TTK 39 & 395: Temsilcinin Kendisiyle İşlem Yapma Yasağı ve Şekle Aykırı Taşınmaz Devri Vaadine Bağlı Senedin Geçersizliği
Taşınmaz mülkiyetinin devri vaadini içeren ancak resmi şekilde yapılmayan adi yazılı sözleşmenin teminatı olarak verilen bono geçersiz olduğu gibi; şirket yöneticisinin yetkilisi olduğu şirketi kendi şahsi borcuna avalist yapması TTK m. 395 uyarınca 'şirketle işlem yapma yasağına' aykırı olup şirketi bağlamaz.
Asıl dava, gayrimenkul mülkiyetinin devrini öngören adi yazılı sözleşmeye dayalı teminat senedinden kaynaklanan alacak; birleşen dava ise şirket yetkilisinin kendisini borçlu, şirketi ise kefil (aval) gösterdiği senedin geçersizliğine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Yargıtay, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin resmi şekilde yapılmadıkça geçersiz olacağını ve buna bağlı teminat bonosunun tahsil edilemeyeceğini belirtmiş; ayrıca şirket yetkilisinin genel kurul izni olmadan şirketi kendi borcuna kefil yapmasının (kendisiyle işlem yasağı) TTK m. 395'e aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğunu vurgulayarak Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.
11. Hukuk Dairesi 2025/1450 E. , 2025/5969 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1031 Esas, 2024/1836 Karar HÜKÜM : Yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/221 E., 2021/39 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalılar vekili, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin kambiyo senedine dayalı alacağı nedeniyle .... San. ve Tic. Ltd. Şti. (... Ltd. Şti.) ve dava dışı ... aleyhine başlattığı icra takibinde ... adına kayıtlı bir kısım taşınmazlar üzerine haciz konulduğunu, sonraki aşamada müvekkili ile davalı ..., dava dışı ..., ..., ..., ... Ltd. Şti., ... arasında 21.11.2013 tarihli bir protokol tanzim edildiğini, bu protokolle bağlantılı olarak tarafları davacı ile ... ve ... arasında ayrıca bir protokol daha tanzim edildiğini, 21.11.2013 tarihli ilk protokolün 3.3. maddesine göre ... Ltd. Şti. lehine kullanılan kredilere teminat olmak üzere ... ve ... adına kayıtlı taşınmazlar üzerindeki ipotekler ile ilgili olarak protokol tarihi itibarı ile ipoteklerin kaldırılması için ödenmesi gereken tutar altı ay içinde ... Ltd. Şti. veya devralacak ortakları tarafından ödendiğinde veya ... tarafından başka teminatlar gösterilmek suretiyle kaldırıldığında ... Ltd. Şti.'nin takip dosyasından dolayı sorumluluğunun kalmayacağı, kefalet ve ipoteklerin belirlenen sürede kaldırılmaması halinde alacaklısı müvekkili, keşidecisi ... ve ... olan 21.11.2013 tarihli 600.000,00 TL bedelli bononun alacaklıya teslim edileceği, belirtilen taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin 6 ay içinde fekkinin sağlanamaması ve ...'ın şahsi kefaletlerinin çözülememesi halinde, bononun derhal muacceliyet kesbedeceği hususlarına yer verildiğini, protokoller gereği davacı ve sözleşmenin diğer taraflarınca edimler yerine getirildiği halde ... Ltd. Şti. yetkilisi ... tarafından taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırılmadığı, bono bedelinin de ödenmemesi üzerine, müvekkilinin bahse konu bonoya dayalı olarak ... adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması ile alacaktan tenkis edilip bakiye 470.000,00 TL için başlattığı icra takibinin senedin teminat senedi olduğundan bahisle yapılan itiraz üzerine iptal edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 470.000,00 TL'nin 22.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalılardan müşterek müteselsil tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dosyasının dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ... ve ... tarafından kurulduğunu, adı geçenlerin her birinin şirketi münferit imzası ile temsile yetkili olduğunu, müvekkili şirket aleyhine davalı tarafından başlatılan icra takibine konu 1.200.000,00 TL bedelli nakden kaydı bulunan bonoyu müvekkili şirketi temsile münferit yetkililerden ...'ın keşide ettiğini, bu kişinin kendisini borçlu gösterip şirketi kendisine kefil yaptığını, bononun şirket yetkilisinin kendisi ile işlem yapma yasağından dolayı geçersiz olduğunu, aşamalarda ...'ın şirketteki paylarını ...'a devrettiğini, bahse konu bononun şirket kayıtlarında yer almadığını, bononun ... ile davalı arasında, ...'ın alacaklılarına zarar verme kastı ile muvazaalı olarak gerçekte var olmayan bir alacağa istinaden düzenlendiğini savunarak müvekkilinin anılan bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalılar vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; 21.11.2013 tarihli Protokolün 3/a maddesinin ikinci paragrafının son cümlesinde "İpoteklerin veya kefaletlerin çözülmemesi durumunda 600.000,00 TL değerindeki verilen yukarıda açıklanan bononun tahsil edilmesi halinde, yukarıda 3-3/a maddesinin 1. paragrafında belirtilen taşınmazların mülkiyeti ...'na verilecektir" hükmüne yer verildiğini, tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin devrini öngören her türlü sözleşmenin resmî şekilde yapılmasının geçerlilik koşulu olduğunu, somut olayda taraflar arasında düzenlenen, bir yönüyle tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin devrini öngören davaya konu protokolün adi yazılı şekilde yapılması nedeniyle geçersiz olduğunu, tarafların sadece aldıklarını iade ile yükümlü tutulabileceğini, dava dilekçesinde belirtildiği üzere alacaktan tenkis yapılmasına dayanak ipotekin fekkinden dolayı müvekkili ...'na taşınmaz devredilmediğini, dava dışı ... Ltd. Şti. hakkında devam eden takip nedeniyle ödeme yapılmasının muhtemel olduğunu, bu hali ile mükerrer ödemeye sebebiyet verebilecek şekilde açılan eldeki davanın dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, protokolde ... Ltd. Şti. lehine kullandırılan kredilere teminat verilen ipoteklerin kaldırılmasının öngörüldüğünü, ancak resmî senetler incelendiğinde görüleceği üzere ... Mahallesi'ndeki ipoteğin ...'ın şahsi borcunun teminatı olarak verildiğini, protokolün geçerli olduğunun kabulü halinde dahi, bu taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması için gerekli tutarın alacak miktarında dikkate alınması gerektiğini, ... adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde birçok haciz bulunduğunu, 600.000,00 TL'nin müvekkilleri tarafından ödenmesi halinde protokole konu taşınmazların hacizlerle yükümlü olarak devralınmasının müvekkilinden beklenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde, 21.11.2013 tarihli karma protokolde davacının da imzasının bulunduğunu, şirketin diğer ortağı ... tarafından protokol gereği şirket hissesinin devredildiğini, devir sonrası davacı şirket temsilcisinin noter tarafından düzenlenen muvafakatnamesi ile dava konusu senede ilişkin borcu kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 21.11.2013 tarihli protokolde, davaya konu 600.000,00 TL'lik bononun tahsil edilmesi halinde protokolde belirtilen taşınmazların mülkiyetinin senet keşidecisi ...'na verileceğinin kararlaştırıldığı, senedin ödenmesi halinde karşı tarafın taşınmazları devir borcu doğacağından, senedin taşınmazları devir borcuna karşılık teminat olarak verildiği, buna göre sözleşmenin bu maddesinin geçerli olabilmesi için taşınmaz mülkiyet devri vaadinin noterden düzenleme şeklinde yapılması gerektiği, taraflar arasında yapılan sözleşmenin ise resmî şekilde yapılmadığı, bu nedenle ilgili maddenin, protokolün tarafları arasında hak ve borç doğurmayacağı gerekçesi ile asıl davanı reddine; dava dışı ...'ın temsil yetkisini kötüye kullanarak şirketi kefalet altına sokmak suretiyle temsilcinin kendisi ile işlem yapma yasağına aykırı davrandığı gerekçesi ile birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, asıl davada davacı, birleşen davada davalı ... vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflarca imzalarına itiraz edilmeyen 21.11.2013 tarihli ve 22.11.2013 tarihli protokoller ile belirli konularda anlaşma yapıldığı, İlk Derece Mahkemesince sözleşmenin taşınmazların devri borcu doğurduğu, taşınmaz devir vaadinin noterde düzenleme şeklinde yapılması gerektiği, sözleşmenin resmî şekilde yapılmadığı ilgili maddenin protokolün taraflarına hak ve borç doğurmayacağı kabul edilerek asıl davanın reddine karar verilmiş ise de, eldeki davanın protokollerde belirtilen taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin süresi içerisinde kaldırılmasından kaynaklı protokoller ve bu kapsamda düzenlenen senetten kaynaklı alacak istemine ilişkin olup taşınmaz devrinin iş bu dava konusu olmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin protokolün taraflara hak ve borç doğurmayacağı şeklindeki kabulünün eldeki dava yönünden uygulama yerinin bulunmadığı, protokol hükümleri, dava dışı ... adına kayıtlı taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırılmaması ve 600.000,00 TL değerindeki senet bedelinin ödenmemesi karşısında asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin doğru görülmediği, birleşen davaya gelince, davalı ... tarafından davacı Şirket hakkında 01.05.2013 düzenleme, 15.08.2013 vade tarihli 1.200.000,00 TL bedelli bono nedeniyle 04.09.2013 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, icra takip tarihinden sonra tarafların, Mersin 4. İcra Müdürlüğünün 2013/7796 sayılı takip dosyasındaki borcun ödenme şekli konusunu da kapsayan protokolü düzenlediği, 04.12.2013 tarihli Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi ile Tahir ...'ın, ... Ltd. Şti.'deki hisselerini ...'a devrettiği, ... Noterliği'nin 05.12.2013 tarihli "Muvafakatname" başlıklı belgesinde muvafakat eden ...'un ... Ltd. Şti.'nde ... adına kayıtlı 150.000,00 TL'ye isabet eden 50 hissesiyle ilgili, üzerinde mevcut olduğu iddia edilen Mersin 4. İcra Müdürlüğü'nün 2013/7796 sayılı takip dosyası ile ilgili 1.258.046,45 TL tutarındaki takip borcunu da kabul ettiği, bu şekli ile ...'ın 50 hissesini devir aldığını kabul edip muvafakat verdiği, davaya konu bonoda davacı ... Ltd. Şti.'nin avalinin bulunduğu, dava dışı ... tarafından şirket avaline ilişkin kaşenin imzalandığı, senet tanziminden ve senedin icra takibine konu edildikten sonra davacı şirket temsilcisi ... tarafından takip konusu borcun ödenme şeklini kapsayan protokol ve noterlikte düzenlenen muvafakatname ile dava ve takibe konu bonodan kaynaklı borcun kabul edildiği, bu durumda davacı şirket ve yetkilisi tarafından davaya konu bonoya onay verildiği, bononun davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmamasının onu hükümden düşürmeyeceği, takip konusu bono nedeniyle borçlu olunmadığı iddiasının davacı tarafça usulüne uygun yazılı deliller ile ispatlanamadığı gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davalılar vekili ile birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, kambiyo senedi ve protokolden kaynaklı alacak talebine; birleşen dava ise kambiyo senedinden kaynaklı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Asıl davada uyuşmazlık, alacağın dayanağı teminat bonosunun sözleşmede mülkiyet devri taahhüt edilen taşınmazla bağlantılı olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre adi yazılı sözleşme ile taşınmaz devri taahhüdünün bonoya etki edip etmeyeceği; birleşen davada ise şirket yetkilisi ...'ın, yetkilisi olduğu şirketi, tanzim ettiği bonoya aval göstermesinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 395. maddesinde öngörülen şirketle işlem yapma yasağına aykırılık bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre şirket adına verilen avalin geçerli olup olmadığı ve taraflar arasındaki protokol kapsamında, şirketin kendi adına verilen avala muvafakat edip etmediği, şirket yetkilisi ...'un kendi adına noterde verdiği taahhüdün şirketi bağlayıp bağlamayacağı noktalarında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, asıl davaya dayanak protokol hükümlerinde taşınmaz devri de öngörülmesine rağmen resmî geçerlilik şartlarına uyulmadığı, birleşen davada, dava dışı ...'ın temsil yetkisini kötüye kullanarak şirketi kefalet altına sokmak suretiyle temsilcinin kendisi ile işlem yapma yasağına aykırı davrandığı gerekçesi ile asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince ise, asıl davanın konusunun protokollerle belirlenen taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin süresi içinde kaldırılmamasından kaynaklı, protokoller ve bu kapsamda düzenlenen senetten dolayı alacak istemine ilişkin olup taşınmaz devrinin iş bu davanın konusu olmadığı, protokol hükümleri uyarınca dava dışı ... adına kayıtlı taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırılmaması ve 600.000,00 TL değerindeki senet bedelinin ödenmemesi karşısında davanın kabulü gerektiği; birleşen davada ise, Mersin İcra Müdürlüğü'nün 2013/7796 sayılı dosyasındaki borcun ... tarafından kabul edildiği, davacı şirket ve yetkilisi tarafından dava konusu bonoya onay verildiği, takip konusu bono nedeniyle borçlu olunmadığı davacı tarafça ispat edilemediğinden davanın reddi gerekirken kabulünün doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Asıl davada, davaya dayanak birbiri ile bağlantılı Ek-4 ve EK-5 olarak sunulu protokollerde "Tarafları ..., ..., ..., , ..., ... olan protokolde "... İnş. ... Ltd. Şti. lehine kullanılan kredilere teminat olmak üzere ... ve ... adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde tesis edilen ipotek ve ...'ın şirket adına verdiği şahsi kefaletlerin, şahsi kefaletin dayanağı borç ve/veya ipotek borcunu ödemek veya başka teminatlar veya kefillikler göstermek suretiyle ... tarafından altı ay içerisinde kaldırılacağı" "maddede tanımlanan işin teminatı olarak 22.05.2014 tarihli 600.000,00 TL bedelli bononun, ipotek borcu ödenmediği veya farklı yollarla ipotek kaldırılmadığı takdirde icra takibine konu edilebileceği, bononun tahsil edilmesi halinde Protokolün 3/3-a maddesinde belirtilen taşınmazların mülkiyetinin ...'na verileceği" düzenlenmiştir. Bu durumda, protokolde bahsi geçen 600.000,00 TL bedelli bononun hem ipotek ve kefaletin teminatı hem de devredilecek taşınmazın bedeli olarak kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle bono taşınmazın tasarrufuna konu işlem ile bağlantılı olup bono bedeli taşınmaz bedelidir. Tapuda tescilli taşınmazların satışı ve bu husustaki taahhüdün geçerliliği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706. maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237. maddesi, Tapu Kanunu'nun 26. maddesi ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca resmî şekilde yapılmasına bağlıdır. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesi kabulü gibi 600.000,00 TL'lik bononun ödenmesi halinde karşı tarafın taşınmazları devir borcu doğacağı, senedin taşınmazları devir borcuna karşılık teminat verildiği, sözleşmenin ilgili maddesinin geçerli olabilmesi için taşınmaz mülkiyeti devri vaadinin noterden düzenleme şeklinde yapılması gerektiği, taraflar arasında yapılan sözleşmenin ise resmî şekilde yapılmadığı, bu durumda taşınmaz satışı taahhüdü geçersiz olduğundan buna bağlı diğer işlemlerin de geçersiz olduğunun kabulü ile davanın reddi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçe ile asıl davanın kabulü doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. Birleşen davaya gelince; birleşen davaya konu bono, tanzim tarihinde şirket yetkilisi ... tarafından kendi adına asaleten tanzim edilmiş, yetkilisi olduğu şirket de aval gösterilmiştir. Yani, şirket yetkilisi kendisi ile şirket arasında işlem yapmıştır. Avalin geçerliliği TTK'nın 395. maddesi uyarınca şirketin yöneticilerine, şirketle işlem yapmaya izin verilmesine bağlıdır. Somut olayda ...'ın şirketle işlem yapmasına izin verildiğine dair bir husus bulunmadığından şirket adına verilen aval geçersizdir. Ayrıca davacı şirketin de imzasının bulunduğu protokolün 2. maddesinde, sözleşmenin konusu, "... Mersin 4. İcra Müdürlüğünün 2013/7796 sayılı dosyasındaki borcun ödeme şekli ve bu takip dosyası ile bağlantılı Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/193 E. sayılı dosyasının müracaate bırakılması" olarak kararlaştırılmış, ancak aval yapılan davacı şirket bono bedelini ödeyeceğini yani borcu kabul ettiğini taahhüt etmemiştir. Davacı şirket yetkililerinden ... .. Noterliği'nin 05.12.2013 tarihli ve ... sayılı Muvafakatnamesi ile ... Ltd. Şti.'de ... adına kayıtlı hisse ile ilgili üzerinde mevcut olduğu iddia edilen Mersin 4. İcra Müdürlüğünün 2013/7796 sayılı dosyası ile ilgili takip borcunu kabul etmiş ise de, bu kabul ...'un şahsi kabulü olup, belgede kendi adına imza atılmış, şirket adına atılan bir imza bulunmamaktadır. Zira, TTK'nın 39. maddesi uyarınca şirket adına atılacak imzanın şirketin ünvanı altına atılması gerekmektedir. Bu durumda, davacı şirket yetkilisinin TTK'nın 395. maddesine aykırı işlemi ve ...'un noter kanallı kabulünün şahsına ilişkin olması, şirket açısından bağlayıcılığının bulunmaması sebebi ile, şirketin dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadığı gözetilerek İlk Derece Mahkemesinin birleşen davaya yönelik kararına ilişkin istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddi gerekirken, başvurunun kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davada davalılar vekili ile birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, 06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
- bamAdana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi2021/1031 E.2024/1836 K.İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine
- ilk dereceSilifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi2015/221 E.2021/39 K.Asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne
- m. 395· İlk derece ve Yargıtay: Şirket temsilcisinin kendi keşide ettiği bonoya şirketi aval olarak göstermesi, şirketle işlem yapma yasağına aykırı bulunarak avalın geçersizliğine hükmedilmesinde uygulandı.
- m. 39· Yargıtay: Şirket yetkilisinin sonradan noterde verdiği muvafakatin şirketi bağlamayacağı, şirket adına atılacak imzanın şirket unvanı altına atılması gerektiği gerekçesiyle uygulandı.
- teminat senedi
- resmi şekil şartı
- taşınmaz satış vaadi
- aval
- kendiyle işlem yapma yasağı
- menfi tespit
- temsil yetkisi