TTK 447: Elbirliği Mülkiyetine Tabi Paylarda Tereke Temsilcisinin Genel Kurula Çağrılmaması ve Kararların Butlanı
Miras ortaklığına ait anonim şirket paylarının elbirliği mülkiyetine tabi olması ve bu payları temsil etmek üzere bir tereke temsilcisi atanması halinde, temsilcinin genel kurul toplantısına usulüne uygun şekilde çağrılmaması TTK'nın 447. maddesi uyarınca alınan kararların batıl olması sonucunu doğurur.
Davacılar, murislerinden intikal eden ve elbirliği mülkiyetine tabi olan anonim şirket paylarının, mahkemece atanmış bir tereke temsilcisi bulunmasına rağmen genel kurul toplantısına çağrılmadığını ve oy haklarının engellendiğini ileri sürerek kararların hükümsüzlüğünü talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesi, ortaklık payının idaresi için atanan tereke temsilcisinin genel kurula davet edilmemesini yasal bir butlan sebebi sayarak davanın kabulüne karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay, usulsüz ortaklık yapısı sunumu ve tereke temsilcisinin dışlanması karşısında yerel mahkemenin butlan tespitini hukuka uygun bularak kararı onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/3761 E. , 2025/2054 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1452 Esas, 2024/426 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/751 E., 2021/492 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirketin ortakları olduğunu, diğer iki ortağın ise ... ve ...'ın babası olan, şirketin eski ortaklarından...'ın vefat ettiğini, müteveffanın sağlığında şirketin yaklaşık %45’ine tekabül eden paya sahip olduğunu, veraset ilamında müteveffa ...'ın 1/4 hissesinin eş ...'ya, 1/4'er hissesinin de ayrı ayrı oğulları..., ...ve ...’a ait olduğunun tespit edildiğini ancak murisin miras ortaklığının, davaya konu 16.05.2018 tarihli genel kurul toplantısı ve işbu dava tarihi itibariyle paylaşılamamış olduğunu, dolayısıyla murisin sahip olduğu 636.502 adet payın, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) 640. maddesine göre elbirliği mülkiyeti şeklinde bütün mirasçılarına intikal ettiğini ve elbirliği mülkiyet rejimine tabi olduğunu, İbrahim Bülbül'ün murisin terekesine temsilci tayin edildiğini ancak dava dışı ortaklar ... ve...'ın mensubu oldukları şirket yönetim kurulunca hukuksuz şekilde alınan 07.02.2016 tarihli kararla, şirkette murisin sahip olduğu payların haksız bir şekilde mirasçılara taksim edildiğini ve oluşan yeni ortaklık yapısının davalı şirketin pay defterine kaydedildiğini, zira söz konusu taksimatın veraset ilamına göre değil, müvekkili...'ın iptal davasına konu vasiyetnamesine göre yapıldığını ve davanın halen derdest olduğunu, bu davada murisin hisselerinin üçüncü kişilere devrinin engellenmesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verildiğini, murisin sağlığında hissedarı olduğu ve ortaklık yapısı davalı şirket ile birebir aynı olan dava dışı üç ayrı şirketin daha bulunduğunu, bu üç şirketin de yönetim kurulu yapılarının davalı şirketle aynı olduğunu, o şirketlerde de aynı kararların alındığını, açılan davalarda yönetim kurulu kararlarının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, müvekkillerinin davalı şirketin 16.05.2018 tarihli genel kurul toplantısına asaleten katıldıklarını ve murisin şirket paylarının hukuksuz şekilde paylaştırıldığını, toplantıdaki paydaşların pay oranlarının gerçeği yansıtmadığını, bu hususun hâlihazırda açılmış davanın konusunu teşkil ettiğini, elbirliği mülkiyetine tabi bu paylardan doğan oy haklarının oy birliği oluşmadan kullanılamayacağını, muhalefetlerini toplantı tutanağına ve hazirun cetveline şerh ettirdiklerini, murisin paylarının miras ortaklığının taksimine kadar tereke temsilcisi tarafından temsil edilmesi ve bu paylardan doğan oy haklarının da temsilci tarafından kullanılmasının gerektiğini, fakat tereke temsilcisinin genel kurul toplantısına çağrılmadığını dolayısıyla oy kullanma imkanı tanınmadığını, tereke temsilcisinin toplantıya katılamamış ve murisin paylarından doğan oy haklarını kullanamamış olmasının, toplantıda yapılan oylamaların sonucunu doğrudan etkilediğini, davaya konu genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin ibrası hususunda yapılan oylamada da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 436/2 hükmüne aykırılıklar olduğunu, buna göre yönetim kurulu başkanı ve ortak ...'ın, yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullandığını ancak ...’ın geçersiz oylarının, kendisinin ve ...’ın ibrasına ilişkin oylamalarda sonucu değiştirmediğini, oylar geçersiz sayılsa bile ibra sonucun değişmediğini ancak yönetim kurulu üyesi...’nun ibrasına ilişkin oylamada ise müvekkillerinin olumsuz oy kullandıklarını, yönetim kurulu başkanı ...’ın oyu geçersiz sayıldığında, karar nisabı eksikliğinden ötürü ...'ın ibra edilmemiş sayılacağını, sonuç olarak bu yönetim kurulu üyesinin ibra kararın yok hükmünde veya iptale tabi olduğunu ileri sürerek davalı şirketin 16.0.2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların, yoklukla malul olup hükümsüzlüğünün tespitine, bu talebin kabul edilmemesi halinde iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; toplantıda pay oranlarına ilişkin bir hususun görüşülmediğini, davacının paylara ilişkin itirazlarının (pay oranları) şirket genel kurulunun veya işbu davanın konusu olmadığını, davacının vasiyetnameye karşı açtığı davanın derdest olduğunu, bu nedenle genel kurulda toplantının açılması ve gündem maddelerinin görüşülmesinde hiçbir yasal engel bulunmadığını, muristen kalan payların murisin vasiyetnamesine uygun olarak pay defterine kaydedildiğini, şirket ortağı murisler ...ve ... vasiyetnameye uygun olarak pay devrinin gerçekleştirilmesi yönünde ilgili şirketlerden 07.03.2016 tarihinde talepte bulunduklarını, davacının açtığı tereke tespiti dosyasında atanan tereke temsilcisinin şirket genel kuruluna katılması, oy kullanması veya organlarda görev alması hususlarında ilgili mahkemece bir karar alınmadığını, genel kurullara tüm pay sahiplerinin katıldığını, hatta tereke memurunun müteveffanın yönetim kurulu başkanı veya başkan vekili olduğu şirketlerin genel kurul toplantılarında terekeyi temsil etmek, tereke yararına oy kullanmak ve organlarında görev almak üzere yetki talebinde bulunduğunu, talebinin verilen kararın kesinleşmesinden sonra değerlendirilmesine karar verildiğini, hisselerin temsili hususunda, tereke memurunun genel kurul tarihleri itibariyle ve halen bir yetkisi bulunmadığını, ibra oylamasının TTK’ya uygun olarak yapıldığını, buna göre yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmalarının sonuca etkili olup olmadığı üzerinde durulması gerektiğini, TTK'nın 424. maddesine göre bilânçonun tasdikine dair olan genel kurul kararının, aksine açıklık olmadığı takdirde yönetim kurulu üyeleriyle, müdürler ve denetçilerin ibrasını kapsayacağını ve şirketin finansal tablolar ile kayıtların gerçeği yansıttığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu genel kurul toplantısından önce tereke temsilcisinin atandığı, genel kurul toplantısına katılmak ve oy kullanmak için özel ve ayrı bir izin veya yetki verilmesine gerek bulunmadığı ve tereke temsilcisi usulüne uygun olarak genel kurula çağrılmadığından TTK'nın 447. maddesine göre genel kurulda alınan kararların batıl olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin 16.05.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olup hükümsüz olduklarının tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile terekenin halen elbirliği hükümlerine tabi olup mirasçılar arasında tereke temsili hususunda iradi bir temsilci seçimi yapılmadığı, dolayısıyla terekenin temsili hususunda atanmış temsilcinin yetkili olduğu, temsilcinin toplantıya çağrılmadığından katılmadığı, murisin terekesinin usulüne uygun olarak toplantıya çağrılıp temsil edilmediğinden davanın kabulüne ilişkin kararda isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı anonim şirketin 16.05.2018 tarihli genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, olmadığı takdirde iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.03.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi2021/1452 E.2024/426 K.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine
- ilk dereceİstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi2018/751 E.2021/492 K.Davanın kabulü ile davalı şirketin 16.05.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olup hükümsüz olduklarının tespitine
- anonim şirket
- genel kurul
- butlan
- tereke temsilcisi
- elbirliği mülkiyeti
- miras ortaklığı
- oy hakkı