TTK 18, 553: Tacirin Basiretli Davranma Yükümlülüğü, Defter Tutma Sorumluluğu ve Maddi Tazminatın Reddi Halinde Maktu Vekalet Ücreti
Basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlü olan işletme sahipleri, ticari defterlerin tutulmasındaki usulsüzlükleri veya çalışanlarının kusurlarını ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacakları gibi, ispatlanamayan maddi tazminat istemlerinin reddi halinde davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmelidir.
Davacı şirket, yönetim ve muhasebe işlerini fiilen yürüten davalı şirket ortaklarının usulsüz işlemlerle kendisini zarara uğrattığını ileri sürerek tazminat davası açmıştır. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, tacirin basiretli iş adamı gibi davranma ve defter tutma yükümlülüğü uyarınca memurlarının kusurlarından doğrudan sorumlu olduğunu ve zararın varlığının ispatlanamadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay, esasa ilişkin ret kararını hukuka uygun bulmuş ancak maddi tazminat davasının tamamının reddi nedeniyle davalı lehine maktu yerine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesini hatalı bularak kararı düzelterek onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/5434 E. , 2025/3698 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1431 Esas, 2024/1181 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/491 E., 2023/389 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin kurucusunun, davalı şirketin ve dava dışı iki şirketin daha ortakları/yöneticisi olan ... ve ... olduğunu, şirketlerin tamamının aynı adreste tescilli olduğunu, muhasebe kayıtlarının aynı kişi tarafından tutulduğunu, müvekkili şirket ortaklarının başlangıçta davalı şirketin sahibinin şirketlerinde işçi olarak çalıştığını sonrasında müvekkili şirketin, halihazırdaki ortaklarına devredildiğini, ancak fiilen ...'nın şirketlerinde çalışmaya devam ettiklerini ve davacı şirketin yönetim işlerine karışmadıklarını, kendilerine işlerin iyi gittiğinin söylendiğini, davalı şirketin müvekkili şirketten mal hizmet alımı ile müvekkiline borçlandırıldığını, ancak bedelinin gerçekte ödenmediğini, ve davalı şirket borçlarının usulsüz kapsatıldığını, davacı şirkete vergi tahakkuk ettirilmemesi için gerçekte var olmayan faturalar tanzim edildiğini, bu hususun vergi incelemesi ile ortaya çıktığını ve müvekkili şirkete vergi cezası uygulandığını, durumun bildirilmesi üzerine ... ve muhasebecinin ödeme sözü verdiklerini ancak yerine getirmediklerini, müvekkili şirket kayıtlarının yeminli mali müşavire inceletilmesi sonucu usulsüzlüklerin tespit edildiğini, davalı şirketin usulsüz işlemlerine müvekkili şirketin paravan kullanıldığının anlaşıldığını, sonuçta müvekkili şirketin davalı şirketin ve temsilcilerinin usulsüz işlemleri ile 1.032.627,00 TL zarara uğratıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bahse konu meblağın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacı şirketin yaklaşık 11 yıldır şimdiki sahipleri tarafından yönetildiğini, davacının müvekkilini kendi dikkatsizliğinden mesul tutmaya çalıştığını, ancak basiretli tacir sıfatına haiz olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) basiretli tacir gibi hareket etmeleri gerektiğini, hisse devri sonrasında kendi belirledikleri bir muhasebeciyle çalıştıklarını, davacı ve davalı şirketlerin muhasebecisinin aynı olmasının başkasının yönlendirmesiyle olduğunu göstermeyeceğini, ticari defterlerle ilgili olarak TTK'nın 67 maddesi uyarınca mesuliyetlerinin olduğunu, bir usulsüzlük var ise suç duyurusu yapılması gerektiğini, davacı şirketin ödemelerini aldığını, TTK'nın 553. maddesi uyarınca davacı şirketin zararlarından müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin, öncesinde davacı ve davalı şirketin ortak ve yetkililerinin aynı kişiler olduğunu, tarafların ticari defterlerinde inceleme yapıldığı, davacı şirket yetkilisinin vergi incelemesi sırasında faturaların şirketin faaliyeti sırasında alınan malzemeler karşılığı kendilerine verildiğini, söz konusu hizmet veya malzemelerin bedelinin nakit olarak ödendiğini, faturalardaki hizmet veya malzemelerin gerçekten alındığını, sahte olmadığını beyan ettiği, davacının ticari kayıtlarına göre 2010-2013 yılları arası ticari faaliyetinin ve ulaştığı cironun artarak devam ettiği, 6102 sayılı TTK'nın 18. maddesi uyarınca her tacirin basiretli bir iş adamı gibi hareket etme zorunluluğunun bulunduğu, bir tacirin defter tutma mükellefiyetinini yerine getirmeye yetkili kıldığı kimsenin bu defterlere geçirdiği kayıtların o tacir tarafından tutulmuş kayıtlardan sayılacağı, bilirkişi raporuna göre davacı şirketin herhangi bir zararının bulunmadığı, davalı şirket tarafından davacı şirketin zarar uğratıldığı hususu ile zararın varlığının davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı TTK'nın 18/2 hükmü uyarınca basiretli bir tacir gibi hareket etmeyen davacı şirket ve ortaklarının tacirin kendi bilgisizliği ve tecrübesizliğinden kaynaklı zararlardan dolayı bir talepte bulunamayacağı, TTK'nın 67. maddesi gereği bir tacirin defter tutma mükellefiyetini yerine getirme salahiyetli kıldığı kimsenin bu defterlere geçildiği kayıtların, o tacirin kendisi tarafından tutulmuş kayıtlar hükmünde olduğu, ticari defterlerin kısmen veya tamamen mevcut olmamasından yahut kanununa uygun surette tutulmamasından veyahut saklanması mecburi olan defter ve kağıtların gereği gibi saklanmamasından doğan mesuliyetin doğrudan doğruya işletme sahibine, hükmü şahıslarda idare organının azalarına veya idari işlerine selahiyetli olan kimselere ve hükmü şahsiyeti olmayan ticari işletme ve teşekküllerde onları idareye selahiyetli olan kimlere ait olduğu, bunların, kusuru memuru ve müstahdemlerine yükleterek bu mesuliyetten kurtulamayacakları, TTK'nın 553. maddesi gereğince, yönetim kurulu üyeleri, kurucular ve yöneticiler kusur ve sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde zarardan sorumlu olacakları, davacı yemin deliline dayanmış ise de yemin delilinin davacıların ispatını istediği hususlara elverişli olmadığı, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı şirket kayıtlarının fiilen davalı şirket ortakları tarafından tutulduğundan bahisle davacı aleyhine davalı lehine gerçekleştirildiği ileri sürülen usulsüz işlemlerden dolayı tazminat talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve gerekçede ilga edilmiş mevzuat hükmüne yer verilmesinin sonuca etkili olmamasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacının aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda, davacı vekili, davalı şirketin usulsüz işlemlerinden dolayı zarara uğradığını ileri sürerek taraflarınca tespit ettirildiği belirtilen miktarın davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiş olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verildiğine göre İlk Derece Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan, 03.09.2022 tarihli ve 31942 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4 hükmünde yer alan "Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. " düzenlemesi dikkate alınarak, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde Asliye Mahkemelerinde görülen davalar için belirlenen 9.200,00 TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2. hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacının temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan “Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre hesaplanan 130.610,16 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4 hükmü uyarınca 9.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
- bamKonya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi2023/1431 E.2024/1181 K.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi
- ilk dereceKonya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi2020/491 E.2023/389 K.Davanın reddi
- m. 18/ (2)· İlk Derece/BAM: Her tacirin ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme zorunluluğu bulunduğu ve kendi bilgisizliği ile tecrübesizliğinden kaynaklanan zararları başkasına yükleyemeyeceği tespiti.
- m. 67· BAM: İlga edilen 6762 sayılı eski TTK'nın 67. maddesindeki defter tutma sorumluluğuna ve yükümlülüklerin yerine getirilmesinde çalışanların kusurlarına dayanılamayacağına dair hükme yer verilmiştir (Yargıtay bu durumun sonuca etkili olmadığını belirtmiştir).
- m. 553· BAM: Şirket yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerin kusurlu sorumluluk esaslarının değerlendirilmesi bağlamında zikredilmiştir.
- basiretli tacir
- ticari defterler
- tazminat davası
- vekalet ücreti
- yönetici sorumluluğu
- ticari işletme