TTK 408/2-f, 616, 644: Limited Şirketlerde Önemli Miktarda Şirket Varlığının Toptan Satışı ve Genel Kurul Kararı Eksikliğinin Yokluk Yaptırımına Tabi Olması
Limited şirketlerde şirketin asli faaliyetini yürütmesini imkânsız kılacak ve tasfiyesine yol açacak ölçüde önemli miktardaki şirket varlığının toptan satışı, TTK m. 408/2-f hükmünün kıyasen uygulanması uyarınca ortaklar genel kurulunun onayına tabi olup, usulüne uygun genel kurul kararı bulunmaksızın şirket müdürünce gerçekleştirilen devir işlemleri yoklukla maluldür.
Davacı limited şirket, eski şirket müdürünün şirkete ait akaryakıt istasyonu dahil neredeyse tüm taşınmazları muvazaalı ve yetkisiz olarak davalı şirkete devrettiğini ileri sürerek tapu iptal ve tescil davası açmıştır. İlk derece mahkemesi devrin aile içi bir protokole dayandığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; ancak Bölge Adliye Mahkemesi, şirketin asli faaliyetini yürütmesini imkansız kılacak nitelikteki bu çapta bir varlık satışının limited şirketlerde de kıyasen genel kurul kararı gerektirdiğini, karar eksikliğinin yokluk doğuracağını belirterek davayı kabul etmiştir. Yargıtay çoğunluğu alt mahkemenin yokluk tespiti ve tescil kararını usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/3621 E. , 2025/3752 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/309 Esas, 2024/1106 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Bismil 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/53 E., 2022/71 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 27.05.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına kayıtlı olan Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... mahallesinde kâin 401 ada 93, 95, 98, 196 ve 197 parsel sayılı taşınmazların tamamının davacı şirketin o tarihteki yetkilisi olan dava dışı ... tarafından, oğlu ...’nın yetkili olduğu davalı şirkete gerçek satış olmaksızın devredildiğini, kendisine vekâleten işlem yapma yetkisi verilen vekilin, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etmek zorunda olup vekâlet verene zarar verecek işlem ve davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altında olduğunu, vekilin hukuka aykırı bir eylem ve işlemiyle vekâlet verene ait bir gayrimenkulü devraldığını bilen veya olayın özelliklerine göre bilmesi gereken “üçüncü kişi alıcı” aleyhine tapu iptâl ve tescil davası açılabileceğini, dava konusu olayda da taşınmazları devralan şirketin yetkilisinin ...’nın oğlu olduğunu ve yapılan satışın gerçek bir satış olmadığını, hukuka aykırı olarak devri yapılan taşınmazların gerçek bedellerinin çok altında satılmış olmasının satış işleminin muvazaalı olarak yapıldığını ispat ettiğini ileri sürerek Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... mahallesinde kâin ... ada 93, 95, 98, 196 ve 197 parsel sayılı taşınmazların tapularının iptâli ile müvekkili şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; her iki şirketin de ortaklarının akraba olduklarını, yapılan satışların 2011 yılında yapılan mal paylaşımı sözleşmesi ve fiili taksimler sonucu yapıldığını, muvazaa iddiasının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satışların 2011 yılındaki protokol çerçevesinde yapıldığı, tanık beyanlarında tarafların anlaşma maddelerine mutabık kaldıklarının belirtildiği, protokol maddeleri doğrultusunda tapuya yazılan müzekkere cevapları incelendiğinde her iki şirketin temsilcisi olan kardeşler arasında mal paylaşımı yapıldığı, vekâletin kötüye kullanılması ve muvazaalı satış işlemi olduğuna dair mahkemede kanaat oluşturacak şekilde dosyaya yeterli delil sunulmadığı, netice olarak davacı tarafından davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) anonim şirketler kısmında yer alan 408/2-f maddesinde "önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı"nın genel kurula ait devredilemez yetkiler kapsamında sayıldığı, 6102 sayılı TTK'nın limited şirketlerde ortaklar genel kurulunun devredilemez yetkilerinin düzenlendiği 616. maddesinde önemli miktarda varlık satışına ilişkin karar alınması yönünde açık bir düzenleme bulunmadığı gibi anonim şirketlerin limited şirketlere uygulanacak hükümlerine genel olarak atıf yapılan TTK'nın 644. maddesi hükmünde aynı kanunun 408/2-f hükmüne herhangi bir atıf olmadığı gibi, özel hükümlerde de herhangi bir atıf bulunmadığı, ne var ki, doktrin ve Yargıtay'ın 6102 sayılı TTK'nın 408/2-f hükmünü, kıyas yoluyla limited şirketlere de uyguladığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi içtihatlarında, söz konusu yetkinin genel kurul yerine yönetim kurulu veya yöneticilerce kullanılmasının, başka bir ifadeyle, usûlüne uygun olarak alınmış bir genel kurul kararı bulunmaksızın şirket müdürü tarafından önemli miktarda şirket varlığının toptan satışına ilişkin işlem yapılmasının hukukî yaptırımının "yokluk" olduğunun kabul edildiği, yokluğun bir def’i olmayıp itiraz sebebi olduğu ve tarafların ileri sürmesi gerekmeden Mahkemece, kanun yolu incelemesi dâhil, yargılamanın her aşamasında re’sen nazara alınması gerektiği, bu kapsamda yapılan değerlendirmede, davacı şirket adına kayıtlı aktif taşınmaz bulunmadığı, pasif kayıtlara göre ise şirketin toplam (6) adet taşınmazının bulunduğu, bunlardan dava konusu edilen 401 ada 93, 95, 98, 196 ve 197 parsel sayılı (5) adet taşınmazın 26.06.2020 tarih ve 4190 yevmiye sayılı tapu resmî senedi ile davalıya satıldığı, diğer 400 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ise 02.09.2020 tarih ve 13490 yevmiye sayılı tapu resmî senedi ile dava dışı ... ve ... isimli kişilere devredildiği, davacı şirket adına kayıtlı (6) adet taşınmazdan 5 adedinin devredilmesi ve bunlar arasında "benzin mazot lpg ve servis istasyonu" şeklinde davacı şirketin ana faaliyet alanına giren taşınmazın bulunması hususları ile taşınmazların keşfen belirlenen değerleri birlikte nazara alındığında, dava konusu satış işleminin, şirketin asli faaliyetini yürütmesini imkânsız kılacak ve tasfiyesine yol açacak ölçüde önemli varlıkların satışı olarak değerlendirilmesi gerektiği, başka bir ifadeyle, dava konusu olayda "önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı"nın söz konusu olduğu, bu durumda, söz konusu işlemin geçerli olabilmesi için şirket genel kurulu kararının gerekli olduğu, dava konusu olayda, bu şekilde yöntemine uygun olarak alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığı, 2011 tarihli protokolün ve taraflarca ileri sürülen diğer protokollerin usulüne uygun alınmış genel kurul kararı olarak yorumlanamayacağı, bu itibarla Mahkemece davanın kabulü ile satış işleminin yoklukla malul olduğunun tespiti ve taşınmazların davacı şirket adına tescili yerine, hatalı değerlendirme ve yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. KARŞI OY Dava; dava konusu taşınmazların muvazaalı satış nedeniyle satışın iptali ve tapuya tesciline ilişkindir. Sayın çoğunluk ile görüş ayrılığı, 6102 sayılı TTK'nın 408/2. maddesinin dava konusu uyuşmazlığa uygulanıp uygulanamayacağına ihlal edilip edilmediğine ilişkindir. Davacı ve davalı şirket ortakları ve temsilcileri kardeştirler. Taraflar 2011 tarihinde toplanarak, dinlenen tanık beyanlarının da teyit edildiği gibi aralarında protokol yaparak, malların paylaşımı hususunda anlaşmış, protokolü imzalamışlardır. Yapılan satışlar da protokol hükümlerine göre yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince tapuya yazılan yazı cevapları ile bu husus teyit edilmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; yapılan anlaşma tüm hissedarların bir araya gelerek imzaladığı, bu hususun da çağrısız genel kurul olarak değerlendirileceği, protokol kararları doğrultusunda yapılan satışların 6102 sayılı TTK'nın 408/2. maddesine uygun olduğu, bu gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulması gerekirken onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.
- bamDiyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi2024/309 E.2024/1106 K.İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulü ile taşınmazların davacı şirket adına tesciline
- ilk dereceBismil 3. Asliye Hukuk Mahkemesi2021/53 E.2022/71 K.Vekaletin kötüye kullanılması ve muvazaa iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine
- m. 408/ (2)· BAM ve Yargıtay: Anonim şirketlerde 'önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı'na ilişkin devredilemez yetkinin kıyasen limited şirketlere de uygulanacağı, genel kurul kararı olmaksızın müdür tarafından yapılan devrin yoklukla malul olduğu tespiti yapılmıştır. Karşı Oy: Hissedarlar arasındaki protokolün çağrısız genel kurul niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği ve işlemin bu maddeye uygun olduğunu savunmuştur.
- m. 616· BAM: Limited şirketlerde ortaklar genel kurulunun devredilemez yetkilerinin düzenlendiği bu maddede önemli miktarda varlık satışına ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı saptanmıştır.
- m. 644· BAM: Anonim şirket hükümlerinin limited şirketlere uygulanmasına yönelik genel atıf maddesinde TTK m. 408/2-f bendine açık bir gönderme bulunmadığı, ancak boşluğun doktrin ve Yargıtayca kıyas yoluyla doldurulduğu vurgulanmıştır.
- limited şirket
- önemli miktarda varlık satışı
- genel kurul kararı
- yokluk
- tapu iptal ve tescil
- şirket müdürü
- kıyas