TTK 436: Yönetim Kurulu Üyelerinin İbrasında Oydan Yoksunluk ve Kararın Yokluğu
Anonim şirket genel kurulunda, yönetim kurulu üyelerinin ibrasında TTK 436/2 uyarınca üyelerin kendileri ve birbirleri için oy kullanamayacağı kuralı ihlal edilerek toplantı ve karar nisabının sağlanamaması halinde, ibra kararı iptal edilebilir nitelikte değil, yok hükmündedir.
Davacı pay sahibi, anonim şirket olağanüstü genel kurulunda alınan huzur hakkı, yönetim kurulu seçimi, faaliyet raporu ve bilanço onayı ile ibra kararlarının butlanı ve iptalini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, vekili haksız şekilde toplantıya alınmayan davacının oylamaya katılması durumunda ibra kararını engelleyebileceği gerekçesiyle TTK 436/2 uyarınca ibra kararını ve dürüstlük kuralına aykırı bulduğu huzur hakkı kararını iptal etmiş, BAM bu kararı onamıştır. Yargıtay, yönetim kurulu üyelerinin ibra kararında oydan yoksun olmaları nedeniyle yeterli nisabın baştan oluşmadığına dikkat çekerek kararın 'yok hükmünde' olduğunun tespiti gerektiğini belirtmekle birlikte, sonucu itibarıyla BAM kararını eleştirerek onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/1821 E. , 2025/6545 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1212 Esas, 2025/9 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/814 E., 2021/208 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin hissedarlarından olan davacının, 27.04.2015 tarihli genel kurul toplantısına vekili marifetiyle katıldığını, davalı şirketin 27.04.2015 tarihli genel kurul toplantısında 3, 4, 5, 6 numaralı gündem maddelerinin görüşülmesinin 28.05.2015 tarihine ertelendiğini, 27.04.2015 tarihli toplantıda 7 numaralı yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesine ilişkin kararın dürüstlük kuralına aykırılık taşıdığını, 8 numaralı kararla yönetim kurulunun esas sözleşmeye aykırı seçildiğini, 9 numaralı kararın hisse devirlerinin onaylanmasına ilişkin olduğunu, 28.05.2015 tarihinde yapılan genel kurul yönünden, davacının vekiline verdiği usulüne uygun vekaletinin usulsüz olarak geçersiz kabul edilip vekilin toplantıdan çıkarıldığını, bu nedenle 28.05.2015 tarihinde yapılan genel kurulun butlanına karar verilmesi gerektiğini, bunun mümkün olmaması halinde gündemin 3. maddesi ile alınan şirketin 2013- 2014 yıllarına ait yönetim kurulu faaliyet raporunun okunmasına ilişkin kararın usulüne uygun olmadığından ve gerçeği yansıtmadığından iptali şartlarının oluştuğu, gündemin 4. maddesi ile alınan 2013-2014 yıllarına ait bilanço ve kâr-zarar hesaplarına ilişkin kararın gerçeği yansıtmadığını, gündemin 5. maddesi gereğince alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 436/2 hükmüne aykırılık taşıdığını, gündemin 6 numaralı kararı uyarınca alınan kâr dağıtımı kararının usulsüz bilançoya dayandığından iptali gerektiğini ileri sürerek 27.04.2015 tarihli genel kurulda alınan 7, 8, 9 numaralı, 28.05.2015 tarihli toplantıda alınan 3, 4, 5, 6 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, usulüne uygun tebliğe rağmen yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, dosya kapsamındaki beyanlarıyla; davacının kötüniyetli olduğunu, tüm kararların yasal çerçevede alındığını, vekâletnamenin ne şekilde düzenleneceğinin “Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları” ile “Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik”te belirtildiğini, davacının vekâletinin buna aykırı düzenlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yönetim kurulu üyelerine ödenen huzur haklarının ifa ettikleri görev ile orantılı olmamasından dolayı, şirketin gelir durumunu dolayısıyla da hissedarların hak edeceği temettü gelirlerini dolaylı olarak etkileyeceği, davacı vekilinin muhalefet şerhini tutanağa geçirttiği, bu haliyle gündemin 7. maddesi ile ilgili iptal talebinin hukuki koşullarının oluştuğu, davalı şirketin esas sözleşmesinin 9. maddesinde özetle “yönetim kurulunun TTK hükümleri dairesinde şirket ortağı veya şirket dışından en az bir (1) en çok üç (3) kişilik bir yönetim kurulu tarafından yönetilir” hükmünün bulunduğu, davalı şirketin 24.07.2015 tarihli genel kurulunda TTK’nın 339/2-g hükmü ve şirket esas sözleşmesinin 9. maddesi gereğince en çok üç kişiden oluşması gerektiği, genel kurulda TTK’nın 339/2-g maddesinde emredildiği şekilde esas sözleşmenin 9. maddesinde yer alan hükme aykırı olarak dört kişilik yönetim kurulu seçildiği, davacının üç aylık hak düşürücü süre içerisinde ilgili gündem maddesini dava konusu ettiği, ancak, davacının gündemin 8. maddesi oylandıktan sonra TTK'nın 446/I-a hükmü uyarınca muhalefet şerhini gündem maddesine geçirtmediği, davacının vekil ettiği ...'un katıldığı toplantıda kendisine söz verildiği halde muhalefetini bu madde açısından zapta kaydettirmediği, buna göre, gündemin 8. maddesi açısından taraf ehliyetine ilişkin dava şartı gerçekleşmediği, davalı şirketin ...’e ait hisselerin, aile şirketi olan şirket hissedarları tarafından satın alındığı, hisse devrinin davacıya bildirilip bildirilmediğinin bilinmediği, davacının gündemin 9. maddesinin iptalini gerektirecek yeterli delil ve gerekçeleri ortaya koyamadığı, dolayısıyla gündemin 9. maddesinin iptali ile ilgili hukuki koşulların oluşmadığı, davacının vermiş olduğu vekâletnamenin Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik’in 21/1 hükmündeki unsurları taşıdığı, 27.04.2015 tarihli genel kurulun devamı niteliğinde olan 28.05.2015 tarihli genel kurulda da geçerli olacağı, bu durumda davacı vekilinin 28.05.2015 tarihli toplantıya alınmamasının anılan Yönetmeliğinin 21/2 hükmüne aykırı olduğu, ancak, toplantıya haksız olarak alınmamanın butlan sebebi olmayıp TTK’nın 446/1-b hükmü uyarınca davacıya sadece iptal davası açma hakkı vereceği, bu nedenlerle davacının 28.05.2015 tarihinde yapılan toplantıda alınan tüm kararların butlanı isteminin reddi gerektiği, davacı vekilinin 28.05.2015 tarihli genel kurula katılması durumunda ertelenen 3, 4, ve 5. maddelerinin görüşmelerinde ve oylamalarında davacının 17.000,000 oyuna karşılık 68.000.000 oy olduğu ve kararları etkileyemeyeceği, her ne kadar davacı vekili, “faaliyet raporunda şirketin genel giderlerinin açıklanmamış olduğunu, faaliyetlerin detayının gösterilmediğini ve şirketteki şeffaf yönetim ilkesinin ihlal edildiğini” iddia etmiş ise de, şirketin ticari faaliyet sürdürdüğü ana sözleşmede yazılı maksadına uygun üretim, imalat ve ticari faaliyetlere dayanmayan, maksadını gerçekleştirmesine yönelmeyen konularda tanzim edilen bir faaliyet raporunun bulunmadığı, şirket maksadını oluşturan işin kendi bünyesinden kaynaklanan noktalarda faaliyetlerin görüşüldüğü, şirketin gelir kaynağının ve mal varlığının bu noktada devam ettiği, şirket maksadının objektif olarak bulunduğu ve faaliyet raporunun da bu hususlara yöneldiği anlaşıldığından davalı şirketin yönetim kurulu tarafından, davacının talebinin yerine getirilip getirilmediği hususunun davacı tarafından delillerle ortaya konmadığı, gündemin 3. maddesi kapsamında, davacının iddiasını delillerle somutlaştıramadığı, bu maddeyle ilgili iptal şartlarının oluşmadığı, bilirkişinin ibraz ettiği ek rapor içeriğinin denetimi ile de; sadece ortakların alacağının ticari defterlere eksik bir şekilde kaydedildiği, ortaklara eksik tahakkuk ettirilen bu tutarın şirketin kar-zarar durumu ile ilgisinin bulunmadığı, gerçeğe aykırılığın davacı tarafından kâr zarar hesaplarına yönelik olarak iddia edildiği, şirketin ödeme yapıldıkça ticari deftere kaydı amaç olarak gütmüş kabul edilebileceği, bilançonun bilindiği gibi şirketin aktif ve pasiflerini gösterdiği ve ticari defterlerden çıkartılan tablo olduğu, kâr payı tahakkukunun ticari defterde eksik kaydının gerçeğe aykırılık olarak kabul edilemeyeceği, nitekim şirketin bu eksikliği ortağa yapılan ödeme öncesi düzeltildiği, bu nedenle işletmenin kârlılığının söz konusu mali dönem için benimsenemeyeceği, bu nedenle, davacının talebinin yerinde olup olmadığı hususunun davacı tarafından geçerli delillerle kanıtlanamadığından gündemin 4. maddesiyle ilgili iptal şartlarının oluşmadığı, 5 no.lu karar metni incelendiğinde, yönetim kurulu üyesi ...’in, ..., ... ve ...’in oylarıyla ibrasına karar verildiği, 2013-2014'te yönetim kurulu üyesi olan ... ve ...’in bu oylamada oy kullanamayacakları, 2013-2014'te yönetim kurulu üyesi olmayan ...’ın 17.000.000 oya sahip olduğu, 17.000.000 oya sahip davacının toplantıya katılması halinde olumsuz oy kullanacağı düşünüldüğünde, bu durumda oylarda eşitlik olacağından ibra kararının alınmamış olacağı, dolayısıyla ...’in ibrasına ilişkin oylamanın iptali gerektiği, yönetim kurulu üyesi ...’in, ..., ... ve ...'’in oylarıyla ibrasına karar verildiği, ... ve ...’in oydan yoksun oldukları, ...’ın ise 17.000.000 oya sahip olduğu, 17.000.000 oya sahip davacının toplantıya katılması halinde olumsuz oy kullanacağı düşünüldüğünde, bu durumda da oylarda eşitlik olacağından ibra kararının alındığından söz edilemeyeceği, dolayısıyla ...’in ibrasına ilişkin oylamanın da iptalinin gerektiği, yönetim kurulu üyesi ...’in, ..., ..., ..., ...’in oylarıyla ibrasına karar verildiği, 2013-2014'de yönetim kurulu üyesi olan ..., ... ve ... oydan yoksun oldukları, ...’ın ise 17.000.000 oya sahip olduğu, 17.000.000 oya sahip davacının toplantıya katılması halinde olumsuz oy kullanacağı düşünüldüğünde, bu durumda oylarda eşitlik olacağından ibra kararının alınmadığı, ...’in ibrasına ilişkin oylamanın da iptali gerektiği, TTK'nın 436. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan açık hüküm gereği yönetim kurulunun “kendime oy kullanmıyorum, diğerlerine kullanıyorum” diyemeyeceği, madde hükmünce hiç bir yönetim kurulu üyesinin oyunun geçerli olmadığı, yönetim kurulu üyelerinin geçerli şekilde ibra edilmediği, davaya konu mali tabloların kârlılığın tespiti açısından gerçeği yansıtmayan bir durum olarak addedilemeyeceğinin davalı şirket kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonrası tertip edilen rapor içeriği ile anlaşıldığını, bu nedenle de usulsüz ve gerçeği yansıtmayan bilançoya dayanarak yapılan kâr dağıtımının da yerinde olmadığı yönündeki davacı iddiasının 4 numaralı maddedeki kâr dağıtımına ilişkin eksikliğin şirketin kâr/zarar hesaplarını etkilemediği anlaşıldığından ve davacının bu itirazının kaydi anlamda somut bir veri ve/veya delillerle kanıtlanamadığından gündemin 6. maddesiyle ilgili iptal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile, 27.04.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan 7 numaralı kararın iptaline, 27.04.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan 8 numaralı kararın iptali isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-d ve 115/1. maddeleri uyarınca taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine, 27.04.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan 9 numaralı kararın iptali isteminin reddine, 28.04.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan tüm kararların butlanı isteminin reddine, 28.04.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3 numaralı kararın iptali isteminin reddine, 28.04.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan 4 numaralı kararın iptali isteminin reddine, 28.04.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5 numaralı kararın iptaline, 28.04.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan 6 numaralı kararın iptali isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi heyeti raporunda, davalı şirketin sadece kira geliri elde ettiği, esas faaliyet alanına ilişkin herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/801 E., 2015/15 K. sayılı kararında yönetim kurulu üyelerine, huzurdaki davadaki rakam ile aynı olan 10.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın, davalı şirketin davayı kabulü sonucunda iptal edildiği, yönetim kurulu üyelerine ayrı ayrı 10.000,00 TL ödenmesinin dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde fahiş olduğunun belirtildiği, daha önce İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/801 E. sayılı dosyası ile iptal edilen 2013 yılı için 10.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın yine 2013 yılına ilişkin olarak aynı şekilde alınmasının dürüstlük kuralına uygunluk taşımadığı, ayrıca şirketin kârı ve şirketin faaliyeti nazara alındığında 01.04.2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kararlaştırılan ücretin fahiş olduğu, bu halde şirket yönetim kurulu üyelerine 2013 yılı ve 2015 yılı için 10.000,00 TL ödenmesine ilişkin kararların dürüstlük kuralına aykırı olup iptali şartlarının oluştuğu, şirketin 27.04.2015 tarihli genel kurul toplantı tutanağının 8. maddesinde, yönetim kurulu üyeliklerine üç yıl görev yapmak üzere ..., ..., ... ve ...'ın 17.000.000 olumsuz oya karşılık 68.000.000 olumlu oyla seçilmelerine karar verildiği, iptalini istediği bu karara karşı muhalefetini bildirmeyen davacının 8. maddenin iptalini isteyemeyeceği, anılan kararın ana sözleşmeye aykırılığının butlan değil iptal sebebi olduğu, şirketin 28.05.2015 tarihinde yapılan 20 13... yılı erteli olağan genel kurul toplantı tutanağının 3. maddesinde, yönetim kurulu faaliyet raporunun oylandığı ve 0(sıfır) olumsuz oya karşılık 68.000.000 olumlu oyla kabulüne karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince alınan 21.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda faaliyet raporunun Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olduğunun tespit edildiği, buna göre, davacının somut bir iddiası da bulunmadığı nazara alındığında faaliyet raporunun iptali şartlarının somut olayda gerçekleşmediği, şirketin 28.05.2015 tarihli erteli olağan genel kurul toplantı tutanağının 4. maddesinde, 20 13... yılına ait bilanço ve kâr-zarar hesaplarının okunarak oylandığı ve 0 (sıfır) olumsuz oya karşılık 68.000.000 olumlu oyla kabulüne karar verildiği, 21.09.2019 tarihli bilirkişi ek raporunda, davacının kâr payının ticari defterlerde eksik gösterilmesinin gerçeğe aykırılık olarak değerlendirilmediği, bu hususun davacının şirketten olan şahsi alacağına ilişkin olduğu, finansal tabloların gerçeğe aykırı düzenlendiğini ispata elverişli bulunmadığı, davacı tarafça, şirket finansal tablolarında, olması gereken mali analiz ve açıklıklar bulunmadığı, davalının şirket aktifleri içinde yer alan gayrimenkullerin kira sözleşmelerini ibraz etmediği, her bir gayrimenkuldeki kiracının kim olduğu, ödenen kiranın günün rayiçlerine uygun olup olmadığı hususlarının finansal tablolarda gösterilmediği, şirket kayıtlarında şirket çalışanı gibi gösterilen ve aylık ödeme yapılan kişilerin, şirketin ortaklarından ... ve ...’in ev hizmetlerini ve bakımını yapan kişiler olduğu halde, bu kişiler şirket çalışanı olarak gösterilerek mali tablolarda şirket çalışanı gibi maaş ödemelerinin yer aldığı, şirket adına kayıtlı araçların, bilgisayarların, şirket hattı olarak gösterilen telefon aboneliklerinin dahi şirket yönetim ve faaliyeti için değil, şahsi ihtiyaçlar için sarf edildiği ve bu şekilde giderlerin devamlı bir şekilde şişirildiğinin ileri sürüldüğü, ancak davacının iddia ettiği gibi bunların finansal tablolarda gösterildiği, söz konusu giderlerin rayice uygun olup olmadığı ve şirket yönünden gerekli olup olmadığının eldeki davanın konusu olmadığı, bu nedenle, eldeki davada finansal tablolara ilişkin genel kurul kararının iptali şatlarının gerçekleşmediği, şirketin 28.05.2015 tarihli erteli olağan genel kurul toplantı tutanağının 5. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına geçildiği, yönetim kurulu üyeleri ayrı ayrı oylanarak oylanan yönetim kurulu üyesinin katılmadığı oylama sonucu yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verildiği, davalı şirketin yönetim kurulunun, ..., ..., ... ve ...’ndan oluştuğu, bunların ayrıca şirkette pay sahibi oldukları, anılan ibra kararında yönetim kurulu üyeleri hakkında tek tek ibra kararı alındığı, yönetim kurulu üyesi ...’in, ... ile diğer yönetim kurulu üyeleri ... ve ...’nun oylarıyla; yönetim kurulu üyesi ...’in, ... ile diğer yönetim kurulu üyeleri ... ve ...’nun oylarıyla; yönetim kurulu üyesi ...’in, ... ile diğer yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ...’nun oylarıyla; yönetim kurulu üyesi ...’nun, ... ile diğer yönetim kurulu üyeleri ... ve ...’in oylarıyla ibra edildikleri, 51.000 adedi genel kurula katılan yönetim kurulu üyelerine ait olmakla şirketin genel kurulda temsil edilen toplam payının 68.000 adet olduğu, ibra kararının ibrası oylanan yönetim kurulu üyesi dışında genel kurula katılanların oy birliği ile alındığı, buna göre yönetim kurulu üyelerinin diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullandıkları, yönetim kurulu üyeleri dışında toplantıya sadece 17.000 adet hisseye sahip ...’ın katıldığı, ibra kararında yönetim kurulu üyelerinin kullandığı olumlu oylar düşüldüğünde geriye ...’ın 17.000 olumlu oyu kaldığı, davacının da şirkette 17.000 adet payının bulunduğu, genel kurul toplantısına katılması ve olumsuz oy kullanması halinde salt çoğunluk ve gerekli nisabın sağlanamayacağı, davacının ibra kararına etki edebileceği, bu halde davacının vekilinin usule aykırı olarak erteli genel kurula alınmaması ve davacının ibra kararına etki edebilecek olması nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin genel kurul kararının yasaya ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu, iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, şirketin 28.05.2015 tarihli erteli olağan genel kurul toplantı tutanağının 6. maddesinde, 20 14... . ve 2. mali dönemine ilişkin kanuni yedek akçe ayrıldıktan sonra kâr payı dağıtılmasına 0 (sıfır) olumsuz oya karşılık 68.000.000 olumlu oyla kabulüne karar verildiği, finansal tablolarda bir iptal sebebi bulunmadığı tespit edildiğinden, genel kurulun kâr payı dağıtımına ilişkin kararında da bir iptal sebebi görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, bir genel kurul kararının varlığından bahsedilebilmesi için şirket genel kurulunca, gerekli toplantı ve karar nisabıyla alınmış bir karar bulunması gerekmesine, davaya konu 28.05.2015 tarihli genel kurulda temsil edilen toplam pay 68.000 adet olup, 51.000 adedinin genel kurula katılan yönetim kurulu üyelerine ait olduğu, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına dair alınan (5) numaralı kararın, ibrası oylanan yönetim kurulu üyesi dışında genel kurula katılanların oy birliği ile alındığı, yönetim kurulu üyelerinin kullandığı olumlu oylar düşüldüğünde yönetim kurulu üyesi olmayan ve genel kurula katılarak olumlu oy kullanan şirket ortağı ile vekili toplantıya alınmayan davacının paylarının eşit olduğu, davacının ibra kararını etkileyebileceği, TTK’nın 436/2 hükmü uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kendilerinin ve birbirlerinin ibralarında oydan yoksun olduğu gözetildiğinde anılan karar bakımından yeterli karar nisabı oluşmadığının ve kararın yok hükmünde olduğunun açık olmasına, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde (5) numaralı karar yönünden davacı vekilinin usule aykırı olarak erteli genel kurula alınmadığı ve davacının ibra kararına etki edebileceğinin belirtilmesi karşısında İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp yeniden hüküm kurularak dava konusu (5) numaralı genel kurul kararının nisap sağlanmadığından dolayı yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetli görülmese de temyiz edenin sıfatı ve temyiz sebeplerine göre bu hususun eleştirilmekle yetinilip bozma sebebi yapılmayacak olmasına ve dava konusu erteli genel kurul tarihinin 28.05.2015 olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi kararının 1 numaralı hüküm fıkrasının ç, d, e, f, g bentlerinde erteli genel kurul tarihinin 28.04.2015 olarak yazılmasının da maddi hatadan kaynaklanmış olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harçları peşin alındığından başkaca harçlar alınmasına mahal olmadığına, 03.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi2021/1212 E.2025/9 K.Taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine
- ilk dereceİstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi2015/814 E.2021/208 K.Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile genel kurulda alınan yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesine ve ibraya ilişkin kararların iptaline, diğer kararlara yönelik iptal/butlan istemlerinin reddine
- m. 436/ (2)· İlk derece ve Yargıtay: Yönetim kurulu üyelerinin kendilerinin ve birbirlerinin ibrasında oydan yoksun olduğu, bu kurala aykırı oylamayla ibra kararı alınamayacağı, aksi halde kararın yok hükmünde/geçersiz sayılacağı tespiti
- m. 339/ (2)· İlk derece: Yönetim kurulu üye sayısının esas sözleşmeye ve emredici hükümlere aykırı belirlenemeyeceği değerlendirmesi
- m. 446/ (1)· İlk derece: Davacının muhalefet şerhini zapta geçirtmemesi sebebiyle iptal davası açma şartının oluşmadığı (m. 446/1-a) ve haksız yere genel kurula alınmamanın butlan değil ancak iptal sebebi olduğu (m. 446/1-b) yönündeki gerekçeler
- genel kurul kararının iptali
- yönetim kurulu ibrası
- oydan yoksunluk
- huzur hakkı
- nisap yokluğu
- yok hükmünde karar
- muhalefet şerhi