TTK 18, 209, 783: Gerçeğe Aykırı Mali Tablo Sunan Şirkete Karşı Aracılık Sözleşmesinin Feshi, Kredinin Kat'ı ve Bankanın Sorumluluk Sınırları
Halka arz veya tahvil ihracı öncesinde finansal tablolarını kasıtlı olarak gerçeğe aykırı düzenlediği SPK tarafından saptanan ihraççı şirkete karşı, aracı kurumun sözleşmeyi feshetmesi ve bankanın kredi hesabını kat ederek yasal takip başlatması sözleşmeye ve bankacılık teamüllerine uygun olup, şirketin uğradığı değer kaybı ile bu işlemler arasında hukuki illiyet bağı kurulamaz.
Davacılar, tahvil ihraç sürecinin yarıda bırakılması, kredi hesaplarının haksız kat edilmesi ve çeklerin karşılıksız yazdırılması suretiyle şirketin iflas erteleme sürecine sokulduğu ve fabrikalarının yağmalandığı iddiasıyla tazminat talep etmiştir. Yapılan yargılamada, davacı şirketin SPK'ya gerçeğe aykırı mizanlar sunduğu, yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve davalılar ile imzalanan fesih/ibra protokolünün yürürlükte olduğu saptanmıştır. Mahkemeler, davalıların sözleşmesel ve mevzuatsal kurallara uygun davrandığını, oluşan zarar ile davalı eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar vermiş, Yargıtay bu kararı onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/2348 E. , 2026/675 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/984 Esas, 2025/119 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/946 E., 2021/92 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin finansal yönden rahatlayarak üretim faaliyetini devam ettirmek için 2014 yılında özel sektör tahvili yapmaya karar verdiğini, tahvil sürecinde Sermaye Piyasası Kurulunun istediği aracı kurum için ...Yatırım Menkul Değerler A.Ş. (...Yatırım) ile görüşmelere başlandığını, bir haftalık inceleme sürecinin sonunda, tahvilin yapılabileceğinin müvekkillerine iletilerek aracı kurum sözleşmesinin yapıldığını, davalıların müvekkili şirketi ayrıntılarına kadar incelediklerini, daha sonra da Sermaye Piyasası Kurulundan gerekli müsadeyi aldıklarını, ancak tahvili iş yoğunluğunu bahane göstererek son anda yapmaktan vazgeçtiklerini bildirdiklerini, müvekkili şirkete ait finansalların incelendiği bir haftalık süreden sonra ... için tanıtım çalışması başlatılıp bütün hazırlıkların tamamlanmış olmasına rağmen iş yoğunluğu ve kötü piyasa koşullarını bahane göstererek müvekkili şirketin yarı yolda bırakılmasının kurumsal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmadığını, bu bağlamda hakim şirket olarak ... Bankası'nın ve ...Yatırım'ın müvekkili şirkete verilen zarardan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 96... . maddesi gereğince sorumlu olduklarını, akdin müzakeresi sırasında ... Bankası ve ...Yatırım'ın kusurlarından sorumluluğunun oluştuğunu, oysa müzakerelerin bittiğini ve imzaların atıldığını, sözleşmelere konulan sorumsuzluk kayıtlarının geçersiz olduğunu, davalıların gerçek anlamda eşit şartlarda pazarlık yapma gücü olmayan müvekkillerinin korumasız ve adeta dayatılmak sureti ile imzalanan sözleşmeden sonra tek taraflı olarak vazgeçilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, üstün durumda olan davalıların bu üstünlüklerini kötüye kullandıklarını, bu sürece ...Yatırım ile devam edildiğini, müvekkilinin sürümceme de kalmasından dolayı nakit akışında sıkıntı içerisine düştüğünü ancak ...Yatırım'ın 16.12.2014'te tahvil satışı diğer bir deyişle bono satışı gerçekleştirirken de hakim şirket olarak ...Bankası ve dolayısı ile ...Yatırım'ın önce 3.500.000,00 TL yazdırıp son dakikada talebi geri çekmesi ile tahvil yapılamayan sürecin Ocak 2015'e kaldığını, bu tutumun kötüniyetli bir yaklaşım olduğunu, müvekkili şirketin tahvil-bono sürecini daha sonra ...Yatırım ile devam ettirdiğini, 19... tarihinde de gerçekleştirildiğini, tahvil sürecinde Sermaye Piyasası Kuruluna bildirilen ... Bankası'na ödenecek tutarın tahville gerçekleşmesi ile birlikte derhal ödendiğini, ardından o güne kadar olduğu gibi fabrikaların ham madde alımlarının bankanın doğrudan ödeme sistemi ile devam etmesi için 3.000.000,00 TL ilave ödeme yapıldığını, bu ödemeye rağmen doğrudan borçlandırma sistemi (DBS) limitinin yeniden açılmadığını, sözlerin yerine getirilmediğini, müvekkilinin temerrüde düşmediği halde vadesi gelmeyen borç için haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkili şirkete ait ham madde parasını davalıların rehin ettiklerini, vade günü gelmemiş, fazladan müvekkili şirketin yatırdığı tüm meblağların kredi sözleşmelerindeki rehin, hesap haklar ile hiçbir açıklama yapılmadan tutulduğunu, müvekkili şirkete karşı ilk icra takibinin yapılmasına neden olanın ... Bankası olduğunu, müvekkili şirketin hiçbir çekinin arkasının yazılmadığını, ancak tahrifatla... Yalıtım Ltd. Şti. tarafından sunulan çekin müvekkili şirkete hiçbir uyarı yapmadan, davalı bankadan karşılıksız olduğu gerekçesi ile çekin arkasının yazdırıldığını, oysa ki o anda davalı bankada müvekkiline ait para bulunduğunu, bu durumun domino etkisi yaparak diğer tüm bankaların da aynı şekilde davrandıklarını, bir grup şirketinin 150.000,00 TL'lik çekinin de arkasının yazılması ile domino taşı etkisi ile küçük bankaların müvekkili şirkete ard arda icra takibi açmaya başladıklarını, 2001 yılından bu yana temerrüd yaşamamış olan müvekkili şirket hakkındaki arda arda yapılan takipler nedeni ile şirket bünyesinde çalışan 400 kişinin ve bağlantısı olup da malını alamamış bayilerin panikleyerek stokları yağmaladıklarını, bu arada bankaların icra ile kaldırdıkları ham madde, makine, tesisatın yanı sıra yağma ile zarar gören müvekkili şirkete ait fabrikada üretimin durduğunu, bu nedenle müvekili tarafından iflas erteleme talebi ile başvurulduğunu, bu süreçte müvekkilinin zarar ve mağduriyete uğradığını, bankanın müşterilerine ayrıntılı bilgi verme yükümlülüğünün bulunduğunu, hafif kusurundan dahi sorumlu olacağını, müvekkili şirketin kendi munzam zararı yanında ödemeyerek alıkoyduğu paradan elde ettiği kârı da talep ettiklerini, teminatın verilmesine rağmen hesabın kat edilmesi vs. sebeplerle ödeme kabiliyetinin azalmış olmasının banka açısından risk ve fesih sebebi oluşturmayacağını, bankanın eylemlerinin TBK'nın 112. maddesi gereğince borca aykırılık teşkil ettiğini, davalı bankanın davranışlarının haksız rekabet özellikle dürüstlük kuralına aykırı davranışlar olarak nitelendirilebileceğini ileri sürerek müvekkili davacı şirketin, davalılar tarafından sergilenen hukuka aykırı iş ve eylemlerinden önce uluslararası bağımsız denetim şirketi tarafından yapılan şirket değer tespiti ile değeri 100.000.000,00 USD iken haksız ve hukuka aykırı davalıların tutumu neticesinde müvekkillerinin adeta sürüklendiği iflas erteleme sürecinden sonra stoklarının yağmalanması, üretiminin durması, sadece makine teçhizat durumuna düşen müvekkili şirketin mahkemece yapılacak şirketin son değer testi neticesinde şirket değer kaybından kaynaklı zararı kapsamında şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların müvekkili şirketin iflas erteleme sürecine girmesine doğrudan etkisi olması sebebi ile mahkemece tespit edilecek oluşan ve oluşacak 2015 yılı ve devam eden senelere ilişkin olarak ciro, iş ve gelir kaybından kaynaklı şimdilik 10.000,00 TL zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların müvekkili şirket ile tahvil bono ihracının yapılmasına ilişkin imzalanan sözleşmeden sonra tek taraflı olarak hiçbir gerekçe göstermeksizin sözleşmenin feshi sebebi ile sürekli uzamasına sebep olmasından kaynaklı zarar nedeni ile şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların sözleşmeyi fesih etmesinden sonra ...Yatırım A.Ş.'nin yapmış olduğu bono ihracında almayı taahhüt ettikleri meblağı almayarak yine bu edimini yerine getirmeyen davalılardan oluşan zarara ilişkin şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların haksız ve hukuksuz eylemlerinden dolayı müvekkili şirkete ait tüm fabrikaların durması sebebi ile işçilere olan maaş, kıdem, ihbar tazminatlarına ilişkin olarak şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... Bankası A.Ş.'nin muaccel olmayan vadesi gelmemiş borca ilişkin olarak rehin edip iade etmediği, meblağa ilişkin olarak şimdilik 10.000,00 TL'nin tahsiline, davalıların hukuka aykırı davranışları sebebi ile müvekkili şirketin faaliyetine devam etmesi için gerekli olan ham madde parasına hukuka şekilde el koymaları nedeni ile tüm fabrikaların durması ile bayiler, tedarikçiler, banka ve diğer tüm finans şirketlerinde oluşan borçlardaki sorumluluk nedeni ile şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve ilamın Türkiye çapında trajı en yüksek 10 gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde; müvekkili banka tarafından davacılara mevzuatın belirlediği sınırlamalar çerçevesinde gereken yardım ve desteğin sağlandığını, davacı şirketler grubunun faiz yükünü azaltmak, özellikle mal alımlarında nakit kredi yerine doğrudan borçlandırma sistem limitlerinin kullandırılması için 2014 tarihinde genel limitin 10.461.000,00 TL'den 12.529.000,00 TL'ye, toplam limitleri içindeki kefalet karşılığı limitlerinin ise 2.750.000,00 TL 'den 3.950.000,00 TL'ye yükseltildiğini ancak şirketin borçlanma hızının artarak devam ettiğini, beklenen cirosal gelişimi sağlayamadığını, borçların vadesinde ödenemediğini, kredi vadelerinin temdit edilmek zorunda kaldığını, vergi ve SGK borçlarının ödenmesi için bankadan 0 faizli taviz kredileri kullandırıldığını, bono ihracı yapıldıktan sonra taraflar arasında yapılan toplantının yapıldığı gün doğrudan borçlandırma sistemi limitlerine, 1.000.000,00TL geri ödeme yapıldığını ve aynı gün aynı tutarda kredinin muhatap firmalara yeniden kullandırılarak ham madde tedarik etmesinin sağlandığını, ancak muhattabın istenilen süre içerisinde sağlıklı bir projeksiyon sunamadığını, 19.01.2015 tarihinde bono ihracı yapıldıktan bir kaç hafta sonra müvekkili bankaca firma yetkilileri ile iletişim sağlanamamaya başlanıldığını, firma yetkililerine ulaşamayan bir çok bankanın hızlı bir şekilde hesaplarını kat ederek kanuni takip sürecine geçtiklerini ancak müvekkili bankaca 5 ay daha herhangi bir olumsuz aksiyon alınmadığını, defalarca davacı şirketin temürrüd kaydının olduğunu, kredilerin çok defa temdit edilerek vadesinin uzatıldığını, grubun ilk defa ... Kim. Ürün. Ürt. ve Tic. A.Ş.'ye ait 148.800,00 TL tutarlı çekinin 03.02.2015 tarihinde karşılıksız çıktığını, sonrasında hesabın kat edildiği tarihe kadar davacı şirketin 13, ... Kimyasal Ürünler Üretim ve Tic. A.Ş.'nin ise 11 adet çekinin karşılıksız çıktığını ve düzeltme hakkının kullanılmadığını, tahrip edilmiş çeke karşılıksız şerhi vurulduğunu iddia ettikleri çekle ilgili bilgilerin dilekçede yazılı olmadığını, temerrüd oluşmadan ve vade gelmeden davacı tarafından fazladan yatırılan tutarların banka tarafından rehin edildiği iddialarını gerçeği yansıtmadığını, 7.800.000,00 TL ödeme gelmesine rağmen DBS limitinin açılmadığının iddia edildiğini, rakamın doğrusunun 5.088.000,00 TL olduğunu, bu miktarın da ...Bankası A.Ş., ...Faktoring A.Ş., ...Finansal Kiralama A.Ş. nezdindeki vadesi geçmiş borçları için yapılması gereken ödemeler toplamı olduğunu, davacı şirketin bono ihracından sonra 20.01.2015 tarihinde 1.978.000,00 TL ödeme gönderdiğini, bu bakiyenin 756.000,00 USD'sinin ...Faktoring A.Ş.'ye, 104.425,00 TL'sinin ...Finansal Kiralamaya, kalan kısmının ise müvekkili bankaya vadesi geçmiş kredilerin ödemesinde kullanıldığını, ek olarak 21.01.2015 tarihinde iki parça halinde 3.110.000,00 TL tutar gönderildiğini, bu tutarın ise nakde dönüşmüş doğrudan borçlandırma sistemi risklerinin geri ödemelerinde kullanıldığını, başka yapılan ödeme bulunmadığını, davacı şirketin bono ihracı yaptıktan yaklaşık 5 hafta sonra borca batık olduğu gerekçesi ile iflasın ertelenmesi istemli iflas davası açtığını, bu durumun kötüniyeti gösterdiğini, kayıtlar incelendiğinde kredilerin önemli bir kısmının takip hesabına aktarıldığının görüleceğini, müvekkilinin sözleşmeye uygun davrandığını, diğer davalı ile müteselsil sorumluluğunun söz konusu olmayacağını, müvekkili bankanın davacı şirketin hesabını kat ettiğini, davacılar hakkında takip başlatıldığını, yapılan icra takiplerinin itirazsız kesinleştiğini, davacıların takiplere itiraz hakkı var iken bu haklarını kullanmayarak işbu davayı açmalarının kötüniyetin açık bir göstergesi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ...Yatırım Menkul Değerler A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; ..., ... ve ...'in davacı sıfatlarının bulunmadığını, davacı şirketin tahvil ihracı nedeni ile imzalanmış olan aracılık sözleşmesinin haksız yere müvekkilince fesih edildiğinin iddiasının gerçek dışı olduğunu, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (6362 sayılı SPK) uyarınca anonim şirketlerin finansman kaynağı sağlamak amacıyla özel sektör tahvili ihraç edebildiklerini, tahvilin şirketlerin borçlanma tebliği hükümlerine göre borçlu sıfatı ile düzenleyip sattığı ve nominal değerine vade tarihinde yatırımcıya geri ödenmesi taahhüdünü içeren vadesi 365 gün veya daha uzun olan borçlanma aracını ifade ettiğini, tebliğ uyarınca tahvil ihraç etmek isteyen şirketlerin bu ihraca aracılık etmeye SPK'nın ve ilgili mevduat uyarınca yetkisi olan bir aracı kurum ile aracılık sözleşmesi imzalanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin SPK uyarınca sermaye piyasası araçlarının halka arzının aracılık yetki belgesi olan aracı kurum olduğunu, davacı şirketin hükmen kısa vadeli borcun vade yapısının uzatılması kısmen ise devam eden yatırım harcamalarında kullanılmak üzere 35.000.000,00 TL'ye kadar bir tahvil ihracı gerçekleştirmek için müvekkiline başvurması üzerine 30... tarihinde aracılık sözleşmesi imzalanarak çalışmalara başlandığını, müvekkilinin sözleşme imzalandıktan sonra tebliği hükümlerini eksiksiz yerine getirdiğini, ilk değerlendirmede 2014 yılı sonuna yaklaşılırken şirket gelirinin %25'ini oluşturan ihracat pazarı arasında Irak ve Suriye'nin yer alması ve bu pazarlarda yaşanan siyasi gerginlikler nedeni ile şirketin 2013 yıl sonu verilerin yeterli olmayacağı, 6 aylık denetlenmiş güncel veriler ile değerlendirme yapılmasının gerekli olduğunun davacı şirkete bildirildiğini, 17... tarihinde güncel 6 aylık mali tabloların müvekkili kuruma iletildiğini, yapılan incelemede ilk 6 aylık cironon 66,8 Milyon TL düzeyinde olduğu, bir önceki yıla kıyasla azaldığı görülmekle nedeninin şirketten sorulduğunu, gerekçe olarak soğuk hava koşulları nedeni ile inşaat sektöründe yaşanan yavaşlamanın gösterildiğini, davacı şirketin satışlarının olduğu ihracat pazarlarındaki gerginlik ve şirketin borçlu yapısı göz önüne alındığında şirketten planlanan tahvil itfaa süreci olan 2014-2016 dönemini kapsayan güncel bir projeksiyon çalışması yapılmasının, ayrıca güncel durumu için 9 aylık gelir tablosunun talep edildiğini, şirketin 200 milyon TL 2015 yılı satış geliri hedefine Irak ve Suriye pazarlarının bir süre daha kapalı kalacağı var sayımı ile gelir yaratacak etkenler arasında Rusya, Gürcistan ve Türkmenistan'a yüksek tutarlı sevkiyatlar olacağını belirttiğini, bunun üzerine şirketten bu bölgelere yapılan sevkiyatlara ilişkin sipariş bilgileri ve sözleşmelerin istenildiğini ancak davacı tarafça bunlara ilişin evrak sunulmadığını, 2014 Kasım ayı itibari ile Suriye'de yaşanan siyasi gerilimin şirket açısından olumsuz senaryolarının gerçekleşme ihtimalini artırdığını, 35.000.000,00 TL'lik tahvil ihracının mevcut mali pozisyonda gerçekleşme fizibilitesinin azaldığının şirkete bildirildiğini, diğer yandan 24... tarihinde davacı şirketten finansal son durumu itibari ile güncel mali borcu 30 Haziran 2014 tarihindeki rakamın da üstüne çıkıp 83.000.000,00 TL'ye ulaştığı bilgisinin edinildiğini, bu durum nedeni ile tahvil ihracını aracılık yapılmasının mümkün olmayacağının yapılan araştırmada anlaşıldığını, bu nedenle 03.12.2014 tarihinde de aracılık sözleşmesinin karşılıklı olarak fesih edildiğini, bu süreçte şirketten ücret alınmadığını, fesih protokolünün 3. maddesinde ibraya ilişkin madde bulunduğunu, aracı kurum olan müvekkilinin SPK mevzuatı uyarınca ihraççı hakkında detaylı ve dikkatli inceleme yapma konusundaki görevini eksiksiz yerine getirdiğini, davacının iddia ettiği zararlı sonuç ile müvekkili kurum işleri arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacının dilekçesinde 3.500.000,00 TL tutarında tahvil alım talebinin müvekkilinin hukuka aykırı şekilde geri çektiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, tahvil alımı için müvekkilinin hiçbir zaman talebi olmadığını, olmayan talebin de geri çekilmesinden söz edilemeyeceğini, şirketin iflas erteleme sürecine sokulması şeklindeki davacı ifadesinden neyin kast edildiğinin anlaşılmadığını, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen dava da iflas erteleme talebinin şirketin borca batık olmadığı gerekçesi ile reddedilerek tedbirlerin kaldırıldığını, iflas erteleme talebi ile müvekkilinin bir ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ..., ... ve ...'in davacı sıfatlarının bulunmadığı, davacı şirket açısından ise gerek 01.06.2018 tarihli rapor ve ek rapor, gerekse daha sonradan alınan çoğunluk görüşe ait rapor ve ek raporda belirtildiği üzere, davacı şirketin değer kaybına uğramasına, iflas erteleme sürecine girmesine davalıların sebebiyet vermediği, tahvil ihracına ilişkin sözleşmenin karşılıklı olarak protokol ile fesih edilerek ibralaşıldığı ve davacı şirketin iddia etmiş olduğu zararlar ile davalıların hesabı kat etmeleri, icra takibi başlatmaları, aracılık sözleşmesini fesih etmeleri arasında illiyet bağı bulunmadığı, davalıların oluşan zararda kusurlarının ve sorumluluklarının görülmediği gerekçesiyle ..., ... ve ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddine,... Çatı İzalasyon Taah. Tic. ve San. A.Ş. tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ile davalı ...Yatırım Menkul Değerler A.Ş. (aracı kurum) arasında tahvil ihracı için yapılan görüşmeler çerçevesinde 30.09.2014 tarihinde aracılık sözleşmesi imzalandığı, 6/k maddesinde; ihraççının, tahvil ihracı ile ilişkili olarak, gerek düzenleyici kurumlar gerekse Aracı Kurum'a vereceği tüm bilgi ve belgeler ve tanıtım dokümanları ile Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylanacak İhraç Belgesinin eksiksiz, tam ve doğru olduğunu ve olacağını, bunların eksik, yanıltıcı ve/veya yanlış olmalarından doğabilecek her türlü sorumluluğun kendisine ait olacağını ve bu kapsamda bu bilgilerin eksik yanıltıcı ve/veya yanlış olması sonucunu doğuracak veya geçersiz hale gelmesine neden olacak her türlü gelişme ve değişikliği derhal Aracı Kurum'a bildireceğini kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin 12. maddesinde Aracı Kurumun, analiz ve değerlendirme çalışmaları ile bu çalışmalar sonucunda düzenleyeceği rapor ile sözlü ve yazılı beyanlarının ihraççı veya ihraççı ile ilişkisi bulunan şirketlerce teyit edilmesini isteyebileceği gibi söz konusu rapor ve beyanlar üzerinde aracı kurum ve ihraççının mutabık kalmaları halinde bilgi ve beyanların mali, idari, hukuki her türlü sorumluluk ihraççı ve ihraççının görevli yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticilerine ait olacağı hükümlerinin yer aldığı, Sermaye Piyasası Kurulunun Borçlanma Araçları Tebliği’nde tahvil, ihraççıların bu Tebliğ hükümlerine göre borçlu sıfatıyla düzenleyip sattığı ve nominal değerinin vade tarihinde veya vade tarihine kadar taksitler halinde yatırımcıya geri ödenmesi taahhüdünü içeren, vadesi 365 gün veya daha uzun olan borçlanma aracı olarak tanımlanmış olup, borçlanma araçlarının ihracında hem 6362 sayılı SPK'da hem de Tebliğ’de Sermaye Piyasası Kuruluna başvuru zorunluluğunun düzenlendiği, 6362 sayılı SPK'nın 4. maddesine göre sermaye piyasası araçlarının halka arz edilebilmesi veya borsada işlem görebilmesi için izahname hazırlanması ve bu izahnamenin de Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylanması gerektiği, 6362 sayılı SPK'nın 11. maddesine göre sermaye piyasası araçlarının halka arz edilmeksizin ihracı halinde ortaklıklar, ihraç belgesi hazırlamak ve bu belgeyi de izahnamenin onaylanmasını düzenleyen SPK’nın 6. maddesi hükmü çerçevesinde Sermaye Piyasası Kurulunun onayına sunmakla yükümlü olduğu, Kurulca ihraç belgesinin onaylanmasının ardından ihraççılar, tahvilin satışından önce yalnızca Merkezi Kayıt Kuruluşu'na (MKK) başvurarak satış işlemini gerçekleştirebildiği, somut olayda aracılık sözleşmesi kapsamında 30.10.2014 tarihinde tahvil ihracına ilişkin izahnamenin Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylandığı, davalı aracı kurum tarafından 03.11.2014 tarihinde davacı şirket yetkilisine ihraç belgesinin Sermaye Piyasası Kurulundan teslim alındığı bilgisinin mail ile bildirildiği, davalı şirket yetkilisinin 10.11.2014 tarihinde Roadshow sunumu için ihtiyaç duydukları faaliyet, finansal ve diğer bilgilerin bir listesini iletip, davacı şirketten talepte bulunduğu, 17.11.2014 tarihinde verilerin güncel olması amacıyla davacı şirketten talep ettiği 2014/6 aylık mali tabloların davalıya iletildiği, 24.11.2014 tarihinde davalı aracı kurum tarafından davacı şirketin mali borçlarının 30.06.2014 tarihindeki rakama kıyasla artması, şirketin yurtdışı ve satışlarını olumsuz etkileyecek gelişmeler olması ve bu nedenle şirketin 35 milyon TL tahvil ihracının şirketin mevcut mali yapısı ile gerçekleşebilme fizibilitesinin azalması nedeniyle şirketin var olan finansal yapısıyla tahvil ihracına aracılık yapılamayacağının bildirildiği, 01.12.2014 tarihinde de tarafların fesih ile ilgili olarak mutabık kaldıkları, davalı aracı kurum tahvil ihracı sürecini son aşamasına kadar getirmiş ise de 03.12.2014 tarihinde taraflarca “Fesih ve İbra Protokolü” düzenlendiği, protokolün 2.1 maddesinde ihraççı ve aracı kurumun aracılık sözleşmesini fesih tarihi itibariyle karşılıklı olarak feshettikleri, 2.3 maddesinde taraflardan hiçbirinin aracılık sözleşmesi hükümlerini veya aracılık sözleşmesi ile bağlantılı olarak düzenlenmiş herhangi başka bir talimat, belge, ihtar, sertifika, doküman veya sözleşmeyi ihlal etmediği hususlarının yer aldığı, dosya içerisinde davacı şirket hakkında üç ayrı bağımsız denetim şirketi tarafından düzenlenmiş olan bağımsız denetim raporları bulunduğu, bu raporlardan KPMG raporunun şirketin pazar değerini tespit etmek amacıyla düzenlendiği,...ve ...Bağımsız Denetim tarafından düzenlenmiş raporların ise SPK'ya tabi şirketlerin SPK'nın Kamunun Aydınlatılmasına İlişkin Esaslar Tebliği'nin 14. maddesi gereği olarak düzenlenmesi zorunlu olan raporlar olduğu, davacı şirket tarafından 21.08.2014 tarihli...tarafından tanzim edilen bağımsız denetim raporundan sonra aynı dönem için 01.09.2014 tarihinde ...Denetim tarafından bağımsız denetim raporu hazırlanmış olup, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan inceleme ve denetim neticesinde, ihraç öncesinde ...Yatırım Menkul Değerler A.Ş.'ye sunulan mali tabloların gerçeği yansıtmadığı, Kurul'a borçlanma aracı ihracı için sunulan ...Bağımsız Denetim YMM A.Ş. tarafından bağımsız denetimden geçmiş 31.12.2013 tarihli finansal tabloların kasıtlı bir şekilde gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği hususunun tespit edilmesi nedeniyle 07.09.2015 tarih ve 25/1127 sayılı Kurul kararı ile davacı şirketin yönetim kurulu başkanı ve üyeleri ..., ... ve ... hakkında 6362 sayılı SPK'nın 112/2 hükmü kapsamında işlem yapılmak üzere Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/114 E. sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada eldeki dava istinaf aşamasında iken sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verildiği, kararın istinaf incelemesinde olduğu, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında (ikinci bilirkişi raporunda sunulan ayrık görüş hariç) davalı aracı kurumun, tahvil ihracına aracılık sözleşmesi kapsamında başladığı işi Sermaye Piyasası Kurulu onayını aldıktan hemen sonra ek finansal rapor, projeksiyon ve sair belge talep etmeden en hızlı şekilde yapmış olması ve aracılık sözleşmesinin feshedilmemesi halinde davacı şirketin tahvil ihracından elde edeceği miktarın en erken 11.11.2014 tarihinde şirketin banka hesaplarına girebileceği, bu kapsamda 70 günlük bir gecikme olduğu ancak şirketin gerçek mali durumuna ilişkin süreç içinde halka arzın hemen öncesinde ortaya yeni çıkan şüpheler giderilmeden, şirketin gerçek mali durumu tam olarak ifade etmeyen bir izahname ile hızlı fakat kamuyu eksik bilgilendirerek tahvil ihraç etmesinin muhtemel tahvil yatırımcıları açısından ilave riskler doğuracak bir durum olduğunun belirtildiği, somut olayda davacı şirket ile imzalanan aracılık sözleşmesinin tarafların karşılıklı fesih ve ibra protokolü imzalayarak feshedilmiş olması karşısında tahvil ihracı sürecinde sözleşme hükümleri çerçevesinde hareket eden davalı aracı kurumun kusurlu olduğu söylenemeyeceği gibi tahvil ihracının başka bir aracı kurum ile gerçekleştirilmiş olduğu gözetildiğinde aracılık sözleşmesinin feshi nedeniyle davacı şirketin uğradığı iddia olunan zarar arasında illiyet bağı bulunmadığından davalı aracı kurumun zarardan sorumlu tutulamayacağı, ayrıca davacı şirketin tahvil ihracına başlamadan önce...firmasına ait 21.08.2014 tarihli bağımsız denetim raporuna rağmen aynı dönem için 01.09.2014 tarihinde ...Bağımsız Denetim isimli firmadan alınan ve şirketin mali durumunu daha iyi gösteren rapora istinaden tahvil ihracı süreci başlatıldığı, Sermaye Piyasası Kurulunun finansal tabloların gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğine ilişkin tespiti karşısında davacı tarafça tahvil ihraç sürecinin uzaması nedeniyle davacı şirketin uğradığı iddia olunan zararın, davalı aracı kurumun hukuka aykırı eylemlerinden kaynaklandığı ispatlanamadığı, davacı tarafça, davalı aracı kurumun, dava dışı ...Yatırım A.Ş.'nin yaptığı tahvil ihracında almayı taahhüt ettiği meblağı almadığı iddiasıyla oluşan zararın tahsilinin istendiği, bu yönde dosyaya delil olarak sunulan e-posta yazışmaları davalının tahvil alım talebi veya tahvil alım talebini geri çektiğine ilişkin bir husus içermediği, MKK nezdindeki işlemlere ilişkin olduğu, bu nedenle anılan zarar talebine ilişkin davalı aracı kurumun, davacı şirkete karşı bir sorumluluğunun bulunmadığı, taraflar arasında, davalı bankanın 20.01.2015 tarihinde davacı şirkete gecikmiş kredi borçlarını bildirip gün içerisinde ödenmesini talep ettiği, davacı şirketin 13.02.2015 tarihinde davalı bankaya bakiye borcunun 6.568.911,00 TL olduğunu bildirdiği, içeriği inkar edilmeyen e-posta yazışmalarının bulunduğu, anılan e-posta yazışmalarında yazılı miktarın davalı bankanın 27.05.2015 tarihinde davacı şirkete gönderdiği hesap kat'ına ve borcun ödenmesine ilişkin ihtarname ile 26.08.2015 tarihinde başlatılan Adana 8. İcra Müdürlüğünün 2015/14154 E. sayılı ilamsız takipte talep ettiği meblağın uyumlu olduğu, taraflar arasında DBS Yetki Belgesi sözleşmeleri imzalandığı, 03.11.2014 tarihinde tahvil ihraç belgesinin davalı aracı kurum tarafından Sermaye Piyasası Kurulundan teslim alınmasından sonra 07.11.2014 tarihinde davalı banka ile davacı şirket arasında DBS Yetki Belgesi sözleşmesi yenilenerek imzalandığı, anılan sözleşmenin 2.4 maddesinde müşterinin, ödeme tarihinde bankadaki ödeme hesabı bakiyesi ödenmesi gereken mal ve hizmet alımı tutarını karşılamadığı ve kendisine banka tarafından yeterli kredi limiti tahsisi edilmiş olsa bile kredi limitinin bankaca herhangi bir sebepten dolayı kullandırılmadığı takdirde bankanın firmaya herhangi bir ödeme yapmayacağı, ödeme tarihinde ödemeyi gerçekleştirmeyeceği, bu konuda kendisine ve firmaya karşı hiçbir yükümlülüğü ve sorumluluğu bulunmayacağını peşinen kabul ve beyan ettiği, 3.1 maddesinde bankanın gerekli gördüğü hallerde müşteriye yazılı olarak bildirimde bulunmak kaydıyla müşterinin kredi limitini değiştirebileceği kısmen veya tamamen iptal edebileceği, 3.2 maddesinde müşterinin bankanın kredi limitini kullandırıp kullandırmama, artırıp eksiltme, krediyi tamamen kapatma, kredi talimatlarını belirleme, değiştirme, artırma yetkisinin bankada olduğunu kabul ettiği, 3.3 maddesinde müşterinin bankaya yazılı talimat vermesine gerek olmaksızın, banka nezdindeki hesaplarda bulunan bakiyeyi, bankanın, öncelikle varsa müşterinin DBS kredi borcuna mahsup edebileceğini ve/veya kredi borcunu kapatabileceğini kabul ettiğinin düzenlendiği, 19.01.2015-11.02.2015 tarihli hesap ekstresine göre tahvil ihracı sonrasında davacı şirketin ... A.Ş. nezdindeki hesabına yatırılan paradan 7.704.135,00 TL tutarında davalı bankaya ödeme yapıldığı, davalı bankanın bir kısım kredi riskini tahsil ettikten sonra yeni kredi açmadığı, DBS limitinin yeniden açılmamış olması nedeniyle davalı bankaya kusur yüklenemeyeceği, yine davacı şirketin yoğun olarak davalı bankayla çalışması nedeniyle davalı bankanın ana banka olarak adlandırılması ve davalı banka tarafından kredibilitenin varlığı açısından istenen projeksiyon çalışmasının davacı şirket tarafından verilmiş olması, sözleşme çerçevesinde ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 18/2 hükmünde düzenlenen basiretli hareket etme yükümlülüğü bulunan davalı bankanın davacı şirket yararına kredi verebileceği anlamına gelmediği, bu konuda davalı bankanın davacı şirkete karşı bir yükümlülüğünün bulunmadığı, davacı tarafça 20.01.2015 tarihinde TTK'nın 376. maddesi uyarınca aktiflerin rayiç değerlerinin esas alınması durumuna göre rayiç değer bilançosu hazırlanarak 26.02.2015 tarihinde Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2015/185 E. sayılı iflas erteleme talepli açılan davanın reddi kararının temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, eldeki davada davacı tarafça, davalı aracı kurum ve davalı bankanın haksız ve hukuka aykırı işlemlerinin davacı şirketin iflas erteleme sürecine girmesine sebep olduğu, bu nedenle davacı şirketin değer kaybı; 2015 yılı ve devam eden senelere ilişkin olarak ciro, iş ve gelir kaybı; tüm fabrikaların durması sebebi ile işçilere olan maaş, kıdem, ihbar tazminatları; bayiler, tedarikçiler, banka ve diğer tüm finans şirketlerinde oluşan borçlar nedeniyle zarara uğradığının ileri sürüldüğü, davacı şirket tarafından kredi sözleşmelerinde teminat gösterilmiş olması davalı bankanın kredi borcunu kat etmesine engel olmadığı, davalı banka tarafından gerçekleştirilen kat işlemi ve bu doğrultuda yapılan işlemlerin, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerine ve bankacılık mevzuatına uygun görüldüğü, davacı şirketin davalı banka dışında dava dışı şirket ve bankalara borcu bulunduğu gözetildiğinde salt davalı banka tarafından yapılan kat işleminin domino etkisiyle diğer alacaklıların icra takibi başlatarak davacı şirketin mali yapısının esaslı şekilde bozulmasına ve davacı şirketin iflas erteleme sürecine girmesine sebep olduğu iddiasının ispatlanamadığı, davacı şirket ile davalılar arasındaki ilişkinin niteliği göz önüne alındığında TTK'nın 209. madde hükmünün uygulanamayacağı davalıların güvenden doğan sorumluluk hükümleri uyarınca sorumluluklarına gidilemeyeceği muhatap banka nezdinde kredi limitinin bulunmasının çekin karşılığı olduğu anlamına gelmediği, ancak çekin karşılıksız çıkması halinde keşidecinin, çek bedelini bloke ettiğini, çeki ibraz ederek karşılıksız şerhi alan hamile bildirilerek düzeltme hakkını kullanmasının mümkün olduğu, davacı tarafça 03.02.20 15... .02.2015 tarihlerinde davalı bankaya ibraz edilen çekler ile ilgili olarak uzun süreli kredi ilişkisi nedeniyle hiçbir uyarı yapılmadan ve ibraz anında davalı bankada para bulunmasına rağmen karşılıksız çek işlemi yapılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de tahvil ihracından elde edilen ve ... hesabında bulunan paradan davalı bankaya gönderilen kısmın davacı şirketin mevcut kredi borcuna mahsup edildiği, davacı şirketin ... nezdindeki hesabında ibraz edilen çek bedellerini karşılayan ve aşan miktarda para bulunmasının tek başına davacı şirketin TTK'nın 783/3 hükmüne uygun davrandığını göstermediği, karşılıksız çeklere ilişkin düzeltme hakkının kullanılmadığı, tahvil ihracından elde edilen ... hesabında bulunan paradan 02.02.2015-11.02.2015 tarihleri arasında 1.534.274,00 TL tutarında çeşitli yerlere ödemeler yapıldığı gözetildiğinde davacı şirketin, basiretli bir tacir olarak anılan çeklere ilişkin sorumluluğunu yerine getirmediği, daha önceki aksi uygulamalar nedeniyle kendisine avantaj sağlayan davacı şirketin, mevcut kredi borcu nedeniyle yeni kredi açmayan davalı bankadan aynı uygulamanın devam ettirilmesini beklemesinin yerinde olmadığı, davalı banka tarafından yapılan işlemlerin hizmet kusuru olarak nitelendirilemeyeceği, davalı banka ve davalı aracı kurum tarafından yapılan işlemlerin taraflar arasındaki sözleşmelere ve bankacılık teammüllerine uygun olduğu, davalıların basiretsiz ve kusurlu davranışlarının bulunmadığı gözetildiğinde davalıların işlemleri sebebiyle davacı şirketin iflas erteleme sürecine girerek zarara uğratıldığı iddiasının ispatlanamadığı, mahkemece ayrık bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek davacı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizliğin bulunmadığı, takdiri delil niteliğindeki bilirkişi raporu ile hukuki nitelikteki açıklamalar niteliğindeki uzman görüşü arasında çelişki olmasının neticeyi etkilemediği, dosya kapsamından davalıların davacı şirket ile sözleşmesel ilişki içinde olduklarının anlaşıldığı, dava konusu edilen zarar taleplerine ilişkin sübjektif hak üstünde ..., ..., ...'in davacı sıfatlarının bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalıların yaptıkları işlemler nedeniyle davacıların zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi2021/984 E.2025/119 K.19.01.2025Esastan ret
- ilk dereceİstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi2016/946 E.2021/92 K.18.02.2021Davanın aktif husumet yokluğu ve esastan reddi
- m. 18/ (2)· BAM: Davalı bankanın, basiretli hareket etme yükümlülüğü bulunsa dahi mali durumu bozulan davacı şirket yararına yeni kredi açmaya veya DBS limitlerini yeniden kullandırmaya zorlanamayacağı tespiti kapsamında uygulanmıştır.
- m. 783/ (3)· BAM: Davacı şirketin bankada hesap bakiyesinin bulunmasının tek başına karşılıksız çek işlemine engel teşkil etmediği, basiretli bir tacir olarak çek hesap sorumluluklarını tam olarak yerine getirmediği değerlendirilirken tartışılmıştır.
- m. 376· BAM: Davacı şirketin kendi hazırlattığı rayiç değer bilançosuna istinaden iflas erteleme davası açmış olması, şirketin finansal krizinin ve borca batıklığının kronikleştiğini gösteren bir kronoloji verisi olarak zikredilmiştir.
- m. 209· BAM: Davacı şirket ile davalı banka/aracı kurum arasındaki hukuki ilişkinin niteliği gereği, şirket topluluğunun güvenden doğan sorumluluğuna ilişkin bu madde hükmünün somut uyuşmazlıkta uygulanamayacağı tespit edilmiştir.
- tahvil ihracı
- hesabın kat edilmesi
- gerçeğe aykırı bilanço
- karşılıksız çek
- fesih ve ibra protokolü
- illiyet bağı
- basiretli tacir
- tazminat