebini bu miktara artırmış, ıslah harcı 29.04.2015 tarihinde tamamlanmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirkete karşı hiçbir sorumluluğu kalmadığını, davacı şirketin inşaatı süresinde tamamlayamamasından dolayı davaya konu edilen poliçe ve zeyilnamelerin düzenlendiğini, hasar ödemesinde herhangi bir gecikme olmadığını, hasar dosyasının 01.11.2012 tarihli nihai eksper raporu ile tekamül ettiğini, sigorta sözleşmesi bakımından devam eden kısımlar ve teslim edilen/kullanıma bırakılan kısımlarda meydana gelen hasarlar için ayrıma gidilmesi gerektiğini, Karayolları Genel Müdürlüğü'ne teslim edilen/kullanıma bırakılan kısımların poliçe kapsamından çıktığını, ... Sigortası Genel Şartları (Bütün ...) Bakım Devresi Klozu "Bakım devresi teminatı"nın inşaatın tamamlanması veya geçici kabulün yapılması, yahut işverene teslim edilmesi veya işveren tarafından kullanılması ile başlayıp işveren tarafından kesin kabulün yapılması ile sona ereceğini, buna göre davaya konu edilen sel hasarının poliçe kapsamında olmadığını, davacının tazminat talep hakkının MR END 106 klozundan kaynaklandığını, poliçede öngörülen (3 x 200 mt=) 600 mt sorumlulukları olduğunu, ayrıca MR END 111 klozundan dolayı toprak kayması sonucu enkaz kaldırma masrafları için limit koyulduğunu, bunun hasarın %10'u ile sınırlı olduğunu, diğer yandan hasar her ne olursa olsun 237.000,00 TL'lik bir üst limit daha bulunduğunu, eksik sigorta tespit edildiğini, poliçenin 5. sayfasında bulunan şerh uyarınca sel, seylap, yer kayması, toprak çökmesi sigortasında %100 sigorta bedelinin 20'sinin sigortalı üzerinde kalmasının kararlaştırıldığını, ayrıca sigortacının sorumlu olduğu bedel üzerinden %2 tenzili muafiyet uygulanması gerektiğini, sonuç olarak eksper raporunun 11. ve 12. sayfalarındaki hesaplamalar akabinde 401.736,00 TL hasar bedeli çıktığını, 21.05.2013 tarihinde ekspertiz raporu ile hesaplanan tutarın davacıya ödendiğini, talep edilen işlemiş faiz tutarının yerinde olmadığını, geç ödemeden davacı şirketin sorumlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının taahhüdünde bulunan yol inşaatı işinin "... Sigorta Poliçesi" kapsamında sigorta ettirildiği, 05.07.2012 tarihinde Ayancık'ta meydana gelen şiddetli yağışlar sebebiyle sel ve heyelan olduğu ve poliçe konusunu oluşturan yollarda hasar meydana geldiği, hasarın, poliçe süresi içinde meydana geldiği, davacının üstlendiği yol işi ile ilgili geçici ve kesin kabulün yapılmadığı, hasarın poliçe kapsamı içinde olduğu, davacının basiretli tacir olarak poliçede yazılı olan MR END 106 ve MR END 110 klozlarının mahiyetini bilmesi gerektiği, bilirkişilerin 12.11.2018 tarihli 2. ek raporundaki terditli hesaptan dava konusu hasarın tamamının poliçe kapsamı içinde kabul edilerek ve MR END 106 klozu da dikkate alınarak; bilirkişinin tespitlerinde sözü edilen yolun trafiğe açılmış kesiminde 1+900 ile 6+000 km arasında ile 7+200-7+400 km arasındaki bölümlerinde, derenin tabii zeminindeki tahrip edip boşalttığı yerin doldurulması ve doldurucu teressubatın kaldırılması ile heyelan olan kitlenin altına güçlendirme/iyileştirme amaçlı taş dolgu yapılması işi için harcanan bedelin hesaplamalara dâhil edilmeyerek ve yine yolun trafiğe açılmış kesiminde 11+100 ile 11+200 km arasında ile 13+500-13+700 km arasındaki depo sahalarındaki akmaların önlenmesi için iyileştirme/ilave iş bedeli olarak yapılan bedelin hesaplamalara dâhil edilmeden ve üçüncü şahıslara ait hasarın poliçe kapsamı dışında olması nedeniyle bu hususun da hesaplanmadan ve bilirkişiler tarafından hesaplamaya dâhil edilen yol kısımları ile ilgili MR END 106 hükmü çerçevesinde yapılan hesaplama neticesinde bulunan 3.740.353,54 TL alacaktan ödenen 401.736,72 TL'nin tenzili ile bakiye 3.338.616,82 TL alacak yönünden davanın kısmen kabulü gerektiği, taleple bağlı kalınarak temerrüt tarihinin 09.02.2013 olarak alındığı, davacının ayrıca tazminatın geç ödenmesi sebebiyle 15.498,00 TL avans faizi talep ettiği, hesaplamaya göre 15.285,23 TL talep edebileceği, davacının talebini ıslah dilekçesi ile artırdığı, davalının ıslaha karşı zamanaşımı itirazında bulunduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 154. maddesine göre borcun kısmen ifası ile zaman aşımının kesileceği, davalı tarafından 21.05.2013 tarihinde 401.736,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödeme tarihinde zamanaşımı kesilmiş olup yeniden sürenin işlemeye başlayacağı, yeniden başlayan 2 yıllık sürenin 21.05.2015 tarihinde dolacağı, ıslah harç makbuzu 29.04.2015 tarihli olup, ıslaha ilişkin zamanaşımının henüz dolmadığı, bu sebeple davalının zaman aşımı itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 1.000.000,00 TL zararın temerrüt tarihi olan 09.02.2013 tarihinden itibaren, 2.338.616,82 TL'nin ise ıslah tarihi olan 29.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, faiz alacağı yönünden istemin kısmen kabulü ile 15.285,23 TL faiz alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü'nün 02.01.2018 ve 09.02.2018 tarihli cevabi yazıları dikkate alınarak davacının üstlendiği yola ilişkin devir işlemi bulunmadığı, geçici ve kesin kabulün yapılmamış olduğu ve dolayısıyla hasarın poliçe kapsamı içinde olduğu, MR END 106 ve MR END 110 klozları dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğinin kabulünün yerinde olduğu, ancak davacı tarafın 13.04.2013 tarihli ıslah dilekçesine karşı davalının zaman aşımı def'inde bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1420/1 ve 1427/2-4 hükümleri dikkate alındığında sigorta tazminatının 14.01.2013 tarihinde muaccel olduğu, davalının ıslah edilen tutarı da içerecek şekilde aynı tarihte temerrüde düştüğü, buna göre İlk Derece Mahkemesince, sigorta tazminatının tamamının 14.01.2013 tarihinde muaccel olduğu, 13.04.2015 tarihinde ıslah edilen tutar yönünden TTK'nın 1420/1 hükmündeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalının tüm borcu ikrarının söz konusu olmadığı gözden kaçırılarak TBK'nın 154. maddesinden bahisle zaman aşımı def'inin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın kısmen kabulüne, 1.000.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 09.02.2013 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, faiz alacağı yönünden istemin kısmen kabulü ile 15.285,23 TL faiz alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki ... Bütün ... Sigorta Poliçesine dayalı olarak eksik ödenen teminat bedeli ve işlemiş faiz tutarının tahsili istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Dava, sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince gerekçesi yazılı olduğu üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraflarca yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, ıslah edilen tutar yönünden TTK'nın 1420/1 hükmündeki 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, davalının tüm borcu ikrarının söz konusu olmadığı gözden kaçırılarak TBK'nın 154. maddesinden bahisle zaman aşımı def'inin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, ıslah ile artırılan tutarın reddine karar verilmiştir. TBK'nın 146 ilâ 161. maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup alacak hakkının alacaklı tarafından yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmemesi hâlinde dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun kalınması sonucunu doğurur. Aynı Kanun'un 149. maddesine göre zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Zamanaşımı süresi işlemeye başladıktan sonra borçlunun bazı eylemleri borçla ilişkisinin devam ettiğini ve bu ilişkiyi devam ettirdiğini, alacaklının bazı eylemleri ise alacakla ilişkisinin devam ettiği ve hakkının peşinde olduğunu ortaya koyabilir. Bu eylemlere rağmen, zamanaşımı süresinin işlemeye devam ettiğini ve borcu sona erdirdiğini kabul etmek güçtür. Bunun dışında bazı alacakların nitelikleri ya da alacaklı ile borçlu arasındaki ilişkinin özel niteliği zamanaşımı süresinin işlemesini haklı göstermeyebilir. Bu mantıktan hareket eden Kanun, zamanaşımını durduran ve kesen sebeplere yer vermiştir (Mithat Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005, s.651). Zamanaşımının durması demek, o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresinin işlediği noktada durması, buna yol açan sebebin ortadan kalktığı andan itibaren kaldığı yerden işlemeye devam etmesi demektir. Zamanaşımının kesilmesi ise, borçlunun veya alacaklının ya da hâkimin belli fiillerinin sonucu olarak işlemiş bulunan zamanaşımı süresinin kesilmesi ve kesilmeye neden olan olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasıdır. Zamanaşımının kesilmesi için, zamanaşımının işlemekte olması gerekir. Zamanaşımı süresi dolmuşsa, zamanaşımının kesilmesi söz konusu olmaz. Zaman aşımını kesen sebepler TBK'nın 154 ilâ 157. maddelerinde gösterilmiştir. Bu maddelere göre zamanaşımı; borçlunun bir fiili ile; alacaklının bir fiili ile; yargılama ve takibe ilişkin bir işlemle; yargıcın emir ve hükmüyle kesilebilir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.06.2021 tarihli ve 2017/15-427 E., 2021/685 K. sayılı kararında da değinilmiştir. TBK'nın Zamanaşımının Kesilmesi I. Sebepleri başlıklı 154. maddesine baktığımızda "Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa." şeklinde hüküm bulunmaktadır. Zamanaşımını düzenleyen TTK'nın 1420/1. maddesinde "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." hükmü mevcuttur. ... Sigortası Genel Şartlarının Zamanaşımı başlıklı C.10 maddesinde de "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler iki yılda zaman aşımına uğrar." denilmektedir. Buna göre somut olayda; davacı tarafından 27.11.2012 tarihli ihtarname ile 9.116.063,00 TL hasar bedelinin (7) günlük süre içinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarın, 29.11.2012 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Davacı vekilince dava dilekçesinde temerrüdün 09.02.2013 tarihinde oluştuğu kabul edilerek hesaplama yapılmış olduğundan, taleple bağlı kalınarak temerrüt tarihinin 09.02.2013 olarak esas alınması gerekir. Davacı taraf, 29.04.2015 tarihinde harcını tamamlayarak ıslah talebinde bulunmuş ve talebini 6.243.569,53 TL'ye yükseltmiştir. Kanun'da öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi 09.02.2015 tarihinde dolmuş olup, davalı tarafça da zamanaşımı defi'nde bulunulmuştur. Ancak, TBK'nın 154. madde hükmünde de ifade edildiği üzere, borçlu kısmen ifada bulunmuş ise zamanaşımı süresi kesilir. Nitekim bu süre içerisinde davalı tarafça, 01.11.2012 tarihli nihai eksper raporundaki tespitler esas alınarak rizikonun gerçekleştiğinin kabulü ile 21.05.2013 tarihinde ödeme yapılmıştır. Davalı taraf, eksper raporunda tespit edilen tazminat tutarını ödemesi ile borcun sona erdiğini, davacının iddia ettiği tazminat miktarını kabul etmediğini, bu yönde bir ikrarı olmadığını beyan etmiş ise de; davacı taraf gerçek zararının tespit raporunda yazılı olduğu üzere 9.116.063,00 TL olduğunu iddia ederek ihtarname göndermiş ve dava açmış olup, bu durumda davalı tarafça yapılan ödemenin kısmi ödeme olduğu ve zamanaşımı süresini kesip yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başladığının kabulü gerekir. Yeni zamanaşımı süresi dolmadan 29.04.2015 tarihinde davacı tarafça ıslah talebinde bulunulduğu gözetildiğinde de ıslah talebinin kabulü ile tazminatın buna göre değerlendirilmesi gerektiğinden, Mahkeme kararının bozulması gerekmiştir. 3. Sigorta hukukunda gerçek zararın giderimi esas olup, ihale indiriminin de yüklenicinin kârından yaptığı bir fedakarlık olduğu, bu sebeple sigorta ilişkisinde gerçek zararın hesaplanmasında nazara alınamayacağı halde ancak eksper raporunda %15,62 ihale tenzilatı yapıldığı gibi hükme esas alınan 12.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda da bu oran dikkate alınarak tenzilat yapıldığı görülmüş, kararın bu yönüyle de doğru olmadığı anlaşılmakla Mahkeme kararının bozulması gerekmiştir. 4.Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına; HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 17.03.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf, zamanaşımının kesilmesi sebepleri arasında sıralanan “borcun kısmen ifa edilmesi” tabirinden ne anlaşılması gerektiğine dairdir. Zamanaşımının kesilmesi ile ilgili Türk Borçlar Kanununun 154/1 maddesinde: “Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse” sebeplerinden birinin tahakkuku halinde zamanaşımının kesileceği belirtmiştir. Metinde yer alan sebepler bir arada değerlendirildiğinde ortak yönün, borçlunun ilerde borcun tamamen ödeyeceğine dair alacaklıya umut veren, beklenti yaratan ve bu sebeple yargı yoluna başvurmada gecikmeye sebebiyet veren davranış biçimleri olduğu anlaşılacaktır. Borcu ikrarı, rehin verme, kefil gösterme, alacağın ferisi hükmündeki faiz ödemesi hususunda zamanaşımının kesileceği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Keza borcun tamamıyla ilgili tereddüt yaşanmayan hallerde kısmi ödemede bulunmanın zamanaşımını kesileceği de pek tabiidir. Mesele, borçlunun borcunu tam ifa ettiği kastıyla yaptığı ödemenin, yargılama safahatında tahakkuk edecek gerçek alacaktan düşük kalması halinde maddenin nasıl yorumlanacağıyla ilgilidir. Somut vakıada sigorta şirketi, sigorta ekspertizi tarafından da teyit edilen gerçek zararın 401.636,00 TL olduğundan yola çıkarak; tam ödeme kastıyla zararı tazmin etmiştir. Başka bir deyişle daha fazla borç bulunduğu ve şimdilik bir kısmını tazmin ettiğine dair alacaklı nezdinde tereddüt yaratacak bir algıya sebebiyet vermemiştir. Alacaklı gerçek zararın daha fazla olduğunu düşünebilir. Bu durumda yapması gereken şey, ilgili zamanaşımı süresi içinde dava açması ya da ıslah talebinde bulunmak olmalıdır. Aksi tutumun benimsenmesi, yani tam ödeme kastıyla yapılan ödemenin kısmi ödeme gibi nitelendirilip zamanaşımını kestiği sonucuna varılmasının meydana getireceği bir diğer olumsuz sonuç ise, bundan böyle borçluların ihtilaf konusu olmayan borçlarını dahi ödemekten imtinaya yol açması ve böylece sigorta eksperinin hesapladığı zararın sıcağı sıcağına ödenmesi yönündeki irade bakımından caydırıcı etki olacaktır. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda sayın çoğunluğun bozma yönünde tezahür eden (2) numaralı bentteki görüşüne iştirak etmiyoruz.
- bamAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi2019/1033 E.2023/1893 K.Kısmen kabul
- ilk dereceAnkara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi2014/687 E.2019/79 K.Davanın kısmen kabulü ile 3.338.616,82 TL alacağın avans faizi ile tahsiline
- m. 1420/ (1)· BAM ve Yargıtay: Sigorta sözleşmesinden doğan tazminat istemlerinde iki yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı ve uygulanması yönünden ele alınmıştır.
- m. 1427/ (2)· BAM: Sigorta tazminatının muacceliyet anının tespiti amacıyla dikkate alınmıştır.
- m. 1427/ (4)· BAM: Sigorta tazminatının muacceliyet anının tespiti amacıyla dikkate alınmıştır.
- sigorta hukuku
- all risks sigortası
- zamanaşımının kesilmesi
- kısmi ödeme
- ıslah
- inşaat sigortası
- gerçek zarar