TTK 4, 5/A, 7: Genel Kredi Sözleşmesine Dayalı Kefilin Rücu Davasında Ticari Dava Niteliği ve Dava Açılmadan Önce Arabulucuya Başvuru Zorunluluğu
Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan mutlak ticari dava niteliğindeki rücu uyuşmazlıklarında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması sonradan tamamlanamaz nitelikte emredici bir dava şartıdır.
Davacılar, davalının bankadan kullandığı kredi sözleşmesine müteselsil kefil olmuş ve ipotek verdikleri taşınmazın satılması neticesinde bakiye borcu ödemek zorunda kaldıklarını ileri sürerek uğradıkları zararların rücuen tazmini istemiyle dava açmışlardır. İlk Derece Mahkemesi, davanın ticari dava niteliğinde olduğunu ve dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin işletilmediğini saptayarak davayı usulden reddetmiş, bölge adliye mahkemesi de bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz incelemesi sonucunda usul ve yasaya uygun bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtay tarafından onanmıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/2182 E. , 2025/477 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/494 Esas, 2024/563 Karar SAYISI : 2023/1472 E., 2023/1552 K. Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ün Ziraat Bankası tarafından davalıya kullandırılan krediye kefil olduğunu, bir kısım taşınmazlarına ipotek konulduğunu, davalı borcunu ödemediği için müvekkili ...'ün ipotek verdiği evin satılarak kalan bakiye borcun müvekkilleri tarafından ödendiğini, bahsekonu kefalet nedeniyle müvekkili ...'e ait taşınmazın satışı ile müvekkili ...'e ait aracın yedieminde bekletilmesi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tahsilini temin için eldeki davanın açıldığını, bu zararlar nedeniyle ... için şimdilik 50,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi zarar, ... şimdilik 50,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi zarar taleplerinin olduğunu ileri sürerek bu miktarların zarar tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile sebepsiz zenginleşme hükümleri ve diğer hükümler doğrultusunda davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili, 23.02.2023 tarihli dilekçesi ile maddi zarara ilişkin taleplerini 929.923,00 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin, davadan bilirkişi raporunun tebliği ile haberdar olduğunu davanın zamanaşımına uğradığını, davacının ipotekten kaynaklı zarara ilişkin başlattığı takibin derdest olduğunu, herhangi bir araç haczinin yapılmadığını, dolayısıyla buna yönelik bir zararın söz konusu olmadığını, davacının evinin satışından kaynaklı bir zararının doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un (7155 sayılı Kanun) 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 5. maddesine eklenen 5/A-1 maddesinde "Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesine, yine 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A(2) hükmü 4. cümlesinde "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesine yer verildiği, verilen kesin sürede davacı tarafın arabuluculuk tutanağını sunduğu, ancak davacı tarafın istinaf ilamından sonra arabuluculuğa başvurduğunun anlaşıldığı, 6325 sayılı Kanun'un 18/A(2) hükmünde kanun koyucunun arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini ortaya koyduğu, hükmün özel ve emredici nitelikte olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin 115. maddesinin uygulanma imkânı bulunmadığı, davaya konu uyuşmazlık ticari dava niteliğinde olduğundan dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının özel dava şartı olduğu, bu şartın yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf ile dava dışı banka arasında tarımsal amaçlı genel kredi sözleşmesi imzalandığı, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan davaların 6102 sayılı TTK'nın 4/f hükmünde öngörülen mutlak ticari davalar arasında yer aldığı, davacı tarafın genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil olduğu, davacı tarafın dava dışı bankaya ödemiş olduğu miktarı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 596. maddesi gereği davalıya rücusunu talep ettiği, bu madde uyarınca kefilin, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olacağı, bu durumda 6102 sayılı TTK'nın 7. maddesi ve halefiyet ilkesi gereği davanın mutlak ticari dava olma özelliğini devam ettireceği, davanın 30.12.2021 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde davacı tarafça dava açılmadan önce arabulucuya başvurduğuna dair bir ibare bulunmadığı gibi, kaldırma kararı sonrasında verilen gönderme kararının akabinde 01.11.2023 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulduğunun davacı vekilinin kabulünde olduğu, arabuluculuk yoluna başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde re'sen gözetilmesi gereken ve sonradan tamamlanabilir nitelikte olmayan dava şartına ilişkin 6102 sayılı TTK'nın 5/A(1) ve 6325 sayılı Kanun'un 18/A(2) hükümleri gözetilerek davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının dava dışı banka ile imzaladığı kredi sözleşmesine kefalet ve verilen ipoteğin kredi borcundan dolayı icraen satılmasıyla bakiye borcun davacılar tarafından ödenmesi sebebi ile uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın davalıdan tahsili taleplerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 03.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamDiyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi2024/494 E.2024/563 K.İstinaf başvurusunun esastan reddi
- ilk derece2023/1472 E.2023/1552 K.Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi
- m. 4/ (1-f)· BAM: Bankalar ile imzalanan genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların mutlak ticari dava niteliğinde olduğunun tespiti yönünden uygulanmıştır.
- m. 5/A/ (1)· İlk derece ve BAM: Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda arabuluculuğun zorunlu bir dava şartı olması ve bu eksikliğin sonradan tamamlanamayacağı gerekçesiyle esas alınmıştır.
- m. 7· BAM: Kredi borcunu ödeyen kefilin halefiyet ilkesi uyarınca açtığı davasında uyuşmazlığın ticari dava olma vasfını koruduğu yönünden değerlendirilmiştir.
- genel kredi sözleşmesi
- kefalet
- halefiyet
- rücu davası
- ticari dava
- zorunlu arabuluculuk
- dava şartı