Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
TTK 490, 494: Nama Yazılı Pay Devrinde Zımni Onay ve Pay Defterine Kayıt
Esas2025/967E.Karar2025/5967K.
OnamaOy birliği
Karar Özü
Anonim şirketlerde bağış suretiyle devredilen nama yazılı payların tescili talebinin şirkete bildirilmesinden itibaren üç ay içinde reddedilmemesi halinde, TTK 494/3 uyarınca devir şirket tarafından zımnen onaylanmış sayılır ve pay defterine kaydı zorunludur.
Özet
Davacı, dava dışı bir kişiden bağış yoluyla devraldığı nama yazılı payların şirket pay defterine kaydedilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, şirkete yapılan bildirime 3 ay içinde ret yanıtı verilmediğinden TTK m. 494/3 uyarınca devrin onaylanmış sayıldığını belirterek davanın kabulüne karar vermiş; BAM bu karara yönelik istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, alt derece mahkemelerinin kararını isabetli bularak onamıştır.
Karar Metni8.707 karakter
11. Hukuk Dairesi 2025/967 E. , 2025/5967 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/933 Esas, 2024/1948 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/422 E., 2022/223 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket sermayesinin tamamının ödendiğini, paylarının nama yazılı olduğunu, pay senedi bastırılmadığını, dava dışı ...'ın davalı şirketteki 120.000 adet sermaye payını 14.12.2020 tarihli bağış sözleşmesi ile müvekkiline devrettiğini, pay devrinin davalıya bildirilerek pay defterine müvekkili adına kaydının istendiğini, ihtarnamenin 02.04.2021 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiğini ve 3 ay geçtiği halde kadar herhangi bir işlem yapılmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 494/3 hükmü uyarınca pay devrinin onaylanmış sayıldığını, paylarını devreden ... 08.01.2021 tarihli noter kanallı ihtarnamesi ile bağıştan rücu ettiğini bildirmiş ise de sonrasında 23.03.2021 tarihli ihtarname ile rücudan rücu ettiğini, bağış sözleşmesinin hala geçerli olduğunu aynı tarihte davalı şirkete e-tebliğ ile bildirildiğini, en son yapılan bu bildirimden itibaren de 3 ay geçtiğini, ancak bağışlanan payların hala müvekkili adına pay defterine kaydedilmediğini ileri sürerek 14.12.2020 tarihli bağış sözleşmesi ile gerçekleştirilen pay devrinin, davalı şirket yönetim kurulunca onaylanmış sayıldığının tespiti ile 120.000 adet payın pay defterine kaydedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 14.12.2020 tarihli bağış sözleşmesinin müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, adı geçenin rücu ihbarının tebliğinin sağlandığını, bağış sözleşmesinin tebliğ edildiği tarihte dava dışı şirkete ilişkin bir evrakın tebliğ edilmiş olduğu hususlarına müvekkili şirketin 31.03.2021 tarihli genel kurul toplantısında yer verildiğini, bağış yapanın iradesinin sakatlandığını, pay devrinden kısa bir süre sonra doktor raporu alınarak noter kanalıyla bağıştan rücu edilmesine göre davacının TTK'nın 494/3 hükmüne dayanamayacağını, bağışlayanın iradesinin davacı tarafından sakatlandığının rücü bildirimi içeriğinden de anlaşılabileceğini, her ne kadar sonrasında tekrar rücudan rücu edilmiş ise de bu sefer doktor raporu bulunmadığını, iptal hakkının bozucu yenilik doğruan bir hak olması nedeniyle tükendiğini, dolayısıyla artık 23.03.2021 tarihli ihtarnamenin kabul edilemeyeceğini, kaldı ki, 31.03.2021 tarihli genel kurul toplantısı hazır bulunanlar listesinde davacının dava konusu pay kaydına ilişkin talebinin cevaplanarak pay kaydı yapılmadığını, dolayısıyla müvekkili şirketin cevap vermediği iddiasının doğru olmadığını, rücüdan rücu bildirimi ile davacı adına kaydedilebilecek pay kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bağış işleminin iptaline ilişkin bir işlem yapılmadığı, payını bağışlayan dava dışı ... tarafından bağıştan sonra rücu edildiği, akabinde rücusundan da rücu ettiği, anonim şirkette nama yazılı pay devrinin, TTK'nın 490. maddesinde belirtildiği gibi herhangi bir sınırlama veya şarta tabi tutulmadığı, somut olayda nama yazılı payların noterde bağış suretiyle devredildiği, bağışlama sözleşmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 285 vd. maddelerinde düzenlendiği, şirket pay senetlerinin devri için özel bir merasim öngörülmediği, bağışlayan pay sahibinin, ehliyetsizliği veya irade fesadı gibi bir nedenle devri geçersiz kılacak bir girişiminin bulunmadığı, noterde düzenleme şeklinde yapılan pay bağışının geri alınması için TBK'nın 295. maddesinde düzenlenmiş bir şart da ileri sürülmediği, davacının devraldığı payların tescili için davalıya 02.04.2021 tarihinde tebliğ yapıldığı, buna karşı bir ret kararı verilmediği, 3 aylık sürenin bitimi ile TTK'nın 494/3 hükmü uyarınca onaylanmış sayıldığı, bağışlayanın rücu talebini geri aldığı ihtilafsız olan, geçerli bir şekilde devredilen payların şirket pay defterine bu koşullarda kaydedilmesi gerekirken, davalı şirket tarafından bunun yapılmamasının hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı ...'ın Pay Bağış Sözleşmesi ile davalı şirkette kendi adına kayıtlı 120.000 adet payını bedelsiz olarak tüm hak ve borçları ile birlikte ve şartlı olarak davacıya devrettiği, bundan sonra adı geçenin, pay bağış sözleşmesini yanılgıya düşerek imzaladığından bahisle pay bağış sözleşmesinden rücu ettiği, işlemin yok hükmünde olduğu beyanını içerir 08.01.2021 tarihli noter ihtarnamesini keşide ederek davacı ile davalı şirkete gönderdiği, 23.03.2021 tarihli noter ihtarnamesi ile de "08.01.2021 tarihli bağıştan rücu bildiriminin haksız ve geçersiz olduğunu, bu bildirimin nazara alınmamasını, pay bağış sözleşmesinin geçerli ve ayakta olduğunu, şirket pay defterine bu işlemin kayıt edilmesini" davacı ile davalı şirkete bildirdiği/ihtar ettiği, ihtarnamenin davalı şirkete 23.03.2021 tarihinde tebliğ edildiği, 15.12.2020 tarihli ihbarnamenin ekinde 14.12.2020 tarihli pay bağış sözleşmesinin bulunduğu, bu ihbarnamenin davalıya 02.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği, bu tarihten itibaren davalı şirket tarafından davacıya pay devrinin onaylanmadığına dair bir bildirim yapılmadığı, davalı şirket tarafından nama yazılı payların senede bağlanmadığı, çıplak pay niteliğinde olduklarından noter senedi ile devrin mümkün olduğu, davalı her ne kadar 31.03.2021 tarihli genel kurul toplantısında davacı talebine cevap verildiği ileri sürmüş ise de toplantının ihtarnamenin tebliğ tarihinden önce yapıldığı, dava dışı ... tarafından payların davacıya şartlı bağışlandığı, bağışlayanın bağıştan ancak bu şartlara uyulmaması halinde rücu edebileceği, bağışlayan ... 08.01.2021 tarihli ihtarnamede hata sebebiyle iradesi sakatlanmış olduğundan bağışlama sözleşmesinden rücu ettiğini beyan etmiş ise de, bundan sonra taraflara gönderdiği 23.03.2021 tarihli ihtarname ile bağış sözleşmesinin geçerli olduğunu bildirdiği, kaldı ki hata iddiasının saikte hataya ilişkin olduğu ve saikte hatanın TBK'nın 32. maddesi uyarınca esaslı hata kabul edilmediği, pay bağış sözleşmesinin geçerli ve ayakta olduğu, pay bağışının geçerli olduğunun bizzat bağışlayanca kabul edilmesi karşısında davalının, dava dışı ...'ın pay bağışından rücu ettiği ve rücudan da rücu edemeyeceğine dair bir iddia ile pay devrine onay vermemesinin mümkün olmadığı, dava dışı ... tarafından düzenlenen 23.03.2021 tarihli ihtarname sırasında alınan sağlık kurulu raporu ile temyiz kudretini haiz olduğunun belirlendiği, bu raporun adı geçenin kısa bir süre önce imzaladığı pay bağış sözleşmesini imzalarken de da temyiz kudretine sahip olduğunu gösterdiği, bağışlayan ve bağışlanan arasında pay bağış sözleşmesinin geçerliliği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığından bu davada davacı tarafından dava dışı ...'a husumet yöneltilmesinin gerekmediği, davanın mahiyeti gereği maktu harca tabi olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, anonim şirket pay devrinin, şirket yönetim kurulunca onaylanmış sayıldığının tespiti ile devrin pay defterine kaydedilmesi taleplerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 06.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Alt Mahkeme Zinciri
- bamİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi2022/933 E.2024/1948 K.İstinaf başvurusunun esastan reddi
- ilk dereceİstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi2021/422 E.2022/223 K.Davanın kabulü
TTK Atıfları (2)
Diğer Mevzuat
6098 sayılı TBK m. 326098 sayılı TBK m. 2856098 sayılı TBK m. 2956100 sayılı HMK m. 353/1-b-16100 sayılı HMK m. 370/16100 sayılı HMK m. 372
Etiketler
- anonim şirket
- nama yazılı pay
- pay devri
- pay defterine kayıt
- bağışlama
- zımni onay
Bağlı TTK Maddeleri