Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
TTK 416, 407, 436: Çağrısız Genel Kurul Koşulları ve Bağımsız Denetçinin Toplantıya Katılmamasının İptal Davasına Etkisi
Esas2024/6698E.Karar2025/4673K.
OnamaOy birliği
Karar Özü
Tüm pay sahiplerinin hazır bulunduğu ve gündeme geçilinceye kadar çağrı usulsüzlüğüne yönelik bir itirazın ileri sürülmediği genel kurul toplantısı, TTK m. 416 uyarınca geçerli bir çağrısız genel kurul niteliğindedir.
Özet
Davacı pay sahibi, çağrı yetkisi bulunmayan yönetim kurulunca toplanan genel kurul kararlarının iptalini ve yokluğunun tespitini istemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, tüm ortakların katıldığı ve itiraz etmediği toplantının çağrısız genel kurul hükmünde geçerli olduğunu, denetçinin katılmamasının ise tek başına iptal nedeni oluşturmadığını belirterek kâr payı dağıtımı dışındaki iptal kararlarını kaldırmıştır. Bu karar Yargıtay tarafından usul ve yasaya uygun bulunarak onanmıştır.
Karar Metni9.865 karakter
11. Hukuk Dairesi 2024/6698 E. , 2025/4673 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/486 Esas, 2024/1408 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/533 E., 2021/742 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirkette 2.599 adet hisse ile %17 pay oranına sahibi olduğunu, %45,5 pay sahibi olan ... Holding A.Ş.'nin kontrolünün ise davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ... ve başkan yardımcısı ... ...'da olduğunu, dolayısıyla adı geçenlerin kendi oyları ile birlikte %83 pay oranına sahip olarak oy kontrolünü ve temsil güçlerini tek elde birleştirdiklerini, davacının, davalı şirketin 23.05.2019 tarihinde ertelemeli gerçekleştirilen 2018 yılı olağan genel kurulunda alınan kararlara usulüne uygun şekilde muhalefet ettiğini ileri sürerek sözü edilen toplantıda alınan 3, 4, 5, 6 ve 7 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile finansal tablolar konsolide olarak hazırlanmış ve genel kurulda oylamaya sunulmuş ise de, davalı şirketin bağımsız denetçisinin 04.04.2019 tarihinde yapılan toplantıya katılmasına rağmen 23.05.2019 günlü genel kurul toplantısına katılmadığı, davalı şirketin bağımsız denetime tabi olmasına rağmen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 407. maddesi uyarınca denetçinin genel kurulda toplantıya katılmamasına yönelik bir karar alınmadığı, pay sahiplerinin okunan finansal tablolarla ilgili oylamadan önce soru sorma haklarının ellerinden alındığı, bu nedenle denetçinin katılımı olmaksızın yapılan oylama sonucu alınan finansal tabloların tasdikine dair 3 numaralı kararın yasaya aykırı olduğu ve iptalinin gerektiği, davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ın birbirlerinin ibrasında oy kullandıkları ve bu oyların çıkarılması ile 6102 sayılı TTK'nın 436/2 ve 418/2 hükümleri gereğince nisaba uygun olarak yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile ibrasına karar verilmemesi nedeniyle 4 numaralı kararın da yerinde olmadığı, aynı şekilde finansal durumu incelenen davalı şirketin daha fazla kâr payı dağıtabileceğinin belirlendiği, bu şekilde alınan kararın iyi niyet kurallarına aykırı olması dolayısıyla 5 numaralı maddenin iptalinin gerektiği; buna karşılık 6102 sayılı TTK'nın 436. maddesinde yönetim kurulu üyeliği seçimi için herhangi bir oydan yoksunluğun düzenlenmediği, kaldı ki seçilen pay sahibi yönetim kurulu üyesinin kendisi için kullandığı oyun yok sayılması halinde dahi oy çokluğunun sağlanacağı dikkate alındığında 6 numaralı kararda yasaya, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığı, keza, gündemin 7 numaralı maddesi ile TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca belirtilen hususlarda faaliyette bulunmalarına oy çokluğu ile karar verildiği, yönetim kurulu üyelerinin kendileri ile ilgili olarak alınacak bu kararda oy kullanamayacakları ancak birbirleri ile ilgili oy kullanabilecekleri, bu durumda yönetim kurulu üyelerinin kendileri için kullandıkları oyların yok sayılması halinde dahi oy çokluğunun sağlandığı ve kararda yasaya, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, dava konusu genel kurul toplantısında alınan 3, 4 ve 5 numaralı kararlarının iptaline, 6 ve 7 numaralı kararlar yönünden istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvuru itirazlarının tümünün yerinde görülmediği, davalı vekilinin gündemin 5 numaralı kararı yönünden istinaf itirazlarının da yerinde bulunmadığı; buna karşılık 6102 sayılı TTK’nın 407/2 hükmü gereğince murahhas üyelerin ve denetçinin genel kurula katılmamasının başlı başına iptal sebebi sayılamayacak olmasına ve dosyada mevcut bulunan ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen kök ve ek rapordaki teknik açıklamalar dikkate alındığında, şirketin bilanço ve faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığı yönünde herhangi bir tespitin bulunmadığı, finansal tabloların şirket kayıtlarına uygun olduğu, aksi yönde delil olmadığı, içerik ve nisap bakımından ana sözleşme ve yasaya uygun bulunan 3 numaralı maddenin iptali isteminin yerinde olmadığı; dava konusu genel kurulun 4 numaralı gündem maddesinin yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olduğu, şirketin toplam sermayesinin 75.000.000,00 TL'ye tekabül eden 15.000 adet paydan, 2.559 adet paya tekabül eden 12.795.000,00 TL'sinin davacı ...'a, 6.782 Adet paya tekabül eden 33.910.000,00 TL'sinin ... Holding A.Ş.'ye, 3.100 Adet paya tekabül eden 15.500.000,00 TL'sinin ...'a, 2.559 adet paya tekabül eden 12.795.000,00 TL'sinin ... ...'a ait olduğu, davalı şirketin 75.000.000,00 TL'ye tekabül eden 15.000 adet paydan, 2.559 adet hissenin asaleten (davacı), 12.441 adet hissenin ise vekaleten temsil edilerek oy kullandıkları ve hazirun cetvelini imzaladıkları, yönetim kurulu üyeleri ... ve ... ...'ın toplam oylarının yok sayılması halinde dahi davacı ...'ın 2.559 adet olumsuz oyuna karşılık ... Holding A.Ş.'nin 6.782 adet olumlu oyu ile ibralarına karar verildiği, dolayısıyla anılan Kanun'un 418. maddesindeki nisabın sağlandığı, içerik ve nisap bakımından ana sözleşme ve yasaya uygun bulunan 4 numaralı maddenin iptali isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı ... İnşaat Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 23.05.2019 tarihli ve 2018 yılı olağan genel kurulunda alınan gündemin; 5 numaralı kararının iptaline; 3, 4, 6 ve 7 numaralı kararlar yönünden istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi bulunmadığı mahkeme kararı ile kesinleşmiş yönetim kurulu üyelerinin yaptığı çağrı üzerine alınan kararların yokluk hükümlerine tabi olup olmadığı, 6102 sayılı TTK'nın 416. maddesinde yer alan koşulların oluşup oluşmadığı, alınan kararların iptalinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 6102 sayılı TTK'nın 416. maddesi uyarınca, bir çağrısız genel kurulun var olabilmesi için tüm pay sahiplerinin ya da temsilcilerinin toplantıda hazır bulunmaları, herhangi bir pay sahibinin toplantıya itiraz etmemesi ve son aşamada tüm ortakların katılımıyla karar alınması koşullarının aynı anda gerçekleşmesi zorunludur. Kararın oy birliği verilmesi ise şart olmayıp, tüm pay sahiplerinin başından sonuna kadar bulunduğu toplantıda, oy çokluğuyla da karar alınabilecektir. Böylelikle çağrısız genel kurulun karar alabilme ehliyeti, sadece toplantının açılışında değil toplantı süresince de aranacağından bir pay sahibinin toplantıyı terk etmesi, çağrısız genel kurulun karar alabilme yeteneğini ortadan kaldırır. Buna karşılık toplantının çağrısız yapılmasına ilişkin itirazın daha sonra yapılması genel kurulun karar alma ehliyetini ortadan kaldırmaz. Söz konusu itiraz gündeme geçilinceye kadar yapılmalıdır. Sonuç olarak yukarıda belirtilen usullere aykırı olarak gerçekleştirilen toplantının yok hükmünde sayılabilmesi için pay sahiplerinin tamamının hazır bulunmamasına veya tüm pay sahiplerinin hazır bulunmasına rağmen içlerinden birinin toplantıya itiraz etmesine ya da pay sahiplerinden birisinin toplantı bitmeden toplantıyı terk etmesine bağlıdır. Bu bilgiler ışığında somut olayda; dava konusu toplantıya şirketin tüm ortaklarının (davacının asaleten, diğer ortakların vekaleten) katıldığı ve ortaklarca çağrının usulsüzlüğüne veya toplantının yapılamayacağına ilişkin bir itirazda bulunulmadığı, toplantının sonuna kadar da ayrılan ortağın olmadığı, bu durumda 6102 sayılı TTK'nın 416. maddesindeki tüm şartların oluştuğu, diğer yandan, toplantıya katılmaya ve genel kurul toplantısının yapılmasına ilişkin hükümlere de uyulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu toplantıda yer alan gündem maddelerinin ve alınan kararların tek tek irdelenerek iptal koşullarının oluşup oluşmadığının tartışıldığı, delillerin değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.06.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Alt Mahkeme Zinciri
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi2022/486 E.2024/1408 K.Kısmen kabul
- ilk dereceİstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi2019/533 E.2021/742 K.Davanın kısmen kabulü
TTK Atıfları (6)
- m. 416· Yargıtay: Şirketin tüm ortaklarının katıldığı ve çağrı usulsüzlüğüne dair bir itirazda bulunulmadığı genel kurul toplantısının TTK 416 uyarınca geçerli bir çağrısız genel kurul teşkil ettiği belirlenmiştir.
- m. 407/ (2)· BAM: TTK 407/2 hükmü gereğince murahhas üyelerin ve denetçinin genel kurula katılmamasının başlı başına bir genel kurul kararı iptal sebebi sayılamayacağı vurgulanmıştır.
- m. 418/ (2)· İlk derece ve BAM: Yönetim kurulu üyelerinin ibrası oylamasında aranan nisap ve oy çokluğu hesaplamaları TTK 418 kapsamında yapılmıştır.
- m. 436/ (2)· İlk derece ve BAM: İbra oylamasında yönetim kurulu üyelerinin oy yoksunluğu durumları ile ortaklık seçimine ilişkin hakları TTK 436/2 uyarınca değerlendirilmiştir.
- m. 395· İlk derece: Yönetim kurulu üyelerine şirketle işlem yapma izni verilmesine yönelik karar TTK 395 kapsamında denetlenmiştir.
- m. 396· İlk derece: Yönetim kurulu üyelerine rekabet yasağı muafiyeti tanınması kararı TTK 396 kapsamında incelenmiştir.
Diğer Mevzuat
6100 sayılı HMKHMK m. 355HMK m. 369/1HMK m. 370/1HMK m. 371HMK m. 372
Etiketler
- anonim şirket
- genel kurul
- çağrısız genel kurul
- yönetim kurulu ibrası
- bağımsız denetçi
- kâr payı dağıtımı
Bağlı TTK Maddeleri