TTK 462, 376: İç Kaynaklar Sermayeye Dönüştürülmeden Nakdi Sermaye Taahhüdü ile Sermaye Artırımı Yapılamaması
Bilançoda sermayeye eklenebilecek iç kaynaklar mevcutken, bunlar sermayeye dönüştürülmeden nakdi sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırımı yapılması TTK 462 maddesine aykırılık teşkil eder.
Davacı ortak, şirketin mali açıdan sermaye artırımına ihtiyacı bulunmadığı halde azınlığı dışlamak ve pay oranlarını düşürmek amacıyla nakdi sermaye artırımı kararı alındığını ileri sürerek genel kurul kararının iptalini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, şirketin sermaye kaybının bulunmadığını ve TTK 462 uyarınca iç kaynaklar sermayeye dönüştürülmeden nakdi sermaye taahhüdü yoluyla artırıma gidilemeyeceğini belirterek davayı kabul etmiştir. Yargıtay, alt mahkemelerin hukuki değerlendirmelerini yerinde bularak bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararını onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/3352 E. , 2026/268 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/635 Esas, 2025/581 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/184 E., 2023/1268 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı katılma yoluyla davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin ise reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ... Group şirketler grubunun iştirak şirketlerinden biri olup, dava dışı ... Yapı ve Malzemeleri Tic. A.Ş.'nin şirketler grubunun ana şirketi olduğunu, dava dışı ... Fabrikası A.Ş.'nin de davalı şirket gibi ana şirket olan ... A.Ş.’nin bağlı iştirakleri olduğunu, tüm şirketlerin aynı ailenin yönetim ve idaresinde olduğunu, müvekkilinin davalı şirketin A grubu hisse senedi sahibi ortağı ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduğunu, 30.12.2022 tarih ve 10737 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısının 19.01.2023 tarihinde yapılacağının ilan edildiğini, belirlenen gündem ve toplantı çağırısının ortaklara tebliğ edildiğini, akabinde belirlenen tarihte 2023 yılı olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmışsa da gündemin 4 numaralı maddesinde yer alan sermaye artırımına ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 376. maddesinde aranan şartların oluşmadığını, davalı şirketin faaliyet zararının söz konusu olmadığını, nitekim sermayenin 1/2’sinin karşılıksız kalmadığı ve borca batıklık halinin de bulunmadığının yeminli mali müşavir raporu ile tespit edildiğini, davalı şirketin sermaye artırımına ihtiyacı yokken sırf azlığı dışlamak ve ortakların paylarını düşürmek, ortakları ek maddi külfet altına sokmak için bu kararın alındığı ileri sürerek davalı şirketin 19.01.2023 tarihinde yapılan 2023 yılı olağanüstü genel kurul toplantısının 4. maddesine konu sermaye artırımına ilişkin kararın, öncelikle ve ivedilikle işbu dava sonuçlanıncaya kadar icrasının durdurulması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı şirketin 19.01.2023 tarihinde yapılan 2023 yılı olağanüstü genel kurul toplantısının 4. maddesine konu sermaye artırımına ilişkin kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin genel kurulunun başta 6102 sayılı TTK olmak üzere ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde kanuna ve usule uygun bir şekilde yapıldığını, müvekkili şirketlerin mali tabloları incelendiğinde sermaye artışının müvekkili şirketin gelecekte mali açıdan sıkıntı yaşamaması için zorunlu olduğunu, davacının 6102 sayılı TTK'nın 376. maddesindeki şartların oluşmadığı yönündeki değerlendirmesinin hukuki dayanağı bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından yapılan sermaye artırımının davacıya zarar verme kastı ile yapılmadığı gibi dürüstlük kuralına da uygun olduğunu, sermaye artırımının azınlıkta kalan ortakların pay oranlarının düşürülmesi amacıyla da yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 19.01.2023 tarihli olağanüstü genel kurulda şirketin sermaye artırma gerekçesi olarak sermayenin yetersiz kalmasına dayanılmış ise de alınan bilirkişi raporundan 30.09.2022 tarihi itibariyle işletme sermayesinin yeterli olduğu, sermaye kaybının olmadığı, öte yandan 6102 sayılı TTK'nın 462. maddesinde belirtilen iç kaynaklardan oluşan unsurların sermayeye eklenmeden, sermayeye dönüştürülmeden sermaye taahhüt edilmesi yoluyla artırıma gidilemeyeceği, artırılması öngörülen miktarın sermayeye eklenecek iç kaynaklardan az olması nedeniyle nakdi sermaye taahhüdüne gidilmesinin yasal mevzuata uygun olmadığı gibi, 30.12.2022 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen gündemde 31.12.2022 tarihli tespitlerin yer almasının da mümkün olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 19.01.2023 tarihli genel kurulunda alınan 4 numaralı kararın iptaline karar verilmiş, hüküm, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, mahkemece genel kurulun 4 nolu kararının iptaline karar verilerek dosyadan el çekildiği ve İlk Derece Mahkeme karar tarihinden itibaren iptal kararının hüküm ve sonuç doğuracağı da nazara alındığında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmediğinden bahisle İlk Derece Mahkemesinin kaldırılmasına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Katılma yolu ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; temyiz istemi, geçici hukuki korumalar kapsamında kalan ihtiyati tedbir talebi ile ilgili Bölge Adliye Mahkemesi kararına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin, geçici hukuki korumalara ilişkin kararları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 394. maddesinin beşinci fıkrasına göre kesin olup, aynı kanunun 362. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince temyiz edilemez. Bu durumda, Bölge Adliye mahkemesinin İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı yapılan istinaf başvurusu hakkında verdiği kararın temyizi mümkün olmadığından, davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle katılma yolu ile davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, 19.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi2024/635 E.2025/581 K.Esastan ret
- ilk dereceSamsun Asliye Ticaret Mahkemesi2023/184 E.2023/1268 K.Davanın kabulü ile genel kurulun 4 numaralı kararının iptali
- m. 376· İlk Derece/BAM: Şirketin sermaye kaybı veya borca batıklık durumunun bulunmadığının ve TTK 376 koşullarının oluşmadığının tespiti
- m. 462· İlk Derece: Bilançoda sermayeye eklenecek iç kaynaklar mevcutken, bunlar sermayeye dönüştürülmeden nakdi sermaye taahhüdü yoluyla artırıma gidilemeyeceği gerekçesi
- anonim şirket
- sermaye artırımı
- iç kaynaklar
- nakdi sermaye taahhüdü
- genel kurul kararının iptali
- azınlık hakları