TTK 1446, 1447: Alacak Sigortasında Geç İhbarın Tazminat Yükümlülüğüne ve İndirim Şartlarına Etkisi
Sigorta hukukunda rizikonun geç ihbar edilmesi veya gerekli belgelerin geç sunulması, bu durum ödenecek tazminat miktarında veya niteliğinde bir artışa neden olmadıkça sigortacının tazminat ödeme borcunu ortadan kaldırmaz veya tazminattan indirim yapılmasını gerektirmez.
Davacı şirket, kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesi kapsamında tahsil edemediği sevkiyat bedellerinin tazmini istemiyle dava açmıştır. Davalı sigorta şirketi hasarın geç ihbar edildiğini savunarak tazminat talebini reddetmişse de, mahkeme geç ihbarın hasar miktarında bir artışa yol açmadığını ve makul sürede belgelerin sunulduğunu saptamıştır. Bu doğrultuda davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi kararı Yargıtay tarafından onanmıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/2833 E. , 2025/979 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/5 Esas, 2024/284 Karar KARAR : Esastan ret SAYISI : 2019/122 E., 2020/276 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketle davalının Ankara Bölge Müdürlüğü arasında imzalanan kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesi uyarınca davalının, müvekkili şirketin tahsil edemediği ihracat bedellerini tazmin etme yükümlülüğü altına girdiğini, davalının düzenlediği 03.12.2015 tarihli alıcı limit onayı belgesi ile Birleşik Arap Emirlikleri'nde yerleşik Zara General Trading FZCO (Zara FZCO) adına 03.12.2015- 30.11.2016 tarihleri arasında yapılan sevkiyatlarda geçerli olmak üzere 750.000,00 USD tutarında alıcı limiti onayı tahsis edildiğini, müvekkilinin davalı sigorta firmasına primini ödediğini, ancak toplam 183.389,44 USD tutarındaki sevkiyat bedelini tahsil edemediğini, söz konusu sevkiyatların ödenmesi talebi ile davalıya müracaat edildiğini, davalının “Zara FSCO’ya yapılan sevkiyatların vade tarihlerinin 27.09.2016 ve 17.10.2016 olduğunu, bu nedenle alacak bildiriminin gecikmeli yapıldığı” gerekçesiyle tazminat talebini reddettiğini, ancak rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılmasının, sigortacının tazminat ödeme borcunu ortadan kaldırmadığını ileri sürerek şimdilik 165.050,49 USD'nin ödeme günündeki TL karşığı tutarındaki sigorta tazminatının, temerrüt tarihinden itibaren devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigorta poliçesinin 25. maddesinin “Tazminatın Ödenmesi İşlemleri” başlığı altında davalı tarafın tazminat ödemesine ilişkin süreci düzenlediği, maddenin tazminatın ödenme tarihi bakımın net bir ifade içermediği, maddede davalı tarafından tazminat ödemesi yapılmadan önce sigortalının teslim etmesi gerekli evrakın sayıldığı, 25. maddenin “e” bendinde sevkiyat belgelerinin bu kapsamda davalıya teslim edileceğinin ifade edildiği, bu hükümden, belirtilen evrakın davalıya teslim edilmesinden sonra tazminat ödemesinin yapılacağı anlamı çıkarılabileceği, davalının 25.11.2016 tarihli yazısında, davacıya tazminat ödemesinde bulunmayacağını ifade ettiği, bu tarih itibariyle tazminat alacağı bakımından temerrüt şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 165.050,49 USD'nin 25.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının USD olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranı uygulanarak hesaplanacak fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığı eklenmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1446. maddesinde, riziko gerçekleştiğinde sigorta ettirenin, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmesizin sigortacıya bildireceği, rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılmasının ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa kusurun ağırlığına göre tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidileceği, sigortacının, rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse ikinci fıkra hükmünden yararlanamayacağı düzenlenmesine yer verildiği, TTK'nın 1447. maddesi gereğince sigorta ettiren rizikonun gerçekleşmesinden sonra sözleşme uyarınca veya sigortacının istemi üzerine, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde gerekli, sigorta ettirenden beklenebilecek olan her türlü bilgi ile belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde sağlamak zorunda olduğu, bu yükümlülüğün ihlal edilmesi sebebiyle ödenecek tutar arttırılırsa kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılacağı, koruyucu hüküm niteliğindeki hükmün sigortalı aleyhine değiştirilemeyeceği, davacı tarafından hasarın geç ihbar edilmiş olmasının yapılacak ödemenin niteliğinde veya miktarında bir artışa neden olmadığı, makul süre içerisinde riziko ve buna ilişkin belgelerin sigortacıya sunulduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, kısa vadeli ihracat kredi sigortası (ticari alacak sigortası) poliçesi kapsamında sigorta tazminatının tahsili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi2021/5 E.2024/284 K.Esastan ret
- ilk dereceİlk Derece Mahkemesi2019/122 E.2020/276 K.Davanın kabulü
- m. 1446/ (2)· BAM: Rizikonun geç ihbar edilmesinin tazminattan indirim sebebi olabilmesi için bu durumun ödenecek tazminatta artışa neden olması gerektiği kapsamında uygulanmıştır.
- m. 1447· BAM: Rizikonun gerçekleşmesinden sonra bilgi ve belge sağlama yükümlülüğünün ihlalinin tazminat miktarına etkisinin değerlendirilmesinde esas alınmıştır.
- sigorta hukuku
- ihracat kredi sigortası
- rizikonun ihbarı
- geç ihbar
- sigorta tazminatı
- temerrüt faizi