TTK 484: Anonim Şirketlerde Eski İlmühaberler İade Alınmadan Çıkarılan Mükerrer İlmühaberlerin Geçersizliği
Anonim şirketlerde, mevcut hisse senedi ilmühaberleri usulüne uygun şekilde geri alınmadan, iptal edilmeden veya hukuki bir gerekçeye dayanmaksızın mükerrer olarak çıkarılan yeni ilmühaberler geçersizdir.
Davacı ortak, elindeki eski pay ilmühaberleri şirket tarafından iade alınmaksızın mükerrer ve usulsüz şekilde yeni ilmühaberler basıldığını ve bu mükerrer ilmühaberlerin banka alacağı nedeniyle şirket kasasında haczedildiğini ileri sürerek geçersizliklerinin tespitini istemiştir. İlk derece mahkemesi, eski ilmühaberlerin usulüne uygun şekilde toplanıp iptal edilmeden yeni yönetim kurulu kararlarıyla basılan ilmühaberlerin TTK hükümlerine aykırı ve geçersiz olduğuna karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay bu kararı hukuka uygun bularak onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/6713 E. , 2025/4636 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI :2024/778 Esas, 2024/1916 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI :2023/101 E., 2024/32 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin ortağı olan müvekkili ve diğer ortaklara ilişkin payların, nama yazılı senede bağlanmamış pay niteliğinde olduğunu, şirket yönetim kurulunun 25.02.2005 tarihli kararı ile 15.000.000 TL tamamı ödenmiş, 15.000.000 adet hissenin ilmühabere bağlanmasına ve çıkarılmasına karar verildiğini, müvekkilinin halen şirketteki ortaklık sıfatını belgeleyen bu ilmühaberlere sahip ve zilyet bulunduğunu, bu ilmühaber teslimi dışında bugüne kadar şirket ortağı müvekkiline hiçbir yeni ilmühaber teslim edilmediğini ve müvekkilinin elindeki ilmühaberi şirkete iade etmediğini, müvekkilinin elinde işbu ilmühaber varken davalı şirket tarafından hiçbir hukuki dayanağı olmadan, mükerrer şekilde usul ve yasaya aykırı olarak yeni ilmühaberler basıldığını, dava dışı Ziraat Bankası A.Ş. tarafından da müvekkilinin hisselerine ilişkin olduğu iddia edilen bu ilmühaberlerin davalı şirket kasasında fiilen el konularak haczedildiğini, satış işlemlerine başlandığını, müvekkilinin de borçlular arasında bulunduğu icra takibi başlatıldığını, alacaklı bankanın talebi üzerine müvekkilinin davalı şirket nezdindeki hisseleri üzerine haciz konulmasına karar verildiğini, davalı şirket tarafından gönderilen haciz müzekkerelerinin/kararlarının iptali için şikayet davaları açıldığını, müvekkili tarafından da icra dairesince yapılan usulsüz hacizlere ilişkin kararların ve haciz işlemin iptalinin talep edildiğini, davalı şirket tarafından açılan memur muamelesi şikayet davalarının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedildiğini, açılan davalardan bir tanesinin lehlerine sonuçlandığını, diğer ikisinin halen derdest olduğunu, müvekkilinin davalı şirket nezdindeki hisselerini 2015 yılında üçüncü bir kişiye sattığını ancak davalı şirketin ana sözleşmesindeki hükümlere dayanarak bu satış işlemine onay vermediğini, Ziraat Bankası'nın 09.09.2016 tarihinde icra dosyası üzerinden müvekkilinin davalı şirket nezdindeki hisselerinin fiili haczi için tekrar haciz talebinde bulunduğunu, .../...'de bulunan bir adrese hacze gidildiğini ve kasada müvekkili adına sözde çeşitli tarihlerde bastırılmış ilmühaberler bulunduğunu, icra dairesince fiilen el konularak haciz işlemi yapıldığını, daha sonra davalı şirketin bu haczi şirket kayıtlarına işlediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kıymetli evrak özelliği göstermeyen, davalı şirket tarafından tek yanlı olarak usul ve yasaya aykırı şekilde basılan, müvekkiline teslim edilmeyen, mükerrer çıkarılan ilmühaber isimli icra kasasında bulunan kağıtların geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; hukuk literatüründe “nama yazılı senede bağlanmamış pay” diye bir kavramın bulunmadığını, senede bağlanmış ya da senede bağlanmamış pay kavramının söz konusu olabileceğini, payların senede bağlanmadığında "... .." adını aldığını ve pay defterine kayıtlı olduğunu, davacının hem payların nama yazılı senede bağlanmamış pay olma özelliğini olduğunu ileri sürüp hem de elindeki ilmühaber ile şirkete ortak olduğunu belirtmesinin çelişkili olduğunu, iddianın aksine, müvekkili şirketin paylarının çıplak pay olmayıp nama yazılı olduğunu ve bu payları temsil eden hisse senetleri ile ileride değiştirmek üzere ticaret kanunları, ana sözleşme gereklilikleri hükümlerince ilmühaberlerin çıkarıldığını, davacının müvekkili şirketteki hisselerini dava dışı ...’na sattığını, aralarında yaptıkları hisse devir sözleşmesinde tarih bulunmadığını, ilmühaber çıkarmanın yolunun belli olduğunu, sermaye arttırımının bunun usullerinden biri olduğunu ve kanunda düzenlendiğini, geçmişte ilmühaberlerin yenisi çıkarıldığında eskilerinin iptal edildiği yönetim kurulu kararlarında davacının da imzasının bulunduğunu, yeni ilmühaber çıkınca eskisinin iptalini yasaklayan bir hükmün mevzuatta bulunmadığını, ilmühaberlerin yasa ve mevzuata uygun şekilde çıkarıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda ilmühaberlerin değişimi için davacının nama yazılı pay sahibi olması sebebiyle taahhütlü mektupla bilgilendirildiğine ilişkin bir tespite ulaşılamadığı, davacının sahibi olduğu A Serisi 1.650,00 TL tutarlı ilmühaberin teslim alınarak daha sonra çıkarılan ilmühaberlerin teslimine ilişkin bir tutanak veya benzeri bir bilginin de dava dosyası içerisinde yer almadığı, ilmühaberlerin iptal işleminin herhangi bir yönetim kurulu kararına bağlanmaksızın ve tutanak vb. bir belge düzenlenmeksizin doğrudan ilmühaberlerin üzerine bir yöneticinin yazdığı not ile yapıldığı, bir şirketi temsilen yapılacak en basit işlemlerde bile şirket kaşesi üzerine söz konusu işlem konusunda şirketi temsile yetkili kişilerin imzasının arandığı bir durumda, davalı şirketin sermayesini temsil eden ilmühaberlerin iptalinin bir kişinin el yazısıyla ve ilmühaberin üzerine not düşülmek suretiyle yapılmasının anlamlı ve makul olmadığı, davalı şirketin sermayesinin artırılmasına ilişkin 15.03.2006 tarihli olağan genel kurul toplantısının 10 numaralı gündem maddesinde alınan kararda mevcut ilmühaberlerin iptal edilerek nama yazılı hisse senetleri ile değiştirilmesine karar verildiği, huzurdaki dava dosyası içerisinde davalı şirketin ilmühaberlerinin iptal edilerek nama yazılı hisse senetlerinin çıkarıldığı konusunda hiçbir bilgi yer almadığı gibi aksine her bir sermaye artırımı sonrasında yeni ilmühaberlerin çıkarılmasına devam edildiği, şirket yönetiminin söz konusu genel kurul kararı çerçevesinde mevcut ilmühaberleri 16.408.822,02 TL tutarındaki sermayeyi temsilen çıkarılacak nama yazılı hisse senetleri ile değiştirmediği, bu itibarla mevcut ilmühaberlerin iptal edilerek yeni ilmühaber basılmasının işbu genel kurul kararına da aykırı olacağı yönünde görüş bildirildiği, davalı şirketin davacının elinde bulunan ilmuhaberleri geri almadan 25.05.2006 tarih 41 sayılı, 20.05.2010 tarih 115 sayılı, 10.01.2013 tarih 1 sayılı, 10.01.2014 tarih 1 sayılı yönetim kurulu kararları ile çıkardığı ilmuhaberlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(TTK) 484 ve devamı maddelerindeki hükümlere uygun olarak çıkarılmış geçerli ilmuhaberler olduğundan söz etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirket yönetim kurulu tarafından 25.05.2006 tarihli 41 sayılı, 20.05.2010 tarihli ve 115 sayılı, 10.01.2013 tarihli ve 1 sayılı ve 10.01.2014 tarihli ve 1 sayılı yönetim kurulu kararları ile çıkartılan 3.672.870,46 TL değerindeki ilmuhaberlerin geçersizliğinin tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmadığı, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, TTK hükümlerine aykırı olarak mükerrer şekilde çıkarıldığı iddia edilen ve icra kasasına alınan davacı hissesine ilişkin ilmühaberlerin geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi2024/778 E.2024/1916 K.Esastan ret
- ilk dereceManisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)2023/101 E.2024/32 K.Davanın kabulü
- anonim şirket
- ilmühaber
- hisse senedi
- mükerrer pay
- gecersizlik tespiti
- sermaye artirimi
- pay haczi