TTK 23: Ticari Satışlarda Ayıplı Araç Satışı, Seçimlik Hakların Kullanım Şartları ve İki Yıllık Zamanaşımı Süresi
Ticari satışlarda ayıplı maldan kaynaklanan seçimlik hakların talebinde iki yıllık zamanaşımı süresi geçerli olup, satıcının ağır kusuru veya aldatması ispatlanamadığı takdirde bu süre dolduktan sonra açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekir.
Davacı şirket, satın aldığı araçtaki gizli ve açık ayıplar ile motor değişimi gerektiren arızalar nedeniyle aracın misliyle değiştirilmesi veya bedel iadesi/indirimi talebiyle terditli dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesi, iki yıllık ticari satış zamanaşımı süresinin dolduğunu, garanti sözleşmesindeki ek sürenin yalnızca bedelsiz onarım hakkını kapsadığını ve ağır kusur unsurunun bulunmadığını saptayarak davayı zamanaşımından reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay, bu hukuki gerekçeyi yerinde bularak onama yönünde hüküm kurmuştur.
11. Hukuk Dairesi 2024/2473 E. , 2025/848 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2169 Esas, 2024/248Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/258 E., 2023/706 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin ... marka aracı 22.04.2016 tarihinde 0 km olarak davalıdan satın aldığını, gözden geçirilmesi sonucu bir ayıba rastlanmadığını, alındığı günden itibaren en ufak yağmurda fren balata disklerinden ses geldiğini, bu kapsamda değiştirdiklerini, ancak yine sesin giderilemediğini, ayrıca bagaj kapağının ses yaptığını, servisteki müdahaleyle giderilmişse de daha sonra sesin tekrar başladığını, opsiyonel olarak hands free özelliğinin eklendiğini ancak çalışmadığını, ilk alındığında vites şanzıman sorunları yaşandığını, motorunun 19.05.2018 tarihinde servise girdikten 3 ay sonra 13.08.2018 tarihinde komple değiştirildiğini, aracın daha sonra da 16.09.2018 ve 29.09.2018 tarihlerinde arıza yaptığını, aynı sorunların birçok kişi tarafından yaşandığını öğrendiklerini, araçtaki ayıpların gizli ayıp olduğunu ileri sürerek terditli olarak aracın 0 Km misliyle değiştirilmesini veya ayıplı aracın iadesi ile bedelinin avans faizi ile tahsilini veya ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ayıp ihbarının zamanında yapılmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, davacının seçimlik haklarından ücretsiz onarım hakkını kullandığını, bu nedenle bedelden indirim, misliyle değişim veya bedel iadesi seçimlik haklarını kullanamayacağını, üretimden kaynaklanan ve ayıp olarak nitelendirilebilecek bir arızanın olmadığını, arızaların garanti kapsamında orijinal parça kullanılarak giderildiğini, aracın değişimi veya bedel iadesine karar verilmesi hâlinde davacının araçtan elde ettiği faydaların araç bedelinden mahsubuna veya davalı şirkete iadesine karar verilmesi gerektiğini, bedel iadesi veya bedel indirimi durumunda faiz taleplerinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) ticari satışlara ilişkin 23. ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 231. maddeleri uyarınca ticari satışlarda ayıplı mal satışından kaynaklanan uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresinin iki yıl olduğu, aracın 22.04.2016 tarihinde satın alındığı, seçimlik haklarının 22.04.2018 tarihine kadar kullanılması gerektiği, davacının 19.05.2018 tarihinde iki yıllık süre sona erdikten sonra yetkili servise başvuruda bulunduğu, yetkili servisin aracın motoruna ilişkin arızayı motoru değiştirerek giderdiği, bilirkişi raporu ile bu arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğu, motor değişimi sonrasında davacının 16.07.2018 tarihli ihtarnamesi ile aracın misli ile değiştirilmesini talep ettiği, davalının satıcı ve ithalatçı olarak iki yıllık süre ile araç için garanti verdiği, garanti süresi başlangıcının 28.04.2016 tarihi olduğu, iki yıllık garanti süresine eklenen bir yıllık sürenin yalnızca bedelsiz onarım hakkı için söz konusu olduğu hususunun garanti şartlarında düzenlendiği, aracın misli ile değiştirilmesi yönündeki talebin garanti süresi içerisinde öne sürülmediği, davalı aynı zamanda aracın satıcısı olmakla, davacının aracın misli ile değişimi yönündeki talebi, söz konusu ayıbın daha sonra ortaya çıkması halinde de iki yıllık zaman aşımına tabi olduğu, yapılan bilirkişi incelemesinde motor değişimi ile arızanın giderildiği, bagaj kapağı ve balata sesi arızalarının devam ettiği, bu ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu belirtilmişse de, dava dilekçesi ile birlikte bu sorunların aracın satın alındığı tarihten itibaren davacı tarafça fark edildiği beyan edilen açık ayıp niteliğinde olduğu, satıcının ağır kusurunun, alıcıyı aldatmasının söz konusu olmadığı, diğer arızalar onarım seçimlik hakkı kullanımı sonucunda giderildiğinden zamanaşımı definin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektiren ve davalıya atfedilecek ağır kusurlu bir davranış ya da dürüstlük kuralına aykırı bir davranışın varlığı kanıtlanmadığından, İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, TBK'nın 227. maddesi uyarınca, gizli ayıp nedeniyle satıma konu aracın ayıpsız yenisiyle değiştirilmesi, olmadığı takdirde araç bedelinin iadesi, bu da mümkün olmadığı takdirde ise satış bedelinden indirim yapılarak indirim tutarının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi2023/2169 E.2024/248 K.Esastan ret
- ilk dereceBakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi2023/258 E.2023/706 K.Davanın zamanaşımı nedeniyle reddi
- ticari satis
- ayipli mal
- gizli ayip
- zamanasimi
- secimlik haklar
- garanti suresi