TTK 18: Ticari Yapılandırma Protokollerinin Bağlayıcılığı ve Tacirin Basiretli Davranma Yükümlülüğü
Borç ilişkisini ve icra takiplerini müşterek vekilleri vasıtasıyla yapılandıran protokolü imzalayan tacir ortaklar, TTK m. 18/2 kapsamındaki basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü uyarınca kesin delil niteliğindeki bu sözleşmeyle bağlıdır.
Davacılar, davalı taraflarla olan ticari ilişkilerde mal varlıklarının birbirine karıştırıldığını ileri sürerek tüzel kişilik perdesinin aralanmasını ve icra dosyalarından borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, tarafların hür iradeleriyle imzaladıkları ve borç bütününü yapılandıran protokolün kesin delil niteliğinde olduğunu, irade fesadı iddialarının kanıtlanamadığını ve tacirlerin basiretli davranma zorunluluğu bulunduğunu belirterek davayı reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay da alt mahkemenin bu hukuki değerlendirmesini yerinde bularak onama kararı vermiştir.
11. Hukuk Dairesi 2025/3196 E. , 2026/200 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1481 Esas, 2025/241 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/143 E., 2022/323 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin kozmetik, bakım, güzellik salonları hizmetleri ve bu hizmetler ile ilgili cihaz pazarlama dağıtım eğitim işleri ile ilgili olarak ticari faaliyet sürdürdüğünü, davalıların ise aynı faaliyet konusuna yönelik olarak cihazlar ve kozmetik ürünlerin pazarlamasını yaptıklarını, 2008 yılında müvekkilli ...'ın % 40, davalılardan ...'in % 50, dava dışı kardeşinin ise %10 payla hissedar olduğu davalılardan ... Sağlıklı Yaşam Ürünleri Dağıtım ve Tic. Ltd. Şti.'nin (... Ltd. Şti) kurulduğunu, geçen bir yıllık süreçte % 40 komisyon karşılığı alımların davalı ... Ltd. Şti.'nden yapıldığını, ortak kurulan şirketin faaliyete başlaması ile malzeme tedariki sırasında yurt dışından ... Ltd. Şti.'ne, oradan doğrudan müvekkilinin faaliyet yürüttüğü bayilere pazarlandığını, malların doğrudan komisyon karşılığı fatura edilmeyip müvekkili şirketin bayilerine ulaştırılmakla ve yapılan satış karşılığında müvekkili şirkete % 40 hizmet bedeli ödendiğini, gelinen süreçte taraflar arasında anlaşmazlıklar olduğunu, davalılardan ...'in ... şirketinin tek sahibi olup yeni kurulan ... şirketinin ise büyük hissedarı olduğunu, davalının bu ilişkide ... Ltd. Şti.'ne ait malları müvekkili ile ortak kurdukları ... Ltd. Şti. üzerinden müvekkili şirket bayilerine satıp karşılığında da hizmet bedeli adı altında ödemeler yaptığını, ortada üçlü bir ilişki varmış gibi görülmesine rağmen davalının her iki şirketi de istediği gibi yöneterek mal varlıklarını birbirine karıştırıp birbirine fatura kesip karşılıksız paralar aktardığını, ... Ltd. Şti. ile ilişki devam ederken, müvekkili şirketin ödemelerini tek başına sahibi olduğu şirket hesabına yönlendirerek pos cihazları ve havaleler yoluyla birinin giderini diğerine mahsup ettiğini, davacıların bayilerinden de ödemelerin bir kısmının ... şirketine yapılması gerekirken bu ve benzeri yollarla davalı şahsın sahibi olduğu ... şirketine yapıldığının tespit edildiğini, yine ... Ltd. Şti.'ni zarar göstererek sözde müvekkilli gerçek kişinin payına düşen zarar tutarını ... Ltd. Şti.'nin ödemesi gereken hizmet bedelinden mahsup ettiğini, davalı şirkete verilen çeklere, ticari muhatap olmadığı halde müvekkili gerçek kişinin cirosunun alındığını,müvekkilleri tarafından borçlu olmadığı halde protokol dahi imzaladığını, tüm tarafların bir bütün olarak değerlendirilerek tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespit edilebileceğini belirterek ...'ın davalı ...'e .... İcra Müdürlüğünün 2013/16484 E. sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalılardan müştereken tahsiline, müvekkillerin .... İcra Müdürlüğünün 2013/16482 E., 2013/16483 E., 2013/17167 E. sayılı dosyalarından borçlu olmadığının tespiti ile söz konusu takiplerin iptaline, takipler konusu alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalılardan müştereken tahsiline, müvekkil ... Estetik Sağlıklı Yaşam Ürünleri Dağ. ve Tic. Ltd. Şti.'nin, ... Sağlıklı Yaşam Ürünleri Dağ. ve Tic. Ltd. Şti.'den olan 130.640,53 TL alacağının, müvekkilleri hakkındaki takip konusu borçlardan takas ve mahsubuna, müvekkillerin .... İcra Müdürlüğünün 2013/16525 E. sayılı dosyasından, takip tarihi itibariyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 59.996,00 TL borçlu olmadığının tespiti ile takibin bu miktar üzerinden iptaline, söz konusu miktarın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, takip sonrası yapılan toplam 79.560,00 TL ödemenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 102. maddesi uyarınca öncelikle işbu dosyadan mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... ve ... Medikal ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde, ... ... Lti. Şti.'nin 02.07.1998 tarihinde kurulduğunu, davacı ...'ın 23.11.2008 tarihinde şirkete ortak olup ortaklığın zarar etmesi nedeniyle 23.01.2012 tarihinde ortaklıktan ayrıldığını, şirketin 25.02.2012 tarihinde tasfiyeye girip tasfiye kararının 06.03.2015 tarihinde gerekli ilanlar da yapılmak suretiyle tescil olunduğunu, ... ... Ltd. Şti. ile davacı ... ve şirketi arasında 01.04.2011 tarihli bayilik sözleşmesi düzenlenip sözleşme koşulları çerçevesinde çalışmaya başlanıldığını, davacı şirketin aldığı ürünler karşılığı sözleşme gereğince belirli vadelerle çekleri vererek ödeme yapması gerekirken önce ödemeleri geciktirip daha sonra da çekleri ödememeye başladığını, davacının satışlar ve çalışma şekli ile ilgili sıkıntı yaşadığını söylemesi üzerine tarafların anlaşarak 07.12.2013 tarihli protokol ile 01.04.2011 tarihli Bayilik Sözleşmesini feshettiklerini, tarafların protokolde yazılı alacak borç dışında birbirlerinden alacakları bulunmadığını, protokolde düzenlenen alacak ve borçlar ödendiği takdirde, tarafların birbirinden maddi manevi tazminat, icra inkar tazminatı ve benzer taleplerinin olmayacağının kararlaştırıldığını, icra dosyalarındaki tüm borçlar kabul edilmek suretiyle ödeme vadelerinin belirlendiği 07.12.2013 tarihli protokol imzalanmak suretiyle borca itirazların geri alındığını, icra takiplerine dayanak alacakların müvekkili ... ... Ltd. Şti.'nin davacı şirketin satın aldığı ve ödemediği ürün bedellerine dayandığını, ...'ın borçlu olduğu icra takip dosyalarının ödenmeyen ve arkası yazılan çek alacaklarına ilişkin olup davacı ...'ın şahsi cirosu olduğu için şahsına karşı da takip yapıldığını, dolayısıyla tüzel kişilik perdelenmesi durumunun söz konusu olmadığını, müvekkili ...'in alacaklı, davacı ...'ın borçlu olduğu .... İcra Müdürlüğünün 2013/16484 E. sayılı dosyasındaki alacağın, müvekkilinin şahsi alacağından kaynaklandığını, 01.12.2012 vade tarihli 500.000,00 TL bedelli bononun 244.250,00 TL'lik kısmının ... tarafından ödendiğini, kalan ve ödenmeyen 255.750,00 TL için ise icra takibi yapıldığını, 07.12.2013 tarihli protokol ile ...'ın bu borcunu kabul ederek ödeme vadesi verdiği için protokol kapsamına alındığını, 07.12.2013 tarihli protokolü geçersiz kılan bir belge veya neden bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... Sağlıklı Yaşam Ürünleri Dağıtım ve Tic. Ltd. Şti. unvanını alan 17.02.2015 tarihinde tasfiyesine karar verilen ve daha sonra hakkında ihya kararı alınarak tasfiye memuru atanan şirket tasfiye memuru, taraflar arasında düzenlenen 07.12.2013 tarihli protokol ile davacıların borcu kabul etmesine karşın mevcut davanın haksız açıldığını, davacı tarafça şirket hissesinin devredildiği tarihten itibaren 5 yılı aşkın süre geçtikten sonra işbu davalı yönünden açılan davanın zamanaşımı yönünden de reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin ana dayanağı sadece davalılardan ... ... Ltd. Şti.'nin yer almadığı 01.04.2011 tarihli sözleşme olup, iddia ve savunma değerlendirildiğinde tüzel kişilik perdesinin aralanması gerektirir bir ticari ilişkinin yine davacı gerçek kişinin de bir dönem davalılardan ... ... Ltd. Şti.'nin hissedarı olduğu da dikkate alındığında bulunmadığı, protokol ile dava konusu borçların varlığı davacılar tarafından kabul edildiği, mevcut davada davacılar tarafından protokolün TBK’nın 30. ve 36. maddeleri uyarınca geçerli olmadığını da savunulmuşsa da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 18/2. maddesinde her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, dava konusu alacak bütününü kapsayacak şekilde, tarafların müşterek vekilleri aracılığıyla 07.12.2013 tarihli protokol ile yapılandırıldığı, yazılı belgeye dayalı ve kesin delil niteliğindeki söz konusu protokolün geçersizliğinin dava tarihinden önce TBK'nın 30. ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan bir dava ile kanıtlanmadığı gibi, mevcut davada davacı tarafça sunulan ve toplanan deliller ile de kesin delil niteliğindeki protokolün geçersizliğinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 07.12.2013 tarihli protokol altındaki imzanın taraflarca inkar edilmediği, bu protokol ile taraflar arasındaki borç-alacak ilişkisinin kabul edilerek yapılandırıldığı, protokolün geçersiz olduğuna yönelik davacı yan iddialarının usulüne uygun delillerle dosya kapsamı itibariyle ispat edilememiş olduğu gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 15.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi2022/1481 E.2025/241 K.Esastan ret
- ilk dereceAnkara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi2017/143 E.2022/323 K.Davanın reddi
- menfi tespit
- tüzel kişilik perdesinin aralanması
- basiretli iş adamı
- protokol
- kesin delil
- irade fesadı
- limited şirket