TTK 450, 622: Kesinleşmiş Genel Kurul İptali ve Pay Tespiti Kararının Ticaret Siciline Tescilini İsteme Yetkisi ve Ortağın Husumet Ehliyeti
Limited şirket ortaklarının, şirket genel kurul kararlarının yokluğuna ve pay tespitine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararının tescilini doğrudan ticaret sicil müdürlüğünden talep etme yetkisi bulunmayıp; bu tescili isteme hakkı şirket müdürlerine ait olduğundan ortağın sicil kararına itiraz davasında aktif husumet ehliyeti yoktur.
Davacı ortak, sermaye artırımı kararlarının yokluğuna ve şirket bünyesinde %40 pay sahibi olduğunun tespitine ilişkin kesinleşmiş Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının ticaret siciline tescili için başvurmuş, talebin reddedilmesi üzerine sicil müdürlüğü kararının kaldırılması istemiyle dava açmıştır. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi, limited şirketlerde tescil isteme yetkisinin TTK'nın 622 ve 450. maddeleri uyarınca şirket müdürlerine ait olduğunu belirterek davayı aktif husumet yokluğu nedeniyle reddetmiştir. Yargıtay daire çoğunluğu kararı onarken, karşı oy gerekçesinde kesinleşmiş mahkeme kararlarının uygulanmasında davacının ilgili sıfatına haiz olduğu ve sicil müdürünün re'sen işlem yapması gerektiği savunulmuştur.
11. Hukuk Dairesi 2024/5909 E. , 2025/3842 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/360 Esas, 2024/921 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/246 E., 2023/697 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; “... Şirketin esas sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti ile payının tespiti” talepli olarak açılan davada ilgili genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğuna ve müvekkili ...'un davalı şirkette %40 oranında, dava dışı ...'un %60 oranında pay sahibi olduğuna karar verildiği ve bu kararın Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.03.2022 tarih, 2021/11-701 E. ve 2022/275 K. sayılı kararı ile onanarak 10.01.2023 tarihinde kesinleştiğini, söz konusu mahkeme kararındaki hususların tescil edilmesi için davalı ... Sicil Müdürlüğüne başvuruda bulunulduğunu, ancak istemin reddedildiğini, Mahkeme kararları ile ilgili ticaret sicil müdürlüğüne herhangi bir takdir hakkı tanınmadığını ileri sürerek davalı ... Sicil Müdürlüğünün 24.03.2023 tarih ve 33850 sayılı kararının kaldırılmasına ve müvekkilinin ...Oto Alım Satım Ticaret Ltd. Şti. bünyesinde bulunan %40 hissesinin kayıt ve tescilinin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu mahkeme kararının tescilinin ancak ilgili şirketin müdürlerince talep edilebileceğini, kaldı ki iptal edilmiş tescilli kararlar ve iptal edilmemiş tescilli genel kurul kararları arasında uyumsuzluk bulunduğu için, tescili talep edilen mahkeme kararının fiilen tescili veyahut da bu tescille kayıtların düzeltilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 22. maddesinde "Başvuruya yetkili kişiler" başlığı altında ilgililerden söz edildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 622. maddesi göndermesiyle 450. maddesine göre; tescili ancak ilgili şirketin müdürlerinin talep edebileceği, yalnızca şirket ortağı sıfatına haiz olan davacının tescil talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, kaldı ki tescilin gerçekleşebilmesi için de iptal edilen genel kurul kararları dışında ve sonraki tarihte yapılan sermaye artırımı kararlarının da iptali ve pay oranlarının yeniden belirlenmesi gerektiği, bu durumda davacının talebinde aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurul kararının iptali ve butlanına ilişkin mahkeme kararının tescilini isteme yetkisi müdürlere ait iken, somut olayda davacının, ortak sıfatıyla mahkeme kararındaki hususların tescil isteminin reddedilmesine ilişkin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün kararına itiraz etmiş olduğu, bu konuda itiraz yetkisi şirkete ait olup davacının ilgili sıfatı bulunmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ayrıca davacı tarafça, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 26. maddesine dayanılmış ise de, tescil istemine konu mahkeme kararında re'sen tescile ilişkin bir karar bulunmadığından anılan maddenin somut olayda uygulanamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, Ticaret Sicil Müdürlüğü kararına itirazın kabulü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 29.05.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Dava, ticaret sicil müdürlüğü kararına itirazın kabulü istemine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca davacının, dava dışında şirkette %40 oranında pay sahibi olduğunun tespitine karar vermiştir. Davacının katılmadığı ortaklar kurulunun 12.11.1997 ve 09.09.1998 tarihli toplantılarında; davacının imzasının sahte atılarak alınan kararlarda hisse oranında yapılan sermaye artışları ile %0,1'e düşürüldüğü, açılan davada uzun süren yargılama sürecinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca davacının hisse oranının %40 olarak tespit edilmesi üzerine davacı tarafından Ticaret Sicil Müdürlüğüne yapılan başvuruda ilgili olmadığı gerekçesi ile talebin red edilmesi üzerine bu dava açılmıştır. Sayın daire çoğunluğu ile görüş ayrılığımızın; mahkeme kararına dayanarak yapılan tescil talebinde davacının TTK 28. maddesine göre ilgili sayılıp sayılmayacağını, bu davaya açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkindir. Ticaret siciline tescil istemi TTK'nın 28. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, tescil istemi ilgililer tarafından yapılır, bu ilgililerin kim olduğu Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 22/2-e maddesinde düzenlenmiştir. Ancak davacı ... sicil müdürlüğünü mahkeme kararından haberdar etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararı mahkeme, taraflar ve ticaret sicil müdürlüğü için bağlayıcı niteliktedir. Dava dışı şirket iki ortaklı olup, şirket müdürü diğer ortak olup, şirketi temsil ve ilzama yetkili tek kişidir. TTK'nın 33. maddesinde tecili zorunlu olupta kanuni şekilde süresi içinde tescili istenmemiş olan veya 32. maddenin 3. fıkrasındaki uymayan bir hususu haber alan sicil müdürünün ilgililere, belirleyeceği uygun bir süre içerisinde kanuni zorunlulukları yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağıracağını düzenlemiş, mahkeme kararı üzerine verilen hususların sicil müdürü için emredici nitelikte olduğu sicil müdürlüğünün bu yönde işlemler yapmaksızın davacının başvurusunun reddi doğru olmadığı gibi, müdürlüğün bu yöndeki işleminin iptali için davacı tarafından açılan davanın aktif husumetinin bulunmadığı gerekçesi ile reddi de doğru değildir. Dairemizin yerleşik içtihatları da bu yöndedir. (11. H.D'nin 13.02.2019 tarihi ve 2017/407 E. 2017/1097 Karar) Sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne bu nedenlerle katılmamaktayız.
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi2024/360 E.2024/921 K.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi
- ilk dereceİstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi2023/246 E.2023/697 K.Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi
- m. 450· İlk Derece/BAM: Genel kurul kararlarının iptali veya butlanına ilişkin mahkeme kararının tescilini isteme yetkisinin anonim şirket hükümleri uyarınca şirket müdürlerine ait olduğu gerekçesi.
- m. 622· İlk Derece/BAM: Limited şirketlerde genel kurul kararlarının tescili konusunda anonim şirket hükümlerine (TTK m. 450) yapılan atıf.
- m. 28· Karşı Oy: Ticaret siciline tescil isteminin ilgililer tarafından yapılacağını düzenleyen madde kapsamında, lehine pay tespiti kararı verilen ortağın da ilgili sayılması gerektiği savunulmuştur.
- m. 32/ (3)· Karşı Oy: Kanuni düzenlemelere uygun olmayan tescil başvurularına ve sicil müdürünün görev sınırlarına ilişkin değerlendirmede anılmıştır.
- m. 33· Karşı Oy: Tescili zorunlu olup da süresinde tescil edilmemiş hususları haber alan sicil müdürünün ilgilileri davet etme ve re'sen işlem yapma yükümlülüğü gerekçe gösterilmiştir.
- limited şirket
- ticari işletme
- ticaret sicili
- tescil talebi
- aktif husumet
- genel kurul kararı
- pay tespiti
- karşı oy