TTK 34: Ticaret Sicil Müdürlüğü Kararlarına İtiraz Prosedürü ve Hukuki Yarar Yokluğu
Ticaret sicil müdürlüğünün kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren TTK 34. maddesinde öngörülen sekiz günlük itiraz prosedürü işletilmeden doğrudan tescil istemiyle dava açılması, hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini gerektirir.
Davacı şirket, ticaret sicil müdürlüğünce genel kurul kararının kesin tescili yerine geçici tescil edilmesine karşı, kesin tescil istemiyle dava açmıştır. İlk derece mahkemesi talebi kabul etmiş, ancak İstinaf Mahkemesi TTK 34. maddesi gereğince sicil müdürlüğü kararı tebliğ edilip yasal itiraz prosedürü işletilmeden dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığına hükmederek davayı usulden reddetmiştir. Yargıtay, uyuşmazlığın geçici tescil (TTK 32/4) kapsamında olduğunu savunan karşı oya rağmen, BAM'ın hukuki yarar yokluğuna ilişkin kararını oy çokluğuyla onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/1974 E. , 2025/7003 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1377 Esas, 2025/113 Karar HÜKÜM : Davanın usulden reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/3 E., 2024/180 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olan ...'in geçirdiği beyin kanaması sonucu bilincini yitirmesi üzerine, mahkeme ilamı ile kısıtlanıp, eşi ...'in kendisine vasi olarak atandığını, müvekkili şirketin hamiline yazılı hisse senetlerinin tamamının, mahkeme ilamı ile kısıtlının bankanın kiralık kasasında mevcut olduğunu, davacı şirketin 29.03.2019 tarihli genel kurul toplantısında, toplantı başkanının şirketin hamiline yazılı pay senetlerinin tümüne zilyet bulunan kısıtlının vasisinin katılabileceğine karar vermesi üzerine, diğer kişilerin toplantıyı terk ederek hazır bulunanlar listesini imzalamaktan imtina ettiklerini, bu genel kurul toplantısında ...'in yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, bu kararın tescili isteminin davalı tarafından reddedildiğini, davacı şirketin bu şekilde organsız kaldığını, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesine yapılan başvuru sonucunda verilen kesin karar ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 412. maddesi gereğince davacı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısının yapılmasına karar verildiğini, mahkemenin atadığı kayyım tarafından yapılan 16.12.2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında ...'in münferiden temsile yetkili tek yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, alınan kararın davalı tarafından 13.01.20 20... sayılı kararı ile tek pay sahipliğine ilişkin bildirimin yapılmamış olması ve sicil kayıtlarına göre şirket ana sözleşmesinde halen yönetim kurulu üyesi seçilebilmek için hissedar olma şartının arandığı hususları gerekçesiyle tescil talebinin yerine getirilmesinde tereddüt yaşandığını ve bu kararın kesin tescil edilmeyerek geçici tescil edildiğini, kesin tescil başvurusunun şifahi olarak reddedilip, yazılı ret cevabı verilmediğini, müvekkil şirketin paylar üzerindeki hak iddialarına dair derdest davalardan aksine bir mahkeme kararı çıkana dek tek pay sahipliğinin olduğunun kabulünün gerektiğini, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/386 E. 2019/907 K. sayılı kararında şirket esas sözleşmesinin ilgili maddesinin tadili hususunun gündeme madde olarak eklenmesi isteminin açıkça reddedildiğini, tescil olunup olunmadığına bakılmaksızın mahkeme kararıyla iptal edilmemiş veya yürütmesi geri bırakılmamış bir genel kurul kararının hukuken ayakta ve geçerli olduğunu, tescili talep edilen genel kurul kararının dayandığı mahkeme kararının adeta yok sayılarak 16.12.2019 tarihli genel kurul kararının kesin tescilinde duraksandığını, davalının geçici tescilinin kesin tescile dönüştürülmesi gerektiğini ileri sürerek davalının 13.01.20 20... sayılı kararı ile geçici tescil edilmiş bulunan 16.12.2019 tarihli genel kurul kararının kesin tesciline hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yönetim kurulu üyelerinin genel kurul toplantısına katılmamaları veya somut olayda olduğu gibi toplantı tutanağını imzalamadan toplantıyı terk etmeleri nedeniyle genel kurul kararlarının geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği, bu bakımdan TTK'nın 407/2 hükmü uyarınca genel kurulda bir yönetim kurulu üyesinin bulunmaması nedeniyle kararların geçersiz olduğu, bu nedenle tescil edilemeyeceği yönündeki davalı ret gerekçesinin yerinde görülmediği, davacının şirketin neredeyse bütün hisselerine sahip olması sonucu toplantı ve karar alma yeter sayılarını tek başına yerine getirmesi, yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin sona ermiş olması nedeniyle zorunlu olarak genel kurulun toplanarak yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinin gerektiği, aksi takdirde şirketin organsız kalarak infisah riskini taşıması hususları dikkate alındığında, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/386 E. sayılı dosyasında verilen 27.09.2019 tarihli karar sonucu yapılan 16.12.2019 tarihli genel kurul sonunda alınan kararların kesin tescil edilmesinin hakkaniyete, şirket ve alacaklıların yararına olduğu gerekçesiyle davalının 13.01.2020 tarih ve 9697 sayılı geçici tescil kararına konu, davacı şirketin 16.12.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan "şirketin yönetim kurulu üyeliğine 3 yıl süreyle görev yapmak ve görev süresince şirketi her konuda temsil etmek üzere ...'in seçilmesine" şeklindeki genel kurul kararının ticaret siciline kesin olarak tesciline, kararın tescil ve ilan edilmek üzere davalıya gönderilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkemenin gerekçesinde, davalının kararının şirkete 12.05.2020 tarihinde tebliği/teslim edildiği, davanın 30.03.2020 tarihinde 8 günlük yasal süre içerisinde açıldığının belirtildiği, kararın tebliği tarihinden önce açılan dava ile ilgili davanın yasal süre içerisinde açıldığı kabulünün yerinde görülmediği, öncelikle sicil müdürlüğü tarafından verilen karara karşı tebliğ tarihinden önce açılan davada dava tarihi itibariyle şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirmesi gerektiği, TTK'nın 34. maddesinde; “(1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. (2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir.” hükmüne yer verildiği, ilgililerin ticaret siciline kaydedilecek hususlar ile ilgili başvuruda bulunabilecekleri, başvurunun reddi halinde ise kararın tebliğinden itibaren 8 gün içinde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemelerine dilekçe ile itiraz edebileceği hususunun düzenlendiği, eldeki davada davacının hükümde öngörülen bu süreci işletmeden doğrudan dava açtığından mahkemece davacının hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasının isabetli görülmediği, dava konusu 13.01.2020 tarihli davalının kararı tebliğ edilmeksizin davanın açıldığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde bu durumu açıkça belirttiği (emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/2123 E., 2022/6066 K. sayılı ilamı), davanın hukuki yarara dair dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarara dair dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı şirketin 16.12.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında aldığı kararının, davalı tarafından geçici tescil edilmesinin usulsüz olduğu iddiasına dayalı, 16.12.2019 tarihli genel kurul kararının geçici tescilinin kesin tescile dönüştürülmesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25.11.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık, ticaret sicil müdürlüğünce yapılan geçici tescilin kesin tescile dönüştürülmesi talepli bu davanın TTK m. 34 kapsamında itiraz davası mı yoksa geçici tescile ilişkin TTK m. 32/4 hükmüne göre açılan bir dava mı olduğu buradan varılacak sonuca göre davacının eldeki davayı açmada hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için ilgili kanun maddelerinin ve ilkelerin belirtilmesinde fayda bulunmaktadır. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki; tescile itiraz davası “itiraz” kenar başlıklı TTK m. 34 hükmü ile düzenlenmiştir. Bu hükme göre, sicil işlemleri hakkında sicil müdürlüğünce verilen kararlara karşı ilgililer, tebliğden itibaren 8 gün içinde sicilin bulunduğu yerdeki asiye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. Geçici tescili düzenleyen “inceleme görevi ve geçici tescil” kenar başlıklı TTK m. 32/4 hükmüne göre ise, çözümü bir mahkeme kararını gerektiren veya sicil müdürlüğünce kesin olarak tescilinde tereddüt edilen hususlar, ilgililerin talep etmesi halinde geçici olarak tescil edilir. Ancak, ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarının ispat edemezlerse geçici tescil silinir. Mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı şirketin olağanüstü genel kurulunda yönetim kurulu üyeliği seçimine ilişkin alınan genel kurul kararının tescili için TTK m. 28 kapsamında ilgili olan davacı tarafından davalı ... Sicili Müdürlüğüne başvuruda bulunulmuş, Müdürlük ise TTK m. 32/4 hükmü uyarınca geçici tescil yapmış olup geçici tescilin kesin tescile dönüştürülmesi amacıyla davacı görevli ve yetkili mahkemede eldeki davayı açmıştır. Belirtmek gerekir ki, geçici tescil yapılması halinde ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurmak durumundadır. Aksi halde geçici tescil silineceğinden, somut olay bakımından şirket organsız duruma gelecektir. O nedenle, olaya uygulanması gereken hüküm TTK m. 32/4 hükmü olup davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Zira, itirazı düzenleyen TTK m. 34 hükmünün devreye girmesi, sicil müdürlüğünün sicil işlemlerine (tescil, tadil ve değişiklik) ilişkin talebi ya tamamen reddetmesine ya da kesin tescil işlemini yapmasına bağlıdır. Somut olayda ise tescil işleminin tamamen reddi ya da kesin tescili değil geçici tescil söz konusu olduğundan TTK m. 32/2 hükmü devreye girmek durumundadır. Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince usul ve yasaya uygun İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve sonuçta davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı kanaatiyle, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin kararının BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ONAMA yönündeki görüşüne katılmamaktayım.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi2024/1377 E.2025/113 K.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarara dair dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine
- ilk dereceİstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi2024/3 E.2024/180 K.Geçici tescil kararına konu genel kurul kararının ticaret siciline kesin olarak tesciline
- m. 34/ (1)· BAM: Sicil müdürlüğü kararına karşı tebliğden itibaren 8 gün içinde itiraz sürecinin işletilmeden ve karar tebliğ edilmeden dava açılmasının hukuki yarar yokluğu oluşturduğu tespiti.
- m. 407/ (2)· İlk derece: Genel kurulda yönetim kurulu üyesinin bulunmamasının, kararların geçersizliğine ve tescilin reddine gerekçe yapılamayacağı değerlendirmesi.
- m. 412· İlk derece: Şirketin organsız kalması nedeniyle mahkeme kararıyla olağanüstü genel kurula götürülmesi bağlamında referans verilmesi.
- m. 32/ (4)· Yargıtay (Karşı Oy): Uyuşmazlığın TTK 34'teki itiraz müessesesi değil, TTK 32/4 uyarınca geçici tescilin kesinleşmesi kapsamında olduğu ve davacının hukuki yararının bulunduğu yönündeki itiraz.
- ticaret sicili
- geçici tescil
- kesin tescil
- hukuki yarar
- dava şartı yokluğu
- tescile itiraz
- olağanüstü genel kurul