TTK 18/2, 52: Ticaret Unvanının Terkini Davalarında Basiretli Tacir Özen Yükümlülüğü ve Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı
Ticaret unvanının terkini davalarında, önceki hak sahibinin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü gereğince sektörü takip etmesi beklendiğinden, uzun süre (somut olayda 6 yıl) sessiz kalarak dava açmaması sessiz kalma yoluyla hak kaybına yol açar ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder.
Davacı, kendi unvanıyla karıştırılma ihtimali yüksek olan davalı ticaret unvanının terkini istemiyle dava açmıştır. Yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi, tarafların aynı sektörde ve aynı ilde faaliyet gösterdiğini, davacının basiretli tacir özeniyle bu durumu bilmesi gerektiğini ve 6 yıl boyunca sessiz kalmasının TMK m. 2 uyarınca hak kaybı yarattığını belirterek davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay, unvanların benzerliğine rağmen uzun süreli sessiz kalma nedeniyle ilk derece ve istinaf kararlarını hukuka uygun bularak onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/4054 E. , 2026/837 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/370 Esas, 2025/708 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/135 E., 2022/153 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosy...ki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 18.07.2007 tarihinde kurulduğunu, ... ... Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nin ise 1998 yılında faaliyete başladığını ve diş hekimliğinin tüm branşlarında hizmet verdiğini, ayrıca müvekkili ... adına tescilli 2012/37322 sayılı "......" ibareli markanın bulunduğunu, davalının "....." ibareli kullanımlarının tespit edildiğini, söz konusu kullanımın durdurulması yönünde davalı ile yapılan görüşmelerde, davalı şirket yetkilisinin kullanımlarına son vereceğini ifade ettiğini, ancak devamında Polatlı ilçesinde kullanımlarını sürdürdüğünü, davalı şirketin sicil kayıtlarına göre, 11.05.2015 tarihinde kurulduğunu, davalı şirketin ticaret unvanının esas unsurunun "....." sözcüğü olduğunu, bu ibarenin müvekkiline ait ticaret unvanı ile benzerlik gösterdiğini, tek farkın kelimelerin yer değiştirilmesinden kaynaklandığını, müvekkilinin önceki tarihli ticaret unvanı nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 52. maddesi uyarınca davalı ticaret unvanının terkinini talep edilebileceğini, yine 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7/3-e hükmü gereğince de müvekkilinin aynı hakka sahip olduğunu ileri sürerek davalının ticaret unvanının silinmesine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ticaret unvanının hiçbir şekilde davacı markası ya da ticaret unvanı ile benzerlik göstermediğini, müvekkilinin fiilen ".....L’S" markasını kullandığını, "....." kelimesinin, İngilizce diş anlamına gelen "..." kelimesi ile şirketin kurucu ortağı olan diş hekiminin kızı ...'nın isminin birleştirilmesi sonucu oluşturulduğunu, "..." kelimesinin, İngilizce diş anlamına gelmesi nedeni ile ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ve diş sağlığı sektöründe sıklıkla kullanıldığını, müvekkilinin ticaret unvanının 6 yıl önce tescil edildiğini, 2015 yılında tescil edilen ticaret unvanına hiçbir itirazda bulunmaksızın 6 yıl boyunca sessiz kaldıktan sonra açılan bu davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesi gereği hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ticaret unvanının 18.07.2007 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan olunduğu, davalı ticaret unvanının ise 11.05.2015 tarihinde ilan edildiği, davacı tarafın ticaret unvanının temel olarak ağız-diş sağlığı ve hastalıklarına yönelik tıbbi hizmetlere ilişkin faaliyetlerde kullanıldığı, davalı yanın temel faaliyet alanının da aynı bulunduğu, bu çerçevede taraf ticaret unvanlarının temel faaliyet konularının birbiriyle örtüştüğü, davacı tarafın ticaret unvanın ayırt edici ibaresinin "......" kelimesinden oluştuğu, davalı tarafın ticaret unvanın ayırt edici ibaresinin ise "....." ibaresinden meydana geldiği, taraf ticaret unvanının kök unsurları olan "......" ve "....." ibarelerinin birebir aynı sözcük gruplarının yer değiştirilmesi sonucu oluşturulduğu, her ne k...r "..." ibaresi ilgili sektör bakımından ayırt edici bir sözcük değil ise de aynı değerlendirmenin "..." kelimesi için yapılamayacağı, bu haliyle taraf unvanlarının kök unsurlarının bir bütün olarak birebir aynı kelimelerden oluştuğu ve bu nedenle birbirleri ile yüksek düzeyli benzerlik taşıdığı, taraf ticaret unvanlarının tüketiciler tarafından birbiriyle karıştırılma ihtimallerinin son derece yüksek olacağı, ancak doktrinde ve uygulam... kabul gördüğü üzere önceki tarihli hak sahibinin, TMK'nın 2. maddesi uyarınca belli bir davranışta bulunması gerekirken, sessiz kalarak üçüncü kişiye karşı dava açma hakkını veya devam eden eylemli kullanımı men etme hakkını kullanmamışsa bu hakkını kaybedeceği, bu ilkeye "sesiz kalma yolu ile hak kaybı ilkesi" denildiği, marka hakkı sahibinin, bu hakkın ihlaline kayıtsız kalarak, karşı tarafta bu ihlal ile ilgili bir müdahalede bulunmayacağı yönünde inanç oluşturduktan sonra ihlalde bulunana karşı dava açmasının dürüstlük ilkesine aykırılık olarak değerlendirileceği, 6102 sayılı TTK ile tacirlerin ticari işlerinde basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünün olduğu, bu nokt... marka hakkı sahibinin de önem atfettiği markası ile bağlantılı olarak pazarı ve sektörü gözlemlemesi, markası ile iltibas yaratan ve marka hakkını ihlal eden eylemler var ise bunları önlemeye matuf girişimlerde bulunması gerektiği, tacirin, bu sıfatı nedeniyle, piyas... bilinen ve geniş bir alanda kullanılan tescilsiz işaretten haberdar olmadığını iddia edemeyeceği, haksız rekabete maruz kalan hak sahibinin dava açma hakkının kaybından söz edilebilmesi için kendisinin ihlali bilip bilmediğinin araştırılmasına gerek görmeksizin bilebilecek durumda olmasının yeterli olduğu, dolayısıyla davacının, davalının mevcut marka kullanımını bilmesine ya da bilmesi gerekmesine rağmen somut olayın özelliğine göre uzunca bir süre sessiz kaldığı, davacı tarafın, davalının Ankara’da 2019 yılında şube açılışı sonrasında davalının ticarî faaliyetlerinden haberdar oldukları, daha öncesinde haberdar olmadıkları veya haberdar olmalarının mümkün olmadığı iddiasının, davacı taraftan beklenen özen yükümlüğüne aykırı olacağı, dolayısıyla objektif kriterlere göre değerlendirme yapıldığında davacının 2015 yılından itibaren kesintisiz ve etkin şekilde sürdürülen davalı eylemlerini bilmesi gerekmesi/bilebilecek durumda olması dikkate alınarak, ticaret unvanının terkini davası açılmasının dürüstlük ilkesine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının ticaret unvanının 11.05.2015 tarihinde ilan edildiği, eldeki davanın ise bu tarihten yaklaşık 6 yıl sonra açıldığı, tarafların aynı alanda ve aynı ilde faaliyet gösterdikleri, davalının faaliyetlerinin aralıksız olarak devam ettiği hususları gözetildiğinde, davacı tarafın, davalının faaliyetlerinden haberdar olmasının gerektiği, ar...n geçen sürenin uzunluğu karşısında bu hususun ayrıca ispatına da gerek olmadığı, öte yandan davalının unvan terkinin kötüniyetli olduğunun da ispat edilemediği, bu itibarla davacı tarafın sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, ilk derece mahkemesi kararının yerinde bulunduğu gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, ticaret unvanının terkini istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine, 09.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi2023/370 E.2025/708 K.Esastan ret
- ilk dereceAnkara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi2021/135 E.2022/153 K.Davanın reddi
- m. 52· Davacının önceki tarihli ticaret unvanına dayanarak davalının ticaret unvanının terkinini talep etmesi hukuki nedeni.
- m. 18/ (2)· Tacirlerin ticari işlerinde basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü uyarınca piyasayı gözlemlemesi gerektiği ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı değerlendirmesi.
- ticaret unvani
- unvan terkini
- sessiz kalma yoluyla hak kaybi
- basiretli tacir
- durustluk ilkesi
- hakkin kotuye kullanilmasi
- marka benzerligi