TTK 493: Anonim Şirketlerde Nama Yazılı Payların Devri, Bağlam Hükümleri ve Kaçış Klozunun (Öncelik Hakkı) Kullanım Usulü
Anonim şirketlerde esas sözleşmesel bağlam hükümleri uyarınca (kaçış klozu kapsamında) şirketin kendi veya diğer pay sahipleri lehine öncelik hakkını kullanabilmesi için, bu yöndeki iradesini ancak pay devrinin onaylanması talebinin reddi ile birlikte açıkça ileri sürmesi zorunludur.
Davacı, dava dışı ortaktan devraldığı nama yazılı anonim şirket paylarının şirket pay defterine tescilini talep etmiştir. Davalı şirket; sermaye borcunun ödenmediği, paylar üzerinde haciz bulunduğu ve şirketin devri onaylamadığı gerekçeleriyle talebi reddetmiştir. İlk derece mahkemesi, teminat istenmemesinin ve takip alacaklısının itirazı olmamasının devrin deftere işlenmesine engel olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. BAM ve Yargıtay, TTK 493/1 uyarınca şirketin kaçış klozunu kullanabilmesi için bu hakkı ret kararıyla birlikte bildirmesi gerektiğini vurgulayarak hükmü onamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/1557 E. , 2025/6817 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1241 Esas, 2025/140 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/513 E., 2023/311 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.11.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... fer'i müdahil vekili Avukat ..., davalı vekilleri Avukat ..., Av. ... Kendirli dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket hissedarı olan dava dışı ...'in davalı şirkette %25 oranında paya sahip olduğunu, 20.03.2021 tarihli hisse devir sözleşmesiyle %12.5 hissesini müvekkiline devrettiğini, hisse devrinin şirket kayıtlarına işlenmesi amacıyla gönderdiği ihtarnameyi, davalı şirketin "17.09.2015 tarihli genel kurul toplantısında sermaye artırımına gidildiği ancak ... tarafından taahhüt edilen sermayenin ödenmediği, dolayısıyla bedeli ödenmemiş payların şirket onayı olmadan devrinin mümkün olmadığı, ... aleyhine ortaklıktan çıkarma davası açıldığı, bu sebeple pay durumunun netlik kazanmadığı, ...'in şirkette bulunan hisselerine haciz konulduğu, haczin pay defterine işlendiği, Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirildiği için bahse konu pay devrinin kabul edilemeyeceği ve şirket defterlerine işlenmeyeceği" hususlarını belirterek kabul etmediğini, ancak bu sebeplerin pay devrine engel olmayacağını, 10.03.2021 tarihli hisse devri sözleşmesi kapsamında hissedar ...'e ait %12,5 oranındaki 1.437.500,00 TL sermayeye denk gelen 57.5000 adet payın 1.437.5000,00 TL bedel ile müvekkiline kanuna ve usulüne uygun devredildiğinin tespitine bağlı olarak 10.03.2021 tarihli hisse devir sözleşmesi uyarınca pay devrinin şirket kayıtlarına işlenmesi gerektiğini ileri sürerek pay devrinin şirket kayıtlarına işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı ...'in şirketi ve şirket yetkililerini sindirmek ve korkutmak amacıyla davacıya hisselerinin devrine ilişkin muvazaalı işlemlerde bulunduğunu, aralarında gerçek bir devir yapılmadığını, davacının iddia ettiği pay devrinin kanuna ve şirket esas sözleşmesine göre geçersiz olduğunu, ...'in sermaye arttırımından kaynaklı sermaye taahhüdünü ödemediğini, esas sözleşmede şirket hisselerinin şirketin onayı olmaksızın devredilemeyeceğinin düzenlendiği, devrin onaylanmadığını, davacının devir aldığını beyan ettiği ... hisseleri üzerinde haciz şerhi bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça hisse devrinin muvazaalı olduğunun ispat edilemediği, bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı paylar hakkında, şirketin sadece devralanın ödeme yeterliliği şüpheli ise ve şirketçe istenen teminat verilmemiş ise onay vermeyi reddedebileceği, davalı şirketin davacının devri yapılan payın, pay defterine tescili hususunda yaptığı müracaat üzerine, davacıya ödeme yeterliliğinin şüpheli olduğu ve bu nedenle paya denk gelen pay bedeline karşılık teminat verilmesi istemine ilişkin herhangi bir karar ve ihtaratta bulunulmadığı, salt devre konu pay bedelinin ödenmemiş olmasının pay devrinin pay defterine tescilini engellemediği, anonim şirketlerdeki ortakların nama yazılı paylarının haczedileceği, haczedilen payların devrinin alacaklının haklarını ihlal ettiği oranda geçersiz olacağı, borçlu veya üçüncü kişinin borçlu ile payı devralan arasındaki tasarrufun geçersiz olduğunu iddia edemeyeceği, ancak takip alacaklısının pay devrinin haklarını ihlal ettiği oranda geçersiz olduğunu ileri sürebileceği, dava dışı takip alacaklısı şirket tarafından devrin geçersizliğine dair iddia ve talepte bulunulmadığından devre konu paya haciz konulmuş olmasının davalı şirketin payın devri onaylanmamasının gerekçesi olarak gösteremeyeceği, payın üzerindeki haciz şerhi ile birlikte devrin gerçekleştirilerek pay defterine tescili gerektiği, davacı tarafından pay devrinin pay defterine tescili istemi üzerine, davalı şirketin makul süre içerisinde veyahutta en geç dava tarihinden önce payları kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına gerçek değeri ile almayı önerdiğine dair herhangi bir iddia ve kanıt sunulamadığı, davalı şirket esas sözleşmesinin 6. maddesinde nama yazılı pay senetlerinin devrinin şirketin onayına bağlandığına dair düzenleme bulunmakta ise de işbu düzenlemede somut olarak payı devralacak kişilerde bulunması gereken niteliklere ilişkin herhangi bir düzenleme olmadığı, devri yapılan paya ilişkin ortaklıktan çıkma davası veyahutta şirket genel kurulu tarafından alınan kararlara ilişkin iptal davası açılmış olmasının ancak işbu davalarda pay devrinin tedbiren durdurulması halinde pay devrinin yapılmasına engel teşkil edebileceği, söz konusu dava dosyalarında davaya konu paya ilişkin herhangi bir tedbir kararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket tarafından pay devrine ilişkin sözleşmenin muvazaalı olduğunun ispatlanamadığı, davalı şirket yönünden pay devrinin şirket kayıtlarına tesciline ilişkin haklı ret sebebinin bulunmadığı, şirket tarafından dava tarihinden önce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 493/1 hükmü çerçevesinde payın devir alınması hakkının kullanılmadığı, devrin geçersizliğine dair ileri sürülen bir iddia ve talep bulunmadığı, payın üzerindeki haciz şerhi ile birlikte devralana devrin gerçekleştirilerek pay defterine tescil edilebileceği, payın devir ve tesciline engel oluşturacak tedbir veya karar mevcut olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, anonim şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklı payın devrinin şirket kayıtlarına işlenmesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, TTK'nın 493/1 hükmü uyarınca kaçış klozunu kullanmak isteyen davalı şirketin öncelik hakkını ancak pay devrinin onayı talebinin reddiyle birlikte kullanmasının gerekmesine ve davalı şirket tarafından öncelik hakkının bu çerçevede kullanılmamış olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
- bamİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi2023/1241 E.2025/140 K.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine
- ilk dereceİzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi2021/513 E.2023/311 K.Davanın kabulüne
- anonim şirket
- pay devri
- pay defterine tescil
- kaçış klozu
- öncelik hakkı
- bağlam hükümleri
- nama yazılı pay
- hacizli payın devri