TTK 356: Anonim Şirketlerde Kuruluştan Sonra Devralma ve Sermayenin Azaltılması Amacının Bulunmaması
Şirket ortaklarının, aralarındaki danışmanlık ve iş birliği sözleşmesinin ifası kapsamında kendi rızalarıyla şirkete yaptıkları taşınmaz devirlerinde, ortaklar veya alacaklılar aleyhine sermayenin azaltılması amacı güdülmediği müddetçe TTK 356 maddesindeki kuruluş sonrası devralma sınırlamaları uygulanmaz.
Davacılar, inançlı işlem, hile ve gabin iddialarının yanı sıra taşınmazın şirkete devrinin TTK 356. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil davası açmıştır. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, devrin bizzat davacı ortaklar tarafından danışmanlık sözleşmesinin yerine getirilmesi amacıyla yapıldığını, hile veya gabin şartlarının oluşmadığını ve sermayenin azaltılması kastı bulunmadığından TTK 356'nın uygulanamayacağını belirterek davanın reddine karar vermiş; Yargıtay bu kararı onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/6581 E. , 2025/5670 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1052 Esas, 2024/1720 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/122 E., 2023/167 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 23.09.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan mirasçı davacılar vekili Av. ... ile fer'i müdahiller vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin Muğla ... ...'ta zeytinli tarla vasıflı bir taşınmazın sahibi olduklarını, 2020 yılında ...'in gelerek taşınmazı satın almak istediğini, tarlanın yakınındaki yerlerin imara açıldığını, bakanlıklarda üst düzey bürokratları tanıdığını, taşınmazın vasfını ve imar durumunu değiştirebileceğini söyleyerek müvekkillerinde güven telkin ettiğini, hileli davranışlarla müvekkillerini ikna ettikten sonra taşınmazın vasfının ve imar durumunun değiştirilmesi için müvekkillerinin 03.02.2020 tarihinde ...'e vekaletname verdiklerini ancak daha sonra davalı şirketi kurarak 125 payını davacı ...'a, 125 payını davacı ...'a ve 250 payını ...'in hakim ortak olduğu ... Ofset San. Tic. A.Ş.'ye verdiğini, müvekkillerince taşınmazın hiçbir bedel ödenmeden davalı şirkete devredildiğinin öğrenildiğini, davalının taşınmaz iktisabının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 356. maddesine aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğunu, kuruluş sermayesinin 50.000,00 TL, taşınmazın satış bedelinin 28.000,00 TL gösterildiğini, taşınmazın gerçek değerinin oldukça yüksek olduğunu, sözleşme geçersiz olup tapu kaydının iptali gerektiğini, ...'in hileli davranışlarının öğrenilmesinden sonra suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı şirketin 06.07.2020 tarihinde kurulduğunu, 07.07.2020 tarihinde ...'in davalı adına yetkilendirildiğini, 08.07.2020 tarihinde dava konusu taşınmazın davalı şirkete bedelsiz devredildiğini, davalı şirket tacir olup banka kanalı ile ödeme yapmadan, ödemeyi ticari defterlerine kaydetmeden taşınmaz satın alamayacağını, dava konusu olayda hile söz konusu olup, taşınmazın bedelsiz devredilmiş olması, müvekkillerinin yaşam biçimi, kurulan şirket hakkında bilgi ve tecrübelerinin olmaması nedeniyle gabin bulunduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın iktisabının 6102 sayılı TTK'nın 356. maddesi uyarınca geçersiz olması nedeniyle tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tesciline, tescil mümkün değil ise taşınmazın bedeline karşılık belirsiz alacak davası olarak şimdilik 30.000,00 TL'in faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu işlemlerin davacıların bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini, 6102 sayılı TTK'nın 356. maddesi koşullarının oluşmadığını, hile ve gabin bulunmadığını, hak düşürücü sürelerin geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların babaları ... ile ... arasında 08.12.2017 tarihinde düzenlenen danışmanlık hizmet sözleşmesi ile muris adına kayıtlı dava konusu zeytinli tarla vasfındaki taşınmazın imar izninin alınması amacıyla gerekli tüm resmi işlemlerin takip edilmesi, yürütülmesi, teknik ve idari danışmanlık hizmetlerinin sağlanması hususunda anlaşmaya varıldığı, sözleşmenin süresinin 3 yıl olarak belirlendiği, tapu dairesinde ferağ takriri ve işbu sözleşmeyle ilgili her türlü gerekli iş ve muamelelerin takibi amacıyla ... tarafından ...'e bir vekaletname verileceğinin belirtildiği, arsanın imarının çıkması ile birlikte ihtara gerek kalmaksızın imarı alınan işbu arsanın "diğerinden küçük olan parselin" ...'e devredilmesinin kabul ve taahhüt edildiği, vekaletname iptal edilirse 100.000,00 TL cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşme kapsamında ... tarafından ... ...'e sözleşme hükümlerinin ifası için dava konusu taşınmaz ile ilgili alım-satım, iş takibi, inşaat, kat mülkiyeti ve irtifakı kurulması, taşınmazın 1/2 hissesini geçmemek üzere ... Ofset San. Tic. A.Ş.'ye devir yetkisi içeren düzenleme şeklinde vekaletname verildiği, ... tarafından sözleşme gereğince yüklendiği edimlerin ifası amacıyla ilgili kamu kurumlarına başvurular yapıldığı, ...'ın sözleşme süresi içerisinde vefat etmesi üzerine mirasçıları ... ve ... ile ... arasında 03.02.2020 tarihli danışmanlık hizmet sözleşmesi düzenlendiği, bu sözleşmede de önceki sözleşme hükümlerine yer verildiği, sözleşme kapsamında yükümlülüklerinin ifası için davacı mirasçılar tarafından ...'e dava konusu taşınmaz ile ilgili alım-satım, iş takibi, inşaat, kat mülkiyeti ve irtifakı kurulması, taşınmazın 1/2 hissesini geçmemek üzere ... Ofset Yay. Yap. San. Tic. A.Ş.'ye devir yetkisi içeren her türlü yetkiyi içeren vekaletname verildiği, ... tarafından sözleşmenin ifası amacıyla çalışmalara devam edildiği, davalı şirketin davacılar ve ... Ofset San. Tic. A.Ş. tarafından kurulduğu, 125'er payın ... ve ...'a, 250 payın ... Ofset San. Tic. A.Ş.'ye ait olduğu, davacı ...'ın yönetim kurulu başkanı olarak seçildiği, 1 yıllığına davacı ... ve ... Ofset San. Tic. A.Ş. yetkilisi ...'in müşterek imza yetkisine sahip yönetici seçildiği, dava devam ederken yapılan genel kurulda ... Ofset San. Tic. A.Ş. yetkilisi ...'in münferiden temsile yetkili olarak seçildiği, şirket kurulduktan bir gün sonra danışmanlık hizmet sözleşmesinin ifası kapsamında davacılar ... ve ... tarafından dava konusu taşınmazın davalı şirkete devredildiği, davacıların sözleşme süresi dolmadan ...'i 15.11.2021 tarihinde savcılığa şikayet ettiği, 19.11.2021 tarihinde bu davayı açtıkları, sözleşmenin süresi bitmeden sözleşmeyle yüklendikleri edimlere aykırı davrandıkları, taşınmazın üzerine ihtiyati tedbir koydurarak tedbir süresince sözleşmenin ifasını engelledikleri, ... Belediye Başkanlığından alınan 14.12.2022 tarihli rapordan dava konusu taşınmaz ile ilgili işlemlerin halen devam ettiği, turizm ruhsatı alınması için herhangi bir yasal engel bulunmadığının anlaşıldığı, davacılar hile ve aldatmaya dayanmışlar ise de sözleşme imzalanması, şirketin kurulması, vekalet verilmesi, tapuda devir iş ve işlemlerinin bizzat kendileri tarafından yapılması karşısında ...'in herhangi bir hile veya aldatma oluşturacak eylem ve işleminin bulunmadığı, davacıların bu iddialarının doğru olmadığı, tapu devir işlemi kuruluş sırasında değil, şirket kurulduktan sonra yapıldığı, hile olduğunu iddia edilen devir işlemini yapanların bizzat şirketin ortakları ve yönetim kurulu başkanı olan davacılar olduğu, şirketin zarara uğratıldığı iddiasının da bulunmadığı, aksine şirket anasözleşmesinin 3. maddesinde belirtilen şirketin amaç ve konusunun gerçekleştirilmesi ve şirket kurulduktan bir gün sonra danışnamlık hizmet sözleşmesi 4.2. maddesinin ifası kapsamında davacılar tarafından tapuda davalı şirkete devredildiği, 6102 sayılı TTK'nın 356. maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin yerinde görülmesi ve danışmanlık hizmet sözleşmesi kapsamında ...'in taşınmazın imar durumunu değiştirme edimi üstlenmeyip zeytinli tarla vasfındaki taşınmazda mevcut imar planı gereğince uygunluk onayı ve izinlerin alınması, davalı şirket anasözleşmesinde belirtilen amaç ve konusuna uygun tesisler ile ilgili turizm amaçlı ruhsatın alınması amacıyla gerekli teknik ve idari çalışmaları yapmayı üstlenmesine, davacılar tarafından ...'e değil davacıların da ...'in temsilcisi olduğu şirket ile birlikte ortak olduğu davalı şirket tüzel kişiliği adına taşınmazın devredilmesine, davacıların dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma şikayetleri hakkında yapılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesine, karara yapılan itirazın yerinde görülmeyerek red edilmesine, devir işleminin şirket kurulduktan sonra yapılmasına, devir işleminde şirket ortak ve alacaklılarının aleyhine olarak şirket sermayesinin azaltma ve eksiltme amacı bulunmamasına, şirketin zarara uğratıldığı iddiasının söz konusu olmamasına göre davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, tapu iptali tescil, olmadığı taktirde tazminat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine, 25.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi2023/1052 E.2024/1720 K.Esastan ret
- ilk dereceMuğla Asliye Ticaret Mahkemesi2022/122 E.2023/167 K.Davanın reddi
- tapu iptali ve tescil
- kuruluştan sonra devralma
- sermayenin korunması
- danışmanlık sözleşmesi
- hile
- gabin
- anonim şirket