TTK 195, 202, 102: Personel Hizmetleri Sözleşmesinde Şirketler Topluluğu Hâkimiyeti ve Acentelik Dayanaklı Portföy Tazminatı İstemi
Taraflar arasındaki personel hizmetleri sözleşmesi TTK'nın 195. maddesi anlamında bir hakimiyet sözleşmesi teşkil etmediği ve aralarında acentelik ilişkisi bulunmadığı takdirde, hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılmasına veya portföy tazminatına dayanılarak tazminat talep edilemez.
Davacı, personel hizmetleri sözleşmesinin haksız feshedildiğini, davalının şirket üzerindeki hakimiyetini hukuka aykırı kullanarak zarara sebebiyet verdiğini ve acentelik benzeri ilişkiden ötürü portföy tazminatına hak kazandığını ileri sürerek dava açmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, taraflar arasında organik bir bağlılık, hakimiyet sözleşmesi veya acentelik ilişkisi bulunmadığı, sözleşmedeki bedel indirimleri ve SGK teşvik kesintilerine davacının zımnen icazet verdiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay, usul ve yasaya uygun bulunan BAM kararını onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/2571 E. , 2025/2943 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1623 Esas, 2024/57 Karar HÜKÜM :Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/364 E., 2019/926 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 29.04.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin (...) 12.10.2011 tarihinde esasen davalı (...) tarafından ...'e kurdurulan, tek müşterisi davalı olan ve alışılmışın dışında İnsan Kaynakları, bordrolama ve finansman desteği sağlamış olan bir kuruluş olduğunu, taraflar arasında akdedilen 15.11.2011 tarihli personel hizmetleri sözleşmesi uyarınca ... tarafından ... personelinin istihdamının sağlanacağını, personelin ilgili kanuni yükümlülüklerinin yerine getirileceğini, işçi hak edişlerine dair tüm ödemelerin ... tarafından gerçekleştirileceğini ve yapılan bu işlemlerin bir hizmet bedeli olarak ...'a fatura edileceğini, her ne kadar ... iş veren olarak görünse de ...'nin işçi yönetimi, işe alım ve işten çıkarma başta olmak üzere istihdam ettiği personel üzerinde söz hakkı bulunmadığını, tüm bu işlemlerin ... tarafından yürütüldüğünü, bu konuda ...'ye işlem talimatı verdiğini, davalının 15.11.2011 tarihli personel hizmet sözleşmesinde belirlenmiş olan hizmet bedelinin, 20.03.2015 tarihli sözleşme ile %10'dan %8.75'e düşürülmesi, yine davalı tarafından müvekkilinin hak edişi olan SGK teşviklerinin haksız şekilde fatura ettirilmemesi gibi davalının yasa hükmüne aykırı şekilde müvekkilini kayba zorladığını ve zarara uğrattığını, 09.05.2017 tarihli toplantıda sözleşmenin feshini gerektirecek haklı herhangi bir sebep bulunmamasına rağmen 15 Kasım 2011 tarihli hizmet sözleşmesinin feshedileceğinin müvekkiline söylendiğini, 23.02.2018 tarihinde ... için çalışmakta olan tüm personelin bir araya toplanması ile çalışanlarının topluca istifa ettirildiğini, ... tarafından müvekkili şirkete fesih bildiriminde bulunulduğunu, haksız fesih ve eylemler çerçevesinde müvekkili şirket tarafından davalıya 05.03.2018 tarihli ihtarnamenin keşide edilerek taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi çerçevesinde müvekkili lehine taahhüt etmiş olan taleplerin bildirildiğini, ancak davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı tarafından personellerin istifa ettirilmesi ve sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle bir takım ihtarnamelerin çekilmek zorunda kalındığını ileri sürerek şimdilik 1.603.046,28 TL tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi oranı ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 15.11.2011 tarihinde imzalanmış olan Personel Hizmetleri Sözleşmesi çerçevesinde davacının müvekkili şirket ürünlerinin pazarlama hizmetlerinin yürütülmesi ve sahada tanıtımı için müvekkil şirkete insan kaynakları hizmeti verdiğini, personel sağladığını, müvekkil şirket ile davacı tarafın birbirinden tamamen ayrı ve bağımsız iki şirket olup aralarında iddia edildiği gibi hiçbir hukuki ve organik bağ ve ilişki bulunmadığını, hizmet sözleşmesinin hiçbir hükmünün, davacının başka müşteriler bulmasını ve bunlara da hizmet vermesini yasaklamadığını, hizmet sözleşmesinin 8. maddesine dayalı olarak haklı, yasal ve tek taraflı bir fesih gerçekleştirildiğini, bu itibarla davacının feshin haksız olduğu yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, feshin tamamen taraflar arasındaki sözleşmeye uygun gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının davasının kısmen kabulü ile portföy tazminatına ilişkin olarak 240.933,70 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının portföy tazminatı talebinin kabul edilen kısmının dışında kalan kısmı ile diğer taleplerine ilişkin davasının reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı ile davalı arasında yapılan personel hizmetleri sözleşmesinin, bir şirketin diğer bir şirketin yönetimine sahip olmak konusunda yetki veren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 195. maddesi anlamında bir hakimiyet sözleşmesi olmadığı, dolayısıyla davacı ile davalı arasında bir bağlı ve hakim şirket ilişkisi bulunmadığı, taraflar arasındaki personel hizmet sözleşmesinde davalıya verilen hizmetin diğer firmalara verilmeyeceğine ilişkin bir düzenlemeye de yer verilmediğini, bu durumda davacının, hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılmasına ilişkin olarak TTK'nın 202. maddesi uyarınca davalının hizmet bedeli oranını düşürmesi, davacının hak edilmiş olan SGK teşviklerinin davalı tarafından ödenmemesi nedenlerine dayalı zarar talebinin yerinde olmadığı, diğer yandan taraflar arasında 15 Kasım 2011 tarihinde akdedilen personel hizmet sözleşmesinin 6. maddesinde davalı şirketin sözleşmede öngörülen hizmetlerin ifası için davacı şirkete ödeyeceği aylık bedelin toplam hizmet personeli maliyeti üzerinden %10 hizmet bedeli alınarak oluşturulacağının kararlaştırıldığı, davalı tarafça %10'dan %8,75'e çekilen hizmet bedeli üzerinden yapılan ödemelerin sözleşme süresi içinde davacı tarafça çekince konmadan kabul edilmesi ve bu haliyle uzun süre ifaya devam edilmesi nedeniyle de davacının bu yöne ilişkin zarar talep edemeyeceği, ayrıca 2011 tarihli sözleşmenin 6. maddesinde % oranındaki SGK teşvik priminin hizmet bedeline dahil edileceğine veya edilmeyeceğine ilişkin düzenleme bulunmadığı, davacı şirketin bu sözleşmenin imzalandığı tarihten 2013 yılı Aralık ayına kadar söz konusu 5 puanlık teşvik indirimleri dahil fatura düzenlediği, davalı tarafın bu tutarlar üzerinden hizmet bedelini ödediği, 2014 yılı Ocak ayından sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar ise davacının 5 puanlık teşvik indirimleri mahsup ettiği, bu haliyle SGK teşvik primi hariç tutularak tanzim edilen hizmet bedeli faturalarının oluşturulmasında davacının, sözleşmenin davalının uyguladığı şekilde değiştirilmesine zımnen icazet verdiği gözetildiğinde davacının SGK teşviklerinin davalı tarafından ödenmemesi nedenine dayalı zarar talebinin yerinde olmadığı, davalının 23.02.2018 tarihli ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmeyi, sözleşmenin 8. maddesi uyarınca 2 ay önceden tek taraflı olarak feshettiğini ihtar ettiği, davalının fesih ihtarının, davacı ile aralarındaki sözleşmeye göre süresinde olduğu, davalı tarafından bu hakkın açıkça kötüye kullanıldığının ispatlanmadığı, davacının ihtarname giderine ilişkin talebinin menfi zarar kapsamında kalmadığı, sözleşmenin feshi haksız olmadığından davacının ihtarname giderini talep edemeyeceği, alkollü içki satışı hususunda davacıya kendi adına, davalı hesabına işlem yapma yetkisi verilmediği, davacının sadece personel temin etmek suretiyle davalıya hizmet verdiği, davacının istihdam ettiği personelin davalı şirket lehine müşteri sayılmayacağı, davalı ile davacı arasında davalının faaliyet konusuna ilişkin TTK'nın 102. maddesinde anlam ifade eden acentelik ilişkisinin bulunmadığı, bu nedenle de portföy tazminatı şartlarının somut olayda mevcut olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki Personel Hizmetleri Sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 29.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi2020/1623 E.2024/57 K.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine
- ilk dereceİstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi2018/364 E.2019/926 K.Davanın kısmen kabulü ile portföy tazminatına ilişkin olarak 240.933,70 TL'nin davalıdan tahsiline, diğer taleplerin reddine
- m. 195· BAM: Taraflar arasındaki personel hizmetleri sözleşmesinin TTK 195 anlamında bir hakimiyet sözleşmesi olmadığı ve bağlı şirket ilişkisi doğurmadığı tespiti
- m. 202· BAM: Nitelendirmede taraflar arasında şirketler topluluğu ilişkisi bulunmadığından TTK 202 uyarınca hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılmasına dayalı tazminat talebinin reddi
- m. 102· BAM: Taraflar arasında acentelik ilişkisi bulunmadığından portföy tazminatı şartlarının somut olayda mevcut olmadığı tespiti
- personel hizmetleri sözleşmesi
- hakimiyet sözleşmesi
- şirketler topluluğu
- portföy tazminatı
- acentelik
- hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması
- haksız fesih