TTK 236: Kollektif Şirketlerde Cezai Şartın Tenkisi ve Ortakların Tüm Mal Varlığının Araştırılması Zorunluluğu
Kollektif şirketin taraf olduğu sözleşmelerde cezai şartın fahişliği ve ekonomik mahva sebebiyet verme durumu incelenirken, sadece ortakların gelir vergisi beyannameleriyle yetinilmeyip şirketin ticari defterleri ile ortakların tüm mal varlığı unsurları kapsamlı şekilde araştırılmalıdır.
Davacı akaryakıt dağıtım firması, bayilik sözleşmesindeki alım taahhüdüne uymayan davalı kollektif şirketten cezai şart talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi ve BAM, davalı ortaklarının gelir vergisi beyannamelerini baz alarak cezai şartın ekonomik mahva yol açabileceği gerekçesiyle %50 indirim uygulamıştır. Yargıtay ise kollektif ortaklarının sınırsız müteselsil sorumluluğu gereği, mali durum tayininde hem şirketin ticari defterlerinin hem de ortakların tüm mal varlıklarının eksiksiz incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.
11. Hukuk Dairesi 2024/6577 E. , 2025/5603 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1554 E., 2024/1369 K. HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/191 E., 2023/403 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 23.09.2025 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 15.09.2010 protokol düzenlendiğini ve 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, istasyon inşası için 639.178,00 USD harcadığını, KDV'si ile birlikte davalıya 1.400.000,00 USD karşılığı 2.468.317,00 TL geri ödemesiz kredi verdiğini, toplam yatırımın 2.291.178,00 USD olduğunu, davalının sözleşmede yer alan alım taahhüdünün yerine getirilmemesi halinde her metre küp başına 100 USD cezai şart belirlendiğini, davalı tarafın kendisine verilen kredi desteklerini veriliş amaçları doğrultusunda kullanmadığını, yapılan sözlü ve yazılı uyarılara rağmen satışlarını artırmak için çaba harcamadığını, tüm sözleşme süresince 9.3 00... alım yaptıklarını, 17.7 00... eksik alım kaldığını, 5 yıllık sözleşme süresi dolmak üzere iken davalı tarafından sözleşmenin yenilenmeyeceğinin bildirildiğini ileri sürerek sair talep hakları saklı kalmak üzere 1.700.000,00 USD'nin 30.09.2015 tarihinden itibaren faiziyle tahsilini ve ... ile olan sözleşmeden kaynaklı olarak da sözleşme bakiye süresine tekabül eden 29.250,00 TL'nin %18 KDV ve yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından sözleşmenin söz konusu süre sonuna kadar ifa edildiğini, davacının iddia ettiği sözleşmeye aykırılığı sözleşme süresi boyunca ileri sürmediğini, cezai şartın fahiş olup müvekkilinin ekonomik mahvına neden olacağından tenkisi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmede yer alan alım taahhüdünün eksik yerine getirildiği, bu nedenle de 17.0 00... üzerinden metreküpü 100,00 USD'den 1.700.000,00 USD cezai şart talebinin kabulü gerektiği, davacının bir diğer talebi olan, ... markalı bakım ürünlerine ilişkin her ne kadar sözleşmeye uyulmadığı, sözleşmenin sonlandırıldığı belirtilmiş ise de bu yöndeki iddianın ispatlanamadığı, davalı ... Kollektif Şirketi ortaklarından olan ..., ..., ...'ın öz varlık tutarlarına bakıldığında, cezai şart tutarının davalı şirketin ve ortaklarının ekonomik yönden yıkıma ve mahfına sebep olabileceği, bu sebeple cezai şarttan takdiren %50 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle davacının cezai şarttan kaynaklı talebinin kısmen kabulü ile, 850.000,00 USD cezai şart bedeline 02.10.2015 tarihinden itibaren döviz faizi uygulanmak suretiyle, bu miktarın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine, ... markalı ürünler yönüden alacak talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmedeki cezai şartın yıllık olarak kararlaştırılmış bir cezai şart olmadığı, aksine tüm sözleşme süresine ilişkin olarak 5 yıllık bir süre için öngörülmüş alım taahhüdü olduğu, bu sürenin -dolayısıyla 5 yıl süreli sözleşmenin- sona ermesinden sonra, davacının davalı bayiinin alım taahhüdünden eksik kalan kısma karşılık muaccel hale gelen cezai şart alacağını talep edebileceği, ancak yapılan incelemede cezai şartın davalı bayinin ekonomik mahvına neden olacağı anlaşılmakla Mahkemece taraflarca belirlenen cezai şartın %50'si oranında indirim yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. Davacı tarafça, taraflar arasındaki sözleşme ve protokol kapsamında düzenlenen cezai şartı talep hakkı doğmuş olmakla birlikte, belirlenen cezai şart miktarının davalı şirketin ekonomik mahvına sebep olup olmayacağının da değerlendirilmesi gerekir. Dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunda, davalı ... Kollektif Şirketi ortaklarından olan ..., ..., ...'ın öz varlık tutarlarının yıllar itibariyle incelendiği ve cezai şart bedeli olan 1.770.566,00 USD'nin davalı şirketin ve ortaklarının ekonomik yönden mahvına sebep olabileceği, tespit edilmiş; İlk Derece Mahkemesince de, işbu bilirkişi raporu benimsenerek cezai şart miktarında tenkis yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kollektif şirket, ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla, gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirinin sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlanmamış olan şirkettir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 236. maddesinde de ifade edildiği üzere, ortaklar şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı müteselsilen ve bütün mal varlığı ile sorumludur. Kollektif şirketin tacir olarak Kurumlar Vergisi yükümlülüğü yoktur. Kollektif şirketin bilanço kârı, ana sözleşmedeki paylaştırma oranlarına göre ortaklara dağıtılır. Ortakların şirket kârından aldıkları paylar, şahsi ticari kazanç niteliğinde olduğundan, ortaklar Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan ticari kazanç hükümleri doğrultusunda vergi ödeme zorundadırlar. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesine göre, kollektif şirketler bilanço esasına göre defter tutmak zorundadır. Tutulması zorunlu olan defterler; yevmiye defteri, büyük defter, envanter defteridir. 15.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda, cezai şart miktarının davalı şirketin/ortaklarının ekonomik mahvına sebep olup olmayacağını değerlendirmek için ortakların 2011, 2012, 2013, 20 14... yıllarına ait yıllık gelir vergisi beyannameleri incelenmiş, 2011 yılında 184.468,14 TL, 2012 yılında 343.264,55 TL, 2013 yılında 517.469,60 TL (+) değerde ve pozitif olduğu, 2014 yılında -52.455,91 TL, 2015 yılında -587.745,29 TL (–) değerde ve negatif bazlı borca batık durumda olduğu görülmüş ve cezai şart bedelinin davalı şirketin ve ortaklarının ekonomik yönden yıkıma ve mahfına sebep olabileceği sonucuna varılmıştır. Ancak, bilirkişilerce, sadece şirket ortaklarının gelir vergisi beyannamelerinin dikkate alındığı, bu haliyle raporun eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktır. Kollektif şirketin borçlarından birinci derecede sorumluluk yine şirkete ait olmakla birlikte, ortaklar da şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı müteselsilen ve bütün mal varlığı ile sorumludur. Bu durumda, mahkemece, davalı kollektif şirketin ticari defterleri ile birlikte aynı zamanda ortakların tüm mal varlıkları da değerlendirilerek, borçlarını ödeyebilme kapasiteleri ve ekonomik durumları denetime elverişli olacak şekilde tespit edilip, cezai şarttan indirim yapılıp yapılmayacağı, indirim yapılacak ise indirim oranının da buna göre tespiti gerekirken, yazılı gerekçelerle ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri hâlinde ilgililere iadesine, 23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi2023/1554 E.2024/1369 K.Esastan ret
- ilk dereceİstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi2022/191 E.2023/403 K.Davanın kısmen kabulü
- kollektif şirket
- cezai şart
- ekonomik mahv
- tenkis
- müteselsil sorumluluk
- ortakların sorumluluğu
- bayilik sözleşmesi